Bask, Filistin ve İrlanda’daki kurtuluş hareketleri arasında siyasi akrabalık olduğu için birbirlerinin mücadelesini sanki kendi davaları gibi sahipleniyorlar. Bu gruba Katalonya ve Endülüs de kısmen dahil edilebilir ancak onlar bir tık uzakta kalıyor bu üçlüye göre.
Şampiyonlar Ligi’nde Celtic’ten sonra böyle bir protestonun yapılması şok önemliydi ve Real Sociedad, Bask’ta politik olarak görece ılımlı bilinen bir kulüp ve taraftar yapısına sahip olmasına rağmen geri durmamışlar eylemden.
📢Hamas'ın yaptığı ilkesel olarak yerinde ve dahiyane ama usul ve şekil açısından yanlışlarla doluydu. Senelerdir toprakları ellerinden zorla alınan ve topraklarını onlardan alan İsrailli sivilerin her nevi uzi ve bomba taşıma, istediği adamın evine girme hakkı varken travma noktasına getirilmiş bir toplumun fertlerinden savaş kurallarına göre oynamasını bekleyemezsin.
İsrail'de bir filistinliysen köpek ol daha iyi. Evine çöker arsanı alır çocuğunu sebepsiz tuttuklar. Evine yerleşen bir Fas Yahudi yerleşimci asla sivil değildir. İsrail halkı 57 yaşına dek askerlikle yükümlü olduğu için bir kere kanunen sivil olamaz, yerleşimcilerse hiç değildir ama o yerleşenlere cesaret veren politikacılar ve onların sürekli gazladığı halk, bu yaptığının en çok kendisine zarar vereceğini anlayıp bir toplumu apartheid altına alıp kolonize etmenin ne olduğunu ancak böyle anlayabilirdi.
Dresden şehrinde Almanlar başlarına İngiliz bombaları yiyip sabaha yanmış bir şehirde uyandığında biz ne yaptık demişlerdi. Berlin'e giren Ruslar alman kadınlarını çerez niyetine tecavüze tabi tuttuğunda da biz ne ettik kendimize demişlerdi. Almanların mahfolmuş hâlde terk ettikleri ve Ruslara bıraktıkları Königsberg şehri, Nazilere en büyük desteği veren tulum oy oranları ile biliniyordu.
Demokratik tercihler ve yükseltilmiş duygular hükümetleri,en katil hükümetleri seçtirir ve bunu seçen siviller oy kullanıp sonra da masum gibi yaşayamazlar. Suçludurlar.
Filistin'de 1967 sınırlarının sürekli işgal edilmesine karşı ses çıkaran insaflı Yahudiler bile İsrail'de hapis yatıyorlar. Katliam, suç, terör sadece silahla olmaz. Terörü devlet eliyle yapan katilleri seçen o teröre ortaktır. İsrail'in başına da gelenler bundan farklı değildir
Tel Aviv, Hayfa, Eilat gibi dedelerinin helal paralarıyla satın alıp yerleştikleri topraklarda barışçıl halde yaşayabilirlerdi ama onlar Batı Şeria'yı işgal ettiler. Doymayan toprak hırsı, bitmeyen irredantizm toplumların sonunu getirir. Bir coğrafyada kuvvet zoruyla ayakta kalamazsınız. Kalsa Sovyetler kalırdı.
Artık zamanın ruhu değişti. 1950'ler ve 60'lardaki vur ensesine al lokmasını insan tipi yok artık. ABD'den uydu görüntüleri alıp düşmanlarını beleşe vuran "yenilmez İsrail ordusu" da yok. Uydu artık parayı verenin hizmetinde. Çin yapıyor, Kuzey Kore yapıyor, İran yapıyor. Artık savaşların paradigması değişti. Teknolojiye erişim arttı, bilginin güç olduğu farkedildi. Birine vurup malını, toprağını aldığında sana cevap vermiyorsa cevap hakkını saklı tutuyor demektir.
1948'den beridir verilmemiş binlerce cevap var. İsrail halkı sivil ölmesini istemiyor ama sürekli toprak kazanmak istiyor. 1948'de kurulalı beri büyüdü. Yetmedi, 1967'de büyüdü, beğenmedi, suyumuz yetersiz dedi, Suriye'den sulak Golan tepelerini aldı. Yetmedi Batı Şeria'nın taşlık arazilerinde hayatta kalmaya çalışan Filistin köylüsünün arazilerini işgal etti, olimpik yüzme havuzlu son derece lüks yerleşim merkezleri inşa edip oradan buradan gelen insanlara verdi.
Bunların hiçbiri sivil bir toplumun ve seçtiği sivil bir hükümetin yapacağı barışçıl işler değil. Rüzgâr ekiyor fırtına biçiyor sonra da masumuz diyorlar. Siyonizm ve masumiyet aynı bedende bulunamaz. Siyonist olmayan Musevilere selam olsun, olanlar da 1945 Berlin halkı gibi biz nerede hata yaptık diye düşünmeye şimdiden başlasın. Dünya değişti beyler. Ayrıca sürekli hain Filistinli ezberini söyleyenlere de şunu diyeyim. Hainin çocuğu kahraman olabilir, kahramanın çocuğu da hain. İsrail'le el sıkışan ve topraklarını satan dedeleri gibi yapmıyorlar. Dün de direnişteydiler bugün de direniyorlar. Direnişin savaş kuralları yoktur. Adına terörist denilen ve meşruiyet dairesi dışında bırakılıp şehirleri gasp edilmiş bu insanlardan merhametli savaş etiği beklemeyin.
Onlara merhamet öğretilmedi. 4 nesildir kan içip zıkkım yediler. Aşağılandı, ezildiler. Dedelerinin cezasını hiçbir millet onlar kadar ödemedi. Yaptıkları şey meşrudur ama usul ve şekil yanlıştır. Musevilik barışçıldır siyonizmse saf ırkçılık!
Bas bas bağırdınız adaletsizliklere karşı tek cümlesi olamamış insanlara gavsı saniler mi efendim hazretler mi demeler.
Diğerlerinden fark şu. Onlar inandıkları şeyde hala samimi, fakat sen değilsin.
Birkaç milyarderin denizaltında boğulmaması için günlerdir medya haber yapıyor, arama kurtarma ekipleri seferber ediliyor vs.
Birkaç yıldır sayısız mülteci botu ise batırılıyor, binlerce insan katlediliyor ve geçiştiriliyor.
Kapitalist sistem ne mi demek? Özeti bu işte.
Türk halkı, layık olduğu gibi yönetilecektir. Hiçbir gerçek bunu değiştiremez. İsviçre ve Norveç gibi yaşamak isteyen ama Suriyeliler gibi yaşayıp Afganlar gibi davranan bu necip millet, hak ettiği yönetimi kucaklamıştır.
Hayırlı olsun.
Sadece görüştüğünü söylemiyorum Erdoğan, sen teröristlerin hamisisin! Madem kanıt istiyorsun, meydan okuyorum sana. Kendi televizyonun TRT’de, bu akşam, yarın ya da Cumartesi günü çık karşıma. Senin teröristlerle işbirliği yapan bir namert olduğunu herkese ispat edeceğim!
Cumhuriyeti tekfir eden zihniyetin talep ettiği ahlak, kadınların sömürüldüğü düzen, Kemalizmin maneviyatsızlığı iddiasıyla geldi. Yetmiş yıldır süren din temelli siyaset, cumhuriyetin fuhşiyat karşıtı yasasından kaçmak için adı fuhuş olmayan fuhuş düzenini irad etti.
Geçmişte defalarca söylediğim gibi ekonomi, eğitim, idare vs. bunların hepsi zor da olsa Türkiye'nin iyi yetişmiş kadrolarıyla düzeltilebilir. Ancak demografik yapı bir kez bozuldu mu, yaratacağı tahribatın geri dönüşü yok. Türkiye sınırları içinde de ikinci bir isim yok ki, icra makamında (içişleri) bulunması hâlinde bu hususta süratle ve hiçbir taviz vermeksizin çalışacağına dair Özdağ'dan fazla güven versin. O nedenle ZP seçmeni olarak, gönül rahatlığıyla oy vereceğim. Hayırlı olsun.
Biz kendi çocuklarımız kadar bu fotoğraftaki çocuğun da geleceğini düşündük... istedik ki hiçbir çocuk aç yatmasın, babalar intihar etmesin, genç kızlar onlyfans açıp kendini, pazarlamak zorunda kalmasın, sevdiği insanla paylaşacağı güzelliğini üç beş kuruşa satmasın, 80 yaşındaki teyzeler pazar bitiminde çürük domates toplamasın, tarikat yurtlarında çocuklara tecavüz edilmesin, kadınları yolda Afganlar taciz etmesin. Ama olmadı. Biliyorum bu kelimeler siyasi tercihinizi değiştirmeyecek, biliyorum siyasetin sol kanadına da oynasanız bu görüntü yine değişmeyecek ama şunu da biliyorum ki Slovakya gibi, Macaristan gibi topraklarından su dışında bir şey çıkmayan ülkelerde bile belirli bir refah sağlanabiliyorsa, çevresi bizden daha büyük düşmanlarla çevrili ülkeler refahı yakalayabiliyorsa bizler de yapabiliriz. Her şeyin sokaklarda olmasını kabul edebilirim. Başıboş göçmen, köpek, çöp ama çocuklar sokakta olmamalı. Sokakta büyüyen bir Türk çocuğu şu afişle yan yana gelmemeli. Afişlerde meydana getirdiğimiz sanal şefkati sosyal adalette yansıtamazsak mutluluk sadece propaganda resimlerinde, devletin kucaklayıcı gücü ise ordunun hangarlarında kalır. Silahlarımızı üretmemiz, milli savunma sanayimiz elbette çok güzel ve onur duyuyorum. Bundan onur duymayanın kanından da ruhundan da şüphe ederim. Sonuna kadar da destekliyorum. Ama bunları inşa ederken bu çocukların kaderlerinden çalmadan yapabilmeliyiz. 1991 yılında resmen yıkıldığı sırada Sovyetlerin hangarında geliştirme aşamasında 300'den fazla çeşit hava aracı, suda giden suikast yunus denizaltıları ve envai çeşit envanter vardı. Bu envanterin hiçbiri Sovyetlerin yaşamasını sağlamadı. Geriye boş bir kasa ve hikayesini bitirmiş bir imparatorluk kaldı. Sovyet halkları 1990'larda çevre ülkelere bavul ticareti ile giderken eski onurlu ve büyük günlerini de geride bırakarak gittiler... Kızılordu madalyonları Beyazıt'ta bir günlük harçlığımla alabileceğim kadar ucuzdu. Türkiye'ye gelen kimi göçmenler altın dişlerini satıyordu. Kimileri profesör, kimileri edebiyatçı ve kimileri de ev hanımı olan o insanlar bu topraklara bir ümitle geldiler ve bize bir ibret olarak Allah onları gösterdi. Gençliğimin en enerjik günlerinde üniversite binamın karşısında onların o koskoca bavulları taşımasını izledim. Mesleği fahişelik olmadığı apaçık belli olan o kadınların utanarak yere bakan gözlerle tramvay yolu kenarında müşteri beklemesini izledim. Kimisi bavulu tükenene dek malını, kimisi bedeni tükenene dek etini sattı... Birçoğumuz onlara "nataşa" dedi. Ahlaksızca kullanılan bu kelimeyle bir terbiyesiz tarafından şarkılar bile yapıldı bu ülkede. Hiçbir tekke, tarikat ve hiçbir zengin o insanlara sahip çıkmadı. Cami cemaatleri gavur da olsa o insanlara sahip çıkıp onları Türklükle kucaklamadı. 1300'lerde Balkanlarda zulümden, fukaralıktan kurtardığımız, kapılarına dervişlerle kumanya bıraktığımız, gavur da olsa şefkati ve Türkün diriltici nefesini verdiğimiz insanları "nataşa yataşağa" diye aşağıladık... Türklüğün adı kaldı. İçi zaten uzun süredir bomboştu.
Şimdi ise sadece silahlara bakarak silahından başka hiçbir şeyi olmayan Sovyetler gibi wargasm ile daha fazla yükselemeyiz. Fazlasını da başarabiliriz. Türk dendiğinde akla artık refah da gelmeli, estetik, temiz şehirler de gelmeli. Bolluk gelmeli, liyakat gelmeli, barış gelmeli. Türk, elini değdirdiği taşı sanat eserine, bastığı çöl ve bozkırı cennete, dokunduğu yetimi öğretmene, alime çevirebilmeli. Aşağıdaki yavrucaklarla dolu bir şehirde yaşayıp bir kere onları satırlarına taşımamış olan ve hala milliyetçiyim diyebilenler darılmasın ama ben burada düz konuşuyorum. Bu görüntü devam ettiği sürece yurt dışına kaçıp Türkiye'nin aleyhine çalışan ve bu toprakların kustuğu her düşmanın eline silahı biz veriyoruz. Seçimde ne yaparsanız yapın ama şu görüntüler bitsin. Çocuğumu bakkala bile göndermeyen ben, 3-5 lira kazanması için onu onca tehdidin, tacizcinin, trafik kazası ihtimalinin, hayvan ısırmasının önüne atabilen bir aileyi de sorguluyorum. Ama buna izin veren ülkeyi ve kurallarını daha fazla sorguluyorum. Çünkü devlet, anadan fazla ana olmasa da babadan fazla baba olmalıdır. Benim gibi düz konuşup sorgulayanlara tepki verenleri, beni sözüm ona mimleyip "muhalif bu" diyenleri görmüyor muyum? Görüyorum. Peki takıyor muyum? Hiç takmıyorum. Çünkü milli hislerle konuşan kimsenin Allah'tan ve esir ülke olmaktan başka korkusu yoktur.
Milletlerin bayrakları düşmeden önce ahlak düşer, liyakat düşer, sosyal adalet düşer. Bayrak aslında en son düşendir. Siz sanırsınız ki bayrak düşünce ülkeler düşüyor... hayır. Milleti sokaklara düşmüşse bayrak düşmüş gibi önemsemeniz gerekir. Çünkü her çocuk bir bayraktır. Çünkü her çocuk gelecekte ülkesini ve kültürünü emanet olarak taşıyacak bir vatansever adayıdır. O bayraklar düşmemeli.
Selam (barış, huzur demektir)
Selam ve sevgi üzerinize olsun.
Şairin hâlâ, ısrarla malum partiye destek vermiş gibi gösterilmesine şu sözlerle nokta koyabilir miyiz?
"Çünkü dindarlar itikaden temiz değildiler. Olsalardı Recep Tayyip Erdoğan’ı ne milletvekili, ne de herhangi bir makamın sahibi olarak görebilirdik."
https://t.co/JMLPT0yB9y
"Cumhurbaşkanlığı makamını bölücülüğün pazarlık masası yaptılar."
"Bizi tedirgin ediyorsunuz, milleti de tedirgin ediyorsunuz."
"Siz elinize güç geçince bize ne yapacağınızı göstermiş insanlarsınız"
Yavuz Ağıralioğlu'nun TBMM'de gerçekleştirdiği sert açıklamadan satırbaşları..
Şimdi biseyler yazıcam. Ancak kendime gelebildim. Ne takipçim var doğru düzgün, ne okuyan. Biliyorum kendi kendime konuşucam ama yine de yazicam. Anlatmam lazım çünkü. Nerdeyse her seçimde müşahitlik yaptım defalarca. Önce oy ve ötesinden sonra chpden.
Sağın gericiliğe, solun pasif gericiliğe mahkum edildiği siyasette Türk milletinin egemenliğini, Türk devletinin erkini savunan söylem muhalefete reva görülmüyor.
Halkımız temsilsizdir. Problem budur.
33 yaşındayım, Tayyip'in balkon konuşmasıyla büyüdüm, yetişkin oldum, bir fark yaratabilirim sandım ama çük kadar hâlimle karşı koymam gerekenlerin sadece Tayyip'in değil Kılıçdaroğlu'nun kulları olan götten yemiş sol liberaller olduğunu anca anladım. Akıllı bir adam olsaydım sizinle mücadele etmeye harcadığım vakti sigara dumanından halka yapmayı öğrenmekle harcardım. Ne var ki size olan kinim engellenemez boyutta. Sİzin ancak insan ilişkileriyle bir yerlere gelebilen, yazısı-videosu 50 kere izlenen götten yemişler sürüsü olduğunuzu bilmeme rağmen nefretime engel olamıyorum. Suç bende. Ama siz de ben ve ben gibilere yıllar borçlusunuz. Ki ödemeyeceksiniz. Ödeyemezsiniz de.