"Paranın sana saglayacağı en büyük güç, ihtişamlı bir lüks değil; çıkarlarına ters düşen her masadan hiç tereddüt etmeden kalkıp gidebilme özgürlüğüdür."
— Niccolo Machiavelli
Freud muhteşem özetlemiş;
“İnsanlar yavaş yavaş inanmamayı, güvenmemeyi, sevmemeyi, kronik şüpheci olmayı öğrenir. Bu gerçekleştiğinde artık ne yazık ki çok geçtir. İnsanların tecrübe dediği şey budur. Kalbiyle bağlantısını kaybetmiş bir insana tecrübeli denir.”
Şu an Marsa gitmek için devasa roketler inşa ediyoruz, gezegenler arası koloniler kurmayı planlıyoruz ama kimsenin konuşmadığı çok daha büyük bir problem var ve bu problem uzay gemisinin motorunda değil tam olarak senin içinde.
İnsan vücudundaki her bir hücrenin içinde sirkadiyen saat adı verilen genetik bir mekanizma var. Bu sadece ne zaman uykunun geleceğini belirleyen basit bir alarm değil. Tansiyonundan hormonlarına, mitokondrilerinin enerji üretmesinden hücrelerinin kendini yenilemesine kadar her şey bu saate bağlı. Ve o mekanizma, Dünyanın kendi ekseni etrafındaki 24 saatlik dönüşüne milimetrik olarak ayarlanmış durumda. Sen istesen de istemesen de trilyonlarca hücren Dünyanın kozmik hızına göre yaşıyor.
Olay şu, bu ritim o kadar katı ki hafta sonu fazladan iki saat uyuyarak bile onu sıfırlayamıyorsun. Gündüz seni ayakta tutmak için kortizol basıyor, gece ise onarım moduna geçmek için dışarıdan ışık gelmemesini bekliyor. Akşamları tablete veya telefona baktığında bile beynine güneş hala batmadı mesajı gidiyor ve biyolojik saatin kalıcı olarak kayıyor. Sadece basit bir ekran ışığı bile trilyonlarca hücrenin senkronizasyonunu altüst edebiliyor.
Şimdi şunu düşün, Marsta bir gün tam olarak 24 saat 39 dakika sürüyor. Başka yaşanabilir olduğu düşünülen ötegezegenlerde ise bu süre bazen 10 saat bazen 40 saat. Biz yapay zeka ile yepyeni malzemeler sentezleyebilir, nükleer motorlarla uzayda her yere gidebiliriz. Marsta kırmızı çölün ortasına devasa cam kubbeler kurabiliriz. Ama trilyonlarca hücremizin içine kazınmış olan o 24 saatlik Dünya Saatini yazılımla güncelleyemeyiz.
Yani o devasa roketlerle başka bir gezegene adım attığımızda, kendi içimizde hala Dünyanın dönüş hızını yaşıyor olacağız. Marsın yerçekimine, radyasyonuna, atmosferine teknolojiyle meydan okuyacağız ama kendi DNAmızın içindeki o sessiz tik taklara yenileceğiz.
Uzayı fethedeceğiz ama hücrelerimizin içindeki o 24 saatlik kozmik prangayı asla kıramayacağız. Belki de evrenin bize söylediği en büyük ironi bu, evrenin neresine gidersen git Dünyanın dönüşü hep senin içinde kalacak.
"Atatürk'un atlarına nal çakan nalbantın torununun evladı, 100. Yılında Gazi'yi kazanan atın sahibi..." 🧲
Emrah Nalçakan, dedesinin babasının Atatürk'ün atlarına nal çakan nalbant olduğunu açıkladı. Büyük bir miras, güzel bir hikaye.
#GaziKoşusu
“Bazen birinden vazgeçmek, onu artık sevmediğin anlamına gelmez; kendine verdiğin değerin nihayet farkına vardığın anlamına gelir. Her şeyini feda ettiğin o insanın, senin için ufacık bir adım bile atmadığını görmek kalbini acıtıyor elbet. Ama zamanla anlıyorsun ki, zorla oldurmaya çalıştığın her bağ ruhundan bir parça koparıyor. Seni duymak istemeyen birine avaz avaz bağırmaktansa, sessizce kendi yoluna yürümek en asil vedadır.”
Karma der ki… Eğer birisi senin için doğru kişi değilse, tüm gayretini seni incitmek için kullanır. Sen onu terk edebilecek kadar güçlü olduğunda ise sınavın biter.
Erkekler güçlü bir kadının oturup sevgi, zaman ve emek dilenmeyeceğini anlamalıdırlar..
Kadınlar kendilerine nasıl davranılması gerektiğini sürekli hatırlatmaktan hoşlanmazlar...
Tutarsızlığı, yarım yamalak çabayı, ya da az ilgiyi kabul etmezler.
Eğer partnerleri tarafından ilgi sevgi ve değer gösterilmezse konuşma isteğini bile kaybederler. Onun aramalarına cevap vermeyi bırakarlar.
Ve sonunda bir gün, bağlantı kopar.. Artık bu saatten sonra erkeğin söylediği güzel sözler ve vaadleri hiçbir anlam ifade etmez çünkü davranışları asla onlarla eşleşmemiştir.
Dokunuşu artık kadınını heyecanlandırmayacaktır çünkü kadın duygusal olarak yaralanmıştır Ve bir kadın zihinsel ve duygusal olarak koptuğunda, asla geri dönüşü olmayan bir yola girmiştir.
Seni gerçekten seven bir kadınla asla oynama. Çünkü onun duygularını hiçe sayarsan onunla işin bitmiş demektir. Yalvarmadan, tartışmadan çeker gider.
Ve geriye kaybettiklerinin hatırasından başka hiçbir şey bırakmaz...
Gerçek bir kadın tutarlılık, saygı ve sevgi ister. Bunu sen veremiyorsan, başkası verir..!