@ayarsizdergi yeni sayısı, kültür sanat haberleri ve edebiyat dergilerimizin yeni sayıları ve hâl-i pür melâllerine dair Düşünceye Saygı köşesi bugün Tecessüs'te https://t.co/ADL1fMQZAq
@Hecedergisi@varlikyayinlari@YKYHaber@buzdokuzdergi
https://t.co/ADL1fMQZAq
Birinci yazma nedenim kendi toplumumdur.
Ben bu edebiyatı kimseyi eğlendirmek için yapmıyorum.
Edebiyatçının bir davası olmalıdır. Davanız yoksa zaten yazmayın.
Benim davam, bu toprakların üzerinde yaşayan insanlardır.
Kitap: Alev Alatlı ve Ayşe Böhürler, Vasiyetim Nasihatimdir, s. 27, 2026.
Video: aklıselim tv, “Edebiyat Nedir?
Alev Alatlı”, YouTube.
#AlevAlatlı
Ali Erkan Kavaklı @yeniakit te A.Vefik Paşa'nın yediği herze, çan sesleri, okulda kilise de var.
https://t.co/jqNmUxnGz5
Yazıda önerilen iki @Heceyayinlari kitabı da okunası...
Bugün 21 Haziran Dünya Müzik Günü.Keyif veren, eğlendirirken düşündüren, ruhu okşayan kadim muzigimize, gerçek müziğe dönmek istiyoruz. Unutmayalım ki ruh doymazsa hayattta boşluk da o derece artar ve müzik ruhun gıdasıdır. Kötü şarkılar zararlı fastfoood gibidir alismamali bunye
Orhan Pamuk'un @YKYHaber 'ndan çıkan yeni kitabı 'Kelimeler ve Resimler' hakkında kapsamlı değerlendirme yazısını TECESSÜS yazarlarından @yusufaozdemir42 'in kaleminden haftaya çarşamba TECESSÜS'te okuyabilirsiniz
Dilimizi mutlaka daha kapsamlı ve çeşitli ifadelere imkan veren bir hale getirmeliyiz. Bunu elbette öncelikle yazarlarımız yapacak.
Alenî: açık
Bâriz: açık
Âşikâr: açık
Âyân: açık
Bedîhî: açık
Vâzıh: açık
Sarîh: açık
Müstehcen: açık
Münhal: açık
Üryân: açık
Defisiter: açık (defisiter yerine eksiklik, noksan, boşluklu demek daha uygun-EG)
Mubîn: açık
(Aktaran @ogretmensitemiz)
“Dijital Bedenler” dosyasıyla çıkan @varlikyayinlari dergisinin Haziran 2026 tarihli 1425. sayısında @nautilleus 'un @a7kitap 'tan çıkan yeni kitabı ‘Eleştirinin Yeni Yasaları’ adlı bir söyleşi var. @buzdokuzdergi ekibinden Bilgehan Tuğrul ve Mert Özden’in akademik, kavramsal ve felsefi sorularına Ünal, ilgi çekici cevaplar vermiş.
Söyleşide Hayriye Ünal, yeni kitabı Eleştirinin Yeni Yasaları bağlamında bugünkü şiir eleştirisinin artık eski ölçülerle yetinemeyeceğini söylüyor. Ona göre şiir ortamı değişmiş; sosyal medya, dijital dolaşım, kuşaklar arası kopuş, süreksizlik ve bağlantısızlık eski eleştiri haritalarını yetersiz bırakmıştır. Bu yüzden eleştirinin yeni kavramlara, yeni yöntemlere ve daha geniş bir bakışa ihtiyacı vardır.
Ünal’ın temel vurgusu, şiirin sadece metin üzerinden değil; dolaşım biçimi, görünürlüğü, okurla kurduğu ilişki, dijital varlığı ve çağın zihinsel atmosferiyle birlikte düşünülmesi gerektiğidir. “Yeni”yi körü körüne kutsamaz; fakat şiirin yeni şartlara göre okunması gerektiğini savunur. Buzdokuz’u da Türk şiirinden kopuk bir deney alanı olarak değil, şiirin geldiği noktayı izleyen ve farklı örneklere alan açan bir mecra olarak konumlandırıyor.
Söyleşinin önemli odaklarından biri de yapay zekâdır. Ünal, yapay zekânın şiiri ve eleştiriyi bütünüyle ortadan kaldıracağını düşünmez; ama şiir eleştirisinde sınıflandırma, örüntüleri görme, arşivleme ve bağlantı kurma bakımından yeni imkânlar doğurabileceğini belirtir. Buna rağmen şairin sezgisi, merakı, yaratıcı kimliği ve insanî tecrübesi yapay zekânın yerine geçemeyeceği alanlar olarak kalır.
Söyleşide; “Türk şiiri” ile “Türkçe şiir” ayrımı, dijital dilin şiire etkisi, hashtag kültürü, ironi, politik dil, özgürlük kavramı ve erişilemeyen şiir metinleri de tartışılır. Ünal, şiirin matbu kitaplar yanında dergilerde, sosyal medyada, dijital mecralarda ve dağınık arşivlerde de yaşadığını hatırlatıyor. Bu yüzden eleştirmenin bir görevi de şiirin dolaşım ağlarını da izlemektir.
Röportajın sonlarında “büyük şair” miti sorgulanıyor. Hayriye Ünal, büyük şair anlatısının çoğu zaman erkek, ataerkil ve kültürel olarak seçilmiş figürler üzerinden kurulduğunu ima ediyor. Böylece şiir tarihinin aynı zamanda ideolojik ve toplumsal kabullerle biçimlendiğini gösterir der.
Hasılı söyleşi, Hayriye Ünal’ın şiir eleştirisini eski kanonun güvenli alanından çıkarıp dijital çağın, kopuşların, yeni poetik arayışların ve eleştirel cesaretin alanına taşıma çabasını imliyor.
&&&
Derginin içeriği bu ay da dolu dolu. Dosyada özellikle ‘Yazarın Dijital Bedeni’ başlıklı Mehmet Ö. Şüküran’ın kaleminden çıkan yazı dikkat çekici.
Varlık’ın haziran konuklarından biri de Doğan Hızlan. @Hurriyet 'teki; köşe yazısı mı yoksa haber yazısı mı belirsiz klişe yazıları sinir bozucu ama Hızlan, söyleşide eleştiriye dair yedi sayfada ilginç bilgiler veriyor.
Ahmet Bozkurt’un ‘Osmanlı-Türk Romanında Alegorinin Ölümü’ de iddialarıyla göz dolduruyor.
Bazı yazarların uydurukça kelimeleri sinir bozucu. Aynur Dilber kitaplarından birine Delirim der, Yavuz Özdem’in dergideki yazı başlığındaki icadı ise İtilim: “Vedat Günyol ve Batı’ya İtilim Meselesi”
Çiğdem Ülker ise Londra’da edebiyat ve tarih yolculuğuna davet ediyor, tabi kadınları ihmal etmiyor, edebiyat cesur kadınlar ortaya çıkarırmış da. Popüler yazar Yekta Kopan burada da bir taşın altından çıkıyor.
Söyleşi bolluğu var bu sayıda. Özdemir İnce ile neyse ki siyasetten çok edebiyat konuşmuş Lütfi Özgünaydın.
Hep Türk yazarlardan eleştiri okumayalım bizim eserlerimiz üzerine. Daniel Koehler, Ayfer Tunç’un son romanını mercek altına almış. Değişmeyen tek şey övgü yağmuru. Ben kendi adıma yazıyı ziyadesiyle zayıf buldum. @canyayinlari
Ali Bulunmaz ise Cevat Çapan’ın ‘Öğrenme Uğraşı’na el atıyor yazısında. @YKYHaber
Gültekin Emre ve bir iki yazarın daha söyleşisi var bu sayıda.
@samedkaragoz Bey, iğneyi önce kendinize batırın lütfen. Çatısı altında çok büyük yayınevi, onca dergi olan gazetenize ayda bir 40 sayfalık dergi boyutunda kitap eki çok göründü. Ayda bir defa gazeteyi çıkartmayıp eki verseydiniz keşke. Yetmedi haftada bir verdiğiniz Pazar ekinde de Hakkı Yanık Bey'in canım dergi yazılarını harcadınız.
Gazeteler, kültür sanat yayıncılığı dergiler eskisi kadar güçlü değilse öncelikle kabahat @yenisafak 'ın da ait olduğu mahallenin ilgisizliği, sahip çıkmayışı, okumaması oldu.
İlk pes eden siz oldunuz.
Cumhuriyet Kitap bunca kısıtlı bakış açısına rağmen on yıllardır haftalık ek olarak yaşıyor.
Ne gerek var kültür sanat sayfasına, her gün 1 sayfa tasarruf etseniz ayda 30 sayfa, 1,5 gazete yapar.
https://t.co/8B4VPyoKbw
Orhan Veli ve Yahya Kemal hayranları için sürpriz bir şiir de var, ilginç imzalı kitap detayı yanında @kubbealtivakfi
Edebiyat tarihini düzelten imzaya rekor fiyat https://t.co/uYAOlF23Ma @hurriyetcomtr aracılığıyla @Hurriyet@DergahYay@canyayinlari
Metin Kayahan Özgül hocamızın @ColpanKitap etiketiyle çıkan ve karşılaştırmalı edebiyat konusunu merkeze alan yeni kitabı KAKNUSLA IKARUS hakkında Yusuf Alpaslan Özdemir'in yazısının bir kısmını basılı gazetede, tamamını şuradan okuyabilirsiniz:
DÜŞÜNCEYE SAYGI: YUSUF A. ÖZDEMİR YAZDI: Kaknusla İkarus: Bildiğim... https://t.co/1xmNouF3x5
TECESSÜS, 10 Haziran 2026
- Yeni çıkan Kitaplar
- Ayarsız dergisinde iki mizah ve ironi yüklü Yusuf A. Özdemir yazısı
- C. Nolan'ın son filmi Temmuz'da vizyonda
VE...
- Metin Kayahan Özgül hocamızın Çolpan'dan çıkan yeni kitabı KAKNUSLA IKARUS üzerine Yusuf Alpaslan Özdemir'in inceleme ve değerlendirme yazısı
TECESSÜS, her çarşamba Pusula gazetesinde. Tüm yazıları https://t.co/1m54xFQtRf üzerinden okuyabilirsiniz
TECESSÜS'te bugün Yeni Çıkan Kitaplar Arasında Kaybolmaya Hazır mısınız?
@DergahYay@Heceyayinlari@ketebe@ColpanKitap@mecezey
Her yeni kitap, okurun önüne yeni bir soru, yeni bir bakış ve yeni bir yol bırakır. Yeni çıkanlardan dikkat çeken eserleri; İslam düşüncesinden dijital sanatlara, yaratıcı yazarlıktan Tanpınar okumalarına, kitap sevgisinden insan ruhunun karanlık dehlizlerine kadar uzanan geniş bir dünyaya davet ediyor. Kimi düşündürüyor, kimi sarsıyor, kimi yeni ufuklar açıyor; ama hepsi okurunu kendi kapısından içeri buyur ediyor.
Kitapların Araladığı Kapılar- İsmail Kara/ DERGÂH
Modern okuma ve anlama biçimleri hocadan ziyade kitaba ve kitapla “doğrudan” muhatap olan “bir kişi”ye dayanır. Problemleriyle bazı imkânları içiçe olan yeni bir durumdur bu. Dinî düşünce zaviyesinden bu yeni problem alanı müminlerin peygamber ve kutsal kitapla münasebetlerine, bu münasebetlerin yaslandığı inançlara ve anlayışlara, bunların zaman içinde değişmesine intikal edecektir. Bu kadar da değil; düşünce ve ahlâk olarak bireycilik, din, otorite ve gelenek karşıtlığı, nihayet bir ahlâkı-âdâbı olmaksızın her yerde ve her tarzda okunabilecek bir metinden istediğini istediği şekilde anlamak-almak, metin karşısında özgürlük/bir tür sorumsuzluk! arayışları da var.
Fakat değişmelerin getirdiği anlam ve statü kayıplarına rağmen bugün için kitapları da hoca edinmenin önünde bunlar mutlak birer engel değil. Büyük kitap her zaman ve her yerde bilgi, anlayış ve kavrayış vadilerinde hocalık ve yol göstericilik yapabilir.
Yazma Arzusu/Yaratıcı Yazarlık ve Metin Yazarlığı- Mustafa Kurt- ÇOLPAN
Mustafa Kurt, Yazma Arzusu’nda, pek çok metin üzerinden hem sürecin zorluklarını belirginleştiriyor hem de yazıyla kurulan yeni dünyaların sınır boylarını yokluyor. Kitapta; edebiyatın ve yazının doğası, hayal gücü ve yaratıcılık, metaforlar, kurmaca metinlerin teknik unsurları, şiir dili, metnin sesi, metin türleri, yazmak ve anlatmak kavramları, “yaratıcı yazarlık” ve “metin yazarlığı” bağlamında inceleniyor. Ayrıca, “yazma çalışmaları” ile konuya ilgi duyanlar için bir atölyenin kapıları aralanıyor.
Yazma Arzusu, okurlarında edebiyat ve yazma tutkusu canlandırmayı, edebiyat düşüncesi oluşturmayı amaçlayan bir kitap; okumaya ve yazmaya yönelten bir işaret fişeği.
“Bunların Hepsini Okudunuz mu?”- Metin Celâl- ÇOLPAN
“Bunların Hepsini Okudunuz mu?”, birilerinin evindeki kitapların çokluğundan etkilenenlerin ev sahibine sorduğu bir sorudur. Kimi zaman merak, kimi zaman hayret, kimi zaman haset, kimi zaman da kınama veya yazıklanma tonu ile sorulur bu soru. Bir bibliyofil de olan şair ve yazar Metin Celâl bu sorunun muhataplarından biri. Yazar, bu kitabında, soruyu ironik bir biçimde cevaplıyor. Okuduklarının açtığı dehlizlerde okunacak pek çok kitabın izini sürüyor. İmzalı kitap sorunu, şair ve yazarın ödüllerle ve biyografisi ile imtihanı, kitap klişeleri, çeviri eleştirisi, popüler roman, iptal kültürü, meşhur şair ve yazarları soyadıyla anma takıntısı başta olmak üzere güncel pek sorunun da cevabını arıyor.
İslâm'da Nasıl Felsefe Yapılır?- Souleymane Bachir Diagne- DERGÂH
İslâm’da Nasıl Felsefe Yapılır?, Senegalli filozof Souleymane Bachir Diagne’ın İslâm düşüncesinde eleştiri-akıl noksanlığı ithamlarına verdiği bir cevap.
Althusser ve Derrida ile çalışmış Diagne, tüm bu hususiyetlerinin yanı sıra Türkiye’de aşina olmadığımız İslâmî bir gelenekten geliyor. Afrika’da yüzlerce yıllık bir serüvenin neticesinde kendi su yatağını yaratmış Batı Afrika mutasavvıflarının rahle-i tedrisinden geçen filozof, İbn Sina’dan İbn Rüşd’e ve Muhammed İkbal’e Müslümanların tevarüs ettikleri Yunan ve Helenistik dönem sorularına verdiği cevapları ve çağlarına sordukları soruları ele alıyor. Modern İslâm düşüncesinde çokça tartışılan İslâm’ın felsefeye ve akla uygunluğu meselesini Diagne bu eserde kendi çağıyla yüzleşerek tekrar masaya yatırıyor.
Diagne’ın kendi meşrebince bir İslâm felsefesi savunusu olan bu kitap bütün modernleşme tecrübemiz boyunca olduğu gibi bir günah çıkarma özelliği de taşıyor.
Dijital Edebiyatlar Dijital Sanatlar- Ömer Solak- HECE
Kitap, sizi dijital edebiyatların ve dijital sanatların canlı dünyasına çağırıyor. Çarpıcı görseller eşliğinde hep birlikte dijital türlere, sanatçılara, eserlere ve akımlara geniş bir perspektiften bakıyor ve çevirdiğimiz her sayfada içinde yaşadığımız çağı daha derinden anlıyoruz.
Cihada Gidemeyen Adam- Bülent Akyürek- KETEBE
Bülent Akyürek, Cihada Gidemeyen Adam’da kendi iç âleminde sıkışmış, sürekli düşünen ve bu yüzden parçalanıp duran bir adamın hikâyesini anlatır: doğduğu andan itibaren kendini uyumsuz hisseden, düşünmekten kaçamayan, sıradan hayatın akışına karışamayan bir adamın zihinsel ve ruhsal çözülüşünü... Çocukluğundan bu yana kendini ve varlığı anlamaya çalışırken giderek düşüncelerinin içinde sıkışır, inançla şüphe arasında gidip gelir, dünyayı düzeltme arzusu ile kendi içindeki karanlık arasında dalgalanıp durur. Okudukça ve düşündükçe insanlardan uzaklaşır, yalnızlaşır, kendi içine kapanır, hayatın basit akışını sürdüremeyen birine dönüşür. Zamanla varlık, yokluk, ölüm, anlam, kader gibi meseleler zihninde büyürken gerçeklikle kurduğu bağ zayıflar; zihni çıkışı belirsiz bir labirente dönüşür. Okuyucu bu labirentin içinde dolaşırken bir insanın hem kendini kurmaya çalışmasına hem de aynı anda kendini yıkmasına tanıklık eder.
Sonuçta ortaya çıkan şey; bir düşüncenin insanı nasıl tükettiğini, inanç ile akıl arasında sıkışan bir zihnin nasıl parçalandığını ve insanın en sonunda kendi mezarını nasıl kendi içinde aramaya başladığını gösteren yoğun, karanlık ve sarsıcı bir iç yolculuktur.
Zaman Rüya Terkip: Huzur Kitabı- Mesut Koçak- KETEBE
Zaman Rüya Terkip: Huzur Kitabı, Tanpınar’ın şaheseri Huzur’u tek bir kuram ya da disiplinle kuşatılamayacak, kapsamlı bir metin olarak ele alıyor. On altı araştırmacı; müzikten şiirselliğe, gramatolojiden mitolojiye, bedenden rüyaya, arzudan travmaya uzanan farklı eksenlerde romana ayrı kapılardan giriyor. Çok sesli ve gerilimli bir terkiple romanın izini sürüyor, romandaki kırılganlık ve uyumsuzluklarla birlikte konuşan disiplinler arası bir okumayı hayata geçiriyor.
TECESSÜS yazarlarından Yusuf Alpaslan Özdemir'in Türk Edebiyatı Dergisi @ayarsizdergi nisan ve mayıs aylarında yayınlanan yazılarını buradan da okuyabilirsiniz:
Prompt Verdik, Yazarı Nereye Koyacağız: Cümle Fabrikası Açıldı, Yazar İşsiz mi Sandınız?: https://t.co/SazZdaLS1Z... ve
Kendine Reklâm Verenler Kahvesi: Herkes Marka, İnsan Nerede?https://t.co/tPjcZEwUpA...