Mekke Savunma İttifakı’nın Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplantısı sonrasında Sayın Milli Savunma Bakanımızla birlikte Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi’ne katılan Sayın Cumhurbaşkanımıza refakat etmek üzere Bişkek’e gidiyoruz.
Bu yolculukta Pakistan Dışişleri Bakanı kardeşim İshak Dar da bizimle beraber. İstanbul’da başlayan istişarelerimizi Bişkek yolunda da sürdürüyoruz.
Sayın Milletvekillerine ithaf olunur- Efendim, artık 68 yaşında, su katılmamış bir avanak, hakikî bir budala ve gayrikabil-i ıslah bir 'enayi' olduğumu itiraf ediyorum. Bana küçük yaşımdan itibaren 'beytülmal'ın mukaddesliğini öğretmişlerdi. Hiç kimse 'Devlet malı deniz, yemeyen domuz' dememişti.
Bütün ömrüm tâbir-i âmiyanesiyle 'eşşek gibi' çalışmakla geçti. Çalışma hayatımda tek gün dahi izin kullanmadım. Bir gece bile doyasıya uyuyamadım. Kimileri bana 'uykusuz müsteşar' adını takıp uçup kaçtığımı söylerdi ama 'Ne akılsız adam yahu!' şeklindeki fısıltılar, her gün yüzlerce telefon konuşmasıyla çınlayan kulaklarıma kadar gelirdi.
Üzerinde 'T.C. Hükümeti' yazan kurşun kalemleri, silgileri ve kâğıtları, sadece resmî hizmetlerde, âdeta okşar gibi incitmemeye çalışarak kullanırdım. Çocuklarım devlet malına ellerini dahi süremezlerdi. Plakaları kırmızı ve siyah renkli resmî arabalara bir defa dahi binmediler. Yüzlerine bakmaya kıyamadığım Mustafam ve Elifim, bir saat daha az uyuyup belediye otobüsleri ve okul servisleriyle okula gittikleri esnada, bendeniz müsteşarlık ve bakanlık yapıyordum. Bırakınız eşime araba tahsis etmeyi, evde devletin personelini çalıştırmayı; idarecilik ve siyaset hayatımda lojmanda oturmadım. Koruma görevlisi de kullanmadım. Arabamın önünde ve arkasında fiyakalı eskortlar hiç bulunmadı.
Meğer ben ne enayiymişim!...
***
Yaptığım enayiliklerin haddi hesabı yoktur... Meselâ, bendeniz milletvekiliyken -birkaç zarurî toplantı dışında- Meclis lokantasında yemek yemezdim. Zira, burada çalışanlar kamu personeliydi ve çok ucuz olan yemekler milletin kesesinden sübvanse ediliyordu. Sonra, çok beğendiğim halde, aynı gerekçelerle TBMM Sigarası da içmedim. Ceplerim şıkır şıkır metal jetonlarla dolu olarak dolaşır, özel görüşmelerimi kulisteki ankesörlü telefonlarla yapardım. O zaman 'beleş' cep telefonlarımız da yoktu.
Hiçbir hediyeyi kabul etmez; ya reddeder veya demirbaşa kaydettirerek devlete intikal ettirirdim. Yıllarca üst yöneticilik, müsteşarlık, bakanlık yaptım; hâlen evimde bu dönemlere ait -bronz plaketler dışındatek bir hatıra eşya göremezsiniz.
Benim anladığım mânâda siyasete 'Zengin girilir, fakir çıkılır'. Biz enayiler, devlet hizmetini ve siyaseti böyle anlıyoruz. Siyasî hayatımda önüme çıkan yüzlerce fırsatı teperek mal mülk edinmedim. Bilâkis, ANAP'taki Genel Başkanlık mücadelesinde, Bond çantalarda getirilen paraları reddederek, eşimin SSK kredisiyle aldığı Oran'daki daireyi; YDP'nin kuruluşunda da babamdan kalan Malatya'daki ev ile dedemden kalan Gaziantep'teki evin bana düşen hisselerini harcadım.
Bu arada, eşimin uzmanlığıyla ve alınteriyle hak ettiği 'Vakıflar Genel Müdürü' olarak tayin kararnamesini, nasıl engellediğimi de unutmayayım.
Sadece bununla kalsa neyse... ANAP döneminde, şiddetle muhalefetime rağmen çıkarılan 'kıyak emekliliği' reddedip tek maaşa devam ettim. Bu haksız uygulama hâlen devam ediyor. Başbakanlık Müsteşarı'yken, milletvekili maaşlarının buna göre ayarlanmasını gerekçe göstererek kendim için sözleşme yapmadım ve üç yıl müddetle emrimdeki daire başkanlarından bile daha az maaş aldım.
Meğer ben ne enayiymişim!...
***
Şimdi 70'ine merdiven dayadım. Hâlâ kirada oturuyorum. Kendime ait tek mülküm kitaplarım... Yani, sizin anlayacağınız, gerçek anlamda 'Dikili ağacım dahi yok'. Hizmet hayatım boyunca, muhatabımın bıyık altından gülerek dinlediği, 'Bu fukara millete ben bu masrafı hiç yaptırır mıyım?' lâfım vardı.
Sevgili okuyucularım, bu yazdıklarımı okuyup da sakın bütün bunlardan pişmanlık duyduğumu sanmayınız. Enayilik öylesine içime işlemiş ki geriye dönmek mümkün olabilse gene aynısını yapardım.
Beni bütün 'enayiliğime' rağmen kimseye muhtaç etmeyen Yüce Allahıma hamd ediyorum.Ömer Özka
📌 HAZİNE VE MALİYE BAKAN YARDIMCIMIZA ZİYARET
📌 Genel Başkanımız Türkeş Güney, Genel Başkan Yardımcımız Serkan Şengül ile Hazine ve Maliye Bakan Yardımcımız Sayın İ. İlhan Hatipoğlu'nu ziyaret ettiler.
📌 Ziyarette;
🔴 Taşra kariyer uzmanlarının 3 sayılı cetvele aktarılması
🔴 Vergi dairesi müdür yardımcıları ile gelir uzmanlarına vergi inceleme yetkisi verilmesi
🔴 Hazine ve Maliye Bakanlığı kadrosunda bulunan ve Gelir İdaresi Başkanlığı birimlerinde geçici görevli çalışan personelin talepleri halinde kadroları ile GİB’e geçişinin sağlanması
🔴 Uzlaşma Komisyonlarında görev alan personelin uzlaşma ücretlerinin artırılması
🔴 Yer değiştirmeye tabi vergi dairesi müdür ve yardımcılarının zorunlu hizmet sürelerinin 1 yıla düşürülmesi
🔴 213 Sayılı VUK Ek 13 kapsamında verilen denetim mesaisinden faydalanan personel oranının artırılması
konuları başta olmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı personelimizin sorunları görüşüldü.
📌 Nazik kabulü ve misafirperverliği için Sayın Bakan Yardımcımıza teşekkür ederiz.
@HMBakanligi@ilhan_hatipoglu
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi:
“Alihan Kuriş operasyonu epeydir üzerinde çalıştığımız bir operasyondu.
Dün akşam Adalet Bakanımızla bu konuyu görüştük, değerlendirdik ve bu sabah da operasyon için düğmeye basılmış oldu.”
Sosyal Güvenlik Denetmenlerinin İl Müdürlükleri bünyesinde ve mesleki denetim hiyerarşisinden uzak bir yapı içerisinde görev yapması; denetimin bağımsızlığı ve tarafsızlığına, iller arasındaki iş yükü ve personel dağılımındaki farklılıklardan uygulama birliğinin sağlanmasına, özlük haklarından mesleki hiyerarşi ve örgütlenme ihtiyacına kadar birçok yapısal sorunu beraberinde getirmektedir.
Denetim; kendi işleyişini ve saha uygulamalarını bilen mesleki bir hiyerarşi içerisinde, bağımsızlığı ve tarafsızlığı güçlendiren, uygulama birliğini sağlayan güçlü bir teşkilat yapısıyla yürütülmelidir.
Sosyal Güvenlik Denetmenlerinin sahip olduğu bilgi, tecrübe ve saha gücünden en yüksek kamu yararının sağlanabilmesi için mevcut idari ve mesleki yapılanmanın yeniden ele alınması gerekmektedir.#denetmen #sosyalgüvenlikdenetmenineişyapar
Kariyer meslek mensuplarımızdan, Gelir İdaresi Başkanlığı bünyesinde görev yapan Gelir Uzmanlarımız birçok farklı bölüm, birim ve serviste görev yapmaktadır.
Peki hiç düşündünüz mü: KDV iade süreçlerinin arka planında aslında nasıl bir emek, nasıl bir sorumluluk ve nasıl bir yoğunluk var?
Bu kapsamda ilk olarak KDV ile ilgili bölüm, birim ve servislerde yürütülen çalışmalara değinelim.
Sorumuzu daha net ve daha merak uyandırıcı şekilde soruyoruz:
KDV İade birimlerinde görev yapan Gelir Uzmanları, gerçekte hangi kritik işleri yürütür?
İşte cevabı…
Bu sorunun cevabını KDV İade birimlerinde halen görev yapan veya yıllarca bu birimlerde çalışmış Gelir Uzmanlarımız verecek.
Mesleğinizi ve sorumluluğunuzu en iyi yine siz anlatırsınız.@KariyerBuroSEN@gibsosyalmedya
Yıllardır Erzurum'un kaymağını yiyen şehrin tek özel hastanesi olan kurum neden Erzurumspora destek olmuyor.
Peki en önemli soru NEDEN İKİNCİ hastane açılmasına müsade edilmiyor.
@sagliklicozum@TBMMresmi@Erzurumspor@mehmetsekmen
🔴 Erhan Afyoncu:
Türkiye’de 8 yıllık eğitim yeter.
Zorla okula giden çocuğun kendisine faydası olmadığı gibi, okumak isteyen çocukların da huzurunu bozuyor.
🟤 Yusuf Tekin:
▪️"Şu an bir genç 26 yaşında iş hayatına giriyor."
▪️"Bu yüzden 12 yıllık zorunlu eğitimi kısaltmayı ve üniversiteye giriş yaşını 15'e düşürmeyi planlıyoruz."
Milyarlarca liralık kamu gelirinin takibini yapan Gelir Uzmanları, kendi mali hakları söz konusu olduğunda neden geri planda kalıyor?
Yıllardır süren mağduriyet artık giderilmeli. Taşra kariyer uzmanları, 375 sayılı KHK'ya eklenmelidir.
#GelirUzmanları@memetsimsek@_cevdetyilmaz
Sosyal Güvenlik Denetmenliği, KPSS A Grubu ile girilen kariyer bir denetim mesleğidir.
Mesleğe kabul edilen Denetmen Yardımcıları, yaklaşık üç yıl süren yetiştirilme sürecinden geçmektedir.
Denetmen Yardımcıları, altışar aylık refakat sürelerini başarıyla tamamladıktan sonra, uygun görülmeleri hâlinde, birinci yılın sonunda yapılan Yetki Sınavı’na katılmaktadır. Bu sınavda başarılı olanlar, denetim yetkisini alarak yetkili Denetmen Yardımcısı sıfatıyla görev yapmaya başlamaktadır.
Mesleğin üçüncü yılında ise Yeterlik Sınavı ve sözlü mülakatta başarılı olan Denetmen Yardımcıları, Sosyal Güvenlik Denetmeni unvanını almaya hak kazanmaktadır.
Böylesine uzun ve maliyetli bir yetiştirilme sürecine rağmen; özlük haklarının ve mali imkânların yetersizliği nedeniyle birçok deneyimli meslektaşımız meslekten ayrılmakta, yeni göreve başlayan Denetmen Yardımcıları ise daha iyi özlük haklarına sahip diğer kariyer mesleklere yönelmektedir.
Bu durum yalnızca yetişmiş insan kaynağının kaybedilmesine değil; yıllar içerisinde oluşturulan kurumsal hafızanın zayıflamasına, denetim kapasitesinin azalmasına ve sonuç olarak kamu hizmetinin etkinliğinin olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.
Devlet, nitelikli denetim elemanı yetiştirmek için önemli ölçüde zaman, emek ve kamu kaynağı harcamaktadır. Bu nedenle yetişmiş insan kaynağının kurumda tutulmasını sağlayacak özlük politikalarının oluşturulması, yalnızca meslek mensuplarının beklentisi değil, aynı zamanda kamu yararının ve etkin kamu yönetiminin bir gereğidir.
Nitelikli insan kaynağını koruyamayan hiçbir denetim sistemi sürdürülebilir olamaz. Güçlü bir sosyal güvenlik sistemi, güçlü ve sürdürülebilir bir denetim kadrosuyla mümkündür.#denetmen #denetmenneişyapar
GELİR UZMANLARININ MALİ HAKLARI DAHA FAZLA ERTELENMEMELİDİR
Devletin mali gücü, vergi gelirlerinin doğru, zamanında ve eksiksiz biçimde toplanmasına dayanır. Kamu hizmetlerinin sürekliliği, bütçe disiplininin korunması ve kayıt dışı ekonomiyle etkin mücadele, güçlü bir gelir idaresini zorunlu kılar.
Bu sistemin sahadaki ana uygulayıcı gücü Gelir Uzmanlarıdır.
Gelir Uzmanları; beyanların kontrolünden vergilerin tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerine, kamu alacaklarının takibinden saha yoklama ve denetimlerine, kayıt dışı faaliyetlerin tespitinden vergi kayıp ve kaçağının önlenmesine kadar kamu gelirlerinin toplanması ve korunmasının her aşamasında doğrudan sorumluluk üstlenmektedir.
Buna karşın Gelir Uzmanlarının mevcut mali hakları; yürüttükleri hizmetin stratejik önemi, taşıdıkları sorumluluk ve kamu maliyesine sundukları katkıyla uyumlu değildir.
Gelir Uzmanlarının mali hakları iyileştirilmeli; ücretlerde oluşan kaybı telafi eden, ekonomik şartlar karşısında değerini koruyan, kalıcı ve sürdürülebilir bir düzenleme gecikmeksizin hayata geçirilmelidir.
Bu mesele yalnızca bir personel talebi değildir. Gelir İdaresinin kurumsal kapasitesini ve kamu gelirlerinin güvenliğini doğrudan ilgilendiren bir devlet meselesidir.
Devletin gelirini koruyanlar, kendi geçimini düşünmek zorunda bırakılmamalıdır.
#GelirUzmanları
Müfettişlerin mühürlerinden başka kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. Ne meslek itibarı kalmıştır, ne çalışma motivasyonu ne de emeğe ve liyakate değer verildiğine dair inanç. Kamu denetim sistemimiz sureti soldurulmuş bir resme dönüşmüştür.
Memleketin herhangi bir yerinde bir vatandaş "Ankara'da müfettişler var" diye düşünerek iç huzuru buluyorsa, müfettişlerin iş huzurunu sağlamak da devletimizin görevidir. Müfettişin özlük hakkı, halkın denetim hakkıdır.
@_cevdetyilmaz@efkanala@avabdullahguler@tcbestepe
15 Temmuz gecesi; istiklal ve istikbalini korumak için canını siper eden milletimizin gösterdiği sebatın ve o sebatı kuşatan ilahî nusretin tarihe kazınmış mührüdür. Bununla beraber Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiği her zafer, beraberinde korunması gereken bir emanet ve yerine getirilmesi gereken bir mesuliyet bıraktığını da unutmamak gerekir. Bu sebeple 15 Temmuz’u sadece geçmişte kazanılmış bir zafer olarak değil; geleceğe taşınması gereken bir ahlak, adalet ve basiret çağrısı olarak okumak gerekir. Zira o gece maruz kaldığımız ihanet, yalnızca devletimize ve milletimize değil; inancımızın en mukaddes değerlerine, emanet ve emniyet duygumuza ve kardeşlik hukukumuza yönelmiş büyük bir istismar hareketiydi.
Bugün bize düşen, o gecenin ruhunu yalnızca hatırlamak değildir. Onu adaletle, cesaretle, emanet bilinciyle, ihsanla, merhametle ve güzel ahlakla yaşatmaktır. Allah’ın ihsan ettiği nusrete layık olmanın yolu; zulme, ihanete, fitneye ve her türlü haksızlığa karşı durmanın yanında adaleti ikame etmek, emaneti ehline vermek, birlik ve kardeşliği tahkim etmek, hukuku ve ahlakı hayatın merkezinde tutmak; dinimizi sahih bilgi, nebevî hikmet ve güzel ahlak üzere yaşayarak her türlü istismar ve tahriften korumaktır.
Rabbimizden niyazımız odur ki, bizleri şehitlerimizin uğruna can verdiği hakikatlere sadakatle bağlı kalan kullarından eylesin. Milletimize birlik, dirayet, basiret ve feraset ihsan buyursun. Adaleti ikame etmeyi, emaneti korumayı, kardeşliği güçlendirmeyi ve hakkın şahidi olmayı hepimize nasip eylesin. Aziz şehitlerimize rahmet, kahraman gazilerimize sıhhat ve afiyet ihsan buyursun. Milletimizi ve bütün İslam âlemini dini istismar eden her türlü fitne ve şer odaklarından muhafaza eylesin. O gece bu milletten nusretini esirgemediği gibi Gazze başta olmak üzere bütün mazlum kardeşlerimize de zafer ve kurtuluş nasip etsin.
Âmin.