TARAYICI GEÇMİŞİNİZİ SİLMEK, TARAYICI GEÇMİŞİNİZİ SİLMEZ.
GOOGLE KENDİ KOPYASINI HESABINIZA BAĞLI OLARAK, ÇOĞU KİŞİNİN ASLA AÇMADIĞI BİR SAYFADA SAKLAR.
İŞTE HEPSİNİ SİLMENİN YOLU:
Eğer bu kişiyle aynı evi, aynı iş yerini paylaşmak ya da akrabalık yüzünden görüşmek zorundaysanız yani bağları koparıp gitmek bir seçenek değilse psikologların cepte tuttuğu en pratik numara Gri Kaya metodudur.
Mantığı aslında çok basit:
Yol kenarında duran, kimsenin yüzüne bakmadığı o dümdüz, sıkıcı gri kayalardan biri oluyorsunuz.
Egosantrik zihinler; sizin öfkenizden, üzüntünüzden ya da saatlerce sürdürdüğünüz mantık çabanızdan beslenir. Siz kendinizi yırttıkça onlar sahnede olduğunu hisseder.
İşte bu taktikte onlara o yakıtı vermiyorsunuz.
Nasıl mı?
Sorularına kısa, nötr ve dümdüz yanıtlar veriyorsunuz.
Ses tonunuzda ne bir öfke ne bir kırgınlık oluyor.
Tartışma yemi attıklarında o yemi yutmuyorsunuz.
Sizden ne dram çıkacağını ne de haklılıklarını besleyecek bir tepki alamayacaklarını gördüklerinde, bir süre sonra sıkılıp projektörleri üzerinizden başka tarafa çevirmek zorunda kalıyorlar.
Doğada nadir görüntülenen, keklik türlerinin en irisi urkeklikler; zirvelerde beslenirken ekiplerimiz tarafından görüntülendi 🪽🏔️
📹 Uğur Kara
📍Kayseri
@TCTarim
Tuğrul Bey’le Karmatiler ve Büveyhiler etkisi hale getilerek Mekke Medine ve Bağdat kurtarılmıştı. Sultan Alparslan da gözünü Fatimilerin fitne ektikleri İslam’ın Merkezlerine dikti. Şam Kudüs ve Kahire Kurtarılmalıydı. Ama Kadere bakın ki Türkler için biçilmiş Anayurt Mısır değil Anadolu’ydu. Malazgirt İle Her Şey Değişti..
📍Vahyin Antik Mısır’da Yankısı: İhlas Suresi
🖇️"Bu üçlü karşılaştırma aynı zamanda, benzerliğin tek bir açıklama kalıbına indirgenemeyeceğini de gösteriyor. Mısır malzemesiyle kurulan benzerlik -doğrudan bir temas kanalı gösterilemediğinden- ortak vahiy kaynağından beslenme; Sami dinî gelenek içindeki tsûr/Samed hattı ise doğrudan tarihsel süreklilik ve tashih ilişkisi olarak okunmalıdır. Sandmel'in uyardığı parallelomani tuzağından kaçınmak için her iki hat da bir soy zinciri iddiası değil, birbirinden ayrı yöntemsel statüler taşıyan iki bulgu olarak sunulmuştur. Bu olgu Kur'ân'ın kendi iç tutarlılığı ile de uyumludur: Kur'anî söyleme göre tarihin farklı dönemlerinde ve dünyanın farklı coğrafyalarında aynı kaynaktan mesaj alan elçiler yaşamıştır; dolayısıyla birbirine benzeyen mesajlar aynı kaynaktan gelebilir."
✒️Bülent Şahin Erdeğer (@BulentSahin114)
🔗Yazının tamamını okumak için:
https://t.co/OsgxbEpfOi
#Ekopolitik
Rus Profesör Dr. Ivan Neumyvakin:
İLAÇSIZ ŞİFA.
Her biyokimyacı şunu bilir: Asidik ortamda her türlü patojen mikroflora gelişir. Mantarlar, mikroplar, bakteriler, parazitler ve kurtlar; bunların hepsi asidik ortamda gelişir.
Yani hastalıkların nedeni, vücudun asidik ortama düşmesinden kaynaklanır.
Hiçbir ilaca gerek olmadan, doğal yollarla kaya tuzu ve deniz tuzu ile şifa bulabilirsiniz
Alkali bir ortam oluştuğunda ise bütün patojenler yok olur. Yani bütün mikroplar ve bakteriler kaybolur.
Tüm hastalıkların şifasını anlatıyor;
Kaya tuzu ve deniz tuzunu hem içerek hem de banyo yaparak nasıl şifa bulabileceğinizi anlatıyor.
Birçok insan yaş ilerledikçe yaptırdığı dövmeden pişman oluyor.
Buna rağmen son dönemde bu meseledeki açık yasağı yumuşatan bazı yaklaşımlar görüyoruz.
Oysa burada konuştuğumuz şey bir tedavi değil, gerçek bir zaruret değil.
Çoğu zaman sadece bir heves.
Ve bir fetvanın bedelini her zaman fetvayı veren ödemez. Bazen o bedeli, ruhsat verilen genç yıllarca bedeninde taşıyor.
Dövme meselesine biraz da buradan bakmak gerekiyor.
Resulullah'ın (sav) dövme yapan ve yaptıranlarla ilgili yasak ve lanet ifadeleri Buhari ve Müslim'de açık şekilde yer alıyor.
Bugün ise şöyle bir yaklaşım ileri sürülebiliyor:
“Eskiden dövme putperestlerin veya bazı ahlaksız çevrelerin alametiydi. Bugün insanlar sevgilisinin adını yazdırıyor, çiçek yaptırıyor, sadece süsleniyor. O halde hükme illet açısından yeniden bakılabilir…”vs.
Fakat burada gözden kaçan önemli bir şey var.
İbn Hacer, Fethu'l-Bari'de dövmeyi tarif ederken çeşitli şekiller yapılabileceğini, hatta “sevilen kişinin adının yazılabileceğini” özellikle söylüyor.
Ardından da açıkça:
“Bunu yapmak, lanetin delaletiyle haramdır.” diyor.
Yani bugün “Artık sevgilisinin adını yazdırıyor, sadece süsleniyor” diye verilen örnek aslında yeni değil. Klasik bir hadis şarihi bunu yüzyıllar önce zaten yasağın içinde değerlendirmiş.
Farklı yorum yapan alimler de olmuş.
İbn Aşur, bazı yasakları dönemin örfi alametleri üzerinden açıklayan farklı bir tevil geliştiriyor ve dövmeyi de bu çerçevede ele alıyor. Fakat Tahrir ve't-Tenvir'de süslenmek için yapılan dövmeyi “teşvih”, yani çirkinleştirme olarak niteliyor.
Dolayısıyla burada tartışmasız bir cevaz görüşünden değil, ciddi biçimde tartışılması gereken farklı bir tevilden söz ediyoruz.
Bir taraftan:
“Bence yapılmamalı.” deniliyor.
Bir taraftan:
“Vücuda zarar veriyorsa kesinlikle caiz değildir; bunun tıbbi tarafı benim alanım değil.” deniliyor.
Ama genç ısrar edince:
“Kalıcı olmasın…”
“Görünmeyen bir yere yaptırsın…”
“Hevesini alsın…” gibi bir yol tarif ediliyor.
Burada insan ister istemez soruyor:
Zararın mahiyetini bilmediğinizi söylüyorsanız, zarar şartına bağladığınız bir ruhsatı nasıl bu kadar rahat verebiliyorsunuz?
Üstelik bilimsel veriler bunun tamamen risksiz bir süslenme işlemi olmadığını gösteriyor.
Yapılan bir çalışma; enfeksiyon, alerjik reaksiyon, granülom, keloid ve kalıcı yara gibi risklere dikkat çekiyor.
Yine 2024'te yayımlanan bir araştırmada 75 kapalı dövme ve kalıcı makyaj mürekkebinin 26'sında, yani yaklaşık %35'inde bakteriyel kontaminasyon tespit edildi.
Başka çalışmalarda dövme pigmentlerinin ve bazı metal parçacıklarının lenf düğümlerine taşınabildiği gösterildi.
Avrupa Kimyasallar Ajansı da dövme mürekkeplerindeki 4.000'den fazla tehlikeli kimyasalın kullanımını kısıtladı.
Şunu özellikle ayırıyorum:
Bunlar dövmenin haramlığının delili değil.
Dini hükmün kendi delili zaten var.
Bilim bize sadece verilen ruhsatın bedelinin ne kadar hafife alınamayacağını gösteriyor.
Bu yüzden “genç istiyor, hevesini alsın” sözü bana hiç hafif gelmiyor.
Fetva sadece söylenip geçen bir cümle değil. Bazen verdiğiniz ruhsatın sonucunu başka bir insan yıllarca bedeninde taşıyor.
Her yeni heves ortaya çıktığında nassların çevresinde yeni ruhsat alanları aramak fıkıh değil, kişisel kurgudan ibaret zanlardır.
Kaynaklar:
Buhari,
Müslim,
Ebu Davud,
İbn Hacer,
Fethu'l-Bari,
İbn Aşur, Tahrir ve't-Tenvir,
Makasıdü'ş-Şeria,
FDA; ECHA; Applied and Environmental Microbiology;Scientific Reports