Joe Rogan:
“Bizim ekmeklerimiz, Avrupa'nın ekmeğinin yanında yiyecek bile sayılmaz.
Seni hasta eden gluten değil. Tahılın masana ulaşmadan önce başına gelenler:
Yaklaşık 200 yıl önce, unu uzun ömürlü hale getirmek için kepeği ve embriyoyu çıkarmaya başladık... bu aynı zamanda besin değeri sıfır yapıyor.
Ekmek yeterince beyaz değildi, bu yüzden klor gazıyla ağarttılar... potasyum bromat denen bir kanserojen eklediler, bu Avrupa, Birleşik Krallık ve hatta Çin gibi birçok ülkede yasak.
Hasattan önce buğdayı kurutmak için glifosat kullanmaya başladık... şimdi şişkinsin, beyin sisi yaşıyorsun, yorgunsun ve gluten'i suçluyorsun.
Ama gluten sadece günah keçisi. Gerçek sorun, ultra-işlenmiş, kimyasal olarak değiştirilmiş, ağartılmış, bromatlı, sahte ve glifosatla ıslatılmış buğday."
Konuşan şahıs, Silopi'den Şehit korucu Osman İnal'ın oğlu Hasan İnal!
APO seviciler, ona özgürlük isteyenler, ona statü peşinde koşanlar, söylenenleri dinleyin önce!
Öyle yukarılarda karar veririz olur diye düşününler, nasıl bir ateşi harlandırıyorsunuz bilseniz!
Birkaç gün önce taksicileri eleştirdiğim için tepki göstermiştiniz ama esnaf olarak o kadar ahlaksız ve üçkağıtçılar ki...Namusuyla işini yapana lafımız yok. Ama bazı alçaklar kendi vatandaşını sokaklarda bırakıp dolandırdıkları yetmiyormuş gibi artık yabancı basında bile isimleri dolandırıcı olarak geçiyor…Ülkemize misafir olarak gelen Japon turiste yaptıkları muameleye bakın, yolculuk başlamadan önce 7,5 dolar talep ediyor, yolculuk başladıktan sonra ise 17 dolar para istiyor…Ülkemizin imajını kirleten bu ahlaksızlar toplumdan uzaklaştırılıp kömür madenlerinde sabah akşam çalıştırılmalıdır.
Tarihe din açısından bakanlar Türk tarihini anlayamazlar. Mesela Kelceber'deki Ganjasar Manastırı'ndaki atının kuyruğu bağlı olan Türk süvarisini anlayamazlar.
Kilisenin kitabesinde Ganjasar kilisenin (Yapım tarihi, 1216-1238) inşasını Celal Devla'ya annesi Horisha Hatun'un vasiyet ettiğini anlaşılmaktadır.
Kafkas Albanlarının (Arnavutlar) en önemli Hristiyan mimarisi anıtlarından biri olan Ganjasar manastır kompleksi, Kelbecer bölgesinin Vangli köyünde, inşa edilmiştir.
Ganjasar Manastırı, 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar Azerbaycan'daki Hristiyan Albanların dini ve kültürel merkezi olmuştur.
Ganjasar Manastırı'ndaki yazıtlar, bu Alban (Arnavut) eserinde birçok Türk unsurunun varlığını doğrulamaktadır. Mesela Ganjasar Manastırı'nın inşaatına katkı yapanların isimleri sayılırken Malik Ata, Haçin Atabey ve Ulubey gibi Türk isimleri yazılmış.
Haçın Hanedanına mensup bazı Türk isimleri de şunlar: Mama Hatun, Atabey, Arzu Hatun, Gochubay, Tursun, Seyti, Avag, Shams, Altun, Agbukh, Garagoz, Ruzukhan, Mina Hatun, Nazlı Hanum, Aygun, Aykut, Horişa (Hurisah) Hatun, Hasan Celal, Malik Ata, Atabey, Hakan.
17. yüzyılın sonlarında bile yerel halk bu kiliseyi Alban (Arnavut) kilisesi olarak adlandırmış.
Manastır, Azerbaycan'daki birçok Arnavut manastırı gibi, hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar tarafından ziyaret edilen eski bir inanç yeridir.
Tarih boyunca Arnavut nüfusunun bir kısmı Hristiyan kalmış, bir kısmı ise daha sonra İslamiyet'i kabul etmiştir.
Ganjasar Manastırı kilisesi Alban (Arnavut) Katolikosu Nerses'in döneminde 1240 yılında kutsanıyor.
Manastır kompleksindeki yazıtlardan, 1702 yılında Katolikos Esai Hasan'ın Alban (Arnavut) patriği seçildiği ve 1728'deki ölümüne kadar bu görevde kaldığı bilinmektedir.
1836'da Rus Sinodu kararıyla Alban (Arnavut) Kilisesi'nin kaldırılmasının ardından, Ganjasar manastırı, tüm Alban (Arnavut) kiliseleri gibi faaliyetlerini durdurmuş.
19. yüzyılda Rus İmparatorluğu tarafından Azerbaycan'ın Karabağ ve İravan Hanlıkları topraklarına yerleştirilen Ermeniler, bu topraklardaki Alban (Arnavut) kiliselerini ve kutsal yerlerini tahrip ederek bu yapıtların Ermeni eserleri olduğunu ispat etmeye başlamışlar.
Tarihi belgelere rağmen Alban (Arnavut) Ganjasar Manastırı, Ermeniler tarafından Ermeni manastırı olarak tanıtılmıştır.
https://t.co/cj29m6Qi90
Bir genç kadının, İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde yetişen kirazlar hakkında yaptığı açıklama:
"Kemalpaşa'da yetiştirilen kirazlar doğrudan yurt dışına gönderiliyor. Türkiye'de satılmıyor.
Ben bu halka üzülmekten yoruldum. Bu topraklarda çalışan da bizim halkımız, emek veren de bizim halkımız; ama nimetlerinden faydalanan hep başkaları.
Bu kirazların ilaç dozları özel olarak hesaplanıyor. İlaçlamaların belirli tarihleri var ve düzenli olarak yapılması şart.
İnsan sağlığına zarar vermemesi için alıcılar, üretim aşamasını adım adım takip ediyor. Halk olarak bu muameleyi görmediğimiz için üzülüyorum."
Trafikte uyardığı üç kişi tarafından boğazından bıçaklanarak katledilen Samet Özgül’ün kız kardeşi:
“Samet’i öldüren 3 sanıktan 2 kişi serbest bırakıldı. Bu insanların 20 ayrı suç kaydı vardı.
Adalet bakanına her gün mail attım. Bu muydu adalet?”
Bu isyanı unutmayın!
Bursa Belediyesi tarafından "tereyağlı" olarak beyan edilen baklavadaki tereyağ oranı bilinmiyor.
Üründe ayrıca içerik sıralamasına göre tereyağdan daha yüksek oranda margarin yer alıyor. Margarinin detayları ve bitkisel yağ içeriği de beyan edilmiyor.
Bu ürünleri kim denetliyor?
https://t.co/nbu1hAbQpN
@TCTarim@bursabuyuksehir
DÜNYA DOGALA DÖNÜYOR
Japonya’da çiftçiler mahsullerini korumak için ilginç bir yöntem kullanıyor:
Kırmızı tarım ağları
İlk bakışta basit görünüyor.
Bir ağın rengi böcekleri gerçekten etkileyebilir mi?
Evet — çünkü birçok zararlı böcek çevresini bizim gördüğümüz gibi görmez.