O şehit ve gaziler ki yağmur gibi yağan kurşunlara karşı, helikopter ve F-16’lardan atılan bombalara karşı, namlusunu millete çeviren haysiyetsizlere karşı tarihe geçen muhteşem bir destan yazdılar.
“Bu ülkeyi ruhunu bir dolara satmış alçaklara teslim etmeyeceğiz” dediler…
15 Temmuz Bir Milletin Kahramanlık Destanı
Vatan için canını siper edenlerin unutulmaz gecesi...
Unutmadık, unutturmayacağız!
#15Temmuz#15TemmuzDestanı
YARIN 16 TEMMUZ.
FETÖ HALEN DİPDİRİ
BUNDAN SONRA NE YAPMAK GEREK ?
NİÇİN MÜCADELE ETMEK ZORUNDAYIZ?
Önce FETÖ ile Mücadelede Yeni Bir Paradigma İnşası şarttır.
FETÖ ile mücadele yalnızca güvenlik, hukuk veya istihbarat alanında yürütülecek bir mücadele değildir. Asıl ihtiyaç duyulan şey, bu yapının beslendiği ezoterik ve irrasyonel zihniyet kaynaklarını tespit ettikten sonra mücadelemizin güçlü bir fikrî paradigmasını inşa etmektir.
Bu paradigma, İmam-ı Azam ile İmam Matüridî’nin temsil ettiği akıl merkezli İslam düşüncesini esas almalıdır.
Aynı zamanda Hanif Türklerin tarih boyunca geliştirdiği akıl, zeka,hikmet ve devlet tecrübesini merkeze almalı; akıl, zekâ ve varlık ilişkisini yeniden yorumlayarak Anadolu irfanını çağın diliyle yeniden üretmelidir.
Ancak burada önce şu temel soruya cevap vermek gerekir:
Türklerin Tarih Felsefesi Nedir?
Türklerin tarih felsefesi, tarihi yalnızca devletlerin yükseliş ve çöküşü olarak değil; adaletin, hakkın ve insanlığın yeryüzünde yeniden inşası olarak gören bir varoluş anlayışıdır. Bu anlayışta devlet amaç değil araçtır; nihai hedef ise insanın, toplumun ve medeniyetin hak ekseninde yaşatılmasıdır.
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın”
Türk devlet geleneğinde meşruiyet, yalnızca güçten değil; adaletten, töreden, akıldan ve hikmetten doğar. “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışı, bu tarih felsefesinin en özlü ifadelerinden biridir. Bu nedenle Türk tarihinin sürekliliği yalnızca siyasi başarılarla değil; adalet üretme, düzen kurma ve farklı toplulukları ortak bir hak adalet ve hukuk içinde yaşatma kabiliyetidir.
Bu perspektif, insanlık tarihini Hz. Âdem’den başlayan kıyamete dek sürecek uzun bir medeniyet yürüyüşü ve Türklerin bu yürüyüşte hak, adalet ve nizamın taşıyıcısı olduğu fikrini merkeze alır.
Yeni Paradigmanın Temelleri
Bu tarih felsefesi üzerine kurulacak yeni paradigma;
* İmam-ı Azam ve İmam Matüridî’nin akılcı yaklaşımını,
* Hanif Türk düşüncesinin akıl ve hikmet geleneğini,
* Anadolu irfanını,
* hakikati merkeze alan bilim anlayışını,
* Yapay zeka ve dijital devrimi doğru anlayan teknoloji ile insan arasında değerler odaklı kurulacak bağı insan üzerinden teknoloji anlamlandıran ve teknoloji üzerinden ortaya çıkan sosyoloji hak ve adalet sevgi ve ilgi ve ahlak ve de teknolojinin yönettiği değil teknoloji insanın hayrına yöneten bir insan ve toplum modelini esas alan
* milli bağımsızlığı ve devlet bed müddet odaklı
* insanlık medeniyetini yeniden inşa etme idealini
bir bütün olarak ele almalıdır.
Bu paradigma, yapay zekâ ve biyogenetik devrimi gibi insanlık tarihinin yeni kırılmalarını da aynı fikrî zemin üzerinden anlamlandırmalıdır.
Teknoloji, insanı dönüştüren bir güç olarak değil; insan onurunu, hakkı ve adaleti güçlendiren bir araç olarak değerlendirilmelidir.
Aynı zamanda bu yaklaşım; Evangelizm, Siyonizm ve her türlü ezoterik, şeytanist irrasyonelitik güç anlayışını reddeden; gerçekliğe, akla, irfana,bilimsel yönteme ve hakikate dayalı bir medeniyet tasavvuru geliştirmelidir.
Son yüzyılda Batı merkezli düşünce dünyasının Türkiye’ye ve İslam coğrafyasına dayattığı Evangelist ve Siyonist perspektifler, tarih okumasını da kendi jeopolitik hedeflerine göre şekillendirmiştir. Türkiye’nin buna vereceği cevap, yalnızca bu tezleri eleştirmek değil; kendi tarih felsefesini yeniden inşa ederek alternatif bir medeniyet tasavvuru ortaya koymaktır.
Bu nedenle üçüncü binyılda ihtiyaç duyduğumuz şey, Batı’nın ürettiği tarih tezlerini tekrar etmek değil; Türklerin Hz. Âdem’den bugüne uzanan varoluş yürüyüşünü, akıl, adalet, hikmet ve hak ekseninde yeniden yorumlayan özgün bir tarih felsefesi geliştirmektir.
FETÖ ile gerçek mücadele de ancak böyle bir zihniyet dönüşümüyle mümkün olacaktır. Çünkü fikrî temeli sağlam olmayan hiçbir güvenlik politikası kalıcı sonuç üretemez. Kalıcı çözüm, aklı merkeze alan, hakikati esas alan ve insanlık medeniyetini yeniden kurmayı hedefleyen yeni bir paradigma inşa etmektir.
@tcbestepe@rte@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli
Milletçe yüreğimiz yandı…
Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşanan bu alçak saldırı, hepimizi derinden sarsmıştır. Masum evlatlarımızın, bir öğretmenimizin hayatını kaybettiği; onlarca yavrumuzun ağır yaralandığı bu vahşeti lanetliyorum.
Okul dediğimiz yer; güvenin, eğitimin ve geleceğin yuvasıdır. Bu kutsal mekânda silahların konuşması asla kabul edilemez. Bu sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda toplumsal bir yaradır.
Devletimiz tüm imkânlarıyla sürecin üzerindedir. Bu tür olayların bir daha yaşanmaması adına gereken her adım kararlılıkla atılacaktır.
Hayatını kaybeden öğretmenimize ve evlatlarımıza Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır diliyorum. Yaralı kardeşlerimize acil şifalar temenni ediyorum. Başımız sağ olsun…
VEALEYKÜMSELAM
BELÇİKA’DA İFTAR SOFRASINDAN SELAM EDEN KARDEŞLERİMİZ.
Geçmiş dönemlerde Avrupalı Türkler için UETD çatısı altında görev yaparak hizmet etmiş, sağına soluna bakmadan mücadele eden; ne tehditlere boyun büken ne de itibar suikastlerine eyvallah eden samimi, içten, vefakâr ve cefakâr dava insanlarıyla bir iftar sofrasında buluşmuşlar
Hoşsohbet gerçekleştirmişler.
Bize de selamlarını iletmişler.
VEALEYKÜMSELAM
Onlar, bizim gönül sayfalarımızda unutulmayanlar olarak kayıtlıdır.
Çünkü biz onların samimiyetine, ihlasına, içtenliğine, mücadelesine ve fedakârlığına şahidiz.
Bizden de onlara özlemle, hasretle kucak dolusu selam olsun.
Zor zamanlarda konuşan adamlar, tarihe unutulmaz insanlar olarak kaydedilirler. Çünkü yol uzun, mücadele büyük.
İran'da son dönemde yaşanan üst düzey suikastlar, bir gerçeği ayyuka çıkardı: Rejim, kendi içindeki "hainlerle" savaşıyor. Tıpkı Türkiye'nin bir dönem mücadele ettiği FETÖ vari yapılar gibi, İran'da da sistemin en kritik noktalarına sızmış, maskeli bir "casusluk ağı" var.
@oktay_saral Aynen abim ,böyle cezalar oldukça böyle caniler insanlıktan nasibini almamış mahluklar eksik olmaz .
En ağır ceza alması elzemdir caydırıcıliğı olması lazım.
Sen asıl bu fotoğrafa iyi bak Özgür Özel!
Bu millet kimin dik durduğunu, kimin rüzgâra göre eğildiğini çok iyi bilir.
Fotoğrafa bak da bugün yaşanılanların, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği ve halkın gücü sayesinde neden Türkiye’de yaşatılamayacağını gör!
Ama sen uluslararası siyaseti magazin diliyle okumaya kalkarsan, ortaya ancak böyle bir hezeyan çıkar.
15 Temmuz gecesi bu millet namluların önüne yürürken, kim dosttu kim seyirciydi; kim darbecilerin karşısında, kim Batı’dan aferin bekliyordu; hepsi tarihin kayıtlarında duruyor.
Senin çarpıtmaların bu hakikati örtemez!
Siyaset bilgi ister, feraset ister, devlet ciddiyeti ister! Ama sende ne bilgi var, ne feraset, ne de devlet aklı!
Bir gün “neden konuşuyorsunuz” diye bağırır, ertesi gün “neden konuşmadınız” diye ağlaşırsın.
Bu tutarsızlıktan öte siyaset fukaralığıdır.
Cumhurbaşkanımız, hamasetle değil; ilkeyle, akılla ve devlet sorumluluğuyla en önemlisiyse halkıyla hareket ederken, sen her gün başka bir yalanla gündeme gelmeye çalışan, siyaseti dedikodu sanan, halkı yalnızca kendi çıkarların için kullanan bir figürsün. Bu yüzden demokrasi dersi vermeye kalkmadan önce aynaya bak!
Bir kısım mağazaların “Kara Cuma” adı altında, bu milletin asırlardır mübarek bildiği Cuma gününün kutsiyetini reklam malzemesi hâline getirmesi asla kabul edilemez.
Cumanın bereketine, maneviyatına dil uzatan, ticari kazanç uğruna değerlerimizi aşındıran bu anlayış; ne geleneklerimizle ne de toplumumuzun hassasiyetiyle bağdaşmaktadır.
Buradan açıkça ifade ediyorum:
Bu ucuz pazarlama taktikleriyle milletin maneviyatını hedef alanlara karşı gerekli idari ve hukuki adımlar derhâl atılmalıdır.
Denetim mekanizmaları devreye girmeli, bu kavramı kasıtlı şekilde kullananlara yönelik gerekli yaptırımlar uygulanmalıdır.
Cuma, bu millet için kara değil; nurun, rahmetin, kardeşliğin ve bereketin günüdür.
Kimsenin bunu gölgelemeye, kirletmeye hakkı yoktur.
Yetkilileri milletimizin hassasiyetine sahip çıkmaya; işletmeleri ise değerlerimizle dalga geçmeyi bırakarak kendilerine gelmeye davet ediyorum.
#Netanyahu rejiminin #Katar’a yönelik gerçekleştirdiği saldırı, uluslararası hukuku hiçe sayan ve akıl almaz bir pervasızlığın yeni bir göstergesi olmuştur.
Bu tür eylemlere karşı uluslararası toplumun kararlı ve kalıcı bir şekilde tavır alması zorunludur. Aksi halde, sadece bölge değil tüm dünya daha da karanlık ve istikrarsız bir sürecin içine sürüklenecektir.
#UluslararasıHukuk #İsrail
🇪🇺Avrupa Birliği’nin Gazze’de yaşanan felakete karşı yeterince güçlü ve etkili bir tepki verememesi uluslararası hukuk ve insan hakları adına utanç verici.
Gazze Sağlık Bakanlığı’na göre 7 Ekim 2023’ten bu yana: en az 58.026 ölü,
138.500’den fazla insan yaralandı.
Almanya, Romanya ve Macaristan gibi bazı üye devletler İsrail’e karşı yaptırımlara karşı çıkarken, diğerleri sembolik açıklamalarda bulunuyor.
AB’nin tutumu belirsiz ve bölünmüş durumda.
AB’nin bu noktada sahada olan acıya göre değil, siyasi çekişmelere göre pozisyon aldığını görüyoruz.
#Avrupa birliği:
İsrail’in ablukayı tamamen kaldırmasını,
Açık, güvenli ve ölçekli insani yardıma izin vermesini,
Sivil altyapıya ve sağlık kuruluşlarına yönelik saldırılardan artık vazgeçmesini,
İnsan hakları ve uluslararası insani hukuka titizlikle uymasını talep etmelidir.
Avrupa Birliği insani ortak değerleri savunduğunu iddia ediyorsa, adaletli bir tutum sergilemeli ve bu tarihi sorumluluğun gereğini yerine getirmelidir.
@EUDelegationTur@EU_Commission@Europarl_EN@vonderleyen