Danimarka’nın soğuk, karanlık polisiye hattından üçlü film önerisi:
•Fasandræberne: Geçmiş travmaların bugüne sızdığı bir soruşturma hikâyesi.
•Flaskepost fra P: “Department Q” serisinin devamı, kayıp vaka gerilimi.
•Kvinden i buret: serinin başlangıcı, İskandinav noir’ı.
Margarita Yourcenar: "Lo mejor para la turbulencia de la mente es aprender, es lo único que nunca falla. Puedes envejecer y temblar, puedes desvelarte escuchando el desorden de tus venas, puedes extrañar a tu único amor y perder tu dinero a manos de un monstruo, puedes ver el mundo a tu alrededor devastado por peligrosos locos, o saber que tu honor ha sido pisoteado en las cloacas de las mentes más viles; en tales condiciones, solo hay una cosa que hacer: aprender".
“Yurtsuz”da 14 yıl sonra ada köyüne dönen Hein’ı kimse tanımaz, kendini ispatlasın diye mahkeme kurulur.
Kendin olduğun için reddedildiğin yer, yurdun olabilir mi? Kabul görmek için kendinden vazgeçip, biçilen rolü oynayabilir misin?
Kendimiz gibi var olamadığımız her yer gurbet.
2003 yılında bir Alman film ekibi, Moğolistan’ın Gobi Çölü’nde göçebe bir aileyi takip etti. Ortaya çıkan The Story of the Weeping Camel adlı film Oscar’a aday gösterildi.
Bir dişi deve, iki gün süren zorlu bir doğumun ardından yeni doğan yavrusunu reddetmişti. Sütü olmadan yavrunun yaşaması mümkün değildi.
Aile tek bir çözüm olduğunu biliyordu. İki küçük oğullarını, yüzyıllardır bu tür durumlar için uygulanan “Hoos” adlı bir ritüeli gerçekleştirebilecek bir müzisyeni bulmaları için çölün derinliklerine gönderdi.
Müzisyen geldi. Ritüel yapıldı. Anne deve gerçekten gözyaşları döktü ve ilk kez yavrusuna yöneldi.
Film ekibi yalnızca bir yaşam tarzını belgelemek için oradaydı. Böyle bir ana tanıklık edeceklerini bilmiyorlardı.
UNESCO, Hoos ritüelini 2015 yılında Somut Olmayan Kültürel Miras listesine dahil etti.
Siyah-beyaz, yol filmi, İzlanda... Sevmem için gerekli kriterleri sağladığı gibi, ölen annesini külüstür Cortina'nın arkasına yerleştirip onu hep görmek istediği bir yere götüren Jón'un kalbe dokunan hikayesi her şeyi tamamlıyor. 2022'ye ait olup gözden kaçması da ayrıca tuhaf.
MUH-TE-ŞEM. Bayıldım bu İzlanda kara komedisine 🥹 azıcık da ağladım ama siz ağlamazsınız muhtemel. Bende uyandırdığı histen dolayı. Ölen annesinin cesedi ve köpeği Brezhnev ile yolculuk eden Jón'un hikâyesi. Siyah beyaz olmasını ayrıca sevdim. Finaline ise 100 puan!
Herhalde son yıllarda yaşadığım en büyük aydınlanma, insanların psikolojik sorunlarından kaynaklı huy ve hareketlerine değiştirilebilir alışkanlıklar olarak bakmamam gerektiğini öğrenmek oldu. Gençken bu sorunların genelde narsissizmden kaynaklı düzeltilebilir şeyler olduğuna inandığımdan insanların (kendim dahil) olgunlaştıkça bu tutumlarını geride bırakmaları gerektiğini düşünüyordum. Bu nedenle agresif ve eleştirel tavrım aslında yapıcı olma çabamdı. Zamanla anladım ki gerçek aslında bu kadar basit değilmiş.
Hala, her insanın iyileştirilmesi gereken bir narsisizmle tebelleş olduğuna inanıyorum - ki bu buna büyümek, tekamül, pişmek deniyor. Kimse bu maceraya "insan" olarak başlamıyor - "insan" zamanla ve mücadeleyle olunan bir şey. Ama farkına vardım ki her insanın bu mücadeleyi verecek yeterli iradesi yok. Vermek istemediklerinden değil, sahiden samimiyetle ellerinde olsa verecekler ama kişisel geçmişlerine damga vurmuş travmalar nedeniyle (ADHD, OCD vb.) sahiden ellerinde değil. İşte benim bu basit gerçeği anlamam epey zaman aldı. Ortada samimiyetsizlik, sahtekarlık, narsisizm filan yok, dürüst bir yapamama, gücünün yetmeme durumu var. Gençken bunu anlamak zor, sanki elindeymiş de yapmıyormuş gibi geliyor, zorlasa olacakmış, yeterince dişini sıkmıyormuş gibi - ve belki biraz sahiden de öyle, belki biyolojik, psikolojik faktörlerin yanında sahiden de kişisel bir yenik düşme, "konfor"lu olanı seçme hali de var bilemiyorum ama gelgelelim yaşlanıp karakterler oturdukça görüyorsun ki, karşında artık değişmesini beklemenin mantıksız ve haksız olduğu bir "hasta" olma durumu var.
Benim bunu anlamam epey uzun sürdü ama bir kez anlayıp kabul edince, epey bir rahatlama da geliyor, çünkü mevzuyu anlıyorsun. Hepimiz öyle ya da böyle, farklı derecelerde, "hasta"yız. Kimimizin iradesi bununla savaş vermeye yetiyor, kimimizin yetmiyor. Ve yaşlandıkça bu meseleyi konuşmak dahi daha zor, acıtan ve anlamsız bir hal alıyor - çoğu insan için. Gücü yeteni de, yetmeyeni de maalesef ki bu şekilde kabul etmekten ve ilişkini bu gerçekler etrafında kurmaktan başka çaren kalmıyor.
Bir ahali düşünün ki iyi veya adil toplumun, iyi yaşamın özellikleri konusunda müreffeh, varsıl olmaktan başka bir kriteri olmasın.
Bence bir milyar doları olup da onu beş milyon dolar çoğaltmak için emek ve zamanını harcayan biri zavallının tekidir ama bu benim kriterim tabii.
Ne yapıyorsam, nasıl yaşıyorsam, neden çabalıyorsam, sebebi 17 yaşında ilk okuduğumdan bu yana aklımın ve gönlümün rehberi olan bu sözlerdir:
"Bu hayrat gönül, bu pir aşkına didinme olmadı mı harika çocuk da olsan boşuna. Bezirganların enayilik saydığı, ya da arkasından kimbilir ne türlü çıkar gördüğü şair cömertliği yok mu -ki Can Yücel'de var o- şu bizim topraklar onu bekliyor Yunus Emre'den, Kaygusuz Abdal'dan,Nesimi'den beri.
Harika çocuk da olsan kırk yıl odun taşıyacaksın tekkeye, burnunu kırıp gözünü dört açacaksın dünyaya, şu bu beğendi diye asıl beğenmesi gerekene boş vermeyeceksin. Arapçaya Arapça, Latinceye Latince, İngilizceye İngilizce, adam olman için ne gerekse hepsini yeniden çocuk olasıya öğreneceksin ve...
ve... dayatacaksın arsa al, bankaya para koy, kim kime dum duma, kim öle kim kala diyen dostlara uymak şöyle dursun, onları kendi yoluna imrendireceksin.
Bütün bunları da niçin yapacaksın? Bir üstün güce yaranmak, bir başka dünyayı kazanmak için değil; sırf sahici insan olmak, küflenip paslanmadan yaşamak, dünyanın sabahlarına yakışmak için.
Bir de tabii köyün kemençecisi olmanın tadı var: bir vuruşta köy halkını horona kaldıran kemençeci. Merhaba Can Yücel ve merhaba Her Boydan kemençecileri dünyamızın...
Sabahattin EYÜBOĞLU"
İşte bu yüzden bir güce yaranmak için değil sahici insan olmak, dünyanın sabahlarına yakışmak için emekle didinen nice güzel kardeşimizle, bu zamanda biz de böyle yaşadık, böyle yaşamaya devam ediyoruz. Kişi hizmet ile bulur kemali diye, nerede olursak olalım tekkeye kırk yıl odun taşımaya ikrarlıyız.
Bu çirkin günler biter, dört bir yandan gelmiş milyonlarca insan Eren Eyüboğlu'nun bu güzel ağacı altında kardeşçe buluşuruz. İşte gönlü buna titreyen yürekli milyonlarca kardeşim biz Anadolu'nun çocuklarız.
Gönlümüzden ve aklımızdan hiç çıkarmayalım Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak...
İsveç, Norveç, Finlandiya, İzlanda ve Danimarka sinemasından özel bir seçki Nordik Film Günleri kapsamında İBB Beyoğlu Sineması’nda!
Seçkide yer alan her film, Nordik coğrafyasının kendine özgü kültürel bakış açılarını ve anlatı geleneğini sinematik bir dille keşfe davet ediyor.
Oscar'da, En İyi Uluslararası Film dalında ülkesi Fas'ın adaylığını da alan Calle Malaga (2025) yaşlılık, aidiyet ve aşk temalarını başarıyla harmanlayan görülmeye değer bir drama olmuş ✨
iran halkına karşı özel bir sempatim vardır. islam toplumu içinde en seçkin halklardan. üretici, özgün, entelektüel ve sanatçı ruhlu. iran halkı, dini veya seküler bir despotizmi hak etmiyor. bir an önce bu kâbustan uyanmalarını diliyorum.
bugün bir yumurta toptancısıyla konuştum, "bu bölgedeki en eski yumurtacı benim" dedi. 5 yıldır yumurtacılık yapıyormuş. diğerleri batmış veya sektör değiştirmiş. geçen gün 120 yıldır tarak üreten ve ürettiği tarakları 120 yıldır aynı fiyata satan bir ingiliz üreticinin hikayesini izlemiştim. italya'da bir matbaa fabrikası aynı aile tarafından 500 yıldır işletiliyor. bu coğrafyanın en büyük problemi devamsızlık ve istikrarsızlık. sanatta, siyasette, sporda aynı problem. sürekli yıkıyoruz ve yeniden başlıyoruz. 500 yıldır istanbul'a yerleşmeye çalışıyoruz ve yerleşemiyoruz bir türlü. inanılmaz bir enerji ve zaman kaybı.
Keskin zekalı insanlar, kimi zaman öyle yazılar yazarlar ki, bu yazının sahibi sosyoloji, psikoloji ve siyaset bilim alanlarında en azından doktora düzeyinde eğitim almış olmalı dersin. @yildarado nun arada beni böyle çarpan yazılarından birisi daha. Eline sağlık…https://t.co/kup5CN2Doz