İstanbul Barosu üyesi değerli meslektaşlarım,
Baromuzun 128. Olağan Genel Kurulu’nda oyum değerli hocam Avukat İbrahim Kaboğlu’nadır.
Çünkü:
Bugün mesleğimizin en önde gelen sorunu hukuk devletidir. Hukuk devleti olmadan avukatlık onurumuzu koruyarak mesleğimizi yapabilmemiz olanaksızdır. İstanbul Baromuzun tarihsel geleneğine uygun olarak hukuk devletini, Baromuzun ve avukatlık mesleğimizin onurunu savunmaya hep birlikte devam edeceğiz.
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi
When we talk about authoritarianism, it’s not just Donald Trump.
Musk owns X
Bezos owns Twitch
Zuckerberg owns Instagram and Facebook
Larry Ellison controls TikTok
Billionaires increasingly control what we see, hear and read.
SAVUNMA “SANIK” SANDALYESİNDE OLAMAZ!
İstanbul Barosu cevaplıyor…
⁉️Neden yargılanıyorlar, hedef ne⁉️
#SavunmaSusmadıSusmayacak
5-9 Ocak #SavunmaHaftası ’nda Silivri’deyiz.
📍 Marmara (Silivri) Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu
🗓 5–9 Ocak 2026
⏰ 10.00
🔗 Ulaşım bilgileri:
https://t.co/UwgXGjrJv6
Mesleki dayanışmadan, sömürüye dönüşmekte olan tevkil uygulamalarını konuşacağımız, sorunlarımıza karşı kendi çözümlerimizi tartışacağımız ilk tevkil çalıştayımıza bütün meslektaşlarımız davetlidir.
🗓️ 07.12.2025 - Pazar
🕚 11:00
📍 İstanbul Barosu Konferans Salonu
10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ SEMPOZYUMUNA ÇAĞRI
Merhaba değerli meslektaşlar,
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nde İstanbul Barosu ve hak temelli merkezlerimizin düzenlediği sempozyum ve devamında gerçekleştirilecek foruma tüm meslektaşlarımız davetlidir.
Kaan Tangöze’nin Sütçü İmam Üniversitesi’nde konserde söylediği şarkı:
Baltalar elimizde, imarı cebimizde
Biz gideriz ormana, hey ormana
Bakanlar yanımızda, Başkan önümüzde
Biz gideriz ormana, hey ormana
Bu ormanı yaksak da mı satsak
Yıksak da mı rezidans çaksak
İyi para ediyor
Bu sinemayı da mı yaksak
Buraya da mı AVM çaksak
İyi para ediyor
Bu parka da mı Topçu Kışlası yapsak
Buraya da mı AVM çaksak
İyi para ediyor
Baltalar elimizde, imarı cebimizde
Biz gideriz ormana, hey ormana
Bakanlar yanımızda, oğulları önümüzde
Biz gideriz ormana, hey ormana
Bu sanatçıyı yasaklasak da mı saklasak, yasaklamasak da mı saklasak
Örgütten alsak, hep bize çakıyor
Bu yazarın kitabını toplatsak da mı satsak, toplatmasak da mı saklasak
Yoksa bunu da mı örgütten alsak
Hep bizi yazıyor
Bu gazeteciyi oraktan mı alsak, çekiçten mi alsak, balyozdan mı alsak
Komünist mi lan bu?
Bu askeri Gılgamış’tan mı alsak, Ergenekon’dan mı alsak
Dik dik bize bakıyor
Baltalar elimizde, imarı cebimizde
Biz gideriz ormana, hey ormana
Bakanlar yanımızda, Cumhurbaşkanı her yerde
Biz gideriz ormana, hey ormana
SOYKIRIMIN ÖNLENMESİ VE GLOBAL SUMUD FİLOSUNUN KORUNMASI ULUSLARARASI İNSANCIL HUKUKUN GEREĞİDİR
İsrail’in iki yıldır Gazze’de sürdürdüğü soykırım saldırıları sonucunda on binlerce Filistinli katledilmiş, yine on binlercesi yaralanmış, işkenceye maruz kalmış, tedaviye erişimi engellenmiş ve etnik temizlik hedefiyle zorla yerinden edilmiştir. Bu süreçte Gazze Şeridi’ne yönelik 18 yıldır devam eden abluka ağırlaştırılmış, insani yardım geçişi engellenmiş ve gıdaya erişimin kasten imkânsız kılınmasıyla yüzlerce çocuk ve yetişkin açlıktan hayatını kaybetmiştir.
Filistin halkının yaşadıkları yalnızca uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliğinde olmayıp 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi kapsamında İsrail’in Gazze’de soykırım suçunu işlediği sabittir. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin yetkilendirdiği Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu’nun 16 Eylül 2025 tarihinde yayımlanan raporunda suçun tüm unsurlarının oluştuğu açıkça tespit edilmiştir. Uluslararası toplumun yalnızca uyarı ve kınama ile yetinmeyip, soykırıma karşı harekete geçmesi hukuken zorunludur.
Global Sumud Filosu soykırım koşullarında gıdaya ve tıbbi malzemelere erişimi kasten engellenen Gazze halkına insani yardım ulaştırmak ve yasa dışı ablukaya dikkat çekmek amacıyla 44 farklı ülkeden gelen gönüllüleri taşıyan 50’den fazla sivil gemiyle yola çıkmıştır. Uluslararası Adalet Divanı kararlarını hiçe sayarak soykırımı ve ablukayı sürdüren İsrail, sürekli biçimde saldırarak filoyu durdurmaya çalışmaktadır. Tunus’ta filoya bağlı gemileri hedef alan iki ayrı saldırının ardından 24 Eylül 2025 tarihinde bir saldırı daha olmuştur. Filo Girit adası açıklarında seyir halindeyken gerçekleştirilen dron saldırıları sonucunda patlamalar meydana gelmiş ve saldırıya tanıklık eden baromuz üyesi Av. Gülden Sönmez bazı gemilerin teknik zarar gördüğünü, can kaybı olmadığını aktarmıştır.
Global Sumud Filosu’nun katılımcıları arasında yer alarak gemilerde ihlallerin belgelenmesine katkı sunan, filoyu koruma taleplerini güçlendirecek yasal süreçleri işleten birçok hukukçu olduğunu biliyor, meslektaşlarımızın ve tüm eylemcilerin korunması gerekliliğinin altını çiziyoruz.
Filistin halkıyla dayanışma için harekete geçen binlerce gönüllü tarafından kurulan ve Gazze’ye yelken açan bu insani yardım filosunun saldırılara karşı korunması uluslararası hukukun gereğidir. 1949 tarihli IV. Cenevre Sözleşmesi ve I. Ek Protokol’ün 70. maddesi, insani yardımın hızlı ve engelsiz biçimde ulaştırılmasını bağlayıcı bir yükümlülük olarak düzenlemiştir.
Devletlerin yalnızca müdahaleden kaçınma değil, aynı zamanda koruma ve gözetim yükümlülüğü de bulunmaktadır. Güzergâh üzerinde bulunan kıyı devletleri ve uluslararası toplum, Global Sumud Filosu’nun güvenliğini sağlamak, olası saldırıları önlemek ve yardımın hedefine ulaşmasını temin etmekle yükümlüdür.
Filistin halkı soykırım, işgal, abluka ve apartheid koşullarına direnirken bu yükümlülük “erga omnes” nitelikte olup evrensel hukuk ilkelerine aykırılık kapsamında yalnızca ilgili sözleşmelerin taraflarını değil tüm devletleri bağlamaktadır. İnsani yardım faaliyetlerinin güvenliğinin sağlanması, uluslararası hukukun üstünlüğünün ve insanlık onurunun korunmasının ayrılmaz bir parçasıdır.
İstanbul Barosu olarak; insan haklarını koruma ve hukukun üstünlüğünü savunma sorumluluğumuz doğrultusunda Gazze halkına insani yardım ulaştırılmasının uluslararası hukukta tanınmış bir hak ve devletler için yerine getirilmesi zorunlu bir yükümlülük olduğunu hatırlatıyoruz. Filoyu hedef alan herhangi bir saldırı veya engelleme, yalnızca gemideki sivillerin değil, aynı zamanda Gazze Şeridi’nde yaşayan iki milyon Filistinlinin yaşam hakkının ihlali anlamına gelecektir. Bu doğrultuda devletimiz de dahil olmak üzere tüm devletleri Gazze’deki soykırımın durdurulması, İsrail’e somut yaptırım uygulanması, soykırım suçlularının yargılanması, yasa dışı ablukanın kaldırılması, seyir halindeki Global Sumud Filosu’nun güvenliğinin sağlanması ve insani yardımın engellenmemesi için yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz.
İSTANBUL BAROSU
Savunmanın savunulmasına omuz verdiler. İstanbul Barosuna açılan haksız davada avukatlığı ve Baroların bağımsızlığını savundular. Tarihe not düşülecek davada neler söylendi? @muskoroglu@ankarabarosu
⬇️Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu⬇️
Türkiye'yi, Anayasal düzeni ve hukukun üstünlüğünü savunuyoruz! 23 Haziran 2025'i tarihe not düşüyoruz!
Türkiye'nin dört bir yanından baro başkanları, Türkiye Barolar Birliği ve meslektaşlarımız, Pazartesi günü, Anayasa madde 34'e açıkça aykırı şekilde ve konusu suç teşkil eden emri uygulayan kolluk eliyle adliye önünde, sokak ortasında defalarca özgürlüğünden alıkonuldu. Yaklaşık 8 saat boyunca Çağlayan Adliyesi ve baro binamız arasında yüzlerce polis şiddet kullanarak anayasal ve demokratik haklarımızı gasp etti.
Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Türkiye Cumhuriyeti’ni, anayasal düzeni ve hukukun üstünlüğünü savunmaktan asla geri durmayacağız. Çünkü biz avukatız. Savunma susmadı, susmayacak!
Bugün 5 Haziran, Dünya Çevre Günü…
Bu bir kutlama günü değil; ormanına, deresine, suyuna, havasına sahip çıkanların; ekolojik yıkıma karşı direnenlerin mücadele günüdür.
Doğayı yalnızca bir “kaynak” olarak gören anlayışa karşı, onu bir “varlık” olarak kucaklayanların direnme günüdür.
Dünyanın dört bir yanında insanlar hava, toprak ve su için adalet talep ediyor, yaşam hakkı için mücadele ediyor. Ülkemizin dört bir köşesinde yurttaşlarımız; suyuna, toprağına, ormanlarına, kent hakkına ve emeğine sahip çıkıyor.
Anayasa’da yer alan “Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür” hükmünü yalnızca niceliksel bir ifade olarak değil, niteliksel bir sorumluluk olarak da kavrıyor ve “her karış toprağı savunmayı” yaşamın her alanında hayata geçiriyor.
İklim krizinin kıskacındaki dünyamızda, egemenlik savunusunun sadece sözde değil, özde bir anlam taşıması artık bir zorunluluktur.
Çünkü:
Egemenlik, gıda egemenliğidir.
Egemenlik, suya erişim hakkıdır.
Egemenlik, gelecek kuşakların yaşam hakkının korunmasıdır.
Egemenlik, halkın barış içinde, sağlıklı bir çevrede yaşamasıdır.
Bağımsızlık, doğal varlıkların korunmasıdır.
Bağımsızlık, iklim krizine karşı geleceği savunmaktır.
Bağımsızlık, insan, hava, toprak ve su için adalettir.
Ekosistemin bütününe, yaşam alanlarımıza ve doğamıza yönelen yıkıcı müdahalelere karşı,
Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkımız için...
Mücadeleye devam!
Ş. Can Atalay
Seçilmiş Hatay Milletvekili
Marmara (Silivri) Cezaevi, 9-A47
5 Haziran 2025
( Yapay zeka kullanılarak seslendirilmiştir.)
Bir eksiktik tam olduk!
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyemiz Av. Fırat Epözdemir tahliye oldu.
Baro başkanı ve Yönetim Kurulumuzla birlikte meslektaşımızı almak üzere Silivri’ye yola çıkıyoruz.
İSTANBUL BAROSU CMK SERVİSİ
1 Mayıs'ta yaşanabilecek olası gözaltılar ile hak ihlallerine maruz kalan yurttaşlarımız ve yakınları, hukuki yardım için aşağıdaki numaradan İSTANBUL BAROSU CMK SERVİSİ'ne ulaşabilirler.
Numara: 02123930839