Defne Devlet Hastanesi
Depremin 58. Gününde doğan yıldız, Hataylıların dermanı, Defnelilerin özlemi, sağlık emekçilerinin gururu ve hiç bitmeyecek bir aşk: Defne Devlet Hastanesi daima ilerleyerek halkımızın hizmetine devam edecek. @drmemisoglu@saglikbakanligi@tcbestepe
Cumhuriyetin çocuklarının Cumhuriyetlerine sahip çıktıkları ve her bir vatandaşının tüm renkleriyle birer Türk Bayrağına dönüşüp; TEK MİLLET, TEK DEVLET, TEK BAYRAK ve TEK VATAN aşkından asla vazgeçmeyeceklerini tarihe tekrar kazıdıkları gündür #15TemmuzDemokrasiVeMilliBirlikGünü
Bu vatanın her köşesinde, bu milletin her anında siz vardınız.Dün de vardınız. Daima var olacaksınız.
Sağlık sistemimizin göz bebeği hekimlerimize minnetle.
#14MartTıpBayramı kutlu olsun.
#SizVardınız
@drfahrettinkoca Eşitliği adalet olarak görmeyen ve mümkün olduğu kadar hakedene hakkını teslim etmeye çalıştığınız Bakanlığınız döneminde birlikte çalışabildiğimiz için mutluyum. Sizinde tıp bayramınızı yürekten kutluyorum. 🙏
Hukukçu Devlet adamı
Ahmet Cevdet Paşa’nın Mecelle’deki Hakim tarifi:
“Hakim;hakim (bilge),fehim (zeki),
müstakim (doğruluktan şaşmayan),emin (güvenilir),mekin
(ağırbaşlı) ve metin (sağlam ve dayanıklı) olmalıdır.”
Gazneliler döneminde yaşamış hukukçu,siyaset ve dil bilimci düşünür
Ebu Mansur Es Sealibi (961-1038)
yaklaşık bin yıl önce bakın ne demiş :
“ Kadı helal ve haramın bütün şubelerini iyi bilmelidir.
Düzgün ve tutarla konuşmalı, kapısını herkese açmalı, perdeyi kaldırmalıdır.
Umumun karşısında muhakeme yapmalı ,
hasımlar arasında adaleti gözetmelidir.
Heybetli duruşuna rağmen tevazuu elden bırakmamalı,
acizlik derecesine düşmeden merhameti korumalıdır.
Cebi temiz olmalı (Rüşvet almamalı),
alnı lekesiz (onurlu),
sırtı kambursuz (geçmişi temiz) olmalıdır.
Sahipsiz kimselerin davasına bakarken hakkı gözetmeli, yetimin malına el sürmemelidir.”
Hekim olmayanların da anlayabileceği bir dilde, ₺77 000 000 Tazminata hükmedilen malpraktis davasını anlatan bir podcast hazırladık.
Bu podcast tıbbi ya da hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Yalnızca kamuoyunu bilgilendirme amaçlıdır.
👇
https://t.co/mg4gjKOIvO
“Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim
Adam aldırma da geç git diyemem aldırırım,
Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım”
Mehmet Akif Ersoy
Saygı ve rahmetle …
TBMM'de Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında Tören Salonu’nda 20. kez toplandı.
Toplantıda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, ortak raporun vakit kaybetmeden hazırlanması gerektiğini belirterek şu çağrıyı yaptı:
"Burada, hazırlayacağımız rapor konusunda arkadaşlarımızın fikirlerine başvuracağız.
Söylenecek sözü olan son olarak söylesin.
Sonra da partilerin görevlendirdiği arkadaşlar bir araya gelerek müşterek raporu hazırlasın.
Bunu da geciktirmeden yapmak zorundayız".
MHP’nin hazırlık sürecine ilişkin yaklaşımını anlatan Yıldız, partilerinin bazı kıstasları olduğunu vurguladı.
“Bu rapor hazırlanırken bizim Milliyetçi Hareket Partisi olarak bazı görüşlerimiz, kıstaslarımız, kriterlerimiz vardır" diyen Yıldız, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Terörsüz Türkiye ideali askeri operasyonların ötesinde hukukun üstünlüğü, ekonomik refah, demokratik katılım, toplumsal dayanışma ilkeleri ile temellendirilmiş bir devlet vizyonunu ifade etmektedir.
Bu vizyonun başarısı yalnızca iç güvenliğin sağlanmasına değil Türkiye'nin bölgesel barış mimarisi içerisindeki konumuna da doğrudan katkı yapacaktır.
Türkiye'de beka kavramı yalnızca siyasal literatürde değil, toplumsal hafızamızda da tarihsel derinliği olan bir güvenlik paradigmasını ifade eder.
Osmanlı-Türk İmparatorluğu'nun son yüzyılında yaşananlar kolektif bilinçte süreklilik kazanan varlık yokluk endişesi doğurmuştur.
Dolayısıyla modern Türkiye'de terörle mücadele yalnızca güncel bir güvenlik politikası değil, devletin devamlılığını, toprak bütünlüğünü, anayasal kimliğini koruma iradesinin kurumsal hafızasıdır"
"BUNLAR TARTIŞILAMAZ"
Yıldız, beka kavramının Anayasa’nın ilk dört maddesiyle tanımlandığını vurguladı.
Devletin dili, bayrağı, üniter yapısı gibi unsurların vazgeçilmez olduğunu söyledi.
"Türkiye'nin üniter devlet yapısı, toprak bütünlüğü, Türkçenin resmi dil statüsü, Türk milleti üst kimliği, laik Cumhuriyet ilkesi hiçbir siyasi pazarlığa konu edilemeyecek temel değerlerdir,
Milliyetçi Hareket Partisine göre" diyen Yıldız, demokratikleşmenin bu çerçevenin korunmasıyla mümkün olacağını şu ifadelerle vurguladı;
"Demokratikleşme adımları ancak bu çizgiler korunarak, mevcut anayasal çerçeve içinde yapılabilir.
Terörle mücadelede kararlılıklar taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan ve ulusal güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden yapılacak reformlar, bu gibi düzenlemeler elbette ülkemizin geleceği için faydalı olacaktır.
Terörsüz Türkiye hedefi Türk milletini kucaklayan, toplumsal barışı ve huzuru tesis eden kutlu bir hedeftir. Ancak bu hedefe ulaşma yolunda atılacak adımlar devletin temellerini sarsmayacak, üniter yapıyı bozmayacak, teröre yeni hareket alanları açmayacak şekilde planlanmak zorundadır"
Bugün, kırk günlük zemheri başlıyor.
Zemheri, 22 Aralık’ta başlayan ve kırk gün süren kışın en soğuk günlerine denir.
Farsça zâm “kış” ve Arapça harîr “uğuldayan” sözcüklerinden türemiştir.
Allah gönle zemheri düşürmesin, onun soğukluğu kırk yıl sürüyor @etimoloji
Türkiye'de adam kayırma ve siyasi asabiyyecilik maalesef sisteme ne kadar defolu insan varsa onların girmesini ve yükselmesini kolaylaştırıyor. Türkiye'de sosyal çürümenin önünü açan da budur. Sistem kaliteli ve nitelikli insanları içeri almayınca işler bir müddet sonra defolu insanların rant savaşları için araçsallaştırılıyor. Çünkü iş yapma ve sorun çözme becerisi olmayan, değer üretme zevkine sahip olmayan insanların yapacağı en önemli şey taht kavgasıdır.
Sosyal medyanın anlık beğeni düzeyine göre gündem belirleyen bir zihniyet, kaçınılmaz olarak olayların öznesi değil nesnesi haline gelir.
Bu yaklaşım, toplumsal reflekslerin, kitle kültürünün eğilimlerine göre hareket eder, meselelerin altındaki sebeplere inemez aksine meselelerin görünürlüğünü kaybetmesine sebep olur.
Oysa; devlet makamlarındaki karar vericilerin, sosyal medyanın geçici dalgalarına göre hareket etmelerinden ziyade; sağduyulu analiz, stratejik öngörü ve değerlendirmeye dayanan bir yaklaşım benimsemesi şarttır.
Olayların yönettiği değil olayların millet ve devlet için yönetildiği bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.
Son günlerdeki asayiş sorunları başta olmak üzere Şırnak’taki sempozyum vesilesiyle kamuoyuna yansıyan ve milli vicdanı rahatsız eden görüntülerin ortaya çıkmasındaki süreç yönetimi ve buna benzer pek çok tartışmalarda da yine olayların nesnesi görüntüsü verilmiştir.
Süreci yönetemeyenler alt düzeyde bir kabahatli bulup konuyu kapatsalar da hakikat ortada durmaya devam edecektir!