@UCMSGenelMerkez@Kenan__Caliskan İl ve kurum temsilciniz bugün kontrolörlere yalvarıyordu lütfen 1 aycık bize üye olun diye. Acayip bir yüzsüzlüğünüz var gerçekten.
“Danıştay Kararı” ifadesi altında manipüle edilerek; Hava Trafik Emniyeti Elektronik Personeli meslektaşlarımızın özlük haklarına yöneltilen ithamlar ve tüm uluslararası mevzuatlarda açıkça yazılmasına rağmen Hava Trafik Emniyeti Elektronik Personeli lisansına yapılan gayriciddi yorumlara cevabımızdır:
Bahse konu Danıştay kararında belirtildiği şekli ile herhangi bir grubun tazminat cetvelindeki yeri değiştirilmemekle birlikte mahkeme söz konusu talebi reddettiğini ilgili maddelerinde yazmaktadır. Buna rağmen sürekli olarak "Danıştay davasını kazandık" şeklinde yapılan açıklama ve manipülasyonlara cevap olarak, karar metninde açıkça iptal kararının seyrüsefer alanında hizmet vermeyen kişilere havacılık tazminatı ödenmesi sonucunu doğurmadığı belirtilmektedir.
Karara rağmen, Kuruluşumuza dava açan 500’ün üzerinde personel işbu davaların tamamını kaybetmiş, emsal davada görülebileceği üzere Kuruluşumuz, uygulamasında haklı bulunmuş, davayı istinafa taşıyan personel de tüm istinaf davalarını kaybetmiştir.
Kurumlar, dernekler ve sendikalar ile yaptıkları görüşmelerde "Danıştay Kararı uygulansın" gibi üstü kapalı ve muğlak bir ifadeyle hak aradığını iddia ederek, ulusal ve uluslararası mevzuatta tanımı açık ve net olmasına rağmen Hava Trafik Emniyeti Elektronik Personeli lisansını almakta herhangi bir teknik unvanlı personelin rahatlıkla hak iddia edebileceği manipülasyonunu yapmakta sakınca görmeyenlerin, kazandıklarını iddia ettikleri dava karar sonucunu tüm ayrıntıları ile gösterememelerini ve devamında Kuruluşumuz havacılık tazminatı uygulaması aleyhine açılan 500'ü aşkın davanın tamamını neden kaybetmiş olduklarını izah etmekten uzak tavırlarını üzüntüyle takip ediyoruz.
Türkiye ATSEP Derneği olarak sadece bir grubun değil, Kuruluşumuzda görev yapan herhangi bir personelin kazanımına ilişkin menfi bir düşüncemiz, kötü bir sözümüz yoktur.
Ancak Hava Trafik Emniyeti Elektronik Personeli’nin meşru haklarını alaşağı etmeye yönelik her tür girişimle, hukuksal zeminde mücadele edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.
Derneğimizin üyesi, 1079 lisans numaralı meslektaşımız Sayın Sinan Yıldız, uzun yıllar Türkiye Hava Kontrol Merkezi’nde Hava Trafik Kontrolörü olarak görev yapmış, Akademide yeni Hava Trafik Kontrolörlerinin eğitiminde eğitici olarak hizmet vermiştir. Kendisi sırasıyla Havacılık Eğitim Dairesi Başkanlığı ve Türkiye Hava Trafik Kontrol Merkezi’nde Başmüdürlük görevlerini üstlenmiş, son olarak Hava Seyrüsefer Dairesi Başkanı olarak atanmıştır.
Tüm bu görevlerinin yanı sıra, Derneğimizin Ankara Şubesi’ne uzun yıllar başkanlık yaparak meslektaşlarımızın özlük hakları için özverili bir şekilde çalışmıştır.
Havacılıkta elde edilen sayısız başarının ardında, farklı fakültelerden ve bölümlerden gelen Hava Trafik Kontrolörlerimizin ekip çalışmasıyla mesleklerini büyük bir özveriyle icra etmeleri yatmaktadır. Bu mesleğe giriş, Sivil Havacılık Yönetmeliği’nde belirtilen lisanslandırma şartlarını, yabancı dil yeterliliğini, uluslararası sağlık standartlarını ve uluslararası düzeyde uygulanan FEAST sınavı gibi zorlu kriterleri sağlamayı gerektirmektedir. Bu yüksek standartlar, mesleğimizin hassasiyetini ve önemini net olarak ortaya koymaktadır.
Sayın Başkanımız hakkında yapılan ithamların, kendisinin mesleki birikimi ve katkılarıyla bağdaşmadığını belirtir; bu tür ifadelerin yanlış anlaşılmalara yol açabileceği endişesini kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
Derneğimizin üyesi, 1079 lisans numaralı meslektaşımız Sayın Sinan Yıldız, uzun yıllar Türkiye Hava Kontrol Merkezi’nde Hava Trafik Kontrolörü olarak görev yapmış, Akademide yeni Hava Trafik Kontrolörlerinin eğitiminde eğitici olarak hizmet vermiştir. Kendisi sırasıyla Havacılık Eğitim Dairesi Başkanlığı ve Türkiye Hava Trafik Kontrol Merkezi’nde Başmüdürlük görevlerini üstlenmiş, son olarak Hava Seyrüsefer Dairesi Başkanı olarak atanmıştır.
Tüm bu görevlerinin yanı sıra, Derneğimizin Ankara Şubesi’ne uzun yıllar başkanlık yaparak meslektaşlarımızın özlük hakları için özverili bir şekilde çalışmıştır.
Havacılıkta elde edilen sayısız başarının ardında, farklı fakültelerden ve bölümlerden gelen Hava Trafik Kontrolörlerimizin ekip çalışmasıyla mesleklerini büyük bir özveriyle icra etmeleri yatmaktadır. Bu mesleğe giriş, Sivil Havacılık Yönetmeliği’nde belirtilen lisanslandırma şartlarını, yabancı dil yeterliliğini, uluslararası sağlık standartlarını ve uluslararası düzeyde uygulanan FEAST sınavı gibi zorlu kriterleri sağlamayı gerektirmektedir. Bu yüksek standartlar, mesleğimizin hassasiyetini ve önemini net olarak ortaya koymaktadır.
Sayın Başkanımız hakkında yapılan ithamların, kendisinin mesleki birikimi ve katkılarıyla bağdaşmadığını belirtir; bu tür ifadelerin yanlış anlaşılmalara yol açabileceği endişesini kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
Derneğimizin üyesi, 1079 lisans numaralı meslektaşımız Sayın Sinan Yıldız, uzun yıllar Türkiye Hava Kontrol Merkezi’nde Hava Trafik Kontrolörü olarak görev yapmış, Akademide yeni Hava Trafik Kontrolörlerinin eğitiminde eğitici olarak hizmet vermiştir. Kendisi sırasıyla Havacılık Eğitim Dairesi Başkanlığı ve Türkiye Hava Trafik Kontrol Merkezi’nde Başmüdürlük görevlerini üstlenmiş, son olarak Hava Seyrüsefer Dairesi Başkanı olarak atanmıştır.
Tüm bu görevlerinin yanı sıra, Derneğimizin Ankara Şubesi’ne uzun yıllar başkanlık yaparak meslektaşlarımızın özlük hakları için özverili bir şekilde çalışmıştır.
Havacılıkta elde edilen sayısız başarının ardında, farklı fakültelerden ve bölümlerden gelen Hava Trafik Kontrolörlerimizin ekip çalışmasıyla mesleklerini büyük bir özveriyle icra etmeleri yatmaktadır. Bu mesleğe giriş, Sivil Havacılık Yönetmeliği’nde belirtilen lisanslandırma şartlarını, yabancı dil yeterliliğini, uluslararası sağlık standartlarını ve uluslararası düzeyde uygulanan FEAST sınavı gibi zorlu kriterleri sağlamayı gerektirmektedir. Bu yüksek standartlar, mesleğimizin hassasiyetini ve önemini net olarak ortaya koymaktadır.
Sayın Başkanımız hakkında yapılan ithamların, kendisinin mesleki birikimi ve katkılarıyla bağdaşmadığını belirtir; bu tür ifadelerin yanlış anlaşılmalara yol açabileceği endişesini kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.
@HavaSosyalMedya Vay vatan haini FETÖcüler nasıl haklarını arayabilirler... yuesey büyüktür hemen hepsini kovup yerine yenilerini yetiştirirler 1 haftada... askeri boeingciler ne güne duruyor...
@ynsmsek Hekimler hakettiğinden az alıyor bence. Hekimlerin ekstra bir ek ödemesi daha olmalı. Uzman Hekimin KPSS ile atanan memura bu kadar yakın olması üzücü gerçekten.
31.07.2024 tarihinde gazeteci sıfatını kullanan ancak hakkında yazı kaleme aldığı olay, konu ve ahval hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir şahıs ve çeşitli yayın organlarınca gerek sendika tüzel kişiliğimiz gerekse başkan ve yönetim kurulu üyelerimizin şahsı hakkında yapılmış açıkça dezenformasyon ve manipülasyon niteliği taşıyan çöp niteliğindeki yazı üzerine bu açıklamayı yapma ihtiyacı hasıl olmuştur.
Her şeyden önce hava trafik kontrolörlerimiz ulusal ve uluslararası sahada yılda milyonlarca insanın emniyet içerisinde seyahat etmesini sağlayan kutsal bir vazifeyi ifa etmektedirler. Hiçbir kişi, kurum veya kuruluşun, bu vazifenin ifası konusunda üzerlerine düşeni layıkıyla yapan meslektaşlarımıza ithafen söyledikleri altı boş, mesnetsiz, aksinin ispatı mümkün olmayan ve sadece başarıyla yürütülen bir hak mücadelesini karalamak amacıyla, "çamur at izi kalsın" minvalinde iftiralarla bu kutsal vazifeyi kirletmelerine izin vermeyeceğimizi herkesin bilmesini isteriz.
Basit bir internet araması ile dahi ulaşılabilen, geçmişlerinde herkesçe bilinen aidiyetlerini, FETÖ’ye övgülerini, ziyaretlerini, mensubiyetlerini bugün kendi gözlerini ve kulaklarını kapattıklarında sanki başka kimse görmüyormuş ve herkes unutuyormuş zannederek hareket edenler, Sendikamız tüzel kişiliği ve yöneticilerimiz hakkında, kurum içerisinden kimlerce ve nasıl kendilerine sunulduğu belli olmayan, gerçeğe tümüyle aykırı iddialar ile isnatta bulunabilmektedirler. Zira bu tür kişiler ve onlara bu tür yazıları servis edenler herkesi kendi mahallesindekiler gibi bilmekte, söz konusu yazıda da gördüğümüz üzere herkesi, onları yetiştiren ve kendi varlıklarını borçlu oldukları kişilerle aynı olmakla suçlamaktadırlar.
Ancak bizleri “devleti tehdit etmek”, “milli güvenliği tehlikeye atmak” gibi isnatlarla izafe edenler ne yazıktır ki hak arayışımıza temel aldığımız, hepimizin kanıyla ve kalbiyle bağlı olduğu devletimizin, dile getirmeye çalıştığımız birtakım yanlış uygulamalardan ötürü her yıl 1 milyar Euro’ya varan kayba uğradığını, bu meblağın ülkemiz ekonomisine kazandırılacağı yerde hava sahamızı kullanan yabancı havayolu şirketlerine ve bunların ait olduğu devletlerin ekonomisine gittiğini yok sayabilmektedir. Bu da kimin gerçekten vatanını ve devletini sevdiğini, kiminse ülkeye ihanet içerisinde olduğunu net bir şekilde göstermektedir.
Baştan sona iftiralarla dolu yazıya konu edilen Sendika Genel Başkanımız Halil İbrahim SUNAÇ, 2014 yılında Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü’nde komiser yardımcısı olarak göreve başlamış, akabinde 2017 yılı sonuna dek EGM İstihbarat Dairesi Başkanlığı’nda görev yapmış; görev yaptığı dönemde yazıyı kaleme alan şahsın destekçisi olduğu terör örgütü dahil devletimizin karşısında bulunan her örgüt ve fraksiyonla mücadele etmiştir. Sonrasında da girdiği sınavlar neticesinde başvuru yapan yaklaşık 500 kişi arasında 15. olarak, 2017 Aralık ayında DHMİ Genel Müdürlüğü’ne hava trafik kontrolörü olarak atanmıştır.
Genel Başkan Yardımcımız Rabia DEMİR KARABAŞ ise Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunu olup, Karatay Üniversitesi’nin varlığından bu yazıdan sonra haberdar olmuştur. Eşi görev yaptığı dönemde Kara Kuvvetleri emrinde muhabere subayı olarak bu ülkeye hizmet vermiş, 15 Temmuz’dan çok daha önce de kendi isteği ile TSK’dan ayrılmıştır. Hayalleri doğrultusunda kendi parasıyla aldığı pilotaj eğitimi akabinde, sivil bir havayolu şirketinde pilot olarak çalışmaya başlamıştır. Sözde radikal sol örgütte faaliyet göstermekle itham edilen Genel Başkan Yardımcımızın bugüne dek karakola uğramışlığı bulunmamaktadır. Ocak 2009’da DHMİ’ye atanmadan önce, Kasım 2008’de Genelkurmay Başkanlığı uzman alımlarına başvurmuş, başarılı geçen mülakat sürecinin ardından 6 aylık bir güvenlik soruşturması neticesinde göreve başlaması için davet edilmiştir. Ancak DHMİ’de göreve başladığından ötürü gitmeyi tercih etmemiştir.
Velhasıl, kalemini satanlar zamana göre değişen surette, istedikleri kişilerin, lobilerin ve sermaye gruplarının kuklalığını yapadursunlar, bizler bu vazifeyi yerine getiren tüm emektar arkadaşlarımızın haklarını her koşulda savunmaya ve ülkemizin kaybının önüne geçmek için çalışmaya devam edeceğiz. Bu bağlamda mezkûr yazıyı yazan, yayınlayan, aracı olan ve teşvik eden tüm kişi ve kişiler hakkında gerekli yasal süreçlerin başlatıldığını ve bundan sonra da peşlerinde olacağımızı bildiririz.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yapışık ve yılışık, menfi emelleri peşinde koşan gazeteci müsveddelerinin, sözde havacıların sözlerine gelmeyeceğine inandığım Hava Trafik Kontrolörlerinin hak edişlerine az bir ramak kaldı. Birlik ve beraberliğiniz daim olsun.
@turkiyegazetesi@cemkucuk55 Sayın @cemkucuk55 AKP MKYK içerisinde bulunan birisinin, "Cumhurbaşkanlığı Kabinesindeki bakanları beceriksiz gösterip koltuk kapma" operasyonuna alet olmuşsunuz. Geçmiş olsun. Geri dönmek için çok geç değil.
Yakın zamanda bazı basın yayın kuruluşlarında yer alan, inisiyatif almadan çalışma faaliyetine yönelik olarak dezenformasyon niteliğindeki haberlere yanıt bizzat Sn. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız @a_uraloglu tarafından şu şekilde verilmiştir:
- “Onların (hava trafik kontrolörlerinin) haklı olan bazı talepleri var, onları karşılamaya çalışıyoruz. Ama kendileri kanunsuz bir şey yapmıyor, onu söylemek isterim. Bütün kuralları tam olarak uyguladıkları zaman da bazı gecikmeler yaşanabiliyor.”
Sorunun temel kaynağına yönelik tespit de TBMM Ulaştırma Komisyonu Başkanımız ve eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız @akaraismailoglu tarafından şu şekilde yapılmıştır:
- “Yok ama trafik kontrolü çok farklı ve önemli. Yani, pilotun yerindeki bir eş değeri gibi ama diğer yer hizmetleri verenler de aynı şartlarda çalışmak istiyor, EUROCONTROL onu kabul etmiyor.”
Söz konusu konuşmalar TBMM komisyonunda yapılmış olup, tutanaktaki ilgili kısımlara aşağıdaki görsellerde yer verilmiştir.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Yakın zamanda bazı basın yayın kuruluşlarında yer alan, inisiyatif almadan çalışma faaliyetine yönelik olarak dezenformasyon niteliğindeki haberlere yanıt bizzat Sn. Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız @a_uraloglu tarafından şu şekilde verilmiştir:
- “Onların (hava trafik kontrolörlerinin) haklı olan bazı talepleri var, onları karşılamaya çalışıyoruz. Ama kendileri kanunsuz bir şey yapmıyor, onu söylemek isterim. Bütün kuralları tam olarak uyguladıkları zaman da bazı gecikmeler yaşanabiliyor.”
Sorunun temel kaynağına yönelik tespit de TBMM Ulaştırma Komisyonu Başkanımız ve eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız @akaraismailoglu tarafından şu şekilde yapılmıştır:
- “Yok ama trafik kontrolü çok farklı ve önemli. Yani, pilotun yerindeki bir eş değeri gibi ama diğer yer hizmetleri verenler de aynı şartlarda çalışmak istiyor, EUROCONTROL onu kabul etmiyor.”
Söz konusu konuşmalar TBMM komisyonunda yapılmış olup, tutanaktaki ilgili kısımlara aşağıdaki görsellerde yer verilmiştir.
Üyelerimize ve kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@Kenan__Caliskan Bizim hakkımızı iptal ettirdikten sonra memur için hak aradığınızı iddia etmek nasıl bir hâl. Herkes kazansın diye uğraşmak yerine biz kazanmayalım diye uğraştınız. Hakkımı helal etmiyorum. Yürüdüğünüz yolda ayağınızdan taş, diken, tökezleme eksik olmasın.
Ya arkadaş bu ülkede ne kadar rahat bir şekilde ihanetle suçlanıyor insanlar. Allah'tan korkun yahu hiç mi Allah korkunuz yok. Konuyu bilmiyorsun. Her uçağa 7 8 dk geciktirme, iniş iptali gibi anlamsız şeyler yazıyorsun ve o kadar takipçine hedef gösteriyorsun. Zerre kadar inancın var ise bana ve arkadaşlarıma bu yalan ihanet yaftasını vurman, haksız hedef göstermen sebebiyle vallahi sana ve senin yaptığını yapanlara hakkımı haram ediyorum.
Havacılığın kuralları belli, a dan z ye tüm detaylar sektör ile erkenden gününden önce defalarca ve birebir iletişimle paylaşılmış ve bakın şu tarihlerde uluslararası kurallar neyse ona göre uçacaksınız, rotanızda uçacaksınız, bir inisiyatif alınmayacak, uçuşlarınızı organize edin denmiş. Şirketler bunu yapmadı ise bu neden kontrolörlerin suçu oluyor? Meydanın kapasitesi belli, havadaki rotanın kapasitesi belli, havacılık kuralları belli, sürpriz hiç bir unsur yok (meteoroloji vs hariç), planlama probleminin ceremesini niye kontrolör yükleniyor? neden kontrolörler ihanet ediyor yahu? İnisiyatif gerektiren bir hareket sırasında tek bir olay olsa, hayatı kararacak o insanın, o zaman hanginiz empati yapacak, ya biz yapın diye baskı kurduk, cenazesi olan insanlar hamile kadınlar için yaptı diyen olacak mı? Yıllarca mahkemede sürünecek daha beteri olmazsa.
Ayrıca operasyon sırasında telsiz frekans telefon tüm her şeyimiz kayıtlı bizim. Kesinlikle kural dışına çıkamıyoruz ve çıkarsak Raporlama mekanizması ile herşey didik didik inceleniyor. Kontrolörler kanun kural dışı bişey yapmış olsa bunun hesabı sorulmaz mıydı? İddia ettiğin gibi kasıtlı geciktirme olsaydı neden ortada bir tane örnek yok?
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü standartları neyse, Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı önerileri neyse ona göre çalışıyorlarsa bu mudur ihanet?
Maaş sordum söylemiyorlar diyorsun. Ortalamanın üzerinde. Ama bizim bütün giderlerimiz devlet bütçesine tek kuruş yük getirmeden hava sahası ticari kullanıcıları tarafından maliyetin karşılanması esası ile karşılanıyor. Bu paranın 3te 2si de yabancı şirketlerden. Yani bizim alacağımız bir artış, devlete döviz girdisi demek oluyor. Satın alma gücüne göre (bak nominal fark demiyorum) tüm emsal ülkeler çok yüksek maaş veriyor kontrolörlerine çünkü bütçeden çıkmıyor. Bulgaristan 10 bin Euro, Romanya 11 bin Euro istihdam gideri çekiyor ülkesine.
Yahu SAYIŞTAY birebir aynılarını söylüyor, Kontrolörler sistemin kritik unsuru, Avrupa'da çok yüksek ücretler var, ülkeye döviz girdisi sağlıyor, bütçeye yükü yok, Türkiye de kontrolör ücretlerinin artırılması yönünde girişim gerekmektedir diyor. Sayıştay ın dedikleri uygulansın diye, satın alma gücüne göre emsallerine yaklaşsınlar diye (yakalamak söz konusu değil zaten), zerre kadar kanun kural dışılık yapmadan, sadece açıkça ilan ederek kitabi kuralları uyguluyorlar diye ve daha ötesi bilmediğin bir sürü detay varken bir gruba ihanet atfetmek... Ahirete inanıyorsan orada görüşeceğiz.
Boşa anlattığımın da farkındayım, muhtemelen sen buna devam edeceksin ama belki bir iki tane ehli vicdan görür de konuyu anlar diye umuyorum.
Türkiye'de 50 tane fraksiyon var, birine dahil misin yoksa bireysel mi yapıyorsun bunu bilmiyorum ama bize haksızlık yapan hepinizi Allah'a havale ediyorum.
Şimdi size şöyle özet geçeyim. Eğer Cumhurbaşkanımız bir meslek grubunu ikaz edecek olsaydı çıkıp açıkça söylerdi (bkz. "Giderlerse gitsinler") Eğer sadece MKYK içerisinde bahsetti ise hesaba çekilecek sorumlular Hava Trafik Kontrolörleri değil, ilgili bürokratlarıdır. Bilginize.
Cumhurbaşkanından Sert Talimat | İAÇ konusu gündemde
“Bu işi ivedilikle çözün, gereken neyse onu yapın, sorumluları hesaba çekin”
Türkiye Gazetesi’nin özel haberi⤵️
Sivil havacılıkta artan uçak rötarları son günlerin en önemli gündem maddelerinden birisi hâline geldi. Bu rötarların en büyük sebeplerinden birinin ise hava trafik kontrolörlerinin “İnisiyatif almadan çalışma” sistemine geçerek eylem başlatmasından kaynaklandığı belirtiliyor. Kontrolörler, özlük haklarının iyileştirilmesini istiyor. Konunun, AK Parti’nin salı günü yapılan MKYK toplantısında da gündeme geldiği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bu işi ivedilikle çözün, gereken neyse onu yapın, sorumluları hesaba çekin” dediği öğrenildi.
“GEREKİRSE YENİLERİNİ İSTİHDAM EDERİZ”
Bir kabine üyesinin ise “Zaten yüksek maaş alıyorlar. Sefer paylarından pay verdiğimiz takdirde bu defa yer hizmetlerinde çalışanlar ve diğer personel aynı talepte bulunacak, eyleme geçecek. Bunun önünü alamayız. ’Paramızı verin inisiyatif kullanalım, vermiyorsanız inisiyatif kullanmayacağız’ diyorlar. Bu devlete şantaj. Çalışmak istemiyorlarsa gitsinler, gerekirse yenilerini istihdam ederiz. Herkes devleti şantajla eline geçirebileceğini sanmasın. Biz buraya yeni eleman alacağız, eğitim vereceğiz gerekirse o bin kişiyi göndereceğiz” dediği iddia edildi.
Diğer yandan, geçtiğimiz hafta Bakan Uraloğlu bir daha bu konunun gündeme gelmemesi adına çalışma yapıldığını belirtmişti.
Aldığımız kulis biigilerine göre; son 20 çeşitli kazanımlar elde eden Hava Trafik Kontrolörlerinin son dönemdeki taleplerini İAÇ ile elde etmeye çalışması ve birçok taleplerin üst üste gelmesi; yapısal değişikliklerin dayatılması hükümet kanadından büyük tepki almış duruyor.
Özellikle özlük haklarına yönelik olarak ek göstergelerinin 3600’dan 4500’e yükseltilmesine dair teklifin komisyonda görüşüleceği gün tekrar alınan İAÇ kararının da bu tepkilerinden biri olduğu ifade ediliyor.