Asıl soruna parmak bastığınız için teşekkürler...
Ancak şu Haluk Levent'e de bir çift lafım olacak...
Ne demek o "Özel işlerimle, dernek işlerini karıştırmayın"
İşte bu anlayıştır ki bugün bütün toplumsal ve siyasi yolsuzlukların, arsızlıkların, mafyatik yapıların egemenliğini ve vazgeçilmezliğini sağlayan...Zaten kültürümüz de yansımaları var... 10 tane insan öldür ama biraz fakire fukaraya yardım yap mahallenin ağır abisi, reisi olursun...Bu anlayış değil midir ki " Çalıyorlar ama çalışıyorlar: mottosunun yerleşmesini sağlayan...
Olmaz öyle şey Haluk Efendi...
Doğru insan, hayatın her alanında doğrudur...
Senden başka insan mı yoktu..
Bunca kişisel yükün ve defon varken utanmadın mı sen böylesi bir vicdani örgütün Başkanlığını ve önderliğini yürütmeye...Bir sürü güzelim genç insanı da peşine taktın
...Velev ki günahlarının bedelini yardımları örgütleyerek ödeyeyim demiş ol...
Hİç mi vicdanın, ahlakın, ilken, utanman yoktu?
Hiç boşuna konuşma...Sen git başını hangi taşa vuracaksan vur... Benim tarafımdan asla affedilmeyeceksin... Tekrar ediyorum...
Doğru insan yaşamın her alanın doğru olan insandır...
@bagimsizmadenis Kimsenin ayağına gitmeyin, konuşmak isteyen ayağınıza gelsin. En son bakanlar çağırdıklarında yalan söylediler. Talep belli. Paralar yatacak hesap kapanacak.
Kimlik bilgilerimi isteyen jandarmanın bana ve madencilere anlattığına göre, Kiremitçiler şikayetçi olmuş, savcılık da soruşturma başlatmış.
Nedeni ise yukarıyla bütün iletişimini kestiği, yerin 1200 metre altında açlık grevinde olan madencilerin yanına inip onların sesini yukarı taşımamız.
Bilmiyorlarsa öğretelim yapmış olduğumuz gazeteciliktir ve gazetecilik suç değildir. Yukarıya duyurmaya çalıştıkları ses olduk, o kadar!
Çıplak arama, kişiyi çocukları ile tehdit etme o kadar eski ve yaygın bir yöntem ki. Bir hatırlatma yapmak istiyorum. 1996 Aralık ayıydı. Fatma Tokmak 2,5 yaşındaki bebeği Azad ile gözaltına alındı. Yasal süre dışında 21 gün gözaltında kaldı. Kendisi ve küçük Azad
1- Sadece bugün; 7 aylık hamile bir kadın sanal kumar borcu yüzünden intihar etti, emekli bir polis, kendisine bıçakla saldıran uyuşturucu bağımlısı oğlunu öldürdü, 4 çocuk babası bir erkek, çete tarafından öldürüldü.
Bizim uyuşturucu, kumar ve çete gibi çok ciddi sorunlarımz..
Yüksek ihtimalle Sigortasız kayıtsız çalıştırılmış kadın, öğrenci, üstüne göçmen… kim soracak ki hesabını deyip öldürmüşler Ebu Zeynep’i…
Sanırım onun da Muhammad Nourtani gibi tek resmi bu vesikalık fotoğraftı. Çok üzgünüm
Kalbi Doruk Madencilik işçileriyle atan, işçiden, emekçiden yana olan herkese sendikamızın çağrısıdır:
'Bugün 3 kez otobüs tutmaya çalıştık; belediye üzerinden ve farklı kanallardan.Bunlar engelleniyor. Ama biz organizasyonumuzu yaptık. Altı noktadan holdingin önüne yarın saat 12:00’da gireceğiz. Buradan dostlarımıza, bizi takip eden gazeteci,sanatçı,müzisyen, akademisyen dostlara,işçiden emekçiden yana her tür siyasete,sendikaya, yüreği bizimle atan her tür yurttaşımıza,üniversite ve lise öğrencisi arkadaşlarımıza özel çağrımızdır; kendi hesaplarınızdan yarın saat 12:00’a Yıldızlar Holding önüne çağrı yapın.'
#MadencilerAyakta
bu fotoğrafın hem pervin buldan hem de sırrı sakık tarafından paylaşılma biçimi beni rahatsız etti. sanki hayatın herkes için olağan seyrinde aktığı eski dostların bir süre sonra yeniden buluşup paylaştığı bir anı fotoğrafı gibi normalleştirilmesi, bu kareyi tüm gerçeklerden koparıp olabilecek en “yapay” hale sokuyor.
demirtaş, hem anayasa mahkemesi hem de aihm kararlarına rağmen hukuk dışı biçimde ve erdoğan'ın keyfi düşmanlığıyla tutsaklığı devam eden sembol bir isim. birkaç ay, birkaç yıl değil, 10 yıllık bir tutsaklık. ailesine yaşatılan eziyetleri saymıyorum bile. zira her biri, bambaşka bir düşman hukukunda yeri olmayan bir pratiğe tekabül ediyor.
iktidar odaklarınca “demirtaş bırakılacak, bayramda tahliye edilecek, aihm kararları uygulanacak” tarzı açıklama ve haberlerin servis edilmesinin üzerinden yıl geçti ama demirtaş hala içeride tutulmaya devam ediliyor. ve demirtaş'ın hukukunun korunmadığı, en ağır bedelin ödetildiği bir yerde, “demirtaş içerde ama biz ziyaret ediyoruz, fotoğraflarını çiçek böcekler eşliğinde sizlerle paylaşıyoruz” tarzı bir paylaşım, sindirmeyi kabul etmeyeceğim bir şey.
rejimin bir rehineye dönüştürdüğü insanla ilgili söylenmesi gerekenleri gözardı ederek tartışmalı hale gelen yaklaşım ve davranışlarına meşruiyet alanı yaratmaya çalışanlar da varsa şayet, şimdiden hepimize geçmiş olsun.
Kemal Bey üstüne alınmasın lütfen, bu kişisel bir mesele değil.
BirGün koltuk sevdalılarıyla, siyaset esnaflarıyla, rant müptelalarıyla, kurnaz işbirlikçilerle, medet umduğu kapılar yüzüne kapandıktan sonra kendi ikbali için ağız değiştiren hokkabazlarla eskiden beri hiç iyi anlaşamıyor.
Dün küfür yedikleriyle bugün kol kola girenleri, seçilemediği yere atanmayı içine sindirenleri, kendi evine hırsız gibi girenleri, zalimle kavga etmek yerine onu alt edenlere saldıracak kadar gözü dönen riyakâr muhalifleri hiç ama hiç sevemedi bu gazete...
BirGün tüm pirüpaklığıyla, güvenilirliğiyle ve tutarlılığıyla her zaman halkın onurlu mücadelesinin yanında oldu. Bu yüzden de sevildi, benimsendi. Patronsuz olmasına rağmen asla sahipsiz kalmadı.
Huyu kurusun, böyle bir gazete işte.
O nedenle Kemal Bey ve butlancı şürekâsı TGRT-TV 100’den gözünü ayırmasın. F. Uğur’u ve C. Küçük’ü pusula gibi takip etsin. Nasıl olsa “derin üzüntü” duyulacak tek şeyin kendi acıklı hikâyeleri olduğunu idrak edebilecek noktayı çoktan geçmişler.
Sevgili dostlar, adını ne burada ne yayınlarımda anmaya tenezzül ettiğim bir şey(!) "CHP'den para aldığımı ve bunun için yaşanan kayyım rezaletini eleştirdiğimi" yazmış. Gazeteci görünümlü çantacı- iş takipçileri de bunu alıntılamış. Elbette dava açıp hesabını çatır çatır soracağım.
Hayatım boyunca hiçbir siyasi partiden, partiliden, para almadım. Bu, bunu iddia eden paralı ahlaksızların asla anlayamayacağı ama benim için olmazsa olmaz bir kuraldır: Çünkü, siyasiden para alan, talimat da alır. Bana o talimatı verecek kişi daha doğmadı!
Çıtayı daha da yükseğe koyayım hatta; bırakın para almayı bir tane -herhangi bir siyasi görüş ya da partiden- siyasetçi "Ben O'na yemek ısmarladım" desin ve ispatlasın gazeteciliği bırakırım!
Haysiyetimi, adımı sokakta bulmadım kimseye de çiğnetmem!
Hukuk önünde hesap vereceksiniz!
ÖNEMLİ NOT: Okuyan sevgili dostlarım, bu pek yaptığım bir şey değil ama hepinizden bu açıklamayı RT yapmanızı rica ediyorum.
Gökay Çakır: Bir avuç insana bizleri köle yaptılar. Bu siyaset bunu getirdi. Bu madenci çocukların hiçbiri lise mezunu değildir. Hepsi köylü çocuklarıdır. Bu çocukları köyden okuldan aldılar, maden ruhsatı verdikleri insanların kölesi yaptılar. Maaşını da ödemiyorlar. Bu işçi arkadaşlarımız her gün çocuklarına bir çikolata alabiliyor mu?
Ama bu zat arkadaş her gün bir ruhsat alıyor Türkiye'de! Maden ruhsatı alıyor! Sorun bakalım 3 bin tane ruhsat nasıl alınmış. Devlet, Çalışma Bakanı, Enerji Bakanı haberimiz yok diyor. 3 bin ruhsat ne demek? Bu arkadaşlarımız çocuklarına 3 bin kere çikolata alabilirlermiş mi?
Adamlar 12 ayda 2 kere maaş almış. Bizim maaş 1 gün geç yatsa kafayı yiyoruz bu insanlar çocuk büyütüyor. Özel şirket olmasına rağmen devlet 12 ayda 2 maaş almış açlık grevi yapacak duruma gelmiş insanların,üstelik de bu insanlar depremde en önce koşanlar, karşısına polis dikiyor
Biz yalnız değiliz, tüm Türkiye yanımızda.
Kurtuluş parkında, direnişimiz tüm sessizliğimizi koruyarak sürüyor. Tüm engelleme çabalarına, zulme, açlığa rağmen buradayız.
Bizleri, madencileri yalnız bırakmayacağınızı biliyoruz. Mutlaka biz kazanacağız.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
Bir kaç dürüst, namuslu, onurlu sendikacı dışında DİSK yönetimi, Ankara'da haklarını arayan maden işçileri için ağzını açmadı.
Aynı suskunluğu Gaziantep'te tutuklu sendikacı Mehmet Türkmen için de yapıyorlar.
Utanç verici!
Kurtuluş Parkında abluka altındayız. Kimseyle konuşmuyor, kimseyle görüşmüyor, bedenimizi betona yatırıyoruz.
Tüm Türkiye’yi bulunduğu yerlerde ses çıkarmaya çağırıyoruz. Bizimle beraber ablukanın içerisine gelerek açlık grevine gireceğini beyan eden milletvekillerini madenciyle dayanışmaya çağırıyoruz.
#MadencininEliniTut #HakkımıVerDorukMadencilik
Bakan Bey, AKP standartları için bile çok yetersiz kalıyor. Mukayeseli hukuka baktım şöyle şöyle diye bir lafı, gerçek bir hukukçu etmez. Çünkü mukayeseli hukuk bir hukuk kaynağı değildir, adı üzerinde mukayeseli hukuk birçok hukuk sistemini karşılaştırmalı olarak inceleyen bir doktrin alanıdır.
Mukayeseli hukuka baktın da, hangi ülkenin hukukuna baktın? Afrika hukukuna mı baktın? Çünkü Avrupa'da, Amerika'da böyle bir kural yok. Ben de mukayeseli hukuka baktım, kadına şiddet serbestmiş. Nerede? Taliban hukukunda. O zaman buna mukayeseli hukuk diye bir kılıf uyduralım, bu da bizim için bir referans olsun. Böyle saçma bir mantığı, hiçbir hukuk fakültesi mezunu biri kurmaz, kurmamalıdır.
@Mesutt_Bahtiyar Evleri beni hiç ilgilendirmiyor da 3 yaşında torunumla yuruyuse ya da parka çıktığımızda benden yedikleri küfrü bir duysalar! Ya evinize yaptırın çişini kakasını ya da toplayin bı zahmet . Mecbur muyum ben kaldırımda parkta çocuk üstüne basmasın diye koklayarak yürümeye