Lisans döneminde seçmeli bir dersimiz vardı. Hocanın kim olduğu anlaşılmasın diye dersin adını söylemeyeceğim. Hoca final sınavı yapmayacağını, bunun yerine belli gazetelerin haberlerini Word'e geçirileceğini söylemişti. Her ne hikmetse o gazete haberleri, hocamızın çalışma konularıyla ilgiliydi. 🙂
Bu makale benim umurumda değil. Danışmanımın da umrunda değil. Bu makaleye yorum yapan hakemin de umrunda değil. Bir gün yayınlandığında okuyucunun da umrunda olmayacak.
Şimdilerde nitelikli birçok doktora mezunu işsiz kalıyor. Zamanında nerdeyse hiç rekabet ve kriter olmayan şartlarda akademiye girmiş olanlar bugün bizleri anlayamıyor. Adam kalkmış Sedat Anar'ı popülistlikle suçlamış. Zamanında dizinsiz dergide yayın yapanlar bizlerden en üst düzey dergilerde yayın bekliyorlar. Vaktinde amfide hocanın beğenmesi akademiye giriş için yeterliyken, bugün kriterler yükseltildikçe yükseltiliyor. Hizipçilik ve torpil de cabası. Töhmet yok torpil var kayırmacılık var.
İnsanlar müsaitliği sadece zaman sanıyor. Evdesin diye, telefonu gördün diye, cevap verecek halde olduğunu düşünüyorlar. Oysa insanın bazen vakti var ama tahammülü yok. Her görünen boşluk, herkese açık bir kapı değil.
Ne kendi evini döndürmüş, ne istifa etmiş, ne işten atılmış, ne evlenmiş, ne boşanmış, ne çocuk büyütmüş, ne kendi başına yolculuğa çıkmış, ne yolda başına iş gelmiş, ne yatırım yapmış, ne batmış, ne hastalık atlatmış, ne çocuğunun hastalığıyla yol yürümüş ama her boku biliyo.