Azerbaycanda aynı anda hem başortusu yasagi basladi, hem de Turkiye karsiti soylemleri artirdilar. Ama hesapa katmadiklari tek bir şey oldu. Halkin tepkisi. Azerbaycan halki her iki konuda inanilmaz bir sert tepki verdi. Şimdi ne yapacaklarini şasirdi tabi bunlar. Hakan Fidan hakkinda yaziya binlerce insan çok sert itiraz etti. Azerbaycanda halkin tamami Turkiye sevdalisidir. Dunyada ikinci boyle bir ulke yok ki, hem dindari, hem milliyetcisi Turkiyeye bu kadar bagli olsun. Şimdi bu İsrail ajanlarinin hedefi Turkiye karsiyi soylemlerle Turkiyenin nufuzunu zedelemekti, ama isler ters tepti. Bakalim İsrail şebekesi şimdi ne yapacak. Biz sonuna kadar hem başortusu hem, de Turkiye konusunda direnecegiz!
KAPSAMLI BİR TEMİZ ELLER OPERASYONU!
Cumhuriyetin 2.yüzyılının eşiğinde yolsuzluk operasyonları ve adalet ile yeniden güven inşası.
Buna mecburuz.
Üçüncü binyılın ikinci yüzyılına girdik.
Dünya, köklü bir sistem değişimi yaşıyor.
Yapay zekâ ve dijital devrim; kavramları, kurumları ve hayatın bütün alanlarını derinden etkiliyor, değiştiriyor, dönüştürüyor. Bir anlamda mevcut düzene yeni baştan format atıyor.
Türkiye olarak bu büyük değişimi doğru okumak, yeni sistemin inşasına güçlü bir cevap vermek ve bu dönüşüme anlam katmak zorundayız. Bunun yolu, geride bıraktığımız yüzyılın yanlışlarıyla yüzleşmekten ve yeni çağın ihtiyaçlarına cevap verecek bir sistemi inşa etmekten geçiyor.
İşte bu nedenle fon soygunculuğu soruşturmaları başta olmak üzere bütün yolsuzluk iddiaları, ülkenin bağırsaklarını temizleyecek kapsamlı bir Temiz Eller Operasyonu’na dönüştürülmelidir.
Bu süreç, kimseyi korumadan ve kimseyi hedef hâline getirmeden, hukukun üstünlüğü ve deliller esas alınarak yürütülmelidir.
Bunu başarabilen bir Türkiye, bu süreçten güçlenerek çıkar. Toplumun adalete duyduğu güven yeniden tesis edilir; herkes, “Bu ülkede adalet var.” der. Toplum kenetlenir.
Çünkü bugün toplumda, geleceğimiz açısından son derece tehlikeli bir kutuplaşma var. Sosyolojik fay hatlarımızı ve kırgınlıklarımızı derinleştirmek yerine, adaleti merkeze koymalıyız. “Adaletin istisnası yoktur” sözünü herkese hissettirmeliyiz. Adalet; siyasi, ideolojik ya da başka dar kalıplara hapsedilmeden, ikili hukuka yol açacak hiçbir uygulamaya izin verilmeden tecelli etmelidir.
Bu süreç kapsamlı bir Temiz Eller Operasyonu’na dönüşmez, aksine bütün muhalefeti temizleme operasyonu olarak algılanırsa, “Hükümet kendi adamlarını koruyor, muhalefeti içeri atıyor” kanaati oluşur. Bu algının doğmasına izin verilmemeli; oluşmuşsa da hukuk ve eşitlik ilkeleriyle ortadan kaldırılmalıdır.
Kim suç işlemişse; adına, kimliğine, makamına, mevkiine, partisine bakılmadan hukuk önünde hesap vermeli ve hak ettiği cezayı almalıdır.
Bu fırsat değerlendirilmez, kapsamlı bir Temiz Eller Operasyonu hayata geçirilmezse çok daha büyük yaralar açılabilir.
Bu durum ülkeye de İslam’a da büyük zarar verir.
Bu coğrafyaya büyük zarar verir.
Ve Türkiye’nin 1940’lı yıllara 28 Şubat’lara dönüşünü bekleyenlerin eline büyük fırsat verilmiş olur.
AK Parti de kendi yanlışlarıyla kendisini çok daha kötü bir noktaya taşır.
Oysa adaletin tesis edildiği kapsamlı bir Temiz Eller Operasyonu, toplumdaki siyasi ve ideolojik kutuplaşmayı azaltır; sosyal kaynaşmayı, dayanışmayı ve kardeşlik duygusunu güçlendirir.
Türkiye’nin ihtiyacı budur: Herkes için, istisnasız adalet.
@Mertbiriii@yunuserdolen@ErdemErkul@sabriamcaparodi@avademyildirim@Akparti@_Devletci_@SireneOznur@nigar_ogeday35@cigdemokkaoglu@arzu_senkan@YKaleci@namikgorentr@KIZILELMA_VATAN@AynurAkanDikmen@Abdulhamit3461@hasankulunk@erhanvergili1@Nalan_Kocak@erkmacit@malikejder
Koç Holding 120.000 kişi çalıştırıyor.
Köfteci Yusuf tek başına 13.000 kişi çalıştırıyor.
2 milyar dolar ciroları olduğu söyleniyor.
2 yıl önce Köfteci Yusuf hakkında dedikodular çıkmıştı.
O zamanlar Köfteci Yusuf’un 280 şubesi ve 12 bin çalışanı vardı.
2 yıl sonra bugün 301 şubesi ve 13 binden fazla çalışanı var.
Şube açtığı her yerde ABD’li burger şirketlerinin cirosunu %50 düşürdüğü söyleniyor.
Normalde pahalı bir işletme hakkında bu tarz dedikodular çıksaydı çoktan piyasadan silinip giderdi.
Ama Köfteci Yusuf halkın sevgisini o kadar iyi kazandı ki kimse inanmadı.
Hatta o dönem insanlar Köfteci Yusuf’a destek için yemek yemeye gidince ciroları patlamıştı.
Bu noktaya gelmelerinin en büyük sebebi de İstanbul’daki şubeyle Anadolu’daki şubenin fiyat politikasının aynı olması, insanların cebini yormaması.
Sonuç olarak bugün çok büyüdüler. Yabancı markalarla rekabet etmeyi geçtim, ezici üstünlük kurdular.
Demek ki neymiş?
Ucuz satarsan hem sen kazanırsın hem halk.
Halk kazanırsa da önünde kimse duramaz.
Net.
Arkadaşlar, daha ilk günden söyledim: Bunların derdi yalnızca başörtüsü değil. Aynı zamanda Türkiye’ye de savaş açmış durumdalar!
Hükümete yakınlığıyla bilinen Qafqazinfo sitesi, bu kez Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ı ve Türkiye bağlantılı insani yardım kuruluşlarını hedef alıyor. Yazıda, Türkiye’ye bağlı Gençliğe Yardım Vakfı da hedef gösteriliyor ve bu tür insani yardım kuruluşlarının kapatılması çağrısı yapılıyor.
Hakan Fidanin Bakü ziyareti sırasında insani yardım kuruluşlarıyla yapılan görüşmeleri şüpheli göstermeye çalışmak, meseleyi insani yardımdan çıkarıp siyasi bir tehdit söylemine dönüştürmektir.
Qafqazinfo’nun iktidara yakın konumu düşünüldüğünde, bu yayının hangi siyasi mesajı taşıdığı sorusu kaçınılmaz hâle geliyor. Türkiye’yi dost ve müttefik değil, tehdit olarak gösteren bu yaklaşım kime hizmet ediyor?
Daha ilk günden söyledik: Mesele yalnızca başörtüsü değil. Türkiye’yle ilişkileri de hedef alan bu yaklaşım, Azerbaycan-Türkiye kardeşliğine zarar verme riski taşıyor.
Ve bu başortusu yasagi ve Turkiyeye karsi soylemler ayni merkezden yonetiliyor. Sionist İsrail rejimi tam olarak ulkeyi ele gecirmis, Turkiyeye ve İslama savas acmis durumda.
@mahfildijital@SennAbdulkadir@sametdgn1
Biz gerilimi düşürmeye, iki devlet tek millet anlayışını yaşatmaya çalışırken Azerbaycan tarafında bazı çevrelerin İsrail’in kullandığı yöntemleri andıran bir yaklaşımla güzide kurumlarımızı hedef almaya başlaması kabul edilemez.
Bulundukları her yere iyilik, merhamet ve insanlık taşıma gayesiyle hareket eden aktivistlerimizi hedef göstermek, itibarsızlaştırmaya çalışmak ve baskı altına almak tek kelimeyle acizliktir.
Azerbaycan tarafındaki ilgili çevreler bu sorumsuz girişimlerden derhâl vazgeçmelidir. Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, birtakım çevrelerin algı operasyonlarına ve hedef gösterme girişimlerine kurban edilemeyecek kadar kıymetlidir.
Biz konuştuğumuzda algı üretmeyiz; hakikati dile getiririz. Hakikatin üzerini örtmeye, sesimizi kısmaya ya da bizi susturmaya kimsenin gücü yetmez…
@GizliArsiw Peki sana birşey diyeceğim. Türkiye bir eliyle masadan kalkanları, diğer eliyle oturanları açık bir şekilde temsil etmiyor mu? Ya İsrail'i kucağa aldıysak. Bu durumda Türk Devlet aklını küçümsemiş oluyorsun.
Bir tane maliye bakanı koymuşlar. Ülke soyulurken yok. Borsa erirken yok. Fonlar tezgahlanırken yok. Dışarıya milyon eurolar kaçırılırken yok.
Peki nerede var?
Esnafa durmaksızın ceza kitlerken var. Vatandaşa e-haciz yaparken var. 400 bin borca 2 milyon isterken var.
Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere fon vurgunundan bütün Ak Partililer rahatsız, peki neden hala hamle yapılmıyor?
Yabancılar uyarıyor, taban rahatsız, borsa tepetaklak, bir numaralı gündem fon krizi ve tüm ekonomiyi dip dalga sarsıyor...
Bu dolandırıcılığı görmezden gelen bürokratlar, faydalananlar, ortak olanlar neden hala görevde?
Mantıklı bir cevap bulmaya çalışıyorum. İnanın aklım almıyor. Karşımızda gözü doymayan milyarlar götüren, sırtını Ak Partiye dayamış bir grup azılı azınlık var.
DEGER Mİ?
Koca bir davayı bu bir kaç kişinin hırsına feda etmeye değer mi?
https://t.co/oKo5dtKDjU