@turkdegs 1876 Kânûn-ı Esâsî;
- 18. madde "Devlet hizmetinde vazife almak için Türkçe bilmek şarttır."
- 57. madde "Heyetlerin müzakereleri ‘Lisani Türkî’ üzere cereyan eder."
- 68. madde "Mebus (milletvekili) olabilmek için Türkçe okumak ve yazmak şart olacaktır."
Gök Tengri İnancı diye bir şey söyleniyor.
- Bu inanca (dine?!) nasıl girilip, çıkılıyor?
- Temel ilkeleri nelerdir?
- Hangi ümidi ve mükafatı vaadediyor?
- Neyle, hangi cezayla korkutuyor?
- Tengri inancına mensup olanların uzlaştığı bir "iyi ameller listesi" var mı mesela?
Türk milletine üzerinde yaşadığımız topraklar dışında bir tekevvün alanı seçmek ve Türk milletinin köklerini İslâm öncesi bir etnik damara uzatmak onu kokmuş bir tuzla baş başa bırakmak demeye gelir. Tuz eğer bize etin bozulmasını önlemek için gerekiyorsa milliyetçiliğimizin esasının “din” olduğu fikrinden zerre kadar inhiraf etmememiz gerekir. Hangi din? Onu seçmek size kalmış... Türklüğün Müslümanlıktan başka bir şey olduğu düşüncesiyle hareket ederseniz bozulmanın, yozlaşmanın ve çaresizliğe kapılmanın önünü alamazsınız. İpleri elinde tutan birileri zaten bozulmanın, yozlaşmanın, çaresizliğe kapılmanın önünü almak istemediği görüşünde ise ve bizim bozulma, yozlaşma, çaresizliğe teslim olma biçiminde algıladığımız değişimlerin birer medenileşme belirtisi olduğunu söylerse tuzu kokmaktan koruma işine nereden başlanılacağını da işaret etmiş olur. İşe başlayacağımız yer kendimizi bir çare şekline sokabileceğimiz yerdir. Çare bulmak yerine çare olmak. Çare değilsen çare bulamadığının bilincine erişmek.
İsmet Özel, Cuma Mektupları-II
Türklere Orta Asya'da bir "anavatan" yutturup Türk'ü Orta Asya'ya postalamak ve Türk'süz bir Türkiye kurmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürenler nazarında Türk'ün vatanı başka, ana vatanı başka mıdır?
Eğer "vatan evladı" olmak iyi bir şeyse hangi vatanın evladıdırlar?
Türkiye'nin Darül Harp olarak kabulü Müslünmanların vatansızlaştırılması anlamına gelecek, enternasyonal İslâmcılığa kapı açılmış, İslâm yersiz yurtsuz bir hale getirilmiş olacaktı. Türkiye'nin dünyadaki hususi manası bilinmez, vatan sorumluluğu tanınmaz bir hal alacaktı.
Yaşananlar gösterdi ki, 80'li 90'lı yıllarda Türkiye'nin Dâr-ül Harp olduğu yönünde yapılan tartışmalar, ülkenin yağmasına ve millete ihanete İslâmcı ve dindar kesimden dolaylı yoldan rıza devşirmek için ortaya atılmış.
"Nasıl olsa Dâr-ül Harp! Ha Almanya, ha Türkiye!"
Tabii okullarda İstiklal Harbi Tarihi değil de İnkılap Tarihi okutulursa millette bir "bizlik" bilinci oluşmaz. Ondan sonra da Osmanlıcı postuna bürünmüş Yeni Bizansçılarda keramet arar ve "Ha Rum olmuşsun, ha Türk; mühim değil, insan ol (veya Müslüman) yeter!" der.
Sorumluluk en yakından uzağa doğrudur. Yakınıyla ilgili sorumluluğunu ifa etmeyenin uzaktaki muhtaçlara yardım etmeye çalışması sırayı şaşırmaktır. Samimiyetsizlik işaretidir. Seni büyüten, besleyen baban muhtaç iken komşuna yardım etmek sırayı şaşırmaktır.
Milletvekilleri bugünkü haliyle yani ancak siyasi partilerin listelerinden seçilerek TBMM'ye gönderilebilmiş olsaydı o meclis ne İstiklâl Marşı'nı kabul eder ne de topyekün İstiklal Harbi kararı alabilirdi.
Siyasi partilerin Dünya Sistemi adına menfaat ve talimat dağıtma merkezi gibi çalıştıkları, görüş farklarının olmadığı artık anlaşılmış olmalı. Siyasi partiler olmadan kongreler döneminde olduğu gibi dar bölgeli seçimle TBMM teşekkülü millî hakimiyet için tek yol gibi görünüyor.
Milletin adı Türkiye ise ülkenin adı ne? Yeni kurulması planlanan devletin adı ne? Anadolu Birleşik Devletleri A.Ş. mi? "Süreç" sonunda Türk, Kürt, Arap unsurlardan oluşan (belki Ermenilerin de dahil edileceği) büyük bir siyasi yapıya mı varılacak?
"Boş ver milleti, parana bak!"
Kurumlar Vergisi oranı tüm Kurumlar Vergisi mükellefleri için %12,5 olmamıştır.
Önümüzdeki yıl yani 01.01.2027 tarihinden itibaren;
👉Sanayi sicil belgesine haiz ve fiilen üretim yapan kurumların sadece üretim faaliyetlerinden elde ettiği kazançları,
👉Zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların sadece üretim faaliyetlerinden elde ettiği kazançları,
İçin Kurumlar Vergisi oranı %12,5 oldu.
1960’tan sonra anlaşıldı ki NATO planları Türkiye’nin korunmasına dönük değil. NATO askeri olarak bizi korumayı vaad etmiyordu planları itibariyle. Dünyadaki güç mücadelelerinin şamar oğlanı olmaktan fazlasına güç yetiremedik.
İsmet Özel
Müstafi Amiral Cihat Yaycı: "İran'dan sonraki hedef Türkiye'dir. Bazıları diyorlar ki "Türkiye hedef değil." Neden diyorlar? Şimdi İran'ın işin bitirsinler. Türkiye'de de kamuoyu çok bilinçlenmesin, tedirgin olup tedbir almaya kalkmasın, tek yumruk olmasınlar. Onun için "siz hedef değilsiniz, rahat olun!" diyelim diyorlar.
İsmet Özel, Konya'daki bir programda "Bakan olmak için ya dosyası olma ya da ahlâken düşük biri olma şartı vardır. Türkiye aleyhine alınacak kararlara itiraz ettiğiniz zaman sizi tehdit edebilecekleri bir koz olmalı ellerinde." Demişti.
Meğer kural dünya ölçeğinde yürüyormuş.
Kürtlüğü işin içine kattığın zaman gayrimüslim hakimiyet dünyasının bu bölge için tasarladığı şeylerin gereğini yerine getirmek zorunda kalıyorsun. Türk olmadığın zaman gayri-Müslîm âlemin dümen suyuna girmeden dünya nimetleri istikametinde mesafe kat edemiyorsun.
İsmet Özel