Sınanmamışlığın kibri var bazı insanlarda. Hiç düşmedikleri yerden konuşuyor, hiç yaşamadıkları acılar hakkında kolayca hüküm veriyorlar. Oysa hiç dizlerinin üzerine çökmemiş olan, ayakta kalmanın bedelini bilmez. Hiç karanlıkta yürümemiş olan da başkasının neden yavaşladığını anlayamaz.
İnsan, başkasının yükünü taşımadan onun yürüyüşünü yargılamamalı. Hayat bazen herkesi, en emin konuştuğu yerden sınar. Bugün küçümsediğin bir sessizlik, yarın sığınacağın tek yer olabilir.
imam-ı gazzâli'nin 'dil belası' kitabında hz. isa'nın şöyle bir sözü geçiyor; "yalanı çok söyleyenin güzelliği, insanlarla inatlaşanın da iyiliği gider vücudu hastalanır. ahlakı kötü olanın da daima canı sıkılır ve sıkıntı içinde kalır."
vurma kazmayı
ferhâââd
he'nin iki gözü iki çeşme
âh neyleyim
gitti gelmez kervan
şarap bitti
sâki uyudu
her taraf lakayd
gece hırsız gibi geldi
lambayı söndürdü
bir he’nin iki gözünde
eridi dünya
eridi ferhâd.
Hayatın tamamen mahvolmuşken üzülmenin hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini, her şeyin Allah’ın bir planı olduğunu fark ettiğin o anda, usulca olduğu gibi kabul ediyorsun.
Yaşım ilerledikçe mutluluğun sakin sabahlar, temiz bir ortam, erken yatmak, güvenli ev ve enerjimi asla tüketmeyen insanlardan ibaret olduğunu daha çok anlıyorum.
Diliyorsan,
Gelecek demektir.
Allah, dilemeni istemeseydi,
Seni diletmezdi.
Allah, vermeyi istemeseydi,
Sana istetmezdi.
Allah vermeyecek olsaydı,
Aklına düşürmezdi.
Ne ki istiyorsun
Önce O istediği içindir:
"Âlemlerin Rabbi Allah dilemedikçe
Siz dileyemezsiniz."
Tekvir-29