@sevdaturkusev Okul içi ve öğrencilerin sosyal medyada paylaşılması yasaklanmalı..Bu saçmalıkları öğretmen ve idareciler yapmamalı çocuklarımızın bu şekil kullanılmasını kınıyorum..
@TRogretmen Amaç sadece sosyal medyada paylaşmak sacma sapan şovların adı olmuş mezuniyet töreni.Okulda öğretmen öğrenci arasında çocukların belgelerini verip güçlü bir profille vedalaşılması kâfi. Bu toplum nereye gidiyor yapılan şovları izleyince midem almadı resmen.
🗣️ Mezuniyet törenleri konusunda farklı bir görüş:
“Üniversiteler dışında mezuniyet törenlerine son verilmeli.”
Eğitimciler ve veliler bu görüşe katılıyor musunuz? ✍️
DEVLET OKULLARINI ÖZEL OKULLARA BENZEŞTİRMEYE BAŞLADILAR!
Son yıllarda devlet okullarında eğitim faaliyetlerinin yerini giderek daha fazla görünürlük ve tanıtım odaklı çalışmalar almaya başladı. Neredeyse her okulun sosyal medya hesabı bulunuyor ve bu hesaplar üzerinden okullar adeta birer özel okul gibi kendilerini pazarlamaya çalışıyor.
Oysa devlet okullarının görevi reklam yapmak değil, nitelikli, bilimsel ve kamusal eğitim vermektir. Eğitim kurumları öğrencileri birer reklam aracı olarak değil, eğitim hakkının öznesi olan bireyler olarak görmek zorundadır.
Bugün birçok okulda etkinliklerin amacı eğitsel kazanımlar olmaktan çıkıp sosyal medyada daha fazla beğeni almak haline gelmiştir. Saatler süren çekimler, defalarca tekrarlatılan görüntüler, gösteriye dönüştürülen etkinlikler ve estetik kaygılar nedeniyle öğrenciler ve öğretmenler gereksiz bir yük altına sokulmaktadır. Eğitim süreçleri doğal akışı içinde yürütülmesi gerekirken, görünürlük kaygısı birçok faaliyetin önüne geçmektedir.
Pedagojik açıdan bakıldığında eğitimin merkezinde öğrencinin gelişimi, öğrenme süreci ve iyi oluş hali yer almalıdır. Okulların önceliği sosyal medyada dikkat çekmek değil, çocukların akademik, sosyal ve duygusal gelişimini desteklemek olmalıdır. Eğitim faaliyetlerinin niteliği, alınan beğeni ya da takipçi sayısıyla ölçülemez.
Politik açıdan ise bu durum, kamusal eğitimin piyasa mantığıyla yeniden şekillendirilmesinin bir sonucudur. Okullar arasında rekabet yaratılmakta, eğitim hakkı bir vitrin yarışına dönüştürülmektedir. Devlet okulları reklam kurumları değil, kamusal hizmet veren eğitim kurumlarıdır.
Kamusal eğitimin niteliğini korumak için devlet okullarının sosyal medya hesapları ve bu hesapların kullanım biçimleri yeniden değerlendirilmeli; eğitimi gösteriye dönüştüren anlayış yerine bilimsel, laik ve kamusal eğitim anlayışı güçlendirilmelidir.
Akademideki öğretmenlerden gelen mesajlar!
Milli Eğitim Akademisi eğitim merkezlerinde eğitim gören 10 öğretmen mevcut. Öğretmenlerimize yardımcı olmamız gerekiyor. İşlerini kolaylaştırmak gerek.
Kendilerinden çok sayıda mesaj alıyorum. Bir kaçını buraya bırakıyorum…
Akademi şehrin çok dışında, ulaşım çok zor. Otobüsle gitmek zorundayım ve hiç abartmıyorum sabah 07.40’ta evden çıkıyorum, otobüsle yol tam 50 dakika sürüyor (sadece gidiş). Otobüsün kalabalıklığından bahsetmiyorum bile. Güne yorgun başlıyorum ve yine 50 dakika dersler inanılmaz yorucu ve verimsiz geçiyor.
Yazarken çok tedirginim çünkü "Sosyal medyada paylaşım yaparsanız üzülürsünüz." demişlerdi. Ama çok yorucu böyle eğitim mi olur? 3 günde 9 sınav ve her gün sınavlar arka arkaya. Akademide en az 7 saat zaman geçiriyoruz. Ama eve gidince de durmadan form doldurma görevi var. Her ay sınav olacak. Biz zaten çoğunu üniversitede almıştık. Amaçlarının pes ettirmek olduğunu düşünüyoruz artık. Enerjimizi ve mesleğe karşı isteğimizi şimdiden bitirdiler.
Buraya gelirken akademi sürecinde kendimi geliştiririm diye düşünüyordum. Kendimle ilgilenirim, kitap okurum, makale okurum diye düşünüyordum. Form doldurmaktan ailemle konuşmaya dahi vaktim olmuyor. Akşama kadar o sıralarda oturup akşam dinleneceğiz derken her hafta olan gözlem ve kültür sanat formlarını doldurmaktan sırt ve bel ağrısı çekiyorum. Şu an devam eden sistem akşama kadar slayt dinle, form doldur olarak ilerliyor.
Beni en çok zorlayan bir buçuk yaşındaki çocuğumun uyum problemleri oldu. Babası memlekette kaldığı için babasını çok özlüyor. Ders çalışma süremde annem ve babam çocuğuma baktığı için onlara da ayrıca düşkün. Hâlâ geceleri uyumuyor ve çok ağlıyor. Evi, babasını, anneannesini ve dedesini çok özlüyor. Geceleri anneanne gel gel gel diye ağlayınca ben de onunla oturup ağlıyorum... Burada 25 bin TL, memlekette 20 bin TL toplam 45 bin TL kira ödüyoruz. Saçma bir şekilde sınavlarla uğraşıyoruz. Üç ders boyunca toplam 150 dk yazıyoruz. Memlekete yakın olan yere geçiş yapayım, bari her hafta sonu babasını görür diye dilekçe yazdım ona da ret cevabı yedim. Evet ilk 10 bin öğretmenin içerisine girip akademilere yerleşmeye hak kazandık ama inanın şu an hiçbirimiz iyi değiliz. Hem maddi hem manevi olarak aşırı yıpranıyoruz.
'Öğretmeni zayıflayan bir milletin geleceği güçlü olamaz'
Devlet Bahçeli: Öğretmeni ikinci bir ana baba sayan, yücelten, baş tacı eden, hürmet gösteren bir gelenekten kopup ders anlatan bir memur konumuna sürüklemek izahı mümkün olmayan bir gaflettir.
“Çocuklarımızı okula göndersek vurulur mu, parka göndersek bıçaklanır mı, medreseye kuran kursuna göndersek tacize tecavüze uğrar mı diye korkuyoruz. Siz söyleyin bir bu çocukları nerden nasıl koruyacağız?" diye soruyor bir anne...
25 bin okulda hala rehber öğretmen yok Olan okullarda da 500 kişiye 1 rehber Öğretmen bakıyor yanlış anlaşılmasın sadece bakmak zorunda kalıyor.
Acilen tüm okullara #rehber öğretmen ataması yapılsın 50 öğrenciye bir rehber öğretmen olarak düzenleme gelsin.
Bu isin kurtuluşu bu
👉🏻 İçişleri Bakanı derhal istifa etmelidir!
👉🏻 Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmelidir!
👉🏻 Onların makamları da, sıfatları evlatlarımızın canından kıymetli değildir
İsveç’te öğretmenlik yapan Türk vatandaşının paylaşımı:
“Sınıf kapısı sadece benim anahtarımla açılıyor. İçeriden de kilit sistemi var, içeriye doğru açılıyor kapı. Sınıflarda acil çıkış pencereleri var. Sınıfların hepsi birbirine bağlı. Çünkü çocukların koridorları kullanmaması gerektiği acil durumlarda kaçmaları için…
İsteyince her şey olur…”
(🎥 Ayfer Yil)