13. yılında Gezi’yi, Haziran Direnişi’ni selamlamak için “Bu Halk Zorbalara Boyun Eğmez” demek için, Abbasağa Parkı’ndan Beşiktaş Meydanı’na yürüyoruz.
🗓️31 Mayıs Pazar 16.00
📍Abbasağa Parkı
Sovyetler Birliği halkının ABD halkından daha iyi beslendiği, birçok CIA raporuna dahi konu olmuştur.
Ama memlekette NATO ne kadar itibarsızlaşır,
NATO’cu ihanet ne kadar deşifre olur,
NATO kafası ne kadar darbe alırsa;
Müsavat Dervişoğlu’nun konuşma metinlerine, İYİ Parti’nin tescilli NATO’cu tosuncukları ve heyecanlı danışmanları da bu aptalca tezleri o kadar sık yerleştiriyor.
Amerikan ablukasını dağıtalım!
Küba Dostluk Derneği tarafından;
Küba Santa Clara'da bulunan iki hastane ve bir sağlık merkezine gönderilmek üzere;
Güneş panelleri, inverter ve bataryalar temin edilecek.
Katkıda bulunmak için detaylar👇
https://t.co/Ysb6ye6LnM
Ülkemiz de Halkımız da satılık değil!
Madenler Devletleştirilmelidir
Türkiye doğal zenginlikleri ve mineral çeşitliliği bakımından dünyanın önde gelen
ülkeleri arasında yer alıyor. Bu minerallerin üretimi ile sanayiden imara, tarımdan enerjiye ve sağlığa kadar birçok alanda kullanılan hammaddelerin arzı sağlanıyor. Doğal kaynaklarımız ve madencilik faaliyeti ülkemizin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı açısından hayati önem taşıyor.
Bugün ülkemizde adına serbest piyasa ekonomisi denilen, sermayenin ihtiyaçlarını ve kârlılığını esas alan bir düzen hüküm sürmekte. Madenler ve madencilik de arama faaliyetlerinden çıkarma ve zenginleştirme aşamalarına kadar neredeyse tüm süreçleriyle piyasa düzeninin akılsızlık ve plansızlığı tarafından belirlenir durumda. Cumhuriyetin ilke edindiği devletçi ekonomi politikaları uyarınca Türkiye sanayi alt yapısının gelişiminde önemli etkileri olan Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri, Demir Çelik fabrikaları gibi devlet işletmeleri kurulmuştu. Bu işletmeler piyasacılığa kurban edildi. Ya tamamen özelleştirildi ya tasfiye edildi ya da küçültüldü; fiilen güçsüz ve işlevsiz hale getirildi. Türkiye’de maden işletmeleri insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin, çokuluslu tekellerin ve onların merdiven altı faaliyet yürüten taşeronlarının eline teslim edildi.
Geldiğimiz yer ortada: Doğası yıkıma uğratılmış, kaynakları yağmalanmış, çarçur edilmiş bir ülke; her tür bilimsel tanım ve teknik olanak mevcutken maliyet ve kâr hesaplarına kurban edilen, hiçe sayılan işçi hayatları, sefalete mahkum edilen madenciler…
Ülke topraklarının yarıdan fazlasını kapsayan maden arama ruhsatları ile binlerce işletme ruhsat ve izninin sermayeye devredildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, doğal zenginliklerimizin fiilen ipotek altına alınması anlamına geliyor. Türkiye’de madencilik faaliyetinin milli gelir içersindeki payı ise hala %1’ler civarında. Belli ki maden arama ve işletme ruhsatları sermayedarlar için bir rant kapısı olarak kullanılıyor. Halka ait olan madenleri daha toprağın altındayken alıyorlar, satıyorlar, servetlerine servet katıyorlar. Yasaları, yönetmelikleri değiştiriyor, arkalarından dolanıyor, pek çok durumda ne yasa ne de kural tanıyorlar. Köy, tarım alanı, orman, zeytinlik, yerleşim çevreleri, tarihi veya doğal sit alanı demiyor talan ediyorlar.
Türkiye Komünist Partisi halkımızı bu arsızlığa dur demeye, doğal kaynaklarımıza, madenlerimize, emeğimize sahip çıkmaya çağırıyor!
Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir!
1. Çokuluslu tekeller ve holdingler başta olmak üzere her tür özel sermayedar ve şirkete verilmiş olan tüm maden arama, işletme ve zenginleştirme ruhsat ve iznler bedelsiz olarak iptal edilmeli, tüm maden ve işletmelere el konmalıdır.
2. Bütün madencilik faaliyetleri devlet eliyle ve merkezi bir planlama doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Bu yapılırken tüm ilişkili sektörlerin ihtiyaçları dikkate alınmalı, kapsamlı bir planlama ile hammadde arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azalması, yerli sanayiye düşük maliyetli ve kaliteli girdi sağlanabilmesi esasıyla hareket edilmelidir.
3. Doğal kaynakların halk sağlığı ve çevreyle uyumlu, verimli kullanımını esas alan; bilimsel verilere dayalı bir madencilik politikası oluşturulmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır. Bu kapsamda maden havzaları, faaliyet gösterdikleri bölgelerde tarımsal ve sınai üretim, su kaynakları, orman varlığı ve halk sağlığı gözetilerek bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmalı ve işletilmelidir.
4. Madencilerin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı, eksiksiz mesleki eğitim alabilmeleri sağlanmalı, insanlık onuruna yakışan, sağlıklı ve güvenli çalışma şartları yaratılmalı ve korunmalıdır.
5. Değerli madenlerin sadece hammadde olarak çıkarılıp ihraç edilmesine son verilerek uç ürünlere dönüştürülmesi, yarı mamul ve mamul maddelerin üretimi için planlı bir sanayi hamlesi yapılmalıdır.
6. İnşaat sektörüne hammadde sağlamaya odaklı, plansız ve denetimsiz bir madencilik endüstrisi yerine mühendislik kalitesi yüksek, katma değerli üretim yapabilen bir madencilik endüstrisi kurulmalıdır.
7. İşletmesi tamamlanan maden sahalarında kapatma, rehabilitasyon ve rekültivasyon (toprak ıslahı ve yeniden bitkilendirme yoluyla alanın ekolojik dengeye uygun biçimde doğaya kazandırılması) faaliyetlerinin, gerekli çevresel önlemler çerçevesinde eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmalı ve etkin biçimde denetlenmelidir.
8. Madencilik faaliyetlerinde kullanılan makine ve ekipmanların yerlileştirilmesi sağlanmalı; verimli, halk sağlığına ve çevreye uyumlu ileri teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülmelidir.
9. Madenlerin ve madencilik faaliyetlerinin devletleştirilmesi sürecinin tamamı madenlerde örgütlü işçi sendikaları ve madencilik faaliyeti ile bağlantılı meslek odalarının aktif katılım ve denetimi ile gerçekleşmelidir.
Açlık grevindeki maden işçisi anlatıyor. Dinleyin 30 saniye.
“Ev sahibine 80 bin TL kira borcum var. markete de 70 bin TL borcum var. Bu benim en temel gerçeğim. Böyle bir yaşantının içindeyiz. Epilepsi hastası bir çocuğum var. Dün akşam nöbet geçirmiş, hastanede”
Elier Ramírez Cañedo, sözlerini "Kazanmaya devam edeceğiz, zafere kadar daima!" diyerek sonlandırdı.
Küba dostları, ABD barbarlığına karşı direnen Kübalı komünistleri "Örgütlü bir halkı hiçbir kuvvet yenemez" diyerek selamlıyor.
Kadıköy'de "Küba Kazanacak" demek için Küba sosyalizminin dostlarıyla, Kübalı yoldaşlarımızla bir aradayız.
Küba Komünist Partisi Merkez Komite Üyesi Elier Ramírez Cañedo, sahnede Küba'nın bağımsızlık ve sosyalizme yürüyen mücadelesini paylaşıyor.
1 Mayıs'a çağrı bildirilerimizle bugün Çanakkale sokaklarındaydık! İşçi sınıfının devrimci ve cumhuriyetçi meydan okuyuşunu güçlü bir şekilde ortaya koymak için 1 Mayıs'ta İstanbul Kartal'dayız. Katılım ve ulaşım için sayfamıza mesaj atabilirsiniz.
Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan; Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan okul saldırılarına ilişkin, "Küçücük çocukların atış poligonlarına gidip talim yapması 'tehdit' olmuyor, bir protesto yürüyüşüne katılan liseliler için valilikler seferber oluyor" dedi
https://t.co/B4o52gJtHy
Gülistan dosyasına dair okuduğum her satırda göğsüm sıkışıyor. Bu nasıl bir harami, bezirgan saltanatı? Biz ne zaman atacağız sırtımızdan bu kansız, aşağılık soysuzları? Neden yanmıyor bu dünya?
TKP Parti Meclisi Üyesi Aydemir Güler, bugün Hüseyin Duman yoldaşımız için yaptığımız anmada konuştu.
"Bu memleket için, bu memleketin acılarını söndürmek için çok çok daha kalabalık olmamız lazım.
Hüseyin için."
Oysa bir kadını öldürüp devletin gücüyle 6 yıl örtbas edenleri, Gazze'de on binlerce çocuğu katleden İsrail'e gemi gemi çelik taşıyanları ve göz yumanları, varil başına şu kadar dolar kazanıyoruz diye İsrail'e petrol akışını savunan AKP'lileri örnek alsa maneviyatı tam olurdu.
TKP İl Başkanı Ahmet Dincel: “Buradan bir kez daha haykırıyoruz: Bu çete düzeninin, bu tarikat düzeninin suçluları; AKP iktidarı, Milli Eğitim Bakanı, İçişleri Bakanıdır! Şanlıurda’da yaşananlardan, Kahramanmaraş’ta yaşananlardan hepiniz sorumlusunuz, suçlusunuz!”
#Kahramanmaraş #yusuftekini̇stifa
İnsanlar çıkıp gezemiyor, bir akşam çıkıp yemek yiyemiyor, tatile gidemiyor, çocuklar bir kursa, etkinliğe katılamıyor.
Belki yarattığınız gerçek dünyada yaşayamadıkları için sanal dünyada yaşıyorlardır.
TKP’den Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve SETA’nın NATO toplantısı sırasında eylem: Bu bir uyarı eylemi!
📢Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve NATO yetkililerinin de katıldığı “Ankara’da NATO zamanı” başlıklı zirve, TKP tarafından protesto edildi
◾️Eylemde, Temmuz ayındaki NATO zirvesi hatırlatılarak, “bu bir uyarı eylemi” denildi, “Memleketimizden dünyanın en büyük terör örgütü NATO’yu söküp atacağız” ifadeleri kullanıldı
https://t.co/jM3Vc4d2mZ