In Gebze, one of Turkey’s largest industrial hubs, we marked the anniversary of the June 15–16 Resistance at the Workers’ Festival.
Member of TKP Party Council Aydemir Güler spoke on its legacy and relevance today. Ahmet Sarıcan, a former worker at TEKEL—the state-owned tobacco and alcohol company—and a participant in the June 15–16 uprising, shared his memories of those historic days.
15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi’nin yıldönümünde Gebze Emek Şenliğinde buluştuk.
TKP PM Üyesi Aydemir Güler’in katılımıyla 15-16 Haziran’ın bugüne bıraktığı mirası ve işçi sınıfının bugün yaşadığı sorunları ve nasıl yeniden ayağa kalkabileceğini konuştuk. 15-16 Haziran Direnişi’ne bizzat katılmış Cevizli TEKEL işçisi Ahmet Sarıcan, o günlerde neler yaşandığını aktardı.
Ülkemiz de Halkımız da satılık değil!
Madenler Devletleştirilmelidir
Türkiye doğal zenginlikleri ve mineral çeşitliliği bakımından dünyanın önde gelen
ülkeleri arasında yer alıyor. Bu minerallerin üretimi ile sanayiden imara, tarımdan enerjiye ve sağlığa kadar birçok alanda kullanılan hammaddelerin arzı sağlanıyor. Doğal kaynaklarımız ve madencilik faaliyeti ülkemizin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı açısından hayati önem taşıyor.
Bugün ülkemizde adına serbest piyasa ekonomisi denilen, sermayenin ihtiyaçlarını ve kârlılığını esas alan bir düzen hüküm sürmekte. Madenler ve madencilik de arama faaliyetlerinden çıkarma ve zenginleştirme aşamalarına kadar neredeyse tüm süreçleriyle piyasa düzeninin akılsızlık ve plansızlığı tarafından belirlenir durumda. Cumhuriyetin ilke edindiği devletçi ekonomi politikaları uyarınca Türkiye sanayi alt yapısının gelişiminde önemli etkileri olan Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri, Demir Çelik fabrikaları gibi devlet işletmeleri kurulmuştu. Bu işletmeler piyasacılığa kurban edildi. Ya tamamen özelleştirildi ya tasfiye edildi ya da küçültüldü; fiilen güçsüz ve işlevsiz hale getirildi. Türkiye’de maden işletmeleri insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin, çokuluslu tekellerin ve onların merdiven altı faaliyet yürüten taşeronlarının eline teslim edildi.
Geldiğimiz yer ortada: Doğası yıkıma uğratılmış, kaynakları yağmalanmış, çarçur edilmiş bir ülke; her tür bilimsel tanım ve teknik olanak mevcutken maliyet ve kâr hesaplarına kurban edilen, hiçe sayılan işçi hayatları, sefalete mahkum edilen madenciler…
Ülke topraklarının yarıdan fazlasını kapsayan maden arama ruhsatları ile binlerce işletme ruhsat ve izninin sermayeye devredildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, doğal zenginliklerimizin fiilen ipotek altına alınması anlamına geliyor. Türkiye’de madencilik faaliyetinin milli gelir içersindeki payı ise hala %1’ler civarında. Belli ki maden arama ve işletme ruhsatları sermayedarlar için bir rant kapısı olarak kullanılıyor. Halka ait olan madenleri daha toprağın altındayken alıyorlar, satıyorlar, servetlerine servet katıyorlar. Yasaları, yönetmelikleri değiştiriyor, arkalarından dolanıyor, pek çok durumda ne yasa ne de kural tanıyorlar. Köy, tarım alanı, orman, zeytinlik, yerleşim çevreleri, tarihi veya doğal sit alanı demiyor talan ediyorlar.
Türkiye Komünist Partisi halkımızı bu arsızlığa dur demeye, doğal kaynaklarımıza, madenlerimize, emeğimize sahip çıkmaya çağırıyor!
Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir!
1. Çokuluslu tekeller ve holdingler başta olmak üzere her tür özel sermayedar ve şirkete verilmiş olan tüm maden arama, işletme ve zenginleştirme ruhsat ve iznler bedelsiz olarak iptal edilmeli, tüm maden ve işletmelere el konmalıdır.
2. Bütün madencilik faaliyetleri devlet eliyle ve merkezi bir planlama doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Bu yapılırken tüm ilişkili sektörlerin ihtiyaçları dikkate alınmalı, kapsamlı bir planlama ile hammadde arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azalması, yerli sanayiye düşük maliyetli ve kaliteli girdi sağlanabilmesi esasıyla hareket edilmelidir.
3. Doğal kaynakların halk sağlığı ve çevreyle uyumlu, verimli kullanımını esas alan; bilimsel verilere dayalı bir madencilik politikası oluşturulmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır. Bu kapsamda maden havzaları, faaliyet gösterdikleri bölgelerde tarımsal ve sınai üretim, su kaynakları, orman varlığı ve halk sağlığı gözetilerek bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmalı ve işletilmelidir.
4. Madencilerin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı, eksiksiz mesleki eğitim alabilmeleri sağlanmalı, insanlık onuruna yakışan, sağlıklı ve güvenli çalışma şartları yaratılmalı ve korunmalıdır.
5. Değerli madenlerin sadece hammadde olarak çıkarılıp ihraç edilmesine son verilerek uç ürünlere dönüştürülmesi, yarı mamul ve mamul maddelerin üretimi için planlı bir sanayi hamlesi yapılmalıdır.
6. İnşaat sektörüne hammadde sağlamaya odaklı, plansız ve denetimsiz bir madencilik endüstrisi yerine mühendislik kalitesi yüksek, katma değerli üretim yapabilen bir madencilik endüstrisi kurulmalıdır.
7. İşletmesi tamamlanan maden sahalarında kapatma, rehabilitasyon ve rekültivasyon (toprak ıslahı ve yeniden bitkilendirme yoluyla alanın ekolojik dengeye uygun biçimde doğaya kazandırılması) faaliyetlerinin, gerekli çevresel önlemler çerçevesinde eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmalı ve etkin biçimde denetlenmelidir.
8. Madencilik faaliyetlerinde kullanılan makine ve ekipmanların yerlileştirilmesi sağlanmalı; verimli, halk sağlığına ve çevreye uyumlu ileri teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülmelidir.
9. Madenlerin ve madencilik faaliyetlerinin devletleştirilmesi sürecinin tamamı madenlerde örgütlü işçi sendikaları ve madencilik faaliyeti ile bağlantılı meslek odalarının aktif katılım ve denetimi ile gerçekleşmelidir.
📢İstanbul Kartal’daki 1 Mayıs mitinginde söz metal işçisinin:
“Bizlerin kutlayacak bir 1 Mayıs’ı yok şu anda. Bizlerin 1 Mayıs’ı ay yıldızlı esir bayrağımızı sömürücülerden, emperyalizmin kıskacından kurtardığımız gün olacaktır.”
https://t.co/3LLS983WOg
1 Mayıs'ta Kartal’da Buluşuyoruz!
Gebze’nin metal, petro-kimya ve lojistik sektörlerinde emeğiyle bu şehri var eden sanayi işçileri olarak; 1 Mayıs’ta sömürü düzenine karşı sesimizi yükseltiyoruz. Sorunlarımızın kaynağı olan bu patron düzenine karşı, üretimden gelen gücümüzü siyasallaştırmak için bir araya geliyoruz. Emeğin yalnızca bir gün anıldığı değil, işçi sınıfının tüm zenginliklerin ve fabrikaların sahibi olma talebiyle siyasetin merkezine yerleştiği bir mücadeleyi Kartal’dan başlatıyoruz.
1 Mayıs, bizim için sadece bir kutlama değil, sınıfımızın yeniden karakter kazanması ve bu bozuk düzenin değişmesi için bir irade beyanıdır. İşçilerin gerçek sorunlarının konuşulduğu, mücadele azminin paylaşıldığı bir kürsü kuruyoruz. Hakkını arayan tüm emekçileri sermayeye karşı net bir duruş sergilemek ve "her şeyi istiyoruz" demek için saat 15.00'te Kartal meydanına bekliyoruz.
#gebze
Küba ile dayanışmayı yükselten, eserlerini, ezgilerini emperyalizme karşı icra eden sanatçı dostlarımıza teşekkür ediyoruz.
Teşekkürler An Vokal, Yürüyen Merdiven, Hakely Nakao Chavez Öztürk, Ayşe Tütüncü ve Gülcan Altan...
1 Mayıs Kartal Mitingi basın toplantısı, TKP İstanbul İl Başkanı Ahmet Dincel’in katılımıyla gerçekleşti.
Kartal’daki yerel gazete ve basın organlarının davet edildiği toplantıda, bu yıl düzenlenecek 1 Mayıs’ın işçi sınıfı ve Türkiye siyaseti için nasıl bir anlam taşıdığı, 1 Mayısların içeriksizleşmesi tehlikesine karşı alınması gereken tavrın ne olduğu ve TKP’nin işçi sınıfı siyasetinin ağırlığını koyacağı 1 Mayıs derken neyi işaret ettiği sorularına yanıt verildi.
Açıklamanın ardından toplantıya katılan basın mensuplarının soruları da cevaplanırken, farklı sektör ve iş kollarından temsilciler toplantıda Kartal 1 Mayıs’ında neden yer alacaklarına dair açıklamalarda bulundu.
Daha dün Şanlıurfa’da bir lisede düzenlenen ve 16 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan silahlı saldırıya karşı öğretmenler bugün Gebze İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü önünde sesini yükseltirken, basın açıklamasının yapıldığı sırada bir saldırı da Kahramanmaraş'ta gerçekleşti.
Biliyoruz ki; bu saldırılar ne ilk ne de son olacak!
Eğitimi tarikat ve cemaatlere terk eden; okulların çetelerin oyun alanı haline dönüşmesine göz yuman AKP iktidarı ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yaşananların asıl sorumlusudur, derhal istifa etmelidir!
#gebze
Ülkemizde ABD haydutluğuna geçit vermeyeceğiz, söz hakkı işçi sınıfında! Demek için Bu pazar Gebze İşçi Evi'nde dostlarımızla bir araya geliyoruz.
📌 29 Mart Pazar 14.00
📍 Gebze İşçi Evi
Etkinliğimize dahil olmak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
#gebze
Kocaeli MÜSİAD önünde buluştuk.
Bu kirli düzeni, karanlık, savaş, sömürü, şiddet, eşitsizlik getiren bu düzeni birlikte değiştireceğiz.
Hodri Meydan! #siztekbizhepimiz#8Mart
#İstanbul’da TÜSİAD'ın önüne yürüyoruz.
🔴Kadınları hayattan koparan, sömüren, yoksullaştıran, çaresiz ve umutsuz bırakanlardan soracak hesabımız büyük.
Bu düzeni onların başına yıkacağız!
Hodri Meydan! #siztekbizhepimiz#8Mart
Gebze Ticaret Odası önünden sesleniyoruz: Emeğimiz ve hayatımız için yolları ayırıyoruz.
Ellerine kan bulaşmış patronlara kanlı paralarını iade ettik.
#8Mart#siztekbizhepimiz
🗣️Aydınlar, sanatçılar, gazeteciler tek ses oldu: #KÜBA YALNIZ DEĞİLDİR!
🇨🇺 ABD'nin Küba'dan elinin çekmesini isteyen herkesi bu sese kulak vermeye çağırıyoruz.
👇Siz de imzanızla destek olun:
https://t.co/FgTuEnyoK3
#Cuba#CubaNoEstáSola#CubaVencerá#TumbaElBloqueo #NoMásBloqueo
#100AñosConFidel #Fidelle100Yıl
🚩Yaşadığımız bu karanlık karşısında dalgaları karşılayan gemiler gibi yıkılmaz bir inanç ve irade ile yolumuza devam ediyoruz.
İstanbul'dan sabah yola çıktık!
Bugün saat 15:00’te Ankara Congresium’da buluşuyoruz.
Mücadeleyi büyütmeye, bu düzene meydan okumaya geliyoruz!
@tkpninsesi