Sayın Aile Bakanım! @MahinurOzdemir
Aileyi korumakla görevli bir Bakan olarak, konser adı altında +18 erotik görüntülerin yaşandığı bu rezil müstehcen gidişata dur demek için daha neyi bekliyorsunuz?
Bu erotik şovlara nasıl müsaade ediyorsunuz?
Birileri tarafından aileyi ve genç kızlarımızı hedef alan Manifest isimli rezil grup, sahnede resmen çıplak erotik striptiz şovu yapıyor. Cinsiyetsizleştirmeyi ve LGBT'yi özendiriyor.
Teşhircilik Türk Ceza Kanunu'na göre suç değil mi? Bu rezil görüntülere nasıl müsaade ediliyor? Aileyi ve çocuklarımızı korumakla yükümlü kurumlar bu açık ahlaksızlık karşısında daha neyi bekliyor?
Bakanlık olarak aileyi ve çocuklarımızı korumak adına açık ve net bir tavır almanızı, bu rezalete son verecek somut adımları bir an önce atmanızı bekliyoruz.
NOT: Mil-Diyanet Sen olarak, Manifest isimli bu grup hakkında gerekli hukuki sürecin başlatılması amacıyla suç duyurusunda bulunduk.
Celaleddin Gül
Mil-Diyanet Sen
Genel Başkanı
#manifestkonserleriyasaklansın #manifest
#ahlaksız #aile #diyanet #SONDAKİKA
Sayın aile bakanı, çağın eskortlarının bile bu denli çıplak gezemediği yerde manifestmi ne zıkkımsa çıkıp 13-16 yaş aralığındaki kız çocuklarına çıplak dans konserleri veriyor sizde oturmuş izliyonuz sahi siz ne iş yapıyonuz orda? yav bu durum kelime mizahı yapan şebeklerden daha vahim bir durum o konser alanına gelen çocuklardan nasıl bir gelecek bekliyonuz? Bu duruma el atmak için illa tepki mi gelmesi gerekiyor mesela tvlerde sigarayı sansürlerken halkın nabzını ölçüyor musun yoo bu yasaktır olmaz diyosun peki bu durum için niye harekete geçmiyorsunuz ALOOOOOOO
Sokak hayvanları,
insanın kalbinde saklı olan rahmetin
açığa çıkması için yaratılmış ilahi bir aynadır
Onlar konuşmadan öğreten mürşidler gibidir;
bir kaldırım köşesinde sessizce beklerken sabrın,
bir damla suya yönelirken ihtiyaç bilincinin ve
bir dokunuşla gözlerinde beliren güvenle
teslimiyetin hikmetini hatırlatırlar
Hakikatte tasavvuf,
varlığı “Allah’ın isim ve sıfatlarının tecellisi”
olarak okur; bu nedenle bir kedinin zarafeti,
bir köpeğin sadakati, bir kuşun özgürlüğü aslında Rahman ve Rahîm isimlerinin yeryüzündeki küçük
fakat derin yansımalarıdır
İnsan sokakta bir hayvanla karşılaştığında
yalnızca bir canlıyla değil, kendi kalbinin
merhamet kapasitesiyle yüzleşir;
çünkü merhamet edilen her varlık,
insanın nefsinin kabuğunu incelten
bir iç yolculuğa dönüşür
Bu sebeple tasavvuf ehli için
sokakta bir hayvana verilen bir parça ekmek,
yalnızca bir besleme eylemi değildir; o an
insanın “ben merkezli” varoluşundan çıkıp
ilahi rahmetin akışına katıldığı bir ibadet halidir
Nitekim hakikat yolcuları bilir ki kalp,
yalnız zikirle değil, mahlûkata şefkatle de arınır
Sokak hayvanlarının sessiz varlığı bu yüzden
şehirlerin en derin tasavvuf derslerinden biridir:
Onlar insana, yeryüzünde yaşayan
her canlının aynı ilahi nefesin emaneti
olduğunu ve gerçek insanlığın,
güçte değil merhametin inceliğinde
saklı bulunduğunu hatırlatır
En güzele emanet olun,
Güçlü Metin
Öğretmene cep telefonu kullanmak zorundaymış gibi muamele edilirse,
Öğretmene zorla öğrenci grubu kurudurulursa,
Öğretmene zorla veli grubu kurudurulursa,
Öğretmen sürekli veli ve öğrenci ile muhatap ettirilirse,
Öğretmene ders dışında sürekli etkinlik, angarya, cart, curt işler verilip eğitim öğretim ikinci hatta üçüncü plana atılırsa,
Öğretmen sürekli evrak, kürek, toplantı, seminer vs. ile oyalanırsa,
Toplumda öğretmenler sürekli tatil yapıyor algısı yaratılırsa,
Öğretmene çaycı ve güvenlik görevlisi maaşı reva görülürse,
Öğretmenleri cimer vb. yerlere şikayet etmek marifetmiş gibi lanse edilirse,
Eğitim öğretim basit bir şeymiş gibi formasyonu olmayanlar dahi ücretli öğretmenlik adı altında çalıştırılırsa,
Öğretmene asli görevi unutturulup eğitim öğretimden uzaklaştırılırsa,
Öğretmene sürekli aba altından sopa gösterilirse, ders programı ile, onla bunla tehdit edilirse,
Ne eğitimin değeri kalır ne de öğretmenin.
Eğitimde özü kaybettik. Toparlanıp özümüze dönmemiz gerekiyor.
Oğuzhan Abravcı
Öğretmeni şikayet hattı kurdunuz..
Öğretmenin tatili, Öğretmenin boş günü, Öğretmen ne yapıyor ki
Çocuğuma sesini yüksellti.
Çocuğuma sert baktı.
Benim çocuğum yapmaz..
Diye diye Fatma Öğretmenimizi öldürdünüz
Ortada boş boş dolaşan binlerce saygısız bir nesil yarattınız..
Öğretmenleri itibarsızlaştıran paylaşımlar yapan istinasız herkes bu katliamdan sorumlu.
Eserinizle övünebilirsiniz.
#öğretmen
#memur
Bu kedi köpek mama fiyatları nedir böyle yaw? Toplandıkları, katlettildikleri yetmiyor bir de açlıktan mı ölsün hayvancağızlar? Hayatım boyunca kazancımın bir kısmını sokak hayvanlarını beslemeye ayırdım ilk kez bu kadar zorlanıyorum artık. El insaf yahu! Valla mahalledeki kedilerin yüzüne bakamaz oldum🙄 Hava buz gibi bari kışın mama yollayın ya da indirim yapın bize n'olur @PedigreeTR@RoyalCanin@ProPlan@Purina@Nestle
Sessiz Olmayan Sınıflar, Duyulmayan Öğretmenler
Bugün okullarda bir yorgunluk dolaşıyor.
Bu yorgunluk ders anlatmaktan değil;
derse hiç niyeti olmayan kalabalıkların içinde ayakta kalmaya çalışmaktan doğuyor.
Okula sadece devamsızlık yazılmasın diye gelen öğrenciler var.
Ne defterle bağları var ne dersle.
Zaman dolduruyorlar.
Ama o zamanı doldururken sınıfın havasını, öğretmenin sabrını, öğrenmek isteyen birkaç çocuğun hakkını tüketiyorlar.
En yorucu olan şey bilgi eksikliği değil.
Saygının eksikliği.
Sorumluluğun eksikliği.
Sınırın hiç tanınmamış olması.
Ses çok.
Ama bu ses, merakın sesi değil.
Öğrenme isteğinin sesi hiç değil.
Bu; dağınık hayatların, tutulmamış sözlerin, konmamış sınırların sınıfa taşan uğultusu.
Öğretmen anlatıyor.
Uyarıyor.
Bekliyor.
Susuyor.
Ama karşılık yok.
Çünkü artık mesele “anlatmak” değil.
İstemeyen bir zihne, ders girmiyor.
Bu noktada öğretmen kendini sorguluyor:
“Ben mi eksik kaldım?”
“Daha ne yapmalıyım?”
Oysa gerçek şu:
Ailenin veremediğini okul,
okulun veremediğini öğretmen tek başına veremez.
Bu çocuklar kötü oldukları için değil;
sahipsiz büy��dükleri için bu hâldeler.
Ama bedelini sınıfta öğretmen ödüyor.
Bugün öğretmenden beklenen şey öğretmekten çıktı.
Düzen sağlasın, terbiye versin, psikolog olsun, anne-baba olsun…
Ama yetkisi olmasın.
Sınır koymasın.
Sesini yükseltmesin.
Olmaz.
Çünkü nezaket, zorbalığın üzerini örtmekle öğretilmez.
Saygı, sınır olmadan gelişmez.
Ve kaos ortamında eğitim olmaz.
Bu yüzden bazı sınıflarda öğretmenin hedefi değişiyor.
Artık herkesi kazanmak değil;
çizgiyi korumak.
Dersi dinlemek isteyen üç öğrenci varsa,
öğretmen o üç öğrenci için ayakta duruyor.
Diğerleriyle tartışmıyor, ikna etmeye çalışmıyor.
Çünkü ikna, niyet olana yapılır.
Bugün öğretmenlerin yaşadığı şey tükenmişlik değil sadece;
sinir sistemi yorgunluğu.
Sürekli sese maruz kalmanın, sürekli bastırılan öfkenin,
karşılıksız emeğin birikimi.
Ve yine de öğretmen,
her şeye rağmen sınıfa giriyor.
Ses yükseltmeden, bağırmadan,
ama geri de çekilmeden.
Çünkü biliyor:
Bir sınıf susmasa da,
bir öğretmen çizgisini terk etmezse
bir gün biri o çizgiye tutunur.
Ve bazen öğretmenlik;
ders anlatmak değil,
daha fazla zarar görmeden ayakta kalabilmektir.
Yakup Güneş