Yeni yazı: Ellerinde kelepçelerle nasıl her yere erişebiliyor?
https://t.co/g6Jvcphypu
Fon soruşturmasının kilit isimlerinden Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel hakkında yeni bilgiler:
🔺Türkiye’nin en büyük fonlarını yöneten şirketin 35 yaşındaki başkanı Erdin Özel’in SPK lisansı yok. Şirketin başında ama fonları bizzat yönetmek için gerekli mesleki ruhsata sahip değil. Peki neden o koltuğa oturtuldu?
🔺Tera soruşturmasında hiç gözaltına alınmadı. Hakkında yakalama kararı çıktığını sosyal medyadan öğrenip teslim olmaya gitti. Kayıtlarda karar yoktu. Üç saat bekledi, ardından gözaltına alındı. Kelepçeli fotoğrafı servis edildi.
🔺SPK’nın 25 Eylül’deki suç duyurusu ve iki yıllık işlem yasağı kararı nedeniyle etkin pişmanlık kapsamında Hazine’ye 500 bin TL yatırdı.
🔺Hala sır gibi saklanan savcılık ifadesinden sızan bilgilere göre siyasi bağlantıları hiç sorulmadı. Hisseler soruldu. Teknik açıklamalarla hisselerin doğal olarak arttığını iddia etti. Hisselerle ilgili konuşurken Lüksemburg ve Avusturya’daki “Bıyıklı yabancı yatırımcılar”dan bahsetti.
🔺Resmi adresi Bodrum Cennet Koyu’nda, Sabancıların, Koçların, Demirörenlerin de villalarının bulunduğu ultra lüks bir siteyi gösteriyor
🔺Şimdi tutuklu ama hala hakkındaki haberlere, tweetlere, hatta Bush’la tanışma macerasını anlatan eski gazete küpürüne bile Küçükçekmece’den erişim engeli kararları aldırabiliyor.
🔺Hapishanede elleri kelepçeli bile erişim engeline erişebilen birinden bahsediyoruz. Erişemediği yer yok.
🔺Muhalefet büyük balıkların peşinde. Yanlış istihbaratlarla avlanmaya çıkarken av olduğunun farkında bile değil.
🔺Halbuki siyasetle fon şirketleri arasındaki esas bağlantı noktası önlerinde duruyor.
🔺13 yaşındayken Bush’la tanışmak için Esenboğa protokolüne sızmış, 2021’de bile Muhammed bin Zayed’in Ankara’ya inem uçağının hemen yanından fotoğraf paylaşabilen birinden bahsediyoruz
Yıldız Holding'e ait Şok marketler boykot markalarına sahip çıkmaya ve firmaların boykot sebebiyle elinde kalan ürünleri yüksek indirimlerle satmaya devam ediyor.
Yeni Akit ve Yeni Şafak denen bu holdinge bağlı organlar sizce bunları da haber yapar mı?
@yeniakit@yenisafak
Tarih; sermaye piyasasında yaşananları,
Ahlaki değerlerini yitirmiş kamu görevlileri ve siyasetçiler ile organize hareket eden suç şebekelerinin,
Yüzbinlerce küçük yatırımcıyı otoritelerin gözleri önünde dolandırarak soyduğu,
Ülkeye ve 86 milyon vatandaşa tarihin en büyük zatarlarından birini vererek ihanet edildiği,
Soyanların ve ihanet edenlerin ısrarla korunduğu,
Bunları sorguluyanların ise hukuksuz uygulamalarla susturulmak istendiği,
Ülkenin en acı ve en ibretlik olayı olarak yazacaktır.
@memetsimsek@abakingurlek
140 kişilik fon soygunu listesinin açıklanmama gerekçesi olarak lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi gerekçe gösteriliyor.
O zaman bunların varlıklarına el koyarak, banka hesaplarını dondurarak da zan altında bırakmış, mağdur etmiş olmadınız mı?
Kıyamam bu hassasiyete!
2026 itibariyle 434.337 kişi cezaevinde. 5 bini çocuk.
2002'de bu rakam 55 bindi.
Bu cumhuriyet tarihinde bir rekor.
500 bin de denetimli serbestlik var, yani 1 milyona yakın insandan bahsediyoruz.
Bu da toplumdaki yapısal sorunların açık bir fotoğrafı.
Ledger önemli bir tedarik zinciri saldırısına uğradı.
9 Ekim'de Güneydoğu Asya’da (özellikle Endonezya, Malezya ve Filipinler) CryptoBills adlı yetkili satıcıdan Ledger cihazı alan kullanıcıların cüzdanlarından büyük miktarda kripto çalındığı raporlandı.
Yüzlerce cüzdandan toplam yaklaşık 86–93 milyon dolar değerinde varlık boşaltıldı. Saldırgan, seed phraselere sahip olduğu için birden fazla zincirde hızlı ve koordineli şekilde çekim yaptı.
Fotoğraf ve incelemelere göre bu Ledger cihazlarının içine küçük bir implant yerleştirilmiş. (küçük bir devre kartı, CPU, cep telefonu devresi). Bu implant kurulum sırasında ekranda görünen tohum cümlesini yakalayıp saldırgana iletiyor.
Anlaşıldığı kadarı ile yetkili satıcı CryptoBills satılmış. Satışın da duyurulmamasını anlaşmaya eklemişler.
Prof. Dr. Hasan Köni:
▪️Herhangi bir yerde, herhangi bir şirkette çalışan, herhangi bir sistemde bulunan bir Yahudi, Mossad'ın istediği bilgiyi verir.
▪️Ve denileni yapar. Bu çok büyük bir olay. Böyle bir yapının içindeyiz.
Böyle bir vurgun olamaz!
Kırıkkale’nin 39 bin nüfuslu Yahşiyan Belediyesinde adamlar; ilçeyi yönetmeye değil üzerine almaya gelmiş!
İmar İmparatorluğu kurmuşlar!
Karun kalk ataların burada!
Vallahi Karun bunları tanısa belediyeye CV bırakırdı.
Böyle göze soka soka, rahat rahat korkusuzca yapmış adamlar…
“Fransa hapşırdığında, Avrupa üşütür.”
Klemens von Metternich, Fransa'nın diğer Avrupa ülkeleri üzerindeki etkisini vurgulamak için bu akıllıca benzetmeyi kullanmıştı. Ona göre, Fransa'da meydana gelen siyasi, sosyal ve ekonomik olaylar diğer Avrupa ülkelerini direkt olarak etkiliyordu. Bu sözün arka planını anlamak için Fransa’nın 1789 ve sonrasında Avrupa’da yarattığı etkiye bakmak gerekir. Fransız İhtilali ve ardından gelen Napoleon Savaşları, Avrupa’nın monarşik ve feodal düzenini kökünden sarsmıştı...
Napoleon’un 1815’te kesin olarak yenilgiye uğratılmasının ardından, dönemin büyük güçleri (Avusturya, Birleşik Krallık, Rusya ve Prusya), kıtaya yeniden istikrar getirmek amacıyla Viyana Kongresi’ni topladı. Bu kongrenin mimarı ve mimarı olduğu düzene adını veren kişi Klemens von Metternich’ti. Metternich’in kurduğu sistem (Metternich Sistemi veya Avrupa Uyumu), iki temel prensibe dayanıyordu: meşruiyet (eski hanedanların tahtlarına dönmesi) ve statüko (sınırların korunması ve her türlü devrimci hareketin bastırılması). Metternich’e göre Avrupa, monarşilerin ve imparatorlukların bir arada tuttuğu kırılgan tek bir vatandı. Bu görüşünü şu ünlü sözüyle özetlemişti:
"Avrupa uzun zamandan beri tek vatan niteliği kazanmıştır."
Ve bu vatanı tehdit eden en büyük dinamit ise Fransa’dan yayılan liberalizm ve milliyetçilik fikirleriydi. Metternich’in tesbitleri, kehanet niteliğinde bir doğruluğa sahipti. Nitekim Fransa’da ne zaman siyasi bir buhran yaşansa, şok dalgaları çok kısa sürede Viyana, Berlin, Brüksel ve Milano’ya ulaşıyordu. Fransa’da baskıcı Kral X. Charles’ın devrilip yerine daha liberal olan Louis-Philippe’in getirilmesiyle Fransa ilk kez hapşırdığında Belçika, Hollanda’ya karşı ayaklanarak bağımsızlığını ilan etti; Polonya’da Rus yönetimine karşı büyük bir isyan başladı ve İtalya ile Almanya’daki küçük devletlerde liberal ayaklanmalar baş gösterdi. Fransa’nın en şiddetli hapşırığı 1848’de gerçekleşti. İkinci Fransa Cumhuriyeti’nin kurulmasına yol açan devrim, adeta bir yangın gibi tüm Avrupa’yı sardı. Bu kez "üşütenler" arasında doğrudan Metternich’in kendisi de vardı. Viyana’da yükselen halk öfkesi ve devrimci dalga, Metternich’i başbakanlık görevinden istifa etmeye ve İngiltere’ye kaçmaya zorladı. Macaristan, Prusya ve İtalyan devletleri aynı anda devrimci ateşin ortasında kaldı.
Kısacası, Fransa’da bir fikir hareketi hiçbir zaman Fransız sınırları içerisinde kalmıyordu. Meşruiyetini yitiren bir kral, diğer ülkelerdeki mutlakiyetçi yönetimlerin de sorgulanmasına yol açıyordu. Metternich, Fransa’nın her hapşırığında hastalığın tüm Avrupa’ya yayılmasını engellemek için Viyana Kongresi’nde kıtayı karantinaya almaya çalıştı ancak Avrupa’nın üzerine çöken o kaçınılmaz soğuk algınlığını önlemeyi başaramadı.