Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milleti bilinçli, sistematik bir akılla her sahada KRAVATLI SOYGUN (kitabına uydurulmuş) ‘ a muhatap!!!
Fon Krizi diye ortalığa saçılan hadise 23 yıldır Anayasası, kanunları, kurumları bilinçli bir yıkım mühendisliği projesi neticesinde erozyona uğratılan, tarumar edilen bir ülkede oluşturulan kişi devleti ve ahbap-çavuş düzeninden dışa vuran çürümelerden biri!!!
Bu krizden sadece bu fonlara yatırım yapan 500 bine yakın vatandaş değil 86 milyon tüm Türkiye zarar gördü!!!
Sadece bu yağmayı yapanları, susanları, koruyanları yargılamak yetmez beraberinde asıl yapılması gereken Fon Krizi gibi sistematik hataları veren SOYGUN DÜZENİ’ni sorgulamaktır!!!
12 Eylül koca bir nesli, gençliği, hayalleri ayakta öldüren gündür. Yaşamları ölümle, sokakları terörle terbiye etmeye kalkan bir organize şebeke, koca bir milleti, milleti korumak için taşıdıkları silahlarla, tanklarla, coplarla, kelepçelerle terbiye etmeye kalkmış, yaşarken binlerin, yuzbinlerin canını almıştır.
12 Eylül'e giden günlerin planlayıcıları, darbenin icracıları, ülkenin hilafına her türlü işi çıkar bilenlerin piyonları bu memlekete kötülüğü sadece o gün değil o günden bugüne süren şekilde yapmıştır.
Nitekim Milletin huzuruna çıkmaya korkan, seçimle, er meydanında mücadele ederek fikrini iktidar edemeyeceğinden emin olan bir şebeke, devletin, kamu otoritesinin gücünü bugün benzerlerini, hatta daha beterini gördüğümüz biçimde kendi ikbali için kullanmış, milletin hakkını, hukukunu, iradesini gasp etmiştir.
O gün kendilerinin azdırdığı terörün bitmesini, bitecek olmasını gerekçe göstererek 'terörsüz' bir iklim için bir çok hakkı gasp eden, hukuku askıya çekenler, maalesef ki asıl kötülüğü bu anlayışı miras bırakarak yapmışlardır.
Türkiye, 27 Mayıs'ta yaşadığı acı tecrübe ile seçilmiş bir başbakanı ve bakanları idama yollamakla kalmamış, demokrasiden korkan, hürriyetlerden korkan, Türkiye'nin kalkınmasından korkanlara, 12 Eylülcülere darbenin bir seçenek olduğunu gostererek asıl ihaneti yaşatmıştır.
Daha da acısı, 12 Eylül’de darbeciler kamunun, silahlı kuvvetlerin gücünün arkasına sığınarak bir iktidar kurmuşken, ‘milli irade’yi yok sayan zihniyetlerini miras alanlar bu düzeni bir kazanım addedip iktidarlarını sağlamlaştırmıştır.
Darbecilerden, Milli Güvenlik Konseyini kuranlardan hiç biri yaşamazken maalesef kurdukları düzen, bu düzeni ‘yaşamsal’ görenlerin gayretiyle hayattadır.
Vesilesiyle birçok defa hatırlattığımız gibi darbelerin panzehri daha çok demokrasi, daha çok adalet, daha çok hürriyettir.
Türkiye’de darbelerin izlerini silecek olan yegane şey budur.
12 Eylül’ün bu ‘süregelen’ halini değiştirmek için evvela bu darbenin kurguladığı ekonomik, sosyal ve siyasi hayatı demokrasiyi içselleştirecek biçimde değiştirmek gerekmektedir.
Bu düşüncelerle bir kez daha darbecileri, Milletimize hizmet etmek için kendisine verilen yetkileri kötüye kullanan, kendisi ya da ait olduğu zümrenin faydasına kullananları lanetliyor, tüm askeri darbeleri ve demokrasi dışı her türlü yöntemi bir seçenek olarak gören zihniyetleri telin ediyor, “daha fazla hürriyet, daha güçlü demokrasi" dediği için darbelere muhatap olmuş, darbelerin mağduriyetini gerçekten yaşamış demokrat geleneğin temsilcilerini,12 Eylül'de seçilmiş hükümetin Başbakanı olarak darbecilerin ilk hedefi olmuş Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel'i ve ahirete intikal etmiş tüm demokrasi taraftarlarını rahmetle anıyorum.
Türkiye’de Pkk ile ilgili bir yanılsama var; ülkenin karşı karşıya kaldığı problem sadece terör değil bu konuşmada da görüldüğü gibi terörün aparat olduğu etnik bölücülük!!!
Ve Etnik Bölücü PKK siyasetinin nihai amacı değişmez!!!
Akp/Erdoğan, Terör Örgütü PKK’nın vesayetini bölgeden ve vatandaşlarımızın üzerinden kaldırmak yerine önümüzdeki Cb Seçimi ve Anayasa hesabıyla PKK/Öcalan’ı Kürt kökenli vatandaşlarımızın tek meşru temsilcisi haline getirmesi etnik bölücü siyaseti daha da büyütür!!!
Kurucu Genel Başkanımız, 3. Cumhurbaşkanımız Celal Bayar’ı Bursa-Gemlik-Umurbey’de vefatının 40. Yıldönümünde minnet, şükran ve rahmetle yadettik.
Mücadele adamı olarak Kurtuluş Savaşı’ndan Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş dönemine, çok partili hayata adanmışlık ruhuyla çok önemli vazifeleri ifa etti.
Demokrat Parti Genel Başkanı olarak Cumhurbaşkanlığından Yassıada’ya, Kayseri Hapishanesine iktidarı da, zulmü de yaşadı ama siyasi mücadelesinden ve iddialarından asla vazgeçmedi.
Allah rahmet eylesin.
#CelalBayar
#DemokratParti
Şair Eşref’in tabiriyle ‘suyu hariç her yeri akıyor’ memleketin!!!
Türkiye, bir çelişkiler ülkesi…
Baklava çalarsan(Antepli çoçuklar Davası) 22 yıl yersin ama Milyar $ çalarsan devlet ‘bir gel görüşelim’ diyor!
Bir kişiyi katledersen müebbet yersin ama onbinlerce insanı katledersen Teröristbaşı Öcalan gibi şimdilerde hükümetle müzakere yürütebiliyorsun!
Şimdi sıra gelmiş onbinlerce insanın katili Pkk Elebaşı Öcalan’dan ‘demokrasi’ dersi almaya; neymiş, ‘Demokrasi’nin yolu İmralı’dan geçermiş’…
Demokrasi, özgürlük gibi kavramlar zaten on yıllardır Pkk terör örgütü ve Pkk terörüne müsamaha ile bakan kimi sol liberaller tarafından ifal edildi!
Son söz;
Demokrasi’nin yolu Pkk Terörünü, Töröristbaşı Öcalan ve Teröristleri ödüllendirmekten geçmez!!!
DEMOKRAT PARTİ OLARAK BİZİM DE ÇERÇEVEMİZ BUDUR
“PKK Terör Örgütünün, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayanlar başta olmak üzere Kürt kökenli vatandaşlarımızın üzerindeki vesayetini kaldıracağımıza, bu gibi vesayeti kurumsallaştıracak her teşebbüse karşıyız”
Aziz Milletimiz,
Bugün Türkiye, demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek bir süreçle karşı karşıyadır.
İçeriği milletvekillerinden ve Aziz Türk Milletinden gizlenen bir ‘çerçeve yasa’, henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine sunulmadan İmralı’nın onayına 'arz edilmiştir.' Bu tablo, millî egemenlik ilkesini zedeleyen, Gazi Meclis’i devre dışı bırakan ve millet iradesini gölgeleyen vahim bir anlayışın göstergesidir.
AKP-MHP ortaklığının alışık olduğu düzene uygun biçimde Milletimizin vicdanında ve Cumhuriyetin ruhunda kabul bulamayacak her mesele önce tartışmaya açılmakta, sonra yaratılan fiili durum torbalara doldurularak yasalaşmaktadır.
Bugün de böyle olmuştur. Bebek Katili'ne 'statü' arayışı 'Çerçeve Yasa' meclise gelmeden kendisine sunulması ile nihayete ermiş, Milletvekilleri dahi içeriğine vakıf olmamışken Bebek Katili vakıf olmuş, onay vermiş bu hali ile Bebek Katili Öcalan Yasama erkinin bir üyesi haline getirilmiş, hatta bu uygulama ile yasamanın da üzerine çıkarılmıştır.
Bu, bir terör hükümlüsünün, elebaşının Gazi Meclis’in iradesi üzerinde etkili bir siyasi özne hâline getirmeye çalışmaktır. Bu, sadece hukuka değil, şehitlerimizin aziz hatırasına ve millet vicdanına da ağır bir saygısızlık, hatta Milletimize ihanettir.
PKK terör örgütünün kırk yıldır silahla, bombayla ve kanla başaramadığı siyasi sonuçlar, bugün AKP-MHP ortaklığının yürüttüğü süreçle fiilen hayata geçirilmektedir.
Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle mücadelesini hukuk devleti ilkesi çerçevesinde, insan haklarına saygılı fakat kamu düzeninden asla taviz vermeyen bir anlayışla sürdürmüştür ve sürdürmektedir. Bu mücadele yalnızca bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda anayasal düzenin, toplumsal barışın ve Türk Milleti'nin ortak geleceğinin korunması meselesidir.
Buna en başından itibaren itiraz ettiğimizi, 'komisyon' toplantılarında, öncesinde ve sonrasında yaptığımız açıklamalarla belirtmiştik, yine üstüne basa basa belirtiyoruz.
Milli birlik ve kardeşlik kavramları, silahlı yapıların gölgesinde değil; ortak vatandaşlık bilinci, eşit hak ve sorumluluk anlayışı ve hukukun üstünlüğü zemininde inşa edilir. Devlet ile terör örgütünü aynı düzlemde gösteren ya da dolaylı biçimde muhataplaştıran yaklaşımlar, toplumsal barışa hizmet etmez.
Terör örgütü PKK’yı Kürt kökenli vatandaşlarımızın hamisi vasisi yapacak her teşebbüsün karşısındayız.
Demokrat Parti olarak;
•Terörle mücadelede kararlılığın zayıflatılmasına,
•Terör örgütlerinin herhangi bir toplumsal kesimin temsilcisi gibi gösterilmesine,
•İnfaz düzenlemesi adı ve perdesi arkasında binlerce insanımızın katline, ülkemizin güvenliğine, mücadele için harcanan büyük bütçeler nedeniyle garibin lokmasına sebep olmuş teröristlerin salıverilmesine karşı olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.
Türkiye’nin demokrasiyi işler kılmak, bir terör örgütüne imtiyaz sağlayarak, katilleri serbest bırakmaya kalkarak, etnik bölücülüğü ‘eşitlik’ olarak satmaya çalışarak değil, eşit vatandaşlık hukukunu tüm siyasi ve itikadi aidiyetlerden ari biçimde işleterek mümkündür.
Ankara Kent Konseyi Başkanı Sayın Halil İbrahim Yılmaz'a @halilibrahimy_ ve sadece ülkemiz için değil küresel anlamda katılımcı demokrasi örneği olan Kent Konseyine, bu güzel etkinlikte bir araya geldiğimiz Konseyin paydaşlarına teşekkür ediyorum.
Türkiye’nin hali, Boksör fıkrasındaki habire yumruk yiyen boksörün ‘madem iyi gidiyorsam beni kim dövüyor’ ironisini hatırlatıyor…
Abd/Trump ile ilişkilerimiz iyiyse habire niye darbe yiyoruz!!!
Zaten yanlış ötesi yanlış Nobellik ‘faiz sebep enflasyon sonuç’ tezi ve politikasıyla birlikte her alanda ama özellikle hazır giyim-tekstil-deri sanayiinde rekabet gücümüzü yitirdik ve yitirmeye devam ediyoruz!!!
Bir de üreticilerimizin Abd pazarında derin işgücü maliyet dezavantajına sahip olduğumuz Kamboçya/Bangledeş gibi ülkelere nispetle karşılaşacakları bu tür ithalat vergi artışları bu sektörlerde ciddi kayıplara sebebiyet verecekken Akp iktidarı tarafından pek çok ülke menfaati ‘Trumpa’ edilmesine rağmen engel olamıyor!!!
‘Abd ile ilişkiler iyi’ propagandası karın doyurmuyor!!!
Not: Uluslararası güçler özellikle ABD ile ilişkilerde Türkiye’nin de artık aynı kategoride olduğu ülkelerdeki iktidarların lehine olan vatandaşlarının lehine olmaz!!!!
https://t.co/YFcGv19zsh
Bizler Demokrat Parti olarak, dün olduğu gibi bugün de darbelerin karşısındayız. Türk Milleti, 27 Mayıs’ın acısını yaşamış; Başvekilimiz Adnan Menderes’i, Bakanlarımız Fatin Rüştü Zorlu’yu ve Hasan Polatkan’ı idam sehpasına gönderen vesayet düzeninin en ağır bedelini ödemiştir. Demokrat Parti’nin hafızasında darbeler sadece hükümetleri değil, millet iradesini hedef alan karanlık teşebbüslerdir.
Bu sebeple 15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsüyle bu ihanete kalkışanları lanetliyor, Aziz Şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyoruz.
Biz inanıyoruz ki güçlü devlet; korkuyla değil hukukla, kutuplaşmayla değil adaletle, kişilere bağlılıkla değil kurumlara bağlılıkla inşa edilir.
Cumhuriyetimizi yaşatacak olan; güçlü Meclis, bağımsız yargı, tarafsız devlet yönetimi, hesap verebilir siyaset ve hür vatandaş iradesidir.
15 Temmuz’un gerçek nasihati de budur.
Sayın @cancoskun ikide bir merkez sağ diye andığınız kişilerin merkez sağla bir alakası yoktur,o saydıklariniz siyasal islamcıdır. MERKEZ SAĞIN temsilcisi @_DemokratParti dir.
Aşure gibi olmak lazım vesselâm; tüm farklılıkları bir kazanda "birlik"te pişirmek, tatlanmak, bereketlenmek lazım!
Doğruluk ve adalet yolunda Hz. Hüseyin gibi dimdik durmak lazım vesselâm!
Davan için susuzlukla ab-ı hayatı tatmak...
Kerbela Şehitleri'ne ve şehadet şiirinin şahbeyti Hz. Hüseyin'e rahmetle 10 Muharrem tüm inananlara sağlık, afiyet ve bereket getirsin
Türk Milletinin tarih önünde hür, müreffeh ve korkusuzca yaşama mücadelesini zirveye taşımış Genel Başkanımız, Başbakanımız, 9. Cumhurbaşkanımız, Demokrat Geleneğin adeta 2. Büyük kurucusu Süleyman Demirel’i Isparta-İslamköy’de mezarı başında şükranla, rahmetle andık; Allah rahmet eylesin…
Ayrıca memleketin dört tarafından vefa duygusuyla Çalcatepe-Anıtmezar’da buluşan tüm dava arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.