Afyonkarahisar’da Zafer Haftası programı çerçevesinde Büyük Taarruz’un başladığı Kocatepe’deydik…
Türk Milletinin 300 yıllık gerileyişinin toprağa gömüldüğü yerde 100 yıl önce o ufka bakan,Kurtuluş Savaşı’na liderlik eden büyük komutan Mustafa Kemal Paşa ve mücadele arkadaşlarını, şehitlerimizi, gazilerimizi şükran ve rahmetle yaddettik.
#Afyonkarahisar
#Kocatepe
#MustafaKemalPaşa
Türkiye’de Pkk ile ilgili bir yanılsama var; ülkenin karşı karşıya kaldığı problem sadece terör değil bu konuşmada da görüldüğü gibi terörün aparat olduğu etnik bölücülük!!!
Ve Etnik Bölücü PKK siyasetinin nihai amacı değişmez!!!
Akp/Erdoğan, Terör Örgütü PKK’nın vesayetini bölgeden ve vatandaşlarımızın üzerinden kaldırmak yerine önümüzdeki Cb Seçimi ve Anayasa hesabıyla PKK/Öcalan’ı Kürt kökenli vatandaşlarımızın tek meşru temsilcisi haline getirmesi etnik bölücü siyaseti daha da büyütür!!!
Milli Mücadelenin “Galip Hoca”sı, bir ‘Mücadele Adamı’ 3. Cumhurbaşkanımız, Kurucu Genel Başkanımız Celal Bayar, Türk Milleti ve Memleketi için sahada da masada da büyük bir hünerle mücadele eden ender şahsiyetlerdendi.
Kendisine de yönelen ve canına kast eden 27 Mayıs sonrası siyaset hakkında şunları söylemişti;
"1908’de siyasete atıldım. Bana o zaman sorsalardı '80 küsur yaşında siyasi mahkum olacaksın hala bu işi yapmak istiyor musun?' diye, 'hiç pişman değilim yine olsa yine yaparım' derdim."
Ömrü Türk Milletinin demokrasi ile buluşması gayreti ile geçti. Nitekim bu gayret II. Meşrutiyet'te başlamış, Cumhuriyeti ilan eden kadroda yer almasına vesile olmuş, Allah kendisine Demokrat Parti'yi kurmayı, Demokrat Parti ile Türkiye'yi demokrasi ile buluşturmayı nasip etmişti.
Son başbakanlığı yaptığı Atatürk'ün de işaret ettiği gibi askeri zaferlerden sonra ilk olarak iktisadi zaferler kazanmak gerektiğine inanmış, bu inancı ve liyakati ile iktisat vekilliğinden başlayarak bu zaferleri de komuta etmişti.
Celal Bayar tüm vasıfları ile örnek bir isimdi.
Bizlere aziz bir hatıra, kurucusu olduğu parti ve liderlik ettiği fikir ile büyük bir miras ve mücadele azmi bıraktı.
Vefatının 40. yıldönümünde kendisine, iki sene evvel aramızdan ayrılan kıymetli kızları Nilüfer Gürsoy hanımefendiye, Bayar ailesinden ahirete irtihâl edenlere rahmet diliyorum.
Şair Eşref’in tabiriyle ‘suyu hariç her yeri akıyor’ memleketin!!!
Türkiye, bir çelişkiler ülkesi…
Baklava çalarsan(Antepli çoçuklar Davası) 22 yıl yersin ama Milyar $ çalarsan devlet ‘bir gel görüşelim’ diyor!
Bir kişiyi katledersen müebbet yersin ama onbinlerce insanı katledersen Teröristbaşı Öcalan gibi şimdilerde hükümetle müzakere yürütebiliyorsun!
Şimdi sıra gelmiş onbinlerce insanın katili Pkk Elebaşı Öcalan’dan ‘demokrasi’ dersi almaya; neymiş, ‘Demokrasi’nin yolu İmralı’dan geçermiş’…
Demokrasi, özgürlük gibi kavramlar zaten on yıllardır Pkk terör örgütü ve Pkk terörüne müsamaha ile bakan kimi sol liberaller tarafından ifal edildi!
Son söz;
Demokrasi’nin yolu Pkk Terörünü, Töröristbaşı Öcalan ve Teröristleri ödüllendirmekten geçmez!!!
Memleketin halinin özeti;
Pkk’lı Teröristleri serbest bırakmak için kanun çıkarılırken, Kızılay’da dertlerini anlatmak için direnen Gaziler’e Emniyet Güçleri müdahale ediyor!!!
Demokrat Parti zihniyetinin özü, Büyük Liderimiz Süleyman Demirel’in veciz sözlerinde vücut bulmuş ölçüdür!
Yeterince yazık ettiniz, daha fazla yazık etmeyin Memlekete!
📌Öcalan canisinin ipine sarılmış iktidarın, Selahattin Demirtaş’ı AİHM kararına rağmen serbest bırakmamasının şüphesiz ki kendi siyaset mühendislikleri açısından bir anlamı var!
Kürt seçmenin derininde ÖCALAN nefretinin azımsanmayacak ölçüde olduğu görünen bir gerçek…
Demirtaş açısından ise Kürt seçmenin sempatisi yüksek düzeyde…
DEM partinin Kürt seçmenin bu ruh haline rağmen, ÖCALANIN marabası olmak için çırpınması, İKTİDARIN siyaset mühendisliğinin aparatı olma hali trajiktir…
Devlet “aklı!” Selahattin Demirtaş’ın anlamını kavramalı ve gereğini yapmalıdır…
DEM partinin Türkiyelileşmesinin yolunu Demirtaş açar…
Devlet“aklı!” Türkün, SÜRDÜRÜLEN SÜRECE kabaran öfkesinin tansiyonunu Demirtaş’ı sahaya sürerek normalleştirebilir…
Kürt siyasetinin kendi içinde çeşitlenmesi, farklı arayışlara kapı açılması, KÜRDÜNDE TÜRKÜNDE hayrına olanıdır…
📌KÜRDÜN feodaliteden, terör ağalarından özgürleşmesi için bu şarttır…
DEMOKRAT PARTİ OLARAK BİZİM DE ÇERÇEVEMİZ BUDUR
“PKK Terör Örgütünün, ülkemizin Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşayanlar başta olmak üzere Kürt kökenli vatandaşlarımızın üzerindeki vesayetini kaldıracağımıza, bu gibi vesayeti kurumsallaştıracak her teşebbüse karşıyız”
Aziz Milletimiz,
Bugün Türkiye, demokrasi ve hukuk tarihine kara bir leke olarak geçecek bir süreçle karşı karşıyadır.
İçeriği milletvekillerinden ve Aziz Türk Milletinden gizlenen bir ‘çerçeve yasa’, henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesine sunulmadan İmralı’nın onayına 'arz edilmiştir.' Bu tablo, millî egemenlik ilkesini zedeleyen, Gazi Meclis’i devre dışı bırakan ve millet iradesini gölgeleyen vahim bir anlayışın göstergesidir.
AKP-MHP ortaklığının alışık olduğu düzene uygun biçimde Milletimizin vicdanında ve Cumhuriyetin ruhunda kabul bulamayacak her mesele önce tartışmaya açılmakta, sonra yaratılan fiili durum torbalara doldurularak yasalaşmaktadır.
Bugün de böyle olmuştur. Bebek Katili'ne 'statü' arayışı 'Çerçeve Yasa' meclise gelmeden kendisine sunulması ile nihayete ermiş, Milletvekilleri dahi içeriğine vakıf olmamışken Bebek Katili vakıf olmuş, onay vermiş bu hali ile Bebek Katili Öcalan Yasama erkinin bir üyesi haline getirilmiş, hatta bu uygulama ile yasamanın da üzerine çıkarılmıştır.
Bu, bir terör hükümlüsünün, elebaşının Gazi Meclis’in iradesi üzerinde etkili bir siyasi özne hâline getirmeye çalışmaktır. Bu, sadece hukuka değil, şehitlerimizin aziz hatırasına ve millet vicdanına da ağır bir saygısızlık, hatta Milletimize ihanettir.
PKK terör örgütünün kırk yıldır silahla, bombayla ve kanla başaramadığı siyasi sonuçlar, bugün AKP-MHP ortaklığının yürüttüğü süreçle fiilen hayata geçirilmektedir.
Her şeyden önce ifade etmek gerekir ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörle mücadelesini hukuk devleti ilkesi çerçevesinde, insan haklarına saygılı fakat kamu düzeninden asla taviz vermeyen bir anlayışla sürdürmüştür ve sürdürmektedir. Bu mücadele yalnızca bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda anayasal düzenin, toplumsal barışın ve Türk Milleti'nin ortak geleceğinin korunması meselesidir.
Buna en başından itibaren itiraz ettiğimizi, 'komisyon' toplantılarında, öncesinde ve sonrasında yaptığımız açıklamalarla belirtmiştik, yine üstüne basa basa belirtiyoruz.
Milli birlik ve kardeşlik kavramları, silahlı yapıların gölgesinde değil; ortak vatandaşlık bilinci, eşit hak ve sorumluluk anlayışı ve hukukun üstünlüğü zemininde inşa edilir. Devlet ile terör örgütünü aynı düzlemde gösteren ya da dolaylı biçimde muhataplaştıran yaklaşımlar, toplumsal barışa hizmet etmez.
Terör örgütü PKK’yı Kürt kökenli vatandaşlarımızın hamisi vasisi yapacak her teşebbüsün karşısındayız.
Demokrat Parti olarak;
•Terörle mücadelede kararlılığın zayıflatılmasına,
•Terör örgütlerinin herhangi bir toplumsal kesimin temsilcisi gibi gösterilmesine,
•İnfaz düzenlemesi adı ve perdesi arkasında binlerce insanımızın katline, ülkemizin güvenliğine, mücadele için harcanan büyük bütçeler nedeniyle garibin lokmasına sebep olmuş teröristlerin salıverilmesine karşı olduğumuzu açıkça ifade ediyoruz.
Türkiye’nin demokrasiyi işler kılmak, bir terör örgütüne imtiyaz sağlayarak, katilleri serbest bırakmaya kalkarak, etnik bölücülüğü ‘eşitlik’ olarak satmaya çalışarak değil, eşit vatandaşlık hukukunu tüm siyasi ve itikadi aidiyetlerden ari biçimde işleterek mümkündür.
YENİ SÜREÇTE KÜRT SİYASETİ!!!
Kars’ta çay ocağına giren müşteri çay siparişi verirken garsona:”DEMLİKTEKİ ÇAY KERTİYSE(dünden kalmışsa) verme, tezeyse(yeniyse) ver” der…
DEM PARTİNİN İÇİNDE BULUNDUĞU HAL, DEMLİKTEKİ KERTİ ÇAYI HATIRLATIYOR!!!
DOLAYISIYLA MÜŞTERİ TAZE ÇAY İSTİYOR GİBİ…
GÖRÜNÜYOR Kİ; DEM’İN DEMLİĞİ ÇATLIYACAK!!!
ÖCALAN YENİ BİR ÇAY DEMLEYECEK DEMLİĞİ OCAĞA KOYMUŞ…
BELKİ BAŞKALARIDA…
BELKİ BİR KAÇ DEMLİK…
ORTALIK ÇOK KARIŞACAK!!!
EKİM AYI KÜRT SİYASETÇİLERİN BİR BİRİNİ İHANETLE SUÇLADIĞI, DEM’in İSMİ VE YÖNETİCİLERİNİN TASFİYE AYIDIR!!!