‼️🚨☦️🇷🇺 What did the Russian Orthodox Christian author Fyodor Dostoevsky write about Jews?
"The Jew and the bank are now masters of everything: Europe, enlightenment, civilization, & socialism, especially socialism, for with it they will uproot Christianity and destroy its civilization.
And when only chaos remains, the Jew will take the lead. Whilst preaching socialism, they remain united among themselves, and when all the wealth of Europe perishes, the Jewish bank will remain.
The Antichrist will come and take over in the chaos."
İngiltere Dış İlişkiler Bakanlığının 30 yıl sonra gizlilik kararını kaldırdığı 14 Mart 1980 tarihli dönemin MHP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Gümrük ve Ticaret Bakanı Gün SAZAK ve İngiliz Ankara Büyükelçisi arasında geçen görüşme tutanağında; Sazak’ın ABD Ajanı olarak çalıştığını iddia ettiği solcu ama Sovyet karşıtı Maoist sizce kim ?!
Belge şu şekilde:
1. Bay Gün Sazak bu öğleden sonra kendi isteğiyle bir saatlik bir görüşmede bulundu.
2. İngiltere ile devamlı ve gizli bir ilişki kurmak istediğini söyledi. Ben açıkça böyle bir şeyi destekleyemeyeceğimizi ama elbette tüm görüşlerdeki Türk liderleriyle tamamen doğal bir kontak sürdürmeye ilgi duyduğumuzu söyledim.
3. Uzun uzadıya Türkiye’nin en büyük belası olarak atfettiği Sovyet tehlikesinden bahsetti. Sonuç olarak, Türkiye’nin İngiltere’nin yardımına ihtiyacı olduğunu ve dünya siyasetinin lideri olan İngiltere’nin MHP’yi desteklemesi gerektiğini söyledi. Türkiye’yi gerçekten desteklediğimizi ama özel olarak hiçbir partiyi kesinlikle “desteklemeyi” (Anlamı ne olursa olsun) düşünmediğimizi söyledim. Bir yere kadar, Türkiye’nin iç işlerine dair fikirlerimiz var, kendi geleneklerimiz merkezi bir consensusu desteklememizi ve aşırı renklerin hepsinden uzak durmamız gerektiğini gösteriyor.
4. MHP’yi ve orduyu Ecevit uysallığı ile “yıllardır hazırlık aşamasında olan komünist hakimiyet” karşısında var olan iki bariyer olarak tanımladı. Ara ara sessizliğimin görüşlerde herhangi bir değişimi göstermediğini açıkça belirttim.
5. Sonuç olarak MHP bizden bir tür yardım bekliyor. Çünkü ABD’nin ve özellikle CIA’in Türkiye’deki solculara destek olduğunu düşünüyorlar. Amerikalıların bilhassa Aydınlık’ı desteklediğini (finanse ettiğini) iddia etti. Ben duygularının incindiği izlenimine kapıldım. Çünkü Maocular ondan daha çok kokteyl davetiyesi almıştı.
6. Bana çoğunu notlardan okuduğu 1960’dan beri gelişen olaylar hakkında yaptığı analizlerin detaylarıyla sizi yormayacağım(!) Vardığı sonuç ise giderek orduyu da hedef alan ve artış gösteren solcu terörizmin bir darbeye zemin hazırlamak için yapıldığını ve bir komunist darbe amacı taşıdığıydı.
WE WILL NOT BE SILENCED!!!!
Yesterday, our colleague and DD Geopolitics correspondent Chris was told that the US government has placed him on the FBI's no-fly list while trying to board a flight in Beijing.
He is an American citizen. He received no warning, no charge, and no reason. He found out only when the airline refused to issue his boarding pass after eight hours of waiting, stranding him abroad. As an American, he is now barred from flying to, from, or even over his own country.
His "offense" is journalism.
Chris was traveling to cover Iran's national team at the World Cup. In recent months he reported on the ground from Minab in southern Iran and from the site of the Starobelsk strike in the Donbass, where a dormitory full of teenagers was killed. His work documents the human cost of the wars Washington funds and fights: the children who never make the press releases.
For that, an American citizen has been placed on a terrorism watchlist with no due process and no explanation.
This is not a small thing. The no-fly list operates with almost no transparency, Americans are routinely listed without ever being told why, and the redress process is a black box that a federal court has already found violates constitutional due process. It is one of the most powerful quiet censorship tools the government holds, and it is now pointed at a journalist for reporting things they would rather no one see.
DD Geopolitics will not be silenced. We are pursuing every legal avenue available to Chris, and we will not let this be buried.
If they can do this to him with no warrant, no charge, and not one word of explanation, they can do it to any American who shows the world something it isn't supposed to see.
Netanyahu asks Lebanese if they remember the days when Lebanon was called the “Pearl of the Middle East.”
We do.
We also remember who invaded Lebanon in 1982, besieged Beirut, occupied the south for nearly two decades, bombed our cities, carried out massacres, assassinations & repeated wars.
Interesting how Hezbollah is blamed for everything, including Lebanon’s decline, while the Israeli invasion, occupation & destruction that predated Hezbollah’s very existence are simply erased from the story.
Hezbollah did not invade Lebanon. Israel did.
Hezbollah did not create the occupation. Hezbollah emerged because of it.
You also speak as though Hezbollah is not Lebanese. Whether one supports it or opposes it, Hezbollah represents a significant segment of Lebanese society. It has MPs in parliament, ministers in government, & a constituency that cannot simply be wished out of existence. Millions of Lebanese cannot be erased because that makes for a more convenient Israeli political narrative.
The arrogance of telling Lebanese to “free themselves” from other Lebanese while Israeli forces occupy Lebanese territory & Israeli aircraft violate Lebanese airspace daily is difficult to miss.
You speak as though Lebanon’s problems began with Hezbollah & Iran. That is historically illiterate at best & deliberately dishonest at worst.
Lebanon has suffered from corruption, sectarianism, foreign intervention & political failure. But it has also endured repeated Israeli invasions, occupations, bombardments, assassinations & wars long before Hezbollah became a major force.
And now the man whose military has spent months bombing Lebanese towns, flattening homes, killing civilians, displacing entire communities & threatening the country with “another Gaza” wants to present himself as a concerned friend of the Lebanese people.
The audacity is staggering. It would be impressive were it not so grotesque. The historical revisionism is even worse.
You must be getting desperate if this is the story you are trying to sell.
🚨 BREAKING: Experts confirm Iran executed an absolute strategic masterclass. By launching advanced ballistic missiles from western provinces, they cut flight times to just 10 minutes.
The Zionist regime's defenses were rendered totally useless with zero time to react. AiTelly
gerekçesiyle, adayı NATO üssü yapmak istiyordu
Bugün güneye tüm NATO ülkelerinin üslenmesi ile hedeflerine ulaştılar.
Türkiye'nin KKTC'deki varlığını hedef almadıkları sürece çözüm mevcut statükodur.
Başka çözüm arayışları göstermeliktir, birşey olacağı yoktur..
Yarım asırdır başka bir çözüm olmamasının nedeni budur. Çünkü çözüm vardır ve bu da NATO çözümüdür. Yani mevcut durumdur.
1970'li yılların başında Türkiye'de Üniversite öğrencisi iken KIBRIS NATO ÜSSÜ OLAMAZ diye slogan atardık.
ABD ise, "KIBRIS AKDENİZ'DE 2. BİR KÜBA OLMASIN"+
geçiştirilecek
NATO, ezelden beri Kıbrıs'ı NATO üssü yapmak istiyordu. Bugün amacına ulaştı
Güneyde NATO üyesi İngiltere,Yunanistan,Fransa,
ABD askerleri var. Artı olarak ABD korumasındaki İsrail de orda.
Kuzeyde ise garantörümüz NATO üyesi Türkiye var
İŞTE BULUNAN ÇÖZÜM BUDUR+
Bakalım 2 garantör ülke bu hak ve yetkilerini kararlılıkla kullanabilecek ve görevlerini yerine getirecek mi?
Sanmıyorum.
Aksi olsaydı,İsrail ve ABD'nin asker bulundurmasına ve üsleri kullanmasına da karşı çıkılırdı
Sanırım HEPİMİZ NATO'YUZ denerek yumuşak bir protesto ile +
Rum Yönetimi ile Fransa arasında Kuvvetler Statüsü Anlaşması yürürlüğe girdi
Bu anlaşma ile Fransa Güney Kıbrıs'ta asker, uçak, gemi konuşlandırabilecek,üsleri kullanabilecek
GARANTİ ANLAŞMASINA göre,GARANTÖR TÜRKİYE VE İNGİLTERE'nin buna karşı çıkma hakkı,yetkisi ve görevi var++
Yahudilerin en önemli özelliklerinden birisi de; bulundukları ülkelerde, kızlarını ülke yönetiminde, ekonomisinde, sanat alanında, askerî alanda en etkili kişilerin çocuklarıyla evlendirmesidir.
Dün gece savaşın gidişatında inanılmaz bir gelişme yaşandı. Dışarıdan bakan biri için füze salvoları sıradan bir sataşma gibi görünebilir.
Ancak İran-İsrail-ABD üçgenindeki güç mücadelesi açısından bakıldığında, ilk kez İran tırmanma dinamiğini kendi lehine çevirmeyi başardı. Bu ne demek, açıklıyım.
Birincisi, İran tarihinde ilk kez İsrail’in doğrudan kendisine saldırmasını beklemeden bir saldırı gerçekleştirdi. Dolayısıyla bu oyunu defanstan ofansif tarza geçirdiğinin bir işareti olabilir.
İkincisi ve daha önemlisi, saldırısının gerekçesi olarak İran anakarasına yönelik bir tehdidi değil, Güney Lübnan’daki İsrail operasyonlarını gösterdi.
Bu, aslında çok önemli bir stratejik mesaj içeriyor. İran diyor ki;
“Ben artık kendimi, yalnızca misilleme yapan bir aktör olarak görmüyorum. Gerekirse önleyici saldırılar da gerçekleştirebilirim. Bunun için gerekli kapasiteye ve siyasi iradeye sahibim. Ayrıca bu hamleyi yaptığımda savaşın daha üst bir seviyeye taşınmayacağını da hesaplıyorum.”
Mesaj bununla da sınırlı değil.
İran aynı zamanda kendisine dayatılan çatışma çerçevesini de reddettiğini ilan ediyor. Savaşın yalnızca İran topraklarını ilgilendiren bir mesele olmadığını, kendi nüfuz alanı olarak gördüğü coğrafyaları da kapsadığını ortaya koyuyor. Üstelik bunu yalnızca diplomatik söylemlerle değil, sahada somut askerî karşılıklar üreterek gösteriyor.
İran’ın bu saldırıyla vermek istediği temel mesaj tam olarak buydu.
Fakat asıl dikkat çekici gelişme bundan sonra yaşandı.
İran’ın yaptığı hesaplamanın önemli ölçüde doğru olduğu ortaya çıktı. Normal şartlarda İsrail’in, kendisine yöneltilen bu tür bir meydan okumaya çok daha sert bir karşılık vermesi beklenirdi. Böylece İran bir daha anlaşma masasını bozmaya cesaret edemesin.
Ancak bu kez ABD devreye girdi.
İran saldırısının hemen ardından Donald Trump’ın yaptığı açıklamalar dikkat çekiciydi:
“Each of them had their fun. Israel had its strike and Iran had its strike. We don’t need another one.”
Ve ardından şu ifadeyi kullandı:
“If Bibi strikes them back it’s just gonna keep going like the last 47 years, or the last 3000 years.”
Bu açıklamalar, Washington’un artık bölgesel savaşı daha fazla büyütmek istemediğine işaret ediyor.
Savaşın seyri açısından asıl önemli sinyal de burada yatıyor. ABD’nin önceliği giderek daha net biçimde çatışmayı sınırlandırmak ve yeni bir bölgesel savaşın önüne geçmek haline geliyor. Bu nedenle İsrail’in İran’a “pişman edici” ölçekte yeni bir misilleme gerçekleştirmesine sıcak bakılmıyor.
Bundan sonraki süreç büyük ölçüde Amerikan iç siyasetindeki güç mücadelesine bağlı olacak.
Bir tarafta İsrail’e koşulsuz desteği savunan, Siyonizmi destekleyen ve Cumhuriyetçi dış politika çizgisini temsil eden kadrolar bulunuyor. Diğer tarafta ise yeni MAGA hareketinin temsil ettiği, Ortadoğu savaşlarından uzak durmayı ve Amerikan kaynaklarını iç politikaya yönlendirmeyi savunan kanat yer alıyor.
Önümüzdeki dönemde savaşın yönünü belirleyecek temel faktör, Washington’daki bu mücadelenin hangi taraf lehine sonuçlanacağı olacak.
The magnitude of what just happened may take some time to sink in.
This is the first time Iran has struck Israel after Israel struck another country's territory (that is, not Iran).
This means that the battle lines have been moved.
Iran's deterrence had already been restored in the sense that Israel knew that any strike on it would be responded to.
But now, Iran has proven that it will also respond to Israeli strikes on Lebanon.
This is the first time in decades that a regional power has the means, capacity, and willingness to put hard power against Israeli military maneuvers or aggression against a third party.
Read full analysis here: https://t.co/CPawJ4TYdr
5 Haziran 1926
Ankara Antlaşması TBMM'de (07.06.1926) onaylandı.
Musul, Misak-ı Millî sınırları dışında kaldı; Türkiye-Irak sınırı kesinleşti. Türk diplomasi tarihinin en çok tartışılan kararlarından biri bugün yürürlüğe girdi.
Kanun ve Tutanaklar:
https://t.co/1yIiwtLwg1
Hahah lan Özgür Demirtaş hoca, senin o “öngörü” diye sattığın bok çuvalı ne lan? 15 yıl ABD’de kalıp Sabancı’da kürsü başkanı oldun diye Nostradamus mu kesiliyon amk?
Gelir dağılımı daha da bozulacak, 1% uçacak, AI herkesi sikecek, ömür uzayacak... Kardeş bunları çay ocağında bile anlatıyorlar, sen makale diye basıyorsun.
Akademik yayınlarını yükle dedin, yükledim; hepsi aynı finans ezberi, bir de uzay-tıp karıştırıyorsun. Ego patlaması zirvede, gerçek hayatta kimseyi etkilemiyorsun.
Hard istedin, al sana sokak versiyonu: Senin geleceğin öngörüsü zaten “ben çok zekiyim” diye övünmekten ibaret lan profesör bozuntusu 😂🔥
İran’dan Hürmüz Boğazı için 12 maddelik yeni plan
📌İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, Hürmüz Boğazı için hazırlanan 12 maddelik yeni yönetim planında İsrail gemilerinin geçişine izin verilmeyeceğini açıkladı.
🇮🇱🇹🇷My thoughts on Israel-Turkey fight on Twitter:
To start with the conclusion: no, there won't be a direct military confrontation between Israel and Turkey. It is all talk: loud in rhetoric, quiet in substance.
For both leaderships, a heated external rivalry is the ultimate political gift. What we see is just the perfect utilisation of it from both Ankara and Tel Aviv.
President Erdoğan has long mastered the art of using the Palestinian cause to consolidate his conservative & religious base. By framing Israel as an existential threat to Turkey, he shifts the domestic focus away from economic woes (like the 2026 bread price hikes) and toward a "national survival" narrative.
For Tel Aviv it is the same: Israeli leadership uses Turkey’s rhetoric to justify a permanent state of high-alert. By painting Turkey as a "sophisticated and dangerous" successor to Iran's regional influence, they maintain a "rally around the flag" effect, ensuring that the electorate remains focused on external threats rather than internal political divisions.
At the same time, Netanyahu needs another "external threat" to avoid judicial persecution for corruption. No better "enemy" than Turkey in this.
These verbal volleys we have been experiencing on twitter are designed for voters in Istanbul and Tel Aviv, not for generals in a war room.
Military impact: Modern warfare between two major, non-adjacent powers like Turkey and Israel makes no strategic sense. Any direct military engagement would require long-range operations across multiple sovereign territories or maritime escalation in the Eastern Mediterranean both highly escalatory and logistically complex. Not gonna happen.
More importantly, Turkey is a member of NATO. While NATO would not automatically defend Turkey in an offensive war, any conflict involving a NATO member and Israel would create an unprecedented crisis for Western security architecture. The United States, Israel’s primary ally and NATO’s leading power, would actively work to prevent such a scenario.
In terms of economic co-operation: Turkey and Israel are still big trading partners, despite everything. Current 2026 data shows a suspicious, multi-hundred-percent spike in Turkish exports to the Palestinian Authority.
Yep, it is just a "paperwork pivot". Turkish steel, cement, and electrical goods are being shipped to Palestinian destinations but are functionally integrated into the broader Israeli market.
Furthermore, trade via third countries like Greece and Romania has flourished. While politicians from both countries shout at microphones and post tweets, the merchant fleets are quietly keeping the regional economy afloat.
To summarize: Turkey and Israel are like two actors in a high-stakes drama. They need each other to play the villain so they can remain the heroes of their own domestic stories.
As long as the trade ships (even the "dark" ones) keep sailing and the NATO flag keeps flying over Ankara, a direct war remains a fantasy.
Thank you for your attention to this matter.