Ceuta hakkında birkaç husus:
Ceuta Avrupa değildir. Kuzey Afrika'da, tarihsel olarak Fas toprakları içinde yer alan ve İspanyol sömürge yönetiminden geriye kalan bir İspanyol yerleşim bölgesidir (enklav).
- İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Fas Kralı'nın hoşuna gitmeyen bir hamleyle, bölgedeki rakibi Cezayir'i dört yıl aradan sonra daha birkaç gün önce ziyaret etti.
- İspanya'nın şu anda Fas Kralı'nın en yakın siyasi ortaklarından ikisiyle (İsrail ve ABD) ilişkileri son derece kötüdür.
- İsrail ve ABD'nin İspanya'nın sorun yaşamasında çıkarı olduğu açıktır. Gençler Fas'ta neredeyse hiç gelecek görmüyor ve ne pahasına olursa olsun oradan ayrılmak istiyor. Sağ için bir "işgal" retoriğine dolgu malzemesi olarak kullanılıyorlar.
Ceuta Schengen Bölgesi'ne dahil değildir. Oradan İspanya ana karasına geçmek için vize veya olumlu sonuçlanmış bir sığınma süreci gereklidir. İspanya ve Fas, tüm şahısları geri göndereceklerini zaten açıkladılar. Dolayısıyla yaşanan olayların somut bir sonucu yoktur.
Yegane amaç, dünya genelinde Sanchez'e, İspanya'ya, göçmenlere ve Müslümanlara karşı kışkırtıcı bir havanın yaratılmasıdır. Bu İsrail'in klasik rıza üretim stratejisi olagelmiştir.
Bizim bütün sıkıntılarımızın temelinde yıkılan monarşiyi şu şekilde anacak kafa yapısından uzak olmamız yatıyor. Fransızlara Marie Antoinette’in kellesini almak dahi yetmezken biz Vahdettin’in kendinden kırk yaş küçük dördüncü bir karısı neden olamadı diye kederleniyoruz.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Germany ranks third globally in the number of billionaires despite having only 1/4 of the population of the US and 1/17 of China’s -
but is FIRST - by FAR - in the percentage of INHERITED wealth: 76%.
Guess what’s going to fix its rapid economic decline:
Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
bir gece, hiçbir hukuki gerekçeye dayanmayan bir kararla bir üniversiteyi kapatıp 25 bin öğrenciyi altyapısı bile olmayan başka bir okula devretmeye “ülke yönetmek” denemez. imamoğlu 'artık hiç kimsenin diplomasının güvencesi yok' dediğinde aslında tam da bu keyfiyeti anlatıyordu
Also important to understand that Ben-Gvir posts torture videos like that all the time, with Palestinian prisoners.
And the world has been silent until now, when Europeans appeared in the videos instead of Palestinians.
These are international civilians, innocent of any crime, who have been illegally abducted in international waters by Israel. That’s what we’re looking at here.
Amca gönder tebligatı, savunmanı yazayım, sonra da sana tebligatı gönderen İdare hakkında "suç uydurmak", "kişinin sükun ve huzurunu bozmaktan" suç duyurusunda bulunuruz. Bunlar hepten köpeksiz köy sanıp götlerini açarak dolaşmaya başladılar.
Ayasofya'daki bilet satışı rezaletinin arka planında hayli çirkin bir mobbing sistemi varmış meğer. DEM Müzecilik'te geçmişte çalışmış veya hâlen çalışmakta olan insanlar bana ulaştı ve orada kendilerine uygulanan satış baskısını anlattı. Söyledikleri örtüşüyor. DEM Müzecilik'te yönetici konumundaki insanlar bilet satış görevlilerini 50 Euro'luk biletleri satmaları için sıkıştırıyormuş. Hatta bu bir dayatma anlamı da taşıyormuş. Gişe görevlileri gün içinde sattıkları biletlerin %50'sinin veya %60'ının (bu oran sanırım ara ara değişmiş) 50 Euro'luk biletler olmasının zorunlu kılındığını, bu oranlara ulaşamayanın işine son verildiğini söylüyorlar. Bunun tek yolunun da turistlere yalan söylemekten geçtiğini vurguluyorlar. Birçok insanın bunu beceremedikleri veya yapmayı kendilerine yediremedikleri için istifa ettiğini, birçoğunun işsiz kalmamak uğruna mecbur bu baskıya boyun eğdiğini, birçoğunun da gerekli satış rakamlarına ulaşamadığı için kovulduğunu belirtiyorlar. Her gün her saat tartışmaların çıktığını, polislerin ara ara müdahale ettiğini ama sonucunda hiçbir şikayetin umursanmadığını, bu durumun yetkili mercilerce de bilindiğini söylüyorlar. Bunu söylemelerine gerek yok zaten, bunca zamandır böyle sürüyorsa muhakkak biliniyordur. Burada da DEM Müzecilik'in Turizm ve Kültür Bakanı ile olan ve medyaya da defalarca kez yansıyan ilişkisi devreye giriyor olmalı; zira dur diyen yok. Özetle, her gün binlerce, senede yüz binlerce turiste uygulanan bu iğrenç muamelenin arkasında insan onuruna aykırı bir mobbing uygulaması, daha büyük resimde ise haksız kazanç çarkı söz konusu söylenenlere göre. Bu konu gündemden düşmemeli, en tepeye kadar ulaşmalı.
Hungary has chosen hope over fear, democracy over autocracy.
Tonight, the Hungarian people reminded Europe, and the world, that no strongman is invincible when citizens refuse to surrender their freedom.
From a prison cell in Silivri, I send my warmest congratulations to the Hungarian opposition leader Peter Magyar and to every voter who stood in line to defend the rule of law. Your victory belongs to all of us who believe that ballots are stronger than fear, and that justice, however delayed, is never defeated.
Istanbul stands with Budapest. The tide is turning.
When #Israeli snipers shoot #Palestinian children in the head, is that not the fault of #Israeli snipers?
See how #ZIonists JUSTIFY this:
>What if they're wearing a suicide vest?
>What if they want to kill you/your family?
The CHILDREN ARE ONLY 6/8/10 YEARS OLD.
#ISRAELisINSANE!
a wee bit of an emotional one today.
what started as an idea over a coffee in derry in 2017 became something i could never have imagined. tysm to everyone who supported us over the last 8 yrs, and to every team member..the channel would be nothing w/you. my gratitude is endless!
CHP Milletvekili Atilla Kart, mühürsüz oylarla rejimin değiştirilmesinin engellenmesi için uluslararası mahkemelere itiraz etmek amacıyla harika bir dosya hazırlamıştı. Bizi bugünkü çok sakat durumumuza getirecek olan bu oy sahtekarlığına ben de çok fena kafayı taktığım için Atilla Beyle defalarca konuşmuş, yazışmıştık ne yapabiliriz diye ama Kemal Kılıçdaroğlu bu itirazın yapılmasına izin vermedi.
O gün doğru düzgün hiçbir CHP'li MYK Üyesi, Parti Meclisi Üyesi, Milletvekili, Belediye Başkanı, Belediye Meclisi Üyesi Genel Başkan, parti içinde bu süper tehlikeli ve Cumhuriyeti yıkacak olan yasadışı duruma itiraz edilmesini engellerken ona karşı gelemediği, hayır diyemediği için bugün bu haldeyiz.
CHP'nin bütün üst yönetimi kendisine sorsun lütfen, biz o gün neden Genel Başkan'ın bu külliyen yanlış ve Parlamenter Demokrasiyi yok edecek olan kişisel kararının karşısında hep birlikte durmadık, duramadık diye.
Bugün o yüzden bu haldeyiz. Ana muhalefet itiraz etmezse kimsenin itirazı bir anlam ifade etmez.