****Pazartesi'den Pazartesi'ye***
▪︎▪︎▪︎ÖNLÜK MESELESİ▪︎▪︎▪︎
Başörtüsü yasağından önlük mecburiyetine, kırk yıllık kavganın kaybedeni hep öğretmenler oldu. Keşke yasaklar koyarak veya emirler vererek köklü bir problemin çözülemeyeceğini anlayabilseydik. Anlayabilseydik ve çözümü ideolojik kavgalarda değil, pedagojik ilkelerde arayabilseydik.
Öğretmen rol modeldir. Öğrenciler, okul öncesinden ergenlik sonrasına kadar hayatlarının en korumasız, en hassas dönemlerini öğretmenleriyle yaşarlar. Taklit eder, örnek alır, etkilenir ve şekillenirler. Bu durum, öğretmene çok büyük bir mesuliyet yükler. Bu aşamada konuşulması gereken öğrencinin hakları ve öğretmenin sorumluluklarıdır.
Bugün çocuklarımız dijital ortamların, sapkın akımların ve kontrolsüz sosyal medyanın saldırısı altındadır. ABD’de birçok eyalet, çocukları korumadıkları gerekçesiyle meta şirketine dava açıyorlar. Rusya’da aileler çocuklarını sapkınlıklardan korumak için kiliseden yardım istiyor. Geçen yıl Maraş ve Urfa’da yaşadığımız üzücü olayların arka planını iyi irdelememiz gerekiyor.
Son yıllarda cadde ve sokağımızda, her kesimden insanı rahatsız eden bir çıplaklık furyasına, dijital ortamı kontrol edecek her düzenlemeye özgürlük gerekçesiyle yapılan itiraza ve en hayati meselelerde bile siyasi kutuplaşmanın kör kavgasına şahitlik ediyoruz.
Böylesine riskleri barındıran bir dönemde, haklı olarak öğretmenlerden savrulması değil örnek olması, güzel giyinmesi ve kimseyi rahatsız etmemesi bekleniyor. Okullarımıza yansıyan, çocuklarımızı ve geleceğimizi tehdit eden bu olumsuzluklarla mücadelede en büyük rol biz öğretmenlere düşmektedir.
Ancak bir gerçeğimiz var ki son yıllarda okullarımızdan az da olsa olumsuz, anlamakta zorlandığımız, öğretmen rolüne yakışmayan aşırı giyimler, tıraşlar vs. yansıyor. Çoğu zaman da bu aşırılıklar, bizim serbest kıyafet eylem kararımıza bağlanıyor.
Sendikamızın eylem kararının hangi şartlarda, hangi gerekçelerle, hangi toplumsal yaranın tedavisi için alındığını herkes çok biliyor. Bizim eylem kararımız, öğrencilerimizin beden ve ruh sağlığını tehdit eden aşırılıklara önlem almanın önünde engel değildir. Tam aksine insana yakışan bir giyim kuşam kavgasıdır.
Bugün yaşanan, her okulda, kadın veya erkek üç beş öğretmenin özensizliğidir. Yapılması gereken, bütün öğretmenlere önlük giyme mecburiyeti getirmek değil, aşırılıklara önlem almaktır. Mesele önlük giymek değil pedagojik ilkelere uygun giyinmektir. Unutmayalım ki herkes önlük giyse bile problem devam edebilir.
Hikâyeyi en başından beri biliyor ve MEB genelgesinin neyi amaçladığını anlıyoruz. Bakanlığın, önlük giymeyen ancak “öğretmenlik mesleğinin saygınlığını, temsil sorumluluğunu, öğrencilere örnek olma niteliğini, mesleğin vakarını, kamu hizmetinin ciddiyetini ve toplumsal hassasiyetleri” dikkate alan öğretmenlerimizle probleminin olacağını zannetmiyorum..
Kaygımız, sınırları zorlayan giyim kuşamı önlükle düzelteyim derken, kraldan daha kralcı bazı yöneticilerin, sorumluluk sahibi birçok öğretmeni küstürecek uygulamalarına şahit olmaktır. Daha ortada genelge yokken bile bunun işaretleri geliyordu. Genelge bu anlamda bir probleme işaret ediyor ve bir çözüm öneriyor, işi abartmadan herkesin sorumlu ve duyarlı davranması gerekmektedir.
Bakanlık, genelge ile önemli bir yol haritasını ortaya koymuştur. Önlük maddesinin, diğer önemli maddeleri gölgede bırakması talihsizlik olacaktır. 2026-2027 öğretim yılı tartışmaların, çözüme gitmeyen kavgaların ve gereksiz hukuki süreçlerin gölgesinde kalmasın. Mesele önlük meselesi değildir.
Talat YAVUZ
Eğitim-Bir-Sen Genel Sekreteri
[email protected]
Bosna Hersek U21 futbolcuları, maç öncesi seremonide İsrailli oyuncuların uzattığı elleri sıkmadı.
Zulme sessiz kalmayan Boşnak gençlerin bu dik duruşu tebrik ediyoruz. 🇹🇷🇧🇦
İstanbul’un Fethi;
Hz. Peygamberimizin kutlu müjdesine nail olma yolunda milletimizin ortaya koyduğu inanç, azim ve kararlılığın neticesidir.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın mühendislik çalışmalarıyla kazanılan, tarihin seyrini değiştiren büyük bir zaferdir.
İstanbul’un Fethi’nin 573. yıl dönümü kutlu olsun.
#İstanbulunFethi #Fetih1453
T E Ş E K K Ü R L E R
Eğitim-Bir-Sen olarak 444.454 üye sayısına ulaşarak tarihi bir rekora imza attık.
Geçtiğimiz yıl 428 bin 618 olan üye sayımız, bu yıl yaklaşık 16 bin eğitim ve bilim çalışanının ailemize katılmasıyla;
📌 Milli Eğitim Bakanlığında 394 bin 705’e
📌 Yükseköğretim kurumlarında 49 bin 749’a
📌 Toplamda ise 444.454’e yükselterek tüm zamanların zirvesine taşıdık.
.
Eğitim-Bir-Sen’i tarihi zirveye taşıyan 444 bin 454 üyemizin her birine ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyorum.
Teşkilatımıza, emek , ömür ve gönül verenlere yürekten teşekkürler.
“Bugünün,Yarınların Kalıcı İş ve Eylemlerin Adresiyiz”
https://t.co/0HBXCHhlHU
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
TÜRKİYE AZALMIŞ BİR NÜFUSLA YÜZYILA DAMGA VURAMAZ
▪️ “Aile ve Nüfus On Yılı Projeksiyonu” çerçevesinde ilan edilen 25-31 Mayıs Milli Aile Haftası, aile kurumunu koruma, güçlendirme ve geleceğe taşıma iradesinin yeniden vurgulanması gereken önemli bir zaman dilimidir.
▪️ Bugün 100 milyon nüfus hedefimiz varken nüfusu yaşlanan, doğurganlık oranı 1,42’ye gerileyen, genç nüfusu azalmaya başlayan bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Nüfusu azalan Türkiye’nin Yüzyıla damga vuramayacağı, aileyi korumanın medeniyet davamızın temel meselesi olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.
▪️ Yeni Anayasa sürecinde birlik ve kardeşliği güçlendiren, ifade özgürlüğünü ve demokrasiyi tahkim eden bir anlayış esas alınırken, aile kurumunu güvence altına alan düzenlemeler de öncelikli olarak ele alınmalıdır. Bu kapsamda, 5 milyonun üzerinde imza topladığımız “Anayasa Değişsin, Aile Korunsun” kampanyamızdaki taleplerin dikkate alınmasını bekliyoruz.
▪️ Aileyi korumanın ve güçlendirmenin en önemli adımlarından biri de çalışma hayatının aile dostu bir anlayışla yeniden yapılandırılmasıdır. Annelik ile çalışma hayatı arasında sıkışmayan kadınlar, güçlenen aileler ve ihmal edilmeyen çocuklar için adil, sürdürülebilir ve insanı merkeze alan bir çalışma düzeni istiyoruz.
▪️ Eğitim-Bir-Sen olarak “Güçlü Aile, Güçlü Türkiye” anlayışıyla aileyi bir beka meselesi ve Türkiye Yüzyılı’nın en güçlü teminatı olarak görüyor, Milli Aile Haftası’nın ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyoruz.
#MilliAileHaftası
REKOR ÜYE SAYISI İLE TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK SENDİKASIYIZ
Eğitim ve bilim çalışanlarının haklarını koruyup ve geliştirme, yasaklarla mücadele ve özgürlük alanlarını genişletme mücadelemiz, 2026 yılında da eğitim çalışanlarının dalga dalga büyüyen teveccühüne mazhar olmuş, mayıs ayındaki üye tespit tutanaklarının ortaya çıkardığı netice ile sendikacılığın zirvesindeki yerini pekiştirmiştir.
Geçen yıl 428 bin 618 olan toplam üye sayımız, açıklanan mutabakat sonuçlarına göre 16 bin eğitim ve bilim çalışanının katılımıyla 444 bin 454’e yükselmiştir. Eğitim ve bilim çalışanları, genel yetkili sendika ünvanını üst üste 16. kez Eğitim-Bir-Sen’e vermiştir.
Eğitim-Bir-Sen’in üye sayısı, Türkiye’de bir sendikanın ulaştığı en yüksek üye sayısıdır.
Bu başarıda emek var, alın ve akıl teri var, dualar var.
Bu başarıda 444 bin 454 üyemizin desteği var.
Eğitim Bir Sen’i tarihi zirveye ulaştıran üyelerimize “444 bin 454” kez teşekkür ederiz.
Hep birlikte daha güçlüyüz.
Hep birlikte Bugünün ve Yarınların Sendikasıyız.
Hep birlikte Kalıcı İş ve Eylemlerin peşindeyiz.
444 bin 454 üyemiz adına taşıdığımız sorumluluğun bilinciyle hareket edecek, eğitim çalışanlarının sorunlarını çözmek, yeni kazanımlar elde etmek için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm gücümüzle çalışacağız.
Haberimizi okumak için: https://t.co/qJ8if09zac
#RekorÜyeYerimizZirve #EğitimBirSen
#SonDakika 📍
CHP'li Mehmet Sevigen :
" Ben seçimde bugünkü CHP'ye oy vermem.
Ben bu yönetime devleti teslim etmem."
Ülkesini düşünen herkes aynı fikirde, bunlara devlet değil 3 tavuk emanet edilmez.