➕ "Dört diplomam var; nesiller yetiştirecektim. Şimdi bir fırında çalışıyorum."
▪️ "Evim kısmen bombalandı; şu anda bir okulda, 9 kişilik ailemle yerinden edilmiş halde yaşıyorum."
▪️ "Eşim yatalak, hiçbir yerde çalışamıyor. Geçim için bir de fırına inip çalışıyorum."
▪️ "Çocuklarıma sarılamamak, onlarla zaman geçirememek en büyük sorunum. Onların da annelerine ihtiyacı var."
▪️ "Bana yakışmayan bir ortamda çalışıyorum. Bu hayattan hiç memnun değiliz."
▪️ Gazzeli bir öğretmen, savaşın hayatını nasıl değiştirdiğini Fokus+ için anlattı.
@FatihBelediye
Aynı konumda muhtemelen aynı işletme alkollü içki reklamı tabelasını yine yol sınırları içine yerleştirmiş.
Ayasofya Camisinde kılıçla cuma hutbesi okunurken hemen dibindeki bu işgalin izahı olamaz.
Babamın vefatından sonra cenazeden biri babamı büyük bi meyve tabağı yerken görmüş ve nasılsın diye halini sorduğunda “kızlarımın yolladıklarını yiyorum iyiyim” demiş :) bir ölüm ağrısı hafiflerse ancak bu şekilde hafifler. Ahiret inancı olmayanlara çok yazık gerçekten
Bilim İnsanları Yarım Pirinç Tanesi Büyüklüğünde Beyin Parçasını Haritaladı
▪️Bilim insanları, insan beyninin milyonda biri büyüklüğünde olan yarım pirinç tanesi kadar bir beyin parçasını bir yıl süren çalışmayla haritaladı. Çalışmada 1,4 milyon gigabayttan fazla veri kullanıldı.
▪️Araştırmada 57 bin hücre, 150 milyon sinaps ve daha önce bilinmeyen bazı yeni yapılar keşfedildi.
▪️Uzmanlara göre insan beyninin bu ayrıntı düzeyinde tamamen haritalanması, dünyada bir yılda üretilen tüm veri depolama kapasitesini ve 140 dönümlük bir veri merkezini gerektiriyor.
▪️İnsan beyni ise yaklaşık 2,5 milyon gigabayt bilgi depolayabiliyor; bu da 3 milyon saatlik HD videoya veya 342 yıl kesintisiz izlemeye eşdeğer. Ayrıca saniyede 10 katrilyon işlem yapabilen beyin, yalnızca bir loş ampulün harcadığı enerjiyle çalışıyor.
▪️Bilim insanları, biyoloji hakkında her yeni keşfin karmaşıklığı artırdığını vurguluyor.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim” dedi sesini kısarak.
Yahya, 48 yaşında. Bir beyaz adamın dükkanı önüne koyduğu dikiş makinesiyle terzilik yapıyor.
Eskiden kıyafet satıyormuş. 10 yıllık birikimiyle aldığı kıyafetler çalınınca beş parasız kalmış. Güney Afrika’ya gidip işçilik yapmış ama bir yıl sonra geri dönmüş.
Neden döndün diye sorunca, “Oradaki göçmen ortamı, bir Müslüman’a yakışmazdı.” diyerek geçiştirdi.
Yahya, 18 yıldır terzilik yapıyor.
İkindiye kadar 12 TL kazanmıştı. Yetiyor mu diye sorunca, “Buna da şükür, bazı günler hiç kazanamıyorum.” dedi.
Sevinçle elindeki önlüğü gösterdi. Beyaz adamın eşi için dikiyormuş. Eğer bitirebilirse 6 TL de oradan kazanacakmış.
Burada emeğin karşılığı yok ama buna rağmen fiyatlar çok pahalı. Bu yüzden Yahya hiç öğle yemeği yemiyor.
Fakat şanslı. Normalde çoğu kişinin dikiş makinesi kiralık olur. Makine sahibi ile terzi, parayı bölüşür. Yahya’nın makinesi eşine aitmiş. 10 yıl önce bir iş adamı hediye etmiş.
Sadece bir dikiş makinesi ile 5 kişilik ailesini geçindirmeye çalışıyor.
Evini sordum, “7 kilometre uzakta.” dedi. Minibüs parası günlük kazancının iki katından fazlaymış, bu yüzden her gün yürüyerek geliyormuş.
- Zor olmuyor mu?
“Yok, koşarsam 45 dakikada da gelirim.” dedi.
- Bisikletin yok mu?
“Eskiden vardı ama tekerleği tükendi artık.”
- Tamir ettir.
“Param yetmez”
- Biriktir.
“Aslında para biriktirmeyi denedim ama açlığa üç gün dayanabildim. Tahtadan bir kumbara yapıp içine her gün para atıyordum, bir gün eve gidip tahta kumbarayı kırdım ve yemek aldım.”
Yahya makinesini beyaz adamın dükkanı önünde tutmak isterse ona kira ödemek zorunda. Bu yüzden 500 metre ötedeki bir depoya taşıyor her akşam. Depo sahibi iyi adammış, para almıyormuş.
Arkadaşım, Yahya’ya 100 TL uzatınca mahcup bir şekilde kabul etti. Ne yapacaksın diye sordum, “Uzun zamandır yalnızca nsima (mısır unu bulamacı) yiyoruz. Bugün yanına patates alacağım.” dedi.
Oradan ayrılırken dönüp Yahya'ya baktım. Mutluluğunu uzaktan bile görmek mümkündü.
Şimdi vakit akşam, muhtemelen Yahya bir sofra başında çocuklarıyla patates yemenin mutluluğunu yaşıyor.
“Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana ısmarladım, işimde sana güvendim. (Rızânı) isteyerek, (azâbından) korkarak sırtımı sana dayadım, sana sığındım. Sana karşı yine senden başka sığınak yoktur...” (Buhârî, Deavât 6, 7, 9)
"Allah'ım! Rahmetinin gereklerini, mağfiretinin sürekliliğini, her türlü günahtan uzak ve salim olmayı, her türlü iyilik ve nimetleri, cennete girerek felaha ermeyi, yardımınla cehennem ateşinden kurtulmayı istiyorum." (Hakim, De'avåt, No: 1925)