Genel Başkan Yardımcımız ve Milletvekilimiz Sevda Karaca, Kürt sorununun çözümüne dair Meclis’e gelmesi beklenen çerçeve yasaya dair Partimizin görüşünü paylaştı:
📌Her yeni siyasal gelişmenin sürecin uzatılmasına bahane edilmesi, güvensizlik ve belirsizliği derinleştiriyor. Yasaya dair yapılan hazırlıklar daha fazla gecikmeden kamuoyuyla paylaşılmalı ve Meclis gündemine getirilmelidir.
Fezlekeler, dokunulmazlık tehditleri, cezaevi sopası… Hepsi halkın seçme ve siyaset yapma hakkına saray operasyonunun parçası.
Seçilmiş milletvekillerine ve siyaset yapma hakkına yönelen her saldırı, doğrudan halkın iradesine yönelmiştir.
Bunu geçmişte kabul etmedik, şimdi de tam karşısındayız!
Saray, Bahçeli, mutlak butlancılar... Aynı yerden, aynı dilden söylüyorlar, halkın ayağa kalkmasından öcü gibi korkuyorlar!
Düzenin bam teli tam da budur!
Genel Başkanımız Seyit Aslan, Çorum'da düzenlenen Uluslararası Alevilik Çalıştayı ve Rıza Şehri Alevi Canlar Buluşması etkinliğine katıldı.
📌İktidar milyonlarca işçi ve emekçiden, Kürt halkından, Alevilerden rıza alamıyor. Her geçen gün daha fazla baskıya başvurması bundandır.
📌Saray rejimi özgür, eşit, demokratik bir ortamda yaşamak isteyenlere düşman. Bu Saray düzenini bütün kurumlarıyla ortadan kaldırmadan eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış gelmeyecektir.
Anayasa Mahkemesi, HDP’nin 5 Haziran 2015’teki seçim mitingine dönük saldırı sonrası yargılanan 14 polis hakkında verilen beraat kararına ilişkin yapılan itirazı 'kabul edilemez' buldu. AKP’nin tek başına iktidar olma yeterliğini kaybettiği seçimlerden sadece 2 gün önce yapılan bombalı saldırının üzerinden tam 11 yıl geçti. AYM’nin kamu görevlilerini aklayan kararını, saldırının yıl dönümünde açıklaması dikkat çekici.
IŞİD tarafından gerçekleştirilen saldırıda 5 kişi hayatını kaybetmiş, 400’den fazla kişi yaralanmıştı. Saldırının faillerinden olan Orhan Gönder ifadesinde, kendisini IŞİD'e örgütleyen ve Suriye'ye geçişini organize eden kişinin Ömer Deniz Dündar olduğunu belirtmişti. 10 Ekim Ankara Katliamı’nın firari sanığı da olan Ömer Deniz Dündar, katliamdan tam 11 yıl sonra geçtiğimiz ay Suriye'den Türkiye’ye getirilebildi.
HDP mitingine dönük saldırı hem o dönem yürütülen çözüm süreci masasının devrilmesi hem de sonrasında yaşanan Suruç ve 10 Ekim katliamlarıyla Türkiye’nin en karanlık dönemlerinden birinin işaret fişeğidir.
Kamu görevlilerinin yol verdiği bu katliamların ardından 1 Kasım 2015’teki seçimlerle AKP yeniden tek başına iktidar olmuş ve tek adam rejiminin yolunu açan Cumhur İttifakı’nın temeli de o günlerde atılmıştı. Bu anlamıyla HDP’nin mitingine dönük saldırı bugün eşiğinde olduğumuz faşist rejimin ilk dönemeçlerinden biridir.
Tek adam rejimine giden bu sürecin ilk taşlarından olan katliamlara ilişkin davalarda açığa çıkan somut belge ve bilgilere karşın katliama yol veren dönemin devlet ve hükümet yetkilileri yargılanmamıştır. IŞİD katliamlarında hâlâ daha tespit edilmeyen tüm faillerin ortaya çıkarılması, katliamlara yol veren kamu görevlilerinin yargılanması, birkaç ay arayla gerçekleştirilebilen bu katliamların ve katliamlarla yaratılan karanlık dönemin aydınlatılması için mücadelemize devam edeceğiz.
Diyarbakır’daki katliamda hayatlarını kaybeden tüm mücadele arkadaşlarımızı saygıyla anıyoruz.
🔴Mutlak butlan kararı, mutlak sultan düzeninin kılıfıdır!
Genel Başkanımız Seyit Aslan mutlak butlan kararı ve gündemdeki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
📌 İktidar zengini daha zengin, yoksulun daha yoksul eden düzeni korumak istiyor.
📌 Tek bir imzayla üniversite kapatan, belediyelere kayyum atayan Saray’ın mürekkebi sıra emekçilerin taleplerine gelince kuruyor.
📌 Mutlak butlancıların arkasındaki mutlak sömürücüler ucuz emek, düşük ücret, sendikasız işçi istiyor.
📌 Bir tarafta işçi ve emekçileri sınırsızca sömürenler ve onların temsilcisi saray iktidarı; diğer tarafta sömürülen işçi ve emekçiler, ezilen halklar var.
📌 Bugün mücadele karanlık düzenin sahipleriyle onu püskürtmekten başka çaresi olmayanların arasında. Genel eylem-genel direniş hattını örgütleyelim.
📌 ‘Washington'dan Beştepe'ye kadar saraylara karşı savaş, kulübelerle barış’ diyerek mücadele edeceğiz.
📌 Hakkını isteyen işçiye gaz sıkan İçişleri Bakanı Doruk Madencilik patronuna söz geçiremiyor.
Erdoğan-Şimşek ekonomik saldırı programı yoksullaştırmaya devam ediyor.
Milyonlara açlık, sefalet, işsizlik dayatılıyor. Bu saldırı programının hedeflerinden biri, üç aydır ücret ve fazla mesaileri ödenmeyen Özşen Madencilik işçileri.
İşçiler, madenlerdeki kölelik düzenine, ağır çalışma koşullarına, hak gasplarına karşı yürüyor, haklarını talep ediyor.
Özşen Madencilik işçilerinin haklı taleplerinin yanındayız.
📌İşten atılan işçiler derhal geri alınsın.
📌Ödenmeyen ücretler eksiksiz yatırılsın.
📌Bir yıldır gasbedilen fazla mesailer derhal ödensin.
📌Emekli madencilerin kıdem ve ihbar tazminatları gecikmeden ödensin
Ekmek, barış, özgürlük için,
İşçi sınıfı kazanacak, halk kazanacak!
Parti heyeti olarak Sayın Özgür Özel ve beraberindeki heyetle Meclis’te son yaşanan gelişmeleri değerlendirdik.
Sarayın, “mutlak butlan” kılıfı giydirilmiş kayyım düzenine karşı; ekmek, barış, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde yan yana olmaya devam edeceğiz.
FAŞİZMİN İNŞASINA GEÇİT VERMEYELİM!
MUTLAK BUTLAN KARARINA KARŞI DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, SEÇME VE SEÇİLME HAKKI İÇİN MÜCADELE EDELİM!
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi CHP yönetimi hakkında “mutlak butlan” kararı verdi. Bu karar; parti içi tartışma ya da hukuk meselesi değildir, saray rejiminin faşizmin inşası yolunda attığı yeni bir adım, zor yoluyla CHP yönetimini değiştirme hamlesidir.
Olağan bir seçimi kazanma ihtimalinin kalmadığını düşünen iktidar için bu karar; seçme-seçilme hakkından siyasi partiler yasasına en temel demokratik hakların topyekun tasfiye edilmesinin adımıdır.
Olası tepkilerin önüne geçmek için “mutlak butlan” kararının Kurban Bayramı’nı kapsayan tatil sürecinin hemen öncesine denk getirilmesi, dini bayramların bile iktidarın ayak oyunları için istismar edilmesi çaresizliğinin göstergesidir!
Bugün CHP’ye yönelik gerçekleştirilen bu siyasi müdahale; yarın grev hakkına, sendikal örgütlenmeye, işçi direnişlerine ve ekmek kavgasına yönelik saldırıların daha da büyütülmesinin habercisidir.
BU KARANLIĞI DAĞITALIM!
Bugün işçilerin grevleri “milli güvenlik” bahanesiyle yasaklanıyorsa, patronların kârı için işçilerin toplu sözleşme hakkı gasp ediliyorsa, her yıl binlerce işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyorsa nedeni açıktır; saray rejiminin sermaye düzenini ve iktidarını korumak adına baskıyı büyütmesi içindir. İktidarını sürdürebilmek için mevcut anayasa kararlarını bile dinlemeyen, kendi kanunlarını, yargı düzenini bile tanımayan bir rejimin başka yolu yoktur.
Çünkü halk desteği zayıflayan, meşruiyetini yitiren, çözülen ve yargı-devlet üzerindeki hakimiyeti dışında elinde bir şey kalmayan bir iktidar bu saldırılara bağımlıdır. Bu yüzden muhalefeti parçalamak, toplumu korkuyla teslim almak, yargıyı sopa gibi kullanmak ve faşist bir rejim inşa etmek istiyorlar.
Bu ülkenin işçileri susarsa; yarın yalnızca siyasi partiler değil, sendikalar da fiilen kapatılacak, grev hakkı tamamen ortadan kaldırılacak, fabrikalarda, OSB’lerde, depolarda, hastanelerde kölelik düzeni derinleşecek.
Bu düzeni değiştirecek olan; işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesidir!
Bu karanlığı dağıtacak olan; halkın birleşik mücadelesidir!
Saray rejiminin darbelerine, baskı politikalarına, faşist rejim inşasına karşı işyerlerinde, okullarda, mahallelerde ve her alanda birleşelim, örgütlenelim, mücadele edelim!
Emek Partisi Genel Merkezi
Genel Başkan Yardımcımız ve Milletvekilimiz Sevda Karaca, Ankara İl Örgütümüzle birlikte CHP Genel Merkezi önünde:
📌Mutlak butlan kararı, tek adamın mutlaklaştırılmasına yönelik bir karardır.
📌Tek adam yönetiminin faşizme yönelişini durduracak tek güç birleşik mücadeledir.
📌Bu hukuk garabetine karşı işçi ve emekçileri demokrasiyi, özgürlükleri ve halkın iradesini savunmaya çağırıyoruz!
Mutlak butlan kararını Evrensel’e değerlendiren Genel Başkanımız Seyit Aslan, genel eylem-genel direniş çağrısı yaptı.
📌Saray iktidarının tek adam rejimi için uzun süredir hazırlıklar yaptığını biliyoruz. 2016’da Selahattin Demirtaş ve Kürt siyasetçilerin tutuklanması, 2017’de anayasa referandumu ve 19 Mart’ta İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden bir süreçtir.
📌Tek adam yönetimi adım adım Türkiye’de bir faşist rejim inşasını tamamlamak istemektedir. Saray rejimi siyasetin tek belirleyeni olmak istemektedir.
📌Saray rejiminin ne yapmak istediği bugün çok nettir. Bugün esas tartışmamız gereken demokrasi güçlerinin, halkın buna nasıl yanıt vereceğidir.
📌Bugün bir ayrım noktasındayız. İşçi sınıfının ve emekçi halkların kendi kaderlerini tayin edecekleri bir düzen mi; yoksa Saray iktidarının inşa ettiği, toplu sözleşme hakkının olmadığı, basının özgürce yazamadığı, kadınların haklarının yok sayıldığı bir faşist düzen mi?
📌Saray düzeninin anlayacağı dilden konuşmalıyız. İktidarın saldırılarını durdurmanın yolu genel eylem-genel direnişten geçer.
📌Genel eylem-genel direniş hattı işçi sınıfının, üreticilerin, gençlerin, kadınların, ezilen halkların yaşamış olduğu sorunlara karşı mücadelenin yükseltilmesidir.
Genel Başkanımız Seyit Aslan, İlke TV'de mutlak butlan kararının işçi ve emekçilere etkilerini değerlendirdi.
📌Mutlak butlan karası sonrası 6 milyar dolar yaktılar. Bu emekçilere yeni zamlar olarak yansıyacak, ücret baskısı olarak yansıyacak.
📌Bu karar sadece CHP'nin meselesi olarak görülemez.
📌Bu saldırı genel grev, genel direniş ve genel eylem hattı ile püskürtülebilir.
📌 Sermayeye vergi muafiyeti getiren yasa geri çekilsin, işçi ücretlerine ek zam yapılsın!
Genel başkanımız Seyit Aslan, gündemdeki gelişmelere ilişkin basın toplantısı düzenledi.
🔴 Ocak-Nisan arası dönemde enflasyon ve vergiler nedeniyle işçi ücretlerinde yaşanan toplam kayıp en az 607 milyar 153 milyon lira oldu.
🔴 Saray düzeni meclise getirdiği yasa ile 20 yıl boyunca yabancı sermayeden vergi almayacaklarını garanti ediyor.
🔴 Hakkını savunan işçinin önüne polisi yargıyı dikiyorlar, “Varlık barışı” diyerek memleketi silah kaçakçılarına, uyuşturucu ve kumar baronlarına, çetelere açıyorlar.
🔴 Saray rejiminin inşa ettiği bu tablo bir soygun ve gasp düzenidir. Bu düzeni Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halklar birleşik bir mücadele ile durdurabilir.
🔴 Asgari ücret yoksulluk sınırının üzerine çıkarılsın, tüm işçi ücretlerine ek zam yapılsın, işten atmalar yasaklansın, grev yasakları ve sendikal barajlar kaldırılsın.
🔴 Sermayeye vergi muafiyeti getiren yasa geri çekilsin, yürürlükteki muafiyetler iptal edilsin.
İktidarın övündüğü petrol üretiminin arkasında ağır sömürü koşulları var. İşçiler buna karşı örgütleniyor.
Selamımız Gabar, Amed ve Batman'da mücadele eden petrol işçilerine.
Milletvekilimiz @sevdakaraca Viking Service işçilerinin örgütlenme mücadelesini meclise taşıdı.
Bayram kutlayacağımız günler için emperyalizme ve sömürüye karşı mücadeleye!
Bugün 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı. Türkiye gençliği bu bayramı yoksulluk, işsizlik, gelecek kaygısı ve savaşlarla karşılıyor. TÜİK verilerine göre ne eğitimde ne istihdamda yer alan gençlerin oranı yüzde 23.3. Bir diğer ifadeyle her dört gençten biri kayıp! Genç işsizlik oranı yüzde 15.2! İstihdamda yer alan her iki gençten biri ise eğitim aldığı alanla alakasız bir işte çalışıyor. Gençlerin yüzde 58’i ise giderlerini karşılamakta zorlandığını belirtiyor.
Resmi istatistikler milyonlarca gencin içinde bulunduğu ekonomik sıkışmışlığı ortaya koyarken Saray rejimi “istihdam paketi” ve “teşvik” adı altında kaynakları yerli ve yabancı sermayenin hizmetine sunuyor. Geçtiğimiz haftalarda meclise sunduğu yeni vergi paketiyle emperyalist finans tekellerinin karlarını 20 yıl boyunca vergiden muaf tutacağını ilan eden Saray rejimi geçtiğimiz günlerde açıkladığı "Genç İstihdam" programı ile de milyonlarca gencin emeğini sanayi sermayesinin hizmetine sunacak. Pakete göre aylarca gençlerin emeği üzerinden kârlarına kâr katacak olan sanayi patronları 6 boyunca tek bir kuruş ödemeyecek. Çünkü gençlerin ücreti devlet kasasından, sigorta primleri ise İşsizlik Fonu'ndan karşılanacak.
Bağımsızlık için verilen mücadeleyle özdeşleştirilen 19 Mayıs’ı karşıladığımız bugünde; Saray rejimi gençlerin emeği emperyalist tekellerin çıkarına, özgür gelecek umudunu ise emperyalist savaşlara kurban ediliyor. Bir yandan emperyalist çıkarlar uğruna savaşlarda öldürülen gençler ve çocuklar; öte yandan atölyelerde, MESEM’lerde, fabrikalarda iş cinayetlerine kurban ediliyor; niteliksiz eğitimle gelecekleri karartılıyor. Saray iktidarı attığı her adımla gençliği karanlık bir yarına sürüklüyor.
Ülkenin dört bir yanında gençler; üniversite ve lise sıralarından, atölyelerden, fabrikalardan, sokaktan özgür ve güvenceli bir gelecek için mücadele seslerini büyütürken; Saray rejimi, yoksulluk ve geleceksizlik dayatmasına karşı ses çıkaran gençlere karşı sopa sallamaya devam ederek itaat eden “dindar ve kindar” bir gençlik inşa etmeye çalışıyor.
Temmuz ayında NATO zirvesini Türkiye’de gerçekleştirmeyi planlayan Saray İktidarı ve emperyalistler gençliğe gelecekten ziyade savaş ve sömürüyle dolu bir düzeni vadediyor. Emperyalist savaş örgütü NATO’nun direktifi doğrultusunda, emperyalist savaşlara ve silahlanmaya halkın milyarlarca lirası akıtılıyor. Gençliğin eğitimine, sağlığına, beslenmesine ve sosyal ihtiyaçlarına ayrılması gereken kaynaklar sermayenin çıkarları için savaşlara harcanıyor. Temmuz ayında düzenlenecek NATO zirvesinde ülkenin bağımlılık düzeyini arttıran adımların yanı sıra yeni savaş planları yapılacak, daha büyük bütçeli silahlanma kararları alınacak. Bu koşullar altında ekonomik olarak çökertilen, savaşların kıskacına itilen milyonlarca gence ne bayram ne de gelecek kalıyor.
Saray rejimi ve Cumhur İttifakının, emperyalizm işbirlikçisi rolünü perdelemek için sarıldığı milliyetçi ve hamasi söylemlerin daha fazla savaş ve daha fazla yoksulluktan başka gençliğe vadedebileceği bir şey yoktur.
Tüm bunlar karşısında gençlik gençliğin tek çıkış rotası tam bağımsız, demokratik bir ülke talebiyle yürüteceği antiemperyalist mücadeledir. “Kindar ve dindar nesil” planlarına karşı parasız, bilimsel, laik, anadilinde ve demokratik eğitim için; ucuz emek sömürüsünün dayatıldığı MESEM’lere, ağır çalışma koşullarının dayatıldığı atölye ve fabrika düzenine karşı güvenceli gelecek için, Saray rejiminin de payanda olduğu emperyalist savaşlara karşı barış ve özgür yarınlar için bir araya gelmekten başka yol yok.
Gençlik için bayram ülke emperyalist yağmadan kurtarıldığında, sınıfsız ve sömürüsüz bir düzen kurulduğunda mümkün olacaktır. Tüm Türkiye gençliğini işçi sınıfından aldığı güçle emperyalizme ve sömürüye karşı kendi elleriyle geleceğini kazanmaya çağırıyoruz.
Seyit Aslan
Emek Partisi Genel Başkanı
"İşçileri insan yerine koymayı öğreneceksiniz"
12 Mayıs'ta Gaziantep'te @birlesiktekstil Genel Başkanı Mehmet Türkmen'in davasında buluşuyoruz.
#MehmetTürkmeneÖzgürlük
Dersim halkının umudunu, mücadelesini kıramadılar!
Genel Başkanımız Seyit Aslan, Dersim Katliamı'nın 89. yıl dönümü dolayısıyla kentte düzenlenen anma yürüyüşüne katıldı.
📌 Bir coğrafyayı parçalamak istediler ancak başaramadılar. Bugün Dersim’deyiz ve mücadelemiz devam ediyor.
📌 Bu devlet kurulduğu günden beri onlarca katliam gerçekleştirildi. Katliamların hiçbiri için bu halktan, katledilenlerden özür dilenmedi.
📌 Erdoğan 2011'de özür diledi. Ancak geçen 15 yılda hiç bir somut adım atılmadı, Dersim halkının hiçbir talebi karşılanmadı. Böyle özür olmaz.
📌 Katliamları suistimal eden iki yüzlü devlet anlayışını asla kabul etmiyoruz.
Tek bir sınıf kardeşimizi daha iş cinayetlerine kurban vermemek için mücadeleye!
📌16 yaşındaki MESEM öğrencisi Mahir Buğra K…
📌22 yaşındaki sanayi işçisi Hasan Ahmet Köksal…
📌ASKİ işçisi Kadir Ortataş…
📌ASKİ işçisi Bayram Demirhan…
📌Aşçı Hatice Başata…
📌Depo işçisi Mahmut Turan…
📌Orman işçisi Satılmış Gücükçavuş…
📌İnşaat işçisi Erol Buyun…
8 işçi, 8 ayrı hayat...
İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs'ta 8 işçi çalışırken can verdi.
Bu cinayetlerin sebebi ücretleri eriyen işçi ve emekçileri daha uzun sürelerde ve daha ağır koşullarda çalışmaya mecbur bırakan Erdoğan-Şimşek programıdır.
İnsanca yaşam ve çalışma koşullarının kazanılması ise dün ülkenin dört bir yanındaki 1 Mayıs meydanlarında da haykırdığımız gibi birlik, dayanışma ve mücadele ile mümkündür.
Bir sınıf kardeşimiz daha iş cinayetlerine kurban olmasın diye şimdi 1 Mayıs alanlarına taşıdığımız mücadeleyi fabrika ve iş yerlerinde büyütme zamanıdır.
📌Güvencesiz çalışma biçimleri yasaklansın!
📌Ücretlere dokunulmadan çalışma süreleri kısaltılsın!
📌Fabrika, atölye ve iş yerlerinde denetimler işçi temsilcileri ve bağımsız meslek örgütlerinden temsilcilerin de dahil olduğu kurullarca yapılsın!
📌Sendikalaşma hakkı önündeki engeller kaldırılsın!
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, “mezbaha düzenine” itiraz ettiği, işçilerin maruz kaldığı baskı ve sömürüye karşı çıktığı için haftalardır tutuklu.
İş cinayetlerinin sorumluları, işçilerin haklarını gasbedenler, vergi kaçıranlar, sendikalaşmayı engelleyenler, kadın işçileri taciz edenler ise serbest!
1000’i aşkın sendikacı, temsilci ve işçi Mehmet Türkmen’in serbest bırakılması ve sendikal baskıların son bulması için çağrı yaptı. Bu çok önemli bir adımdır.
12 Mayıs’ta Antep’te görülecek duruşma yalnızca Mehmet Türkmen’in değil;
📌İkizköy’de tutukluluğu sürdürülen Esra Işık’ın,
📌Cezaevlerindeki gazetecilerin, siyasi tutsakların,
📌Ankara’da direnen Doruk Maden işçilerinin,
📌İzmir Temel Conta ve Digel Tekstil işçilerinin davasıdır.
12 Mayıs’ta duruşmada olacağız. Tüm emek ve demokrasi güçlerini bu hukuksuzluğa karşı ses çıkarmaya çağırıyoruz!