Gezi; rant düzenine, baskılara, yasaklara ve saray rejimine karşı milyonların eşitlik, özgürlük ve demokrasi talebinin ortak sesi oldu.
13 yıl önce Gezi’de yükselen itiraz, bugün de sömürüye, baskıya, yasaklara ve faşizmin inşasına karşı büyüyen mücadelede yankılanıyor!
Karanlık gider, Gezi kalır!
31 Mayıs 1971’de Nurhak’ta ölümsüzleşen Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ı mezarı başında andık.
Onların sürdürdüğü anti-emperyalist mücadele, bugün de baskılara, yasaklara ve faşizmin inşasına karşı; bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizde yaşamaya devam ediyor!
31 Mayıs 1971’de Nurhak’ta yaşamını yitiren Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan; emperyalizme karşı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelemizde yaşamaya devam ediyor.
Nurhak’ta yitirdiklerimizi anmak için Alpaslan Özdoğan’ın mezarı başında buluşuyoruz.
📅 31 Mayıs Pazar
🕒 Saat 15.00
📍 Hasanağa Bahçesi
Özgür Özel'in İzmir Cumhuriyet Meydanı'nda yapacağı miting alanının girişleri polis bariyerleriyle kapatıldı
Alana çok sayıda TOMA ve kolluk kuvveti sevk edilirken alana girmek isteyen yurttaşlara biber gazı ve tazyikli suyla müdahale edildi
Faşizmin inşasına geçit vermemek için birleşik mücadeleye!
Faşizmin adım adım inşa edilmeye çalışıldığı, halk iradesinin ve demokratik hakların hedef alındığı bu düzene karşı sessiz kalmıyoruz!
📍 Cumhuriyet Meydanı
🗓 26 Mayıs Salı
🕛 12.00
Genel Başkanımız Seyit Aslan ve parti heyetimiz, TBMM’de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i ziyaret etti.
📌 Baskı ve şiddet politikaları karşısında geri adım atmayacağız. Meydanlarda, sokaklarda tepkimizi göstermeye devam edeceğiz.
📌 Türkiye’nin demokratikleşmesi, yargı bağımsızlığı ve eşit, özgür bir ülkede yaşamak için saray düzeninin son bulmasını istiyoruz.
📌 Saray düzenine karşı birlikte mücadelenin içinde olacağız.
İl Başkanımız Elif Çuhadar:
“Saray rejimi faşizmi adım adım inşa ederken; nasıl bir muhalefet istendiği, siyasetin kimler için işletileceği ve makbul muhalefetin sınırlarının ne olacağı da biçimlendiriliyor. Süreç giderek daha fazla baskıya, hukuksuzluğa ve faşizme doğru ilerliyor.
Eğer alanlarda ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’ diyorsak, ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ diyorsak, bugün bu sloganların ete kemiğe bürünmesi gereken dönemlerden geçiyoruz.
Siyasetin dizayn edilmesine karşı halkın öfkesini açığa çıkarmak, sözü büyütmek ve mücadeleyi birleştirmek gerekiyor. Mutlak butlana karşı mutlak mücadele!”
CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı, akabindeki CHP Genel Merkezi önündeki polis saldırıları ve muhalefeti yargı sopasıyla teslim alma girişimleri; saray iktidarının seçimsizleştirme ve faşizmin inşası hamlelerinin bir parçasıdır.
Bugün İzmir’de, baskıya, zorbalığa ve halk iradesinin gasbedilmesine karşı alanlardaydık.
İşçilerin, emekçilerin, gençlerin ve halkın demokratik haklarını hedef alan bu saldırılar karşısında geri adım atmayacağız.
Faşizmin inşasına, yargı darbelerine ve ülkenin baskı rejimiyle yönetilmesine geçit vermeyeceğiz!
Saray rejimine teslim olmayacağız.
Demokrasi, siyasal özgürlük,
seçme ve seçilme hakkı için, başta işçiler ve emekçiler olmak üzere tüm halkımızı; ülkenin dört bir yanında birleşmeye, direnmeye ve saray düzenine karşı ekmek barış özgürlük için mücadeleye çağırıyoruz.
SARAY OPERASYONUNA SESSİZ KALINAMAZ!
Saray rejiminin yargı eliyle belediyeleri, sendikaları, siyasi partileri hizaya getirerek majestelerinin çizdiği sınırlarda siyaset yapma operasyonunun son halkası, CHP’ye mutlak butlan elbisesi giydirilmiş kayyım yönetimidir.
Atanan kayyım bununla da yetinmemiş, CHP merkezinin zorla boşaltılması için devlet zoruna başvurmuş, provokatif girişimler üst üste gelmiştir. Bu tutumu kınıyoruz.
Önce, Türkiye tarihinde bir ilke imza atarak yerel mahkeme kararıyla bir partinin genel merkezine ‘kayyım atama’ operasyonu gerçekleştirip, sonra da “Bakın işte birbirlerine girdiler. Bunlar ülkeyi nasıl yönetecek?” diyenlere verilecek doğru yanıt, halkın seçme ve seçilme hakkının hukuksuzca gasbedilmesine karşı ses yükseltmek olmadır.
Bugün devlet zoruyla CHP delegelerinin iradesini yok sayanlara karşı konulmazsa yarın iktidar, pervasızlığına boyun eğildiğini düşünerek seçme ve seçilme hakkına saldırıda daha da sınır tanımaz hale gelecektir. Bu ülkenin işçi ve emekçileri, sermaye iktidarının en küçük demokratik hakları bile ayaklar altına alma tutumuna teslim olmayacaktır!
Kurtuluş yok tek başına,
ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
Emek Partisi İzmir İl Örgütü olarak, CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı üzerinden yürütülen siyasal müdahale girişimlerine karşı İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla alandaydık.
Halk iradesini, demokratik hakları ve siyaset alanını yargı sopasıyla dizayn etme girişimlerini kabul etmiyoruz. Türkiye’yi baskı, yasak ve zorbalık rejimine sürüklemek isteyenlere karşı; işçilerin, emekçilerin ve halkın birleşik mücadelesini büyüteceğiz.
Faşizmin inşasına geçir vermeyeceğiz!
FAŞİZMİN İNŞASINA GEÇİT VERMEYELİM!
MUTLAK BUTLAN KARARINA KARŞI DEMOKRASİ, ÖZGÜRLÜK, SEÇME VE SEÇİLME HAKKI İÇİN MÜCADELE EDELİM!
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi CHP yönetimi hakkında “mutlak butlan” kararı verdi. Bu karar; parti içi tartışma ya da hukuk meselesi değildir, saray rejiminin faşizmin inşası yolunda attığı yeni bir adım, zor yoluyla CHP yönetimini değiştirme hamlesidir.
Olağan bir seçimi kazanma ihtimalinin kalmadığını düşünen iktidar için bu karar; seçme-seçilme hakkından siyasi partiler yasasına en temel demokratik hakların topyekun tasfiye edilmesinin adımıdır.
Olası tepkilerin önüne geçmek için “mutlak butlan” kararının Kurban Bayramı’nı kapsayan tatil sürecinin hemen öncesine denk getirilmesi, dini bayramların bile iktidarın ayak oyunları için istismar edilmesi çaresizliğinin göstergesidir!
Bugün CHP’ye yönelik gerçekleştirilen bu siyasi müdahale; yarın grev hakkına, sendikal örgütlenmeye, işçi direnişlerine ve ekmek kavgasına yönelik saldırıların daha da büyütülmesinin habercisidir.
BU KARANLIĞI DAĞITALIM!
Bugün işçilerin grevleri “milli güvenlik” bahanesiyle yasaklanıyorsa, patronların kârı için işçilerin toplu sözleşme hakkı gasp ediliyorsa, her yıl binlerce işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyorsa nedeni açıktır; saray rejiminin sermaye düzenini ve iktidarını korumak adına baskıyı büyütmesi içindir. İktidarını sürdürebilmek için mevcut anayasa kararlarını bile dinlemeyen, kendi kanunlarını, yargı düzenini bile tanımayan bir rejimin başka yolu yoktur.
Çünkü halk desteği zayıflayan, meşruiyetini yitiren, çözülen ve yargı-devlet üzerindeki hakimiyeti dışında elinde bir ��ey kalmayan bir iktidar bu saldırılara bağımlıdır. Bu yüzden muhalefeti parçalamak, toplumu korkuyla teslim almak, yargıyı sopa gibi kullanmak ve faşist bir rejim inşa etmek istiyorlar.
Bu ülkenin işçileri susarsa; yarın yalnızca siyasi partiler değil, sendikalar da fiilen kapatılacak, grev hakkı tamamen ortadan kaldırılacak, fabrikalarda, OSB’lerde, depolarda, hastanelerde kölelik düzeni derinleşecek.
Bu düzeni değiştirecek olan; işçi ve emekçilerin örgütlü mücadelesidir!
Bu karanlığı dağıtacak olan; halkın birleşik mücadelesidir!
Saray rejiminin darbelerine, baskı politikalarına, faşist rejim inşasına karşı işyerlerinde, okullarda, mahallelerde ve her alanda birleşelim, örgütlenelim, mücadele edelim!
Emek Partisi Genel Merkezi
Mutlak butlan kararını Evrensel’e değerlendiren Genel Başkanımız Seyit Aslan, genel eylem-genel direniş çağrısı yaptı.
📌Saray iktidarının tek adam rejimi için uzun süredir hazırlıklar yaptığını biliyoruz. 2016’da Selahattin Demirtaş ve Kürt siyasetçilerin tutuklanması, 2017’de anayasa referandumu ve 19 Mart’ta İmamoğlu’nun diplomasının iptaline giden bir süreçtir.
📌Tek adam yönetimi adım adım Türkiye’de bir faşist rejim inşasını tamamlamak istemektedir. Saray rejimi siyasetin tek belirleyeni olmak istemektedir.
📌Saray rejiminin ne yapmak istediği bugün çok nettir. Bugün esas tartışmamız gereken demokrasi güçlerinin, halkın buna nasıl yanıt vereceğidir.
📌Bugün bir ayrım noktasındayız. İşçi sınıfının ve emekçi halkların kendi kaderlerini tayin edecekleri bir düzen mi; yoksa Saray iktidarının inşa ettiği, toplu sözleşme hakkının olmadığı, basının özgürce yazamadığı, kadınların haklarının yok sayıldığı bir faşist düzen mi?
📌Saray düzeninin anlayacağı dilden konuşmalıyız. İktidarın saldırılarını durdurmanın yolu genel eylem-genel direnişten geçer.
📌Genel eylem-genel direniş hattı işçi sınıfının, üreticilerin, gençlerin, kadınların, ezilen halkların yaşamış olduğu sorunlara karşı mücadelenin yükseltilmesidir.
Genel Başkanımız Seyit Aslan, İlke TV'de mutlak butlan kararının işçi ve emekçilere etkilerini değerlendirdi.
📌Mutlak butlan karası sonrası 6 milyar dolar yaktılar. Bu emekçilere yeni zamlar olarak yansıyacak, ücret baskısı olarak yansıyacak.
📌Bu karar sadece CHP'nin meselesi olarak görülemez.
📌Bu saldırı genel grev, genel direniş ve genel eylem hattı ile püskürtülebilir.