Barok sanatı, Avrupa’da sadece bir estetik zevk olarak değil, tarihsel bir ihtiyaçla doğmuştu. Reform hareketleriyle sarsılan Vatikan; gücünü tazelemek ve kitleleri yeniden etkilemek için Papa öncülüğünde görkemi ve şatafatı seçti.
Hristiyanlık dünyası, kiliseleri büyüleyici süslemelerle donatıp "göze" hitap ederek otoritesini sağlamlaştırmaya çalışırken; Mimar Sinan’ın dünyasında bambaşka bir huzur hakimdi: Sadeliğin ve Tevhid’in huzuru.
Peki, Batı’nın kendi inanç krizini çözmek için geliştirdiği; belki de kültürel bir Haçlı refleksiyle dünyaya yaydığı bu "gösterişli" ve “yoğun” üslubun, Sinan’ın o mütevazı kubbesinde ne işi var?
Selimiye’nin restorasyonunda gördüğümüz o abartılı süslemeler, Sinan’ın ruhuna mı, yoksa dönemin Avrupa modasına mı hizmet ediyor?
Bu videoda, bir karalama yapmadan, sadece bu iki zıt dünyanın karşılaşmasını ve Selimiye’nin asıl kimliğini konuşuyoruz.
#selimiyegercegi #mimarsinan #selimiye #sanattarihi #restorasyon #barok #osmanlı
Texier’in Süleymaniye kesiti, Selimiye tartışmasını bitiren kaynaktır. Selimiye'nin yarım kubbesindeki raspa verisini bir kez daha teyit eder.
Barok yoğunluk sonradandır; Süleymaniye Vakfiyesi'nde belirtildiği gibi Sinan’ın dili sade, berrak ve ışık odaklıydı. @HanifeBalgan