@celikerisci ALLAH RAZI OLSUN çelik bey kardeşim.
Bende zekat dağıtacak gerçek kişiler arıyordum.
Bana vesile oldunuz İN��ALLAH aynı yolu takip edeceğim.
Sadaka vermenin veya zekat vermenin ne olduğunu bilmeyen ama bildiğini zanneden kişilere çokta aldırış etmeyin.
HAYIRLI BAYRAMLAR.
International University of Türkiye for lslam, science and technology, together with its Endowment Foundation, first established in 2015, has now moved decisively into its implementation phase. Today, in the historic heart of Istanbul—on the famed square of Sultanahmet—the project takes its inaugural step from vision into reality.
I begin by offering praise to Allah, who blissed us with this noble mission and guided us to the path of learning and wisdom. I also extend my sincere appreciation to the President of the Republic of Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan for entrusting me with this distinguished and weighty responsibility.
Our ambition is to establish a university that rises upon Istanbul’s centuries-old legacy of Islam and civilization—an academic institution that brings our profound civilizational heritage into meaningful engagement with humanity’s enduring search for purpose, value, and moral responsibility.
This university is not conceived as a traditional school of theology. Rather, it is envisioned as an innovative academic model that integrates Islamic sciences, the humanities, the natural sciences, and technology within a unified civilizational perspective. It aims to become a research-driven institution, centered on postgraduate study and open to substantive international collaboration.
Our goal is to cultivate an environment in which students, scholars, and leading researchers from around the world gather around a shared civilizational language—so that knowledge is not merely produced, but transformed into lasting value and a collective good for humanity.
I offer my gratitude, in advance, to all scholars, colleagues, and friends who will support this significant intellectual undertaking—whether from Türkiye, the Islamic world, or from across our broader moral and cultural horizons.
May this project bring Good to our Ummah, to our country, and to Istanbul’s long and distinguished journey in pursuit of knowledge.
May God bless this institution with enduring goodness, and grant barakah to our efforts and our striving. Amen.
2015 yılında kurulan Türkiye Uluslararası İslâm Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Üniversiteyi Güçlendirme Vakfı, bugün itibarıyla İstanbul’un kalbi tarihî Sultanahmet Meydanı’nda icra safhasına ilk adımını atmıştır.
Öncelikle bir emanet olarak üstlendiğim bu vazifeyi lütfeden ve bizleri ilim ve hikmet yoluna hâdim eyleyen Rabbime hamdederim. Bu ağır ve müstesna sorumluluğu şahsıma tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ederim.
İstanbul’un asırlara yayılan İslâm ve medeniyet hafızası üzerinde yükselecek olan Üniversitemizi, özgün medeniyet birikimimizi insanın anlam, değer ve sorumluluk ufkuyla buluşturan bir akademi olarak inşa etmeye gayret edeceğiz.
Bu kurum yalnızca güçlendirilmiş bir ilahiyat eğitimi sunmakla yetinmeyecek; İslâmî ilimleri, beşerî bilimleri, temel bilimleri ve teknolojiyi aynı medeniyet idraki içinde buluşturmaya çalışan bir üniversite modeli olarak yapılandırılacaktır.
Üniversitemiz uluslararası ilim ve araştırma işbirliklerine açık, lisansüstü çalışmaların merkezde olduğu güçlü bir araştırma üniversitesi olacaktır.
Gayemiz öğrencilerimizi ve dünyanın önde gelen akademisyenlerini ve araştırmacılarını ortak bir medeniyet dili etrafında buluşturarak, bilginin yalnızca üretilmesini değil, aynı zamanda insanlık için kalıcı bir değere ve ortak bir iyiliğe dönüşmesini sağlamaktır.
Bu büyük ilim hamlesine Türkiye’den, İslâm dünyasından ve gönül coğrafyamızın her köşesinden destek verecek bütün hocalarımıza, dostlarımıza ve ilim erbabına şimdiden teşekkür ederim.
Milletimize, ülkemize ve İstanbul’un kadim ilim yolculuğuna hayırlı olsun.
Rabbimiz, bu müesseseyi hayırda daim eylesin; cehdimizi ve gayretimizi bereketli kılsın. Âmin.
@zafersahin06 Zafer bey aldırmayın siz bu yazılan çizilenlere.
Ben İngilterede emekli olmayı bekliyorum yaşım altmış daha 7 sene bekleyeceğim
Herkes için geçerli bu.
Ne kadar çalışırsan çalış ne kadar prim ödersen öde 67 yaşından önce emekli olamazsın.
Benim insanım çok şımarmış maalesef.
Sizin için ölen her bebek, parçalanan her beden, müdahale edilen her gemi bir sevinç çığlığı, bir heyecan sebebi...
Orada bebeklerin parçalanmaması değil aksine parçalanması sizin için bir heyecan sebebi çünkü reklamınız için gerekli...
Peki bakalım İŞİN GERÇEĞİ NEYMİŞ...
Bahsettiğiniz TİCARET gemilerine özellikle baktım...
Hatta oturup detaylı olarak da inceledim nereden gelmiş nedir ne değildir diye...
İlk geminiz ABD çıkışlı, ABD-İsrail arası ticaretini yapıyor, Türkiye ile ilgili kısmı ise Baltimore limanından yaptığı yüklemeyi Türkiye'ye teslim etmesi...
Ama bu süreçte önemli bir detay daha var AYNI GEMİ 2 İspanyol limanına da uğruyor, hani İSRAİL İÇİN BİZE SÜREKLİ ÖRNEK GÖSTERİLEN İSPANYA ve buradan KONTEYNER YÜKLEMESİ YAPIYOR...
Hani sözde limanlarında eylemler yapılıp kapatıldı şeklinde yansıtılan ülkeden bahsediyorum...
Diğer örnek gemiler ise RUSYA ticaretini yapan gemiler...
Ama tabi ki KİMSE BUNLARDAN BAHSETMEK İSTEMEZ, zira O ZAMAN BEBEKLERİN CENAZELERİ ÜZERİNDEN ÇIKAR DEVŞİRİLEMEZ...
Filo uluslararası bir yapılanma ve dikkat edin HİÇBİR ÜLKEDE İÇ SİYASET MALZEMESİ YAPILMIYORKEN bizde en önemli iç siyasi malzemelerden birisi...
Tamam ABD ve Rusya dahil bize hiçbir ülkeden ürün gelmesin, bizden hiçbir ülkeye ürün gitmesin...
Zaten istediğiniz de bu değil mi...
Ama önce elinizdeki ABD yapımı ve İSRAİL yazılımı taşıyan o süslü telefonlarınızı bir bırakın isterseniz...
Gerçekten merak ediyorum BEBEKLERİN KANI ile beslenmek nasıl bir duygu...
Diplomasi, ideolojik gözlüklerle değil, ülkenin menfaatleri penceresinden değerlendirilmelidir...
Dün gerçekleşen Erdoğan-Trump görüşmesi, hem Türkiye'nin uluslararası ilişkilerdeki konumunu güçlendiren hem de iki ülke arasındaki iş birliğini pekiştiren önemli bir diplomatik gelişmeydi...
Ancak görüşmenin hemen ardından, Türkiye’deki bazı muhalif çevrelerin bu buluşmayı hedef alarak dezenformasyona yönelmesi, içerikten ziyade algı yönetimiyle siyaset yapma alışkanlığının örneğini bir kez daha sergiledi. O kadar ileri gittiler ki yaptıklarını ne İsrail ne de Rum medyası yapmadı!!!
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasında yapılan görüşme, özellikle ekonomik iş birlikleri, savunma sanayi alanındaki ilişkiler, Gazze, Suriye ve bölgesel güvenlik konularında yapıcı bir havada geçti. Her iki liderin de karşılıklı saygı ve anlayış içerisinde diyalog kurmaları, iki ülke arasındaki sorunların diplomatik yollarla aşılabileceğini bir kez daha ortaya koydu...
Trump’ın önceki döneminde Erdoğan ile kurduğu doğrudan ve samimi ilişki dili, bu görüşmede de kendini gösterdi...
Ancak CHP ve ittifakları, bilinçli şekilde sosyal medyada yalan bilgi yaymaya başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın diplomatik temaslarını karalayarak, görüşmenin olumlu atmosferini perdelemeye çalıştı. Ne var ki diplomasi, ideolojik gözlüklerle değil, ülkenin menfaatleri penceresinden değerlendirilmelidir.
Muhalefetin yaptığı eleştiriler büyük ölçüde içerikten yoksun, siyasi saiklerle yönlendirilmişti. Oysaki muhalefet, böylesine kritik bir görüşmeyi kendi iç politik çıkarları uğruna itibarsızlaştırmak yerine, Türkiye'nin çıkarlarını önceleyen bir tutum sergilemeliydi...
Yapıcı muhalefet, hükümeti eleştirirken ülkenin itibarını değil, iktidarın kararlarını hedef alır. Ancak son gelişmeler gösteriyor ki Türkiye’deki bazı siyasi aktörler için “Erdoğan ne yaparsa yanlış” anlayışı, ne yazık ki bir refleks haline gelmiş durumda.
Erdoğan’ın uluslararası düzeyde attığı adımları küçümsemek, aslında Türkiye’nin diplomatik etkinliğini küçümsemektir. Bu noktada sağduyulu vatandaşlara ve basın mensuplarına düşen büyük görev ise; eleştiri ile karalama arasındaki farkı görmek ve göstermek...
Erdoğan-Trump görüşmesi, Türkiye’nin diplomatik kapasitesini gösteren, yapıcı diyaloglara açık olduğunu teyit eden olumlu bir gelişmeydi. Bu süreci çarpıtmaya çalışanlar, kısa vadeli siyasi hesaplar uğruna Türkiye’nin uluslararası çıkarlarını hedef alıyor. Oysa dış politika, iç siyasetin malzemesi değil; milletin ortak menfaatlerinin temsil alanıdır.
Bu gerçeği görmezden gelenlerin değil, ülke çıkarlarını önceleyenlerin sesi daha güçlü çıkmalıdır...
Zira Türkiye’nin kazanımı, hepimizin kazanımıdır...
@VolkanOkcuoglu Yine haklısın üstad.
Ben otuz sekiz yıl londrada yaşadım bu kadar ülkesine düşman bir toplum görmedim.
Çok yazık bu canım ülkeye ne diyeyim tez vakitte soyları kurur İNŞALLAH