"Kahkahalarımızı susturamayacaksınız"
Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan ve Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca 50 gündür tutuklu olan Deniz Göktaş için çağrıda bulundu
https://t.co/jiCKZFQdoF
Bugün Homeros, bir Hollywood yapımıyla gündeme geliyor. Oysa bu destanlar; savaş, kölelik ve iktidarın köklerini anlamak için okunması gereken kurucu metinler.
Arkeolog İsmail Gezgin (@gezgin_ismail) ile konuştuk:
https://t.co/HB67SqcOHn
gezi'ye milyonlarca insan katıldı ama bedeli 5 kişinin omzuna yıkılmış durumda.
çiğdem de onlardan biri.
günleri, haftaları, ayları bu hukuksuz karar yüzünden hapiste geçiyor.
doğum günüymüş, iyi ki doğmuş.
mektup yazarak kutlayabilirsiniz.
Kartepe kuyu tipi cezaevinde kalan tutuklu komedyen Deniz Göktaş yaptığı açıklamada; “Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı, işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor” dedi
https://t.co/EThGydoVEN
İktidarın çocuklara ilişkin politikalarının anlamı : Çocuklara dönük hınçla bir rejim inşa etmek.
Yeni yasal düzenleme hakkında @sevdakaraca
yazmış.
Çocukluğun ilgası - Sevda Karaca https://t.co/AFriXtgCXn
🗣️Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Sekreteri Ozan Fındık:
🔸"Öğretmenlik mevsimlik ya da geçici bir iş değil; devamlılığı olan bir iş. Biz yaptığımız iş itibarıyla öğretmenliğin belirli süreli sözleşmeyle yürütülemeyeceğini söylüyoruz"
🔸"Doğrudan Milli Eğitim Bakanı bize 'Haklısınız, bunları yapmalıyız' dedi"
🔸"Biz halkız. Biz öğretmenleriz; bu ülkenin geleceğini yetiştirenleriz. Patronların yanında olmayın. Bizim için varsınız, bu halk için varsınız"
@VurucuHasret@ogretmensendika
İzlemek için: https://t.co/ap9vHeqFAq
Bu saldırgan polis "tanıyamadığı için" değil, NATO gladyosu gibi davranma konusunda haysiyet yoksunluğunda sınır tanımadığı için bu muameleyi yapıyor.
Bu son hamlesinden önce de aynı saldırganlığı defalarca gösterdi ve milletvekili olduğumu gayet iyi biliyor.
Derdi, eyleme katılan yurttaşlara gözler önünde yaptıkları işkencenin kayıt altına alınmasını engellemek. Derdi, kendini saraya beğendirmek, Trump'tan aferin alınca 32 diş birden gülen saray ricaline yaranmak.
Bugün NATO Defol demek için sokakta olan ve çok daha büyük bir şiddet ve işkenceyle gözaltına alınan yoldaşlarımızla birlikte, bu görüntüleri ve bu saldırganlıktan önce belgelediğimiz tüm görüntüleri kullanarak suç duyurusunda bulunacağız.
Elbette NATO’ya, Trump'a kapı kulu olanların yargısı küçük bir kapıkulu olan bu şahsiyete bile "kıyamayacak” ancak biz mücadelemizi her yerde sürdüreceğiz.
Dini değerlere bu kadar sıkı sıkıya bağlısınız madem;
Bu ülkede cezaevlerinde, Kuran kurslarında çocuklara tecavüz edildi. Neredeydiniz?
Deprem bölgelerindeki insanların mülkiyetlerine el konuldu. Neredeydiniz?
Rojava’dan tırlarla buğday ve zeytin çalınıp boğazınızdan haram lokma geçirdiler. Neredeydiniz?
Yüzlerce bürokratın pis işleri ortaya çıktı. Neredeydiniz?
Üniversitelerde genç kadınlar fuhuş çetelerinin ağına düşürüldü, çoğu da devlet kademelerinde bürokrat. Neredeydiniz?
Dağlarınız, doğanız maden uğruna talan edildi, nefesinizi kestiler. Neredeydiniz?
Ormanlarınız yakıldı, yerine villalar, oteller yükseldi. Neredeydiniz?
İnsanlar her gün açlık çekiyor, intihar ediyor. Neredeydiniz?
O kadar çok suçunuz, günahınız, ahlaksızlığınız var ki, sığmıyor dünyaya. Sığmıyor. Peki bunların hepsi dinde haramken, günahken, kul hakkıyken neredeydiniz?
On kitap inse, sizin utançlarınız dizilse gene de sığmaz.
#DenizGöktaş
"İşçileri köleliğe mahkûm eden bu düzenin bir ayağı da sarı sendikalardır.
Şık Makas'ta yıllardır yetkili olan sendika, işçiler tazminatsız işten atılırken, ücretleri ve hakları gasp edilirken kendi üyelerini savunmak yerine patronun yanında saf tuttu.
İşçiler bu ihaneti gördü ve buna boyun eğmedi. BİRTEK-SEN'i çağırdı, BİRTEK-SEN çatısı altında birleşti.
9 ay boyunca yalnızca patrona ve patronu koruyan düzene karşı değil, işçilerin hak mücadelesini engellemeye çalışan sarı sendikacılığa karşı da direndi.
Ve bugün kazanan; örgütlü mücadele, sınıf dayanışması ve direnen Şık Makas işçileri oldu.
İstihbaratçıların ve yandaş basının Deniz’in babası hakkında yaydıkları bilgiler onu ve oğlunu karalamaz, onurlandırır. O dönem devrimciler Alevi mahallelerine giden yollara barikatlar kurdu ve saldırılara karşı halkı korumaya çalıştılar.
🖋️Kamil Tekin Sürek yazdı
https://t.co/UmY1YxRC8X
Mizaha kelepçe vurulamaz, Deniz susturulamaz!
Saray rejimi yalnızlaştıkça, eleştiriye tahammülsüzleşiyor.
Her taşın altında bir “düşman” arayan bu anlayış, şimdi de zekâsı ve mizahıyla milyonların sevgisini kazanan Deniz Göktaş’ı tutuklayarak susturmaya çalışıyor.
Oysa bilmedikleri bir şey var: Dün bir Deniz Göktaş vardı, bugün binlerce Deniz Göktaş var. Mizahı susturamaz, düşünceyi hapsedemezsiniz.
Bu tutuklama da diğerleri gibi hukuksuz, keyfî ve antidemokratiktir. Deniz Göktaş derhâl serbest bırakılmalı, sahnesine ve sözünü söylemeye devam etmelidir.
Deniz Göktaş yalnız değildir, yalnız bırakılmayacaktır.
Yoldaşımız Deniz Göktaş'ın annesi ve babasıyla birlikteydik bugün, Kiraz abla da Kemal abi de fişek gibiler!
Deniz için gösterilen dayanışma ve bu dayanışmayla büyüyen cesaretin onlara da güç verdiğini, direnç verdiğini söylüyorlar.
Kemal abiyi Deniz'den dinlediniz, Deniz'i Kemal abiden dinlemek ise ayrı muhteşem. Kumaşı ana babadan aldığı apaçık :)
Deniz'e sahip çıkan herkes, bu büyük dayanışma bu aralar çok sıklıkla yazmak zorunda kaldığımız ".... yalnız değildir" sözünün öylesine edilmiş bir laf olmadığını gösteriyor.
Evet, elbette birbirimizi yalnız bırakmayacağız. Bu devran, ortak mücadelemiz ve dayanışmamız sayesinde dönecek.
Deniz Göktaş bir an önce serbest bırakılmalı.
Sanata, mizaha, halka özgürlük!
Sivas’ın ateşi sönmedi!
33 yıl önce Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak üzere Sivas’ta bulunan 33 aydın ve sanatçı ile 2 Madımak Oteli çalışanı, devlet gözetiminde harekete geçirilmiş gerici güruh eliyle katledildi. Ülkenin siyasi tarihinde “2 Temmuz Sivas Katliamı” olarak yer alan ve hafızalarımızdan silinmeyecek görüntüler bırakan bu tertip, hiç şüphesiz devlet eliyle ve kollanan odaklarca hazırlanıp pişirilmiş ve dönemin cumhurbaşkanı ve başbakanı tarafından kanıksanmıştır.
Alevilere dönük ayrımcılığın en vahşi biçimde uygulandığı bu katliam ile hesaplaşılmadığı gibi o günün sorumluları ve fikri ortakları bugün ülke yönetiminde söz sahibi olarak “davalarını” sürdürmektedir.
33 yıldır toplumda yanmaya devam eden bu kor, insanlık suçu olarak vicdanımızda mahkum edilmiş ancak hukuk işlememiş, adalet gerçekleşmemiştir. Zamanaşımı nedeniyle suçlaması düşenler, cezaları tamamlanmadan salıverilenler, Madımak Utanç Müzesi talebinin karşılanmamasında görüldüğü gibi Alevilere dönük mezhep ayrımcılığı ile “devlet aklı” halen yürürlüktedir.
Dolayısıyla emperyalist planların hizmetinde, halkı yoksullaştıran, yasaklardan ve zorbalıktan medet uman, monarşi arayışları içerisinde olan bir iktidar her inançtan halkımız için bir tehdit, halka karşı işlenebilecek insanlık suçları ve laiklik karşıtı eylemler için bir potansiyel tehlike oluşturmaktadır.
Sivas Katliamı’nda kaybettiğimiz değerli isimleri anarken gerçek adalet, eşitlik ve onurlu yaşamın, katliamla hesaplaşmanın yolunun öncelikle Saray rejiminden kurtulmaktan geçtiğini görerek, emek ve demokrasi mücadelesinde birleşmeliyiz.
Levent Tüzel Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı