İngiltere’de bir okul, sıcak hava nedeniyle erkek öğrencilerin şort giymesine izin vermeyince öğrenciler protesto için etek giyerek okula geldi.
Tepkilerin ardından okul yönetimi kuralları esnetti.
Dün Şanlıurfa’da, bugün Kahramanmaraş’ta olanlar da medyanın da suçu var.
Hem de baştan aşağı…
Yeter artık!
Yaşananlar tesadüf değil…
Zemin nasıl hazırlanıyor?
Gelin bakalım…
Birer gün arayla, iki benzer olay…
Biz ne yapıyoruz Allah aşkına?
Televizyonlarda, sosyal medyada izliyoruz…
İzletiyorlar.
Tekrar tekrar izliyoruz…
Ağır çekimde izliyoruz…
Müzik eklenmiş halini izliyoruz…
Saldırıdan korku içinde kaçanları izliyoruz…
En net görüntü başlığıyla izliyoruz...
Bir yerden sonra haber olmaktan çıkıyor.
Sahneye dönüşüyor yaşananlar…
Gerçekten haber mi izletiyorlar, izliyoruz?
Yoksa farkında olmadan hep birlikte bir senaryo mu yazıyoruz?
Artık haber değil bu!
Tekrar eden bir sahne…
Üstelik sahneyi izleyen sadece biz değiliz.
Bu görüntüler, bazı zihinlerde bir kıvılcım yakar…
Bazen bir çocukta, bazen psikolojik sorunları olan bir yetişkinde…
Her şey bir kıvılcımla başlar…
Herkeste değil fakat birinde…
Zaten sorun da o bir kişi…
İçinde öfke olan…
Görülmek isteyen…
Dikkat çekmek isteyen…
O kişi şöyle düşünüyor olamaz mı?
Yaparsam… herkes beni konuşur…
Ve biz, hepimiz buna zemin hazırlıyoruz…
İstemeden falan değil hep birlikte katkı sağlıyoruz…
Bu işin Rtük, televizyon, dizi, film tarafı da var…
Evlerde ne izleniyor?
Karşımızda ne var?
Silah…
İnfaz….
Racon…
İntikam.
Bağırış, çağırış, kurşun…
Dizinin tamamı zaten kim kimi vuracak üzerine kurulu…
İyi adam da vuruyor…
Kötü adam da vuruyor…
Tetik çekmek, silah taşımak, vurmak, kafa koparmak normalleşiyor…
Sonra dönüp şaşırıyoruz…
Niye böyle oldu?
Ne bekliyorduk?
Gül bahçesinde mi yetişiyor bu çocuklar…
Haberlerde şiddet.
Dizilerde şiddet…
Kadın programlarında şiddet…
Sosyal medyada şiddet…
Oysa önceden böyle değildi yapımlar…
Aile, dostluk, dayanışma dizileri ağırlıktaydı misal…
Bu artık maruz kalmanın ötesinde alıştırma değil de ne?
Yok mu bir denetim mekanizması?
RTÜK nerede?
Ekranda sigara görününce ceza var…
Bir kadeh içki görününce ceza var…Adam dizide 15 kişiyi öldürüyor, sorun yok…
Bir kadeh içki; kurşundan, silahtan daha mı tehlikeli?
Herkesin payı olduğunu düşünüyorum…
Evinde birçok silah bulunduran, çocuklarını şiddeti överek yetiştiren ailelerin…
Bu görüntüleri paylaşanların…Yayınlayanların…
Şiddet içeren dizileri, filmleri denetlemeyenlerin…
Çocuklarına izlettirenlerin…
Sonra dönüp nasıl oldu diyoruz…
Olmadı…
Oldurduk.
Azar azar…
Göre göre…
Bile bile…
Peki yarın tedbir alınır mı?
Sorunun köküne inilir mi?
Sanmıyorum…
Sıradaki olayı çaresizce beklemeye devam mı?
Şiddetin bu kadar normalleştirildiği, her akşam saatlerce ulusal kanallarda şiddet pornolarının 'dizi' diye çoluk çocuğun üstüne bilinçli olarak boca edildiği, yemek yarışmasından gündüz programlarına, akşam yarışmalarına kadar sistemli olarak herkesin birbirine düşman kesilmesi üstüne kurulu leş medya düzeninde -ve tabi ki ağır mahkumların patır patır salındığı, faillerin elini kolunu sallaya sallaya gezdiği, toplumsal huzura değil tamamen muhalifleri sustırmaya odaklı siyasallaşmış hukuk düzeninde- daha çok okul cinayetleri görürüz. Herkes yürüyen mafya babası olma derdinde. Ve yine herkes biliyor ki yaptığı yanına kar kalacak.
İlber Ortaylı’nın ailesi sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı:
"Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat 'gemi'mi bilmiyorum; 'gemicilik' olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.
İlber Ortaylı
Moda Caddesi’ndeki Kuğu Gölü Apartmanı’nın 63 numaralı dairesi artık sadece bir daire değil. Ateşer ailesinin anıları, Füsun Ateşer’in vasiyeti ve Banu Bengü’nün emeğiyle, Nesin Vakfı bünyesinde yaşayan bir “hafıza evi”ne dönüştü: Moda63.
Geçmişin izlerini bugüne taşıyan bu özel mekân Masumiyet Müzesi dizisi için de bir çekim alanı oldu.
@gkeuygun haberi
#Moda63 #Kadıköy #NesinVakfı
https://t.co/qyD8BvikYJ
The Islamic Republic is set to execute Erfan Soltani this Wednesday.
He was arrested last week during Iran’s 2026 uprising.
His only crime is calling for freedom for Iran.
Be his voice, save Erfan Soltani.
“Virgin female prisoners should be raped before execution so that they do not go to heaven.”
-Ayatollah Khomeini
(founding leader of the Islamic regime in Iran).
Just a reminder that this is the evil that Iranians are fighting.
36'sı çocuk 78 kişiye mezar olan Grand Kartal Otel'in muhasebe müdürünün avukatı: "Benim müvekkilim geri zekalı. Avukatlığını da hatır için yapıyorum. İsterse beni dava edebilir.
▪︎ Müvekkilim için beraat talebim ve tahliye talebim yoktur. Bu bir katliamdır.
▪︎ Bolu davasında kast, taksir vs. tartışılmaz. Bunlar bizim önümüze atılmış yemdir. 'Kasten adam öldürmedir' tartışmasız.
▪︎ Ama bazı şeyler eksik, neden? Bu vahim olay, bu kadar can kaybını yüreğimde hissediyorum. Suçlu kimse Allah belasını versin.
▪︎ Turizm Bakanı Ersoy’un dokunulmazlığı mı var? Bu adam ETS Tur üzerinden oteli pazarlayan birisi.
▪︎ Otelde emekçiler de öldü. Bunlar kendi çalışanlarına bile ihanet ettiler.
▪︎ Bu iş Soma’ya dönmeyecek. Soma’da hukuki olarak çok çalıştık ama olmadı.
▪︎ Mahkemenin Bakan hakkında suç duyurusunda bulunmasını istiyorum. Soruşturma izni zorla verildi.
▪︎ Bakanlık görevlileri 4-5 yıl alacakken benim müvekkilim bin yıl alacak. Benim müvekkilim 5 bin yıl alsın ki Kültür ve Turizm Bakanı da 500 yıl hapis cezası alsın."