Ülkede sol yada sağ paramiliter güç olmadığı için dalyaprak patron ve kamu gücü oluyor. Halkı temsil eden bir güç yok. Sokakta çocuk ve kadın koruyamaz olan devletten medet ummak bizim gibi orta doğu tipi halklara layık. Biz toplum değil topluluğuz. Daha erişmedik medeniyete. ++
Bak bu klasik Amerikalı sefilliğidir, o Amerikan Rüyası’nın arka planındaki yorgun gerçekliktir.
Amerika bu insanları 65-67 yaşından önce emekli etmez suyunu sıkar, sonrada üç kuruş para verir gidin Avrupayı gezin der.
Amerika'da yıllık izinler bile çoğu eyalette yasal bir zorunluluk değildir, tamamen işverenin insafına kalmıştır,
Birçok Amerikalı dayı emekli olmayı erteler çünkü işten ayrıldığında özel sağlık sigortasını kaybeder.
Medicare (devletin yaşlılara sağladığı sağlık desteği) tam kapsamlı olmadığı için, insanlar
"Ya başıma bir şey gelirse ve hastane masrafları biriktirdiğim her şeyi götürürse?" korkusuyla masadan kalkamazlar.
Bazıları "ne güzel emekliliğin tadını çıkarıyorlar" gibi görünse de, ben bu insanların bu tatili yapabilmek için hayatlarının 40 yılını haftada 50-60 saat çalışarak harcadıklarını bilirim.
İşte Amerika Amerika diye övdükleri vahşi kapitalizmin dayatmasının tezahürü insanlar gözümün önünden geçip gidiyor, tıpkı hayatları gibi.
20–30 bin dolar sadece bizim ülkemizde küçümseniyor.
Sanıldığı gibi her Avrupalının ya da Amerikalının hesabında yüz binlerce dolar yok. Hatta Amerikalıların %40’ı 500 dolardan daha az birikime sahip.
Yani bugün hesabınızda 20–30 bin dolar varsa, dünyanın yarısından daha varlıklısınız.
Bu paraları küçümsememek gerekiyor. Belki gidip iyi bir ev alamazsınız ama sıfırdan başlayan birine göre her halükarda önde olursunuz.
Sıfırdan başlayıp asgari ücretle çalışan biri o sermayeyi toplamak için 3–4 yılını harcarken, siz 3–4 yılda çok farklı yerlere gelebilirsiniz.
Para her yerde para. Bunun azı çoğu yok.
Parayı küçümseyen zenginliğe ulaşamaz…
İngiliz çiftçiler:
“Artık bize yiyecek üretmeyi bırakıp kır çiçekleri yetiştirmemiz için para veriliyor. Bu delilik.''
-Buna kimler imza attı, tahmin edin: Keir Starmer ve Bill Gates
- 2050’ye kadar çiftlik hayvanlarında yüzde 100 azalma, yani sıfır hayvancılık.”
- Gıdayı kontrol ettiğinizde, insanları kontrol edersiniz..''
Türkiye’de Erbakan’ı gercilikle ve Osmanlı’yı tekrar ayağa kaldırmaya çalışmakla suçlayan aynı medya, Libya’da Kaddafi ile yaptığı görüşmede muhatabının Osmanlı’yı eleştirmesi karşısında sessiz kaldığı için yerden yere vurmaya başladı bu kez Erbakan’ı. Amaç ne Osmanlıcı, ne Atatürkçü, ne de bunların karşıtı olmaktı aslında o sürecin mimarları için. Bu kişiler tamamen ideolojisiz bir şekilde işleyen sömürü düzenlerine içeride ve dışarıda alternatif üretmeye çalışan Erbakan’ın kellesini almak istediler, bunu da “Atatürk ilke ve inkılaplarının savunusu”, “çağdaşlık”, “ilericilik”, “laiklik” gibi paketlerle koydular insanların önüne. O günlerde henüz çocuktum ancak özeleştirimi yapmak durumundayım, ben de o dolmayı yiyenlerdendim ne yazık ki. Gözümün açılmasını en çok Yalçın Küçük’e borçluyum, Türkiye’de İsrail’e karşı en büyük ve en aksiyoner siyasi damarın 28 Şubat’tan sonra ne kadar pasif ve acınası bir hal aldığını gözlemleyen herkes hak veriyordur eminim bugün Yalçın hocaya. 2/2
Üzerinden 30 yıl geçti, 28 Şubat’ı Yalçın Küçük kadar iyi analiz eden biri hâlâ yok. Kendine has, telaşlı bir konuşma şekli olduğu için bazıları önyargı besledi, o perdenin arkasında da anlattığı çoğu doğru gözden kaçtı. Vatandaşa ana akım medyada Atatürkçülük nutukları atılmasının aksine, aslında şu kısacık videoda da bahsettiği üzere 3 ana kolonu vardı 28 Şubat’ın. Bunlardan birincisi ‘Havuz Sistemi’ adı verilen ekonomi modeli, ikincisi yurt dışında çok ucuz fiyata satılan 2. el otomobillerin ithali ve üçüncüsü(belki de en önemlisi) Ortadoğu’daki İsrail karşıtı blokla (sloganik değil)fiili iş birliği.
‘Havuz Sistemi’nin Erbakan’ın o dönemki ekonomi danışmanı şu şekilde izah etmişti birkaç yıl önce;
“Devlet her yıl Ocak ayında bütçe hazırlıyor ve ülke sathındaki tüm kurumlara bütçeden aldıkları payı peşin(ya da 2-3 taksitte) gönderiyordu. Ocak ayının sonu gediğinde hazinede neredeyse para kalmıyor ve ihtiyaç halinde devlet bu parayı özel bankalardan gecelik astronomik faizle(oranı hatırlamıyorum) kredi kullanarak buluyordu. Havuz Sistemi denilen modelle Köy Hizmetleri’nin, DSİ’nin ya da bakanlıkların kasasında aylarca atıl olarak yatan para bir fon altında toplandı Erbakan döneminde ve ihtiyaçlar bu fonla karşılandı, özel bankalardan kredi kullanılmadığı için de faiz giderinden çok büyük tasarruf sağlandı. Cumhuriyet tarihinde en yüksek birkaç memur zammından biri o yıl yapıldı ve kaynak olarak özel bankalara ödenmediği için tasarruf edilen faiz gideri gösterildi. Aynı programın devamı ile ertesi yıl daha büyük tasarruf sağlanacağı ve bu paranın altyapı yatırımlarında kullanılacağı ilan edildi ancak ne yazık ki buna fırsat olmadı.”
Doğal olarak bu model faiz gelirleri bıçak gibi kesilen bankalarda çok sert tepkiye sebep oldu, 28 Şubat ateşini en çok harlayan medya kuruluşlarına bakarsanız patronlarının aynı zamanda banka sahipleri olduğunu görürsünüz ve bunun bir tesadüf olduğunu düşünmek fazlaca saf olmayı gerektirir.
Sadece bundan ibaret de değil tabi ki, Türkiye’de ‘montajı’ yapılan ve vatandaşlara ithal otomobil fiyatına satılan teneke araçların sömürü çarkına da çomak sokulmak istendi o dönem. Yalçın Küçük’ün videoda bahsettiği “Almanya’dan ithal 2. el araçlar” onlardı işte, bugün hâlâ sosyal medyada paylaşılan, Avrupa’daki ‘bedavadan biraz pahalı’ satılan 2. otomobillerin Türkiye’ye ithali özel bankalardan sonra bir başka hortumu kesecekti o dönem. Nitekim 28 Şubat’ın ateşini harlayan medya patronları aynı zamanda Türkiye’deki otomobil montajı yapan ve bunları vatandaşa hak ettiğinin çok üzerinde fiyatla satan kartelin başındaki kişilerdi, dertleri de aslında ne laiklik, ne Atatürkçülük; sadece kesilmek üzere olan hortumlarıydı.
Üçüncü ana sebep olan, Erbakan’ın Ortadoğu’daki İsrail karşıtı blokla iş birliği politikasını 28 Şubat’ın 29. yıl dönümünde İran-ABD savaşı başlayınca çok daha iyi anlamıştır eminim herkes. Erbakan’ın kendisi Sünni İslamcı kanatta olmasına rağmen o bloka can vermek için Şii İran ve Kaddafi’nin laik Libya’sıyla iş birliğine girişmesi, İsrail’e karşı kurulmak istenen direnişin başarıya ulaşması için hiçbir şerh düşmediğinin göstergesiydi. Bu yüzden de 28 Şubat’ı tetikleyen belki en önemli olay Sincan’da İran büyükelçisinin katılımıyla düzenlenen Kudüs Gecesi’nde atılan slogan ve tekbirler oldu, sahnede Kudüs’ün kurtuluşunun canlandırıldığı sırada tekbir getirmeyi bir terör unsuru olarak yayınlayan medya bu görüntüleri “Atatürk’ün Türkiye’si nereye gidiyor!” diyerek servis ederken çoğu kişi anlamadı ne yazık ki altta yatan asıl saikin ne olduğunu. 1/2
Türk şirketleri olmasa ongo bongo hayatı sürecek, Türkiye/NATO olmasa düzenli şekilde birbirini kesecek Balkan halkları bile her fırsatta Türk nefreti saçıyor. Batılılar gibi üstenci role de giremediklerinden sinsi bir Türkofobi güdüyorlar.
Warren Buffet şöyle demiş:
“Fazladan bütçe açığını beş dakikada bitirebilirim. Tek yapmanız gereken,
GSYİH’nın %3’ünden fazla bir açık oluştuğunda, o dönemde görevde olan tüm Kongre üyelerinin yeniden seçime giremeyeceğini yasalaştırmak.”
1971 yılının Temmuz ayında McDonald’s’ta çalışan bir çocuğun sahip olduğu satın alma gücüne sahip olmak için ayda 10.000 dolar kazanmanız gerekiyor.
Matematiksel hesaplamalara göre dünyada durum şu an o kadar kötü.
🚨Milton Friedman:
“Tek bir şeye odaklanın: Devletin ne kadar harcama yaptığına. Çünkü asıl vergi budur.”
“Bunu açık vergilerle ödemiyorsanız, dolaylı olarak enflasyonla ya da borçlanmayla ödüyorsunuz.”
Dunya üzerinde demografisi çökmeyecek tek gelişmiş ülke: İsrail! 🇮🇱
Kendileri patır patır çocuk yaparken, diğer ülkelerin kadınlarını feminizmle çocuktan soğutuyor, erkek nefreti pompalıyor, erkekleri pornoyla uyutuyor, OnlyFans ve daha neler neler...
Gerçekler acıdır, uyanın!
@ArielBurakKapln Dayı sen ne anlatıyorsun ya? Hangi imparatorluk toprağı elinde kaldı ki 1919'a kadar? 500 sene hükmettiğin anavatan dediğin balkanları bile daha 1912'de kaybetmişsin. Türk'e düşmanlık edersen yıkılırsın tabi...
Bunlar Mit'in yakaladığı Mossad ajanları. Bugün bunları idam etsen, iki nesil sonra "Hocalar asıldı, İslam kahramanıydı, şehitti, gizli gizli Kur'an okurlardı, İslam yıkılmasın diye isyan ettiler" diyecek bir kesim olacak...