Bugün Türkiye’nin üçüncü büyük kentinin Belediye Başkanı’nın ana muhalefet saflarından iktidar saflarına geçişi, “bireysel tercih”le açıklanamaz. Cemil Tugay, Cemil Tugay olduğu için değil, CHP adayı olduğu için seçildi.
Ortalıkta pop star, şişirilmiş çok siyasetçi var. Ama Tugay onlardan değil, ne yapılsa ve ne yapsa star olamaz. Aldığı oylarda kişisel katkısı eksidir!
CHP’nin aday belirleme kriterlerini tartışmıyorum. Kendi tercihleri.
CHP’nin her kafadan bir ses çıkan parti kültürünü tartışmıyorum. Kendi tercihleri.
CHP’nin programsız-ilkesiz, kişilere dayanan siyaset tarzını tartışmıyorum kendi tercihleri.
Biz zaten A’dan Z’ye bütün düzen partilerine egemen olan bu siyaset kültürünü eleştiriyor, karşımıza alıyoruz.
Ancak bir yurttaş olarak, hem de İzmirli bir yurttaş olarak, Cemil Tugay’ın, yaşamım boyunca oy vermediğim CHP’ye oy verenlerin iradesini ayaklar altına almasını protesto etmek zorundayım.
Bu hamle türlü gerekçelerle ya da bundan sonra yaşanacaklarla meşrulaştırılmamalıdır. Bugüne kadar İzmirlilere zarardan başka bir şey vermeyen Cemil Tugay bundan sonra yerel yönetim harikaları yaratsa dahi meşrulaştırılmamalıdır.
Yurttaşlarımızın yeterince ses çıkarmadığı her kirlilik ve çürüme, bu toplumun genlerine işlemeye başlıyor.
“Belediye başkanı ya da milletvekili, seçildiği partiden ayrılıyorsa o makamı bırakmalıdır” demiştik yıllar önce. Tersi istikamette transferler oluyordu zamanında ve “bu kirliliktir” diyorduk. Şimdi iktidar partisi, kimsenin yarışamayacağı bir düzeye çıkardı bu tuhaflığı.
Halkımız nerede frene basarsa iyidir.
İzmir’i çok sevdiğini söyleyen Cemil Tugay’ı İzmir istifaya mecbur bırakmalıdır.
25 temmuz 1950'de demokrat parti kore'ye asker gönderme kararı aldı, anayasaya göre tbmm'ye sunulması gereken karar sunulmadı, chp karara karşı değildi ama bunun tbmm'ye sunulmamasına karşıydı, kore'de bine yakın asker öldü, karşılığında türkiye nato üyesi yapıldı.
İmbat Madencilik'te 5 işçinin katledildiği göçük hakkındaki soruşturmada, gözaltında bulunan 9 işletme yöneticisi de tutuklanmıştır.
Yetmez! Denetleyen ve sorumlu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı da istifa etmeli ve yargılanmalıdır!
Hazar Ergüçlü içinden geldiği maden işçiliği evrenini anlatmış. Samimice.
Yaşar ne Yaşar ne yaşamaz.. bu evrenin hakikati!
Her türlü zorlukla mücadele ederek onurlu bir yaşam bütün dertleri!
Bu dert değiştirecek zorba düzeni!
Yaşar için kavgayı seçin!
Foncular bu korna seslerini iyi dinlesin.
Uluslararası tekellere ve holdinglere peşkeş çektiğiniz ülke tarımının hesabını fena soracaklar sizden Bafra’dan Konya’ya!
Önce cenazelerimizi yiğit maden işçilerimize yakışır biçimde ailelerimizin gelenek ve göreneklerine göre defnedeceğiz.
Sonra bu katliamda sorumluluğu olan herkesten her kurumdan hesap sorulması için her türlü mücadelenin içinde olacağız!
Başımız sağolsun!
İyi ki doğdun #sevgisoysal
(Sevgi Soysal Mamak’ta tutukluyken...)
Bugün ayın 13’ü. Mamak’ta, 13 Temmuz’da nikâhlanmıştık. Bir yıl oldu demek, bunları düşünerek volta atıyorum güneşin altında.
Kâzime kolumu çekiyor.
“Bak, aşağı yoldan Mümtaz geçiyor.”
Gerçekten, o kimselerin geçmediği, geçmenin yasak olduğu toprak yolda yürüyen Mümtaz’ın sanki, herhangi biryerde, rasgele yürüyormuş gibi bir havası var. O kadar gündelik bir tavır içinde.
Tutukevinde değilmişim de, balkondan bakıyormuşum gibi, o da aşağıda sokaktan geçiyormuş gibi.
Ama öyle değil. Ne ben balkondayım, ne de aşağısı sokak, geçilmesi kesinlikle yasak olan bir bölge.
Şaşkınlık ve sevinçle izliyorum Mümtaz’ın geçişini.
Şöyle bir bizim tarafa bakıp geçiyor. Kimse durdurmuyor onu, öylesine doğal geçişi, öylesine rasgele bir şey yapar gibi.
Bundan âlâ evlenme yıldönümü armağanı olur mu bana? O sevinçle giriyorum içeri.
Az sonra polis odasından çağırıyorlar.
“Avukatınız geldi.”
Gelen Doğan Tanyer. Tutuklulanan can yoldaşı. Doğan’ı görünce daha da artıyor sevincim.
Doğan’ın yüzü gülmüyor, hüzünlü hüzünlü bakıyor bana. Mavi gözleri dolu dolu, sıcaktan kurumuş bir demet çiçek bırakıyor masaya.
“Bunları Mümtaz gönderdi,” diyor.
“Teşekkürler.”
Bu koşullardaki bir evlilik yıldönümünden, daha fazla ne
beklenir? Mutluluğum artıyor. Doğan’a, Mümtaz’ın geçişini söylemiyorum, ne de olsa polislerden astsubaya dinleyicilerimiz kulak kesilmiş.
“Bugün evlilik yıldönümünüzmüş,” diyor Doğan, nedenini anlayamadığım hüznüyle.
“Evet.”
“Bugün Yargıtay’da müdafaan vardı. Hakkındaki hüküm kesinleşti. Tam da evlilik yıldönümünde...”
O an anlıyorum Doğan’ın hüznünü. Doğan avukatım olarak hakkımdaki kararı, o gün bozdurmayı ummuş bize bir yıldönümü armağanı olarak.
O sıralar böylesi umudun boşluğunu bile bile.
Ama Yargıtay kararı hiç ırgalamıyor beni, bugünlük sevinç payımı aldım.
Sadece, Doğan’ın üzüntüsü azalttı sevincimi. Yine de böyle dostla olmakla yetinilebilir bugünlerde.
Doğan gidiyor. Koğuşa gidiyorum, kızlar elimdeki çiçeklere bakıyorlar.
“Evlilik yıldönümümüz,” diyorum.
Mümtaz’ın geçişi, çiçekler. Koğuşta gırgır çıktı, içerde yıl dönümü kutluyoruz.
“Nikâhlanmasaydık daha mı iyiydi ne?” diyorum. “Mamak’ta kıyılan nikâhtan adama hayır mı gelir?” “Zaten bizim nikâh geçersiz sayılır, zor altında kıyıldığına göre...”
Yıldönümü şerefine gizli çay yapıyoruz. Koğuşta çay pişirmenin yolunu bulduk. Hela aralığında gizli gizli çay demliyoruz.
Koğuşun konusu, Mümtaz’ın geçişi. Fark ettiler mi?
Fark etmişlerdir.
Sevgi Soysal
Bütün Eserleri (Beş)
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
İletişim, 6. Baskı, Sayfa 202-203
Bertolt Brecht, “Öldürmenin pek çok yolu vardır: Karnına bıçak saplamak, ekmeğini elinden almak, hastalığını iyileştirmemek, kötü koşullarda yaşatmak, ölesiye çalıştırmak, intihara sürüklemek, savaşa yollamak vs. Ülkemizde bunların sadece bazısı yasaktır”
Can Atalay, Hatay'ın seçilmiş milletvekilidir. Halkın iradesiyle Ankara'ya yollanmıştır. Olması gereken yer Silivri Hapishanesi değil Türkiye Büyük Millet Meclisi'dir.
Nazilerden kaçarak Türkiye'ye gelen Ticaret Hukuku hocası Ernst Hirch, daha sonra yayımlanan anılarında anlatır. Kendisini bilirkişi olarak belirtiyorlar. O da diyor ki "Bu hocalara suçlu demek kalbin solda değil, sağda olduğunu söylemekle aynı şeydir"
Açıklamaya genel merkez yönetiminden sadece Birleşik Metal İş sendikası imza attı.
İmza atmayanlar 👇
Dev Sağlık
Genel İş
Tekstil
Lastik iş
Dev Maden Sen
Bunlar DİSK'in genel merkezini belirleyen sendikalar.
Gökay Çakır ve Başaran Aksu derhal serbest bırakılsın!
DİSK'e bağlı 16 sendikaya ortak çağrılarından dolayı teşekkür ederiz. Yaşasın sınıf dayanışması!
İmzacı
Bank-Sen
Basın-İş
Birleşik Metal-İş
BTO-SEN
Cam Keramik-İş
Dev Yapı-İş
Dev Turizm İş
Enerji-Sen
Gıda-İş
Güvenlik-Sen
İletişim-İş
Limter-İş
Nakliyat-İş
Sine-Sen
Sosyal-İş
Tümka-İş'e dayanışmaları için tekrar teşekkür ederiz.