A Muslim woman in Switzerland was fined 109 euros for wearing a burqa; she appealed, citing "Islamophobia," and her fine was increased to 1,085 euros. Do you agree with the penalty?
Dün Ermenistan'da seçim günüydü. Son derece sakin, güler yüzlü, teknik açıdan kusursuz bir seçimdi. Oy verenlerde ortaklık/kardeşlik/işbirliği duygusu ve gururu belirgindi. Hayran oldum.
2013'ten beri ilk kez bir seçime katıldım. 2002 ve 2007'de AKP'ye oy vermiştim. Sonrakilerde Kürt partilerine verdim. Her seferinde beyhudelik ve çaresizlik duygusuyla verdim. Burada ilk kez sevinç duydum.
Ermenistan'da yaklaşık on senedir, özellikle 2022'den beri müthiş bir kalkınma, zenginleşme, modernleşme yaşanıyor. Doğal olarak bu durum Paşinyan'a yaradı. Karabetyan Mart ayında kampanyaya bomba gibi başladı. Devamını getiremedi. Belki Rusya yol vermedi. Kaybedeceği belliydi. Yine de %23 başarıdır.
Paşinyan'ın AB-ABD ve Türkiye'ye dümen kırma politikasının uzun vadede felaketle sonuçlanması ihtimalini yüksek görüyorum. Fakat başka bir gerçekçi seçenek yok. Rusya bütün müttefiklerini terk etmiş veya terk etmeye hazır görünüyor. Para batıda. (Son yıllardaki kalkınmanın ana motoru batıdan borçlanma ve yatırımlar.) Askeri açıdan ülke Türk-Azeri ittifakına karşı çaresiz. Mecburen boyun eğecek.
Hayırlı olur inşallah.
Yemekleri, dansları, kelimeleri kimse kimseden çalmadı. İnsanların kafası sadece kendi ömürlerini algılıyor. Bugünkü bayraklara, sınırlara bakıp hep böyleydi sanıyor. 100 yıllık sınırları ebedi ve ezeli sanıyor. Yunanlar 3000+ yıl önce Anadolu'ya yerleşti. Türkler de 1071'de yerleşti. İki topluluk çok uzun süre aynı topraklarda yaşadı ve aynı coğrafyalarda kültürler benzer. O zamanlar Yunan vatandaşlığı, Türk vatandaşlığı diye şeyler yoktu. Bugünkü kafayla, özellikle milliyetçi kafayla bu alışverişleri anlamak imkansız. Milliyet çok yeni bir kavram. Neyse bin kere anlattık burada Yunan nedir, Türk nedir, Yunan kültürü ve Türk kültürü arasında neden benzerlikler var vesaire. Kısaca her iki milletin kültürel hafızası ve arka planı Helen Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti'nden çok daha eski. Bu devletler bu kültür yanında yeni yetme kalır, daha dün kuruldular.
Merhum Ramazan el-Buti’yi Türkiye’nin konjonktürel isimleriyle kıyaslamak, en hafif tabiriyle bir metodoloji hatasıdır. Buti; sadece bir 'din görevlisi' değil, Fıkhu’s Siyre ile siyer ilmine usul getiren, Kübra’l Yakiniyyat ile modern kelamın sınırlarını çizen rasih bir alimdir.
Merhumu zalim Esed rejimi üzerinden okurken, 'satın alınmışlık' gibi sığ iddialar yerine, klasik İslam siyaset düşüncesindeki 'kaos ve fitne endişesi' doktrinini nasıl yorumladığına bakmak gerekir. Buti, devletin çöküşünün maliyetini, zulmün maliyetinden daha ağır gören bir geleneğin son temsilcilerindendi.
Sadece bir kitabını, örneğin Fıkhu’s Siyre'yi veya kalbi derinliğini yansıtan Hizmet ve İbadet eserlerini okumuş olsaydınız; onun bir rejim memuru değil, ömrünü ilme adamış bir mütefekkir olduğunu, şehadetinin de bu ilmi duruşun bir bedeli olduğunu fark ederdiniz. İlim namusu, bu kadar ağır bir hükmü vermeden önce o külliyatla tanışmayı gerektirir
@yenisafakwriter En az azerbaycan-israil stratejik işbirliği kadar alçakça, ve en az bu stratejik işbirliğine ses edemeyen müslüman türkler kadar haysiyetsizce…
Orijinal metin Alparslan için sarih bir şekilde "o sultan, ton Person i Kourton vasileus" (Perslerin ve Kürtlerin kralı) diyor. Yazan adam Malazgirt muharebesi sırasında Bizans sarayının en etkili kişisi, Romanos Diogenes'in tahta geçişinde baş rolü oynamış. Yani cahil biri değil.
Selçukluya "Pers" demesi zamanın siyasi anlayışıyla ilgili ayrı bir mesele. "Kürtler" ise belli ki Silvan-Diyarbekir Mervanileri ve/veya müttefikleri.
TTK'nın yaptığı iş rezil bir sahtekarlık.
Kürtlere de kendi halkına da kan kusturan iki rejim , Irak- Suriye Baası, Amerikan müdahalesiyle yıkıldı, yerine kurulan iki düzen Amerikalılar’ın eseri.
Askeri manada Kürtler’in bu yıkıma katkıları sıfır!
Kürtler Esat’ın ve Saddam’ın yıkılmasına sevindiler, kendilerini yıkım sonrasına hazırladılar ama Kürt askeri birlikleri ne Bağdat’a ne Şam’a askeri müdahale için yollara düşmediler.
Türkiye genel olarak bu değişimleri kendi Kürt meselesi üzerinden okudu, alışkın olduğu statükonun değişiminden korktu ve nasıl ki, cumhuriyetin kuruluşundan başlayarak bölünme korkusuna Türk halkını ortak etti ve bu nasıl ki, hala deva bulmamış bir bölünme paranoyasına yol açtıysa, Ortadoğu’da küresel çaptaki değişimi okurken, bu paranoya ve korkularla hareket etmekten kaçınamadı.
Körfez savaşlarından bu yana yaşanan süreçlerde ‘ harici Türkiye’ de faaliyet gösteren Kürt örgüt ve statü sahiplerinin kendi haklarını savunmaktan başka Türkiye dahil, hiç bir halka en ufak bir kötülüğü dokunmadı.
PKK meselesi ve tarihi farklı bir okumayı hakediyor elbette.
Bugün kabaca söyleyecek olursak Öcalan’ın Türkiyeci bir çizgiyi savunmaya başlaması ve içinde bulunduğumuz çözüm süreci ve en önemlisi de Ortadoğu’da devlet dışı silahlı örgütlerin tasfiye aşamasında olmaları nedeniyle, süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, Kürtler adına yeniden silahlı savaş stratejileri uygulamak, silahlı örgütler kurmak aklı başında kimsenin benimseyebileceği bir şey olmaz.
Buna rağmen bilhassa medyada, statüko değişiminin sebep olduğu korkular ve kadim Kürt anasını görmesin paranoyası medyamıza hakim.
Ve bu medyada Kürtler söz söyleme hakkına sahip değil. Programların katılımcılarına bakıyorsunuz bir Kürt siyasetçi ya da aydını göremiyorsunuz.
Gıyabında infaz ve linç edilen bir halk gerçekliği var!
İnsanların Kürdüm demekten korktuğu dönemde Bekaa’ya gidip Öcalan’ın sofrasına kurulan ve tuttuğu futbol takımından, özlem duyduğu Ankara Sakarya meyhanelerine, Tansu Çiller’den Demirel’e, Demirel’den Özal’a ilişkin görüşlerini soran ve alan gazetecilere ne oldu?
Niye İran’da kara gücü olarak kullanılacak denilen Kürt örgütlerinin liderleriyle yüzyüze görüşmek ve iddialarla ilgili görüş almak kimsenin aklına gelmiyor?
Arka bahçemizdeki Kürtler’in ne düşündüğünü merak etmeyenler, Kürtler’in kara ordusuyla İran’a saldıracağı haberini yayıyor, 1639- Kasr-ı Şirin anlamasından bu yana bütün hakları elinden alınmış, dili kültürü inkar edilmiş bir halkı emperyalistlerin Mezopotamya ve Arabistan’daki tek müttefiki bir halk olarak ilan ediyor, ırkçı nefretin daha da kökleşmesi için ellerinden geleni yapıyorlar.
Adil bir durum mu bu?
Ortadoğu’da her millet. hükümranlık haklarına sahip, Kürtler hariç!
Ve hükümranlık haklarını özgürce kullananlar, Kürtler’in en temel hakları kullanma taleplerini bile, kendileriyle Kürtler arasındaki eşitsizlik üzerine inşa edilmiş hükümranlık haklarını yok edeceğine inanıyor!
Tarih bildiğini okuyor Ortadoğu’da ve bunun önüne ne İttihatçılık ne Kemalizm geçti.
Bazen Sünni bazen Şii tonlarda yaşanan Arap Nasyonalizmi de geçemedi, Acem Nasyonalizmi de geçemeyecek.
Bütün bu muazzam değişime Türkiye’nin her bakımdan hazırlıklı olması gerektiği bir tarihi süreçte, ‘Sıra Türkiye’ye geliyor’ demenin akılla izanla izah edilecek bir yanı yok.
Dünyanın en büyük Kürt şehrine sahip bir ülkenin inkar ve red politikalarının belirlediği bir düşünsel zeminin dışına çıkamaması gerçekten çok üzücü.
Ünlü tarihçilerimiz Ortadoğu’da statükonun devamında Putin’in pek de işe yaramadığını düşünüyor ve Sovyetler Birliğinin dağılmasına ağıt yakıyor!
Yakında Sovyetler Briliğini dağıtıp, Berlin Duvarını yıkanın aslında Kürtler olduğuna dair “belgeler” yayınlasa birileri hiç şaşırmayacağız.
Neticede, son Kürt isyanının lideri ve günümüzün kurucu önderinin yegane kurtuluş çaresi olarak görüldüğü aşamaların, yarım asra uzanan tarihi bilmeye dair bir aydınlanma yaşayabilseydi Türkiye, bu kadar alavere dalavereye hiç gerek kalmazdı.
BREASTMILK
She thought she was studying milk.
What she uncovered was a conversation.
In 2008, evolutionary anthropologist Katie Hinde was working in a primate research lab in California, analyzing breast milk from rhesus macaque mothers. She had hundreds of samples and thousands of data points. Everything looked ordinary—until one pattern refused to go away.
Mothers raising sons produced milk richer in fat and protein.
Mothers raising daughters produced a larger volume with different nutrient balances.
It was consistent. Repeatable. And deeply uncomfortable for the scientific consensus.
Colleagues suggested error. Noise. Statistical coincidence.
But Katie trusted the data.
And the data pointed to a radical idea.
Milk is not just nutrition.
It is information.
For decades, biology treated breast milk as simple fuel. Calories in. Growth out. But if milk were only calories, why would it change depending on the sex of the baby?
Katie kept digging.
Across more than 250 mothers and over 700 sampling events, the story grew more complex. Younger, first-time mothers produced milk with fewer calories but significantly higher levels of cortisol—the stress hormone.
The babies who drank it grew faster.
They were also more alert, more cautious, more anxious.
Milk wasn’t just building bodies.
It was shaping behavior.
Then came the discovery that changed everything.
When a baby nurses, microscopic amounts of saliva flow back into the breast. That saliva carries biological signals about the infant’s immune system. If the baby is getting sick, the mother’s body detects it.
Within hours, the milk changes.
White blood cells surge.
Macrophages multiply.
Targeted antibodies appear.
When the baby recovers, the milk returns to baseline.
This was not coincidence.
It was call and response.
A biological dialogue refined over millions of years. Invisible—until someone thought to listen.
As Katie reviewed existing research, she noticed something unsettling. There were twice as many scientific studies on erectile dysfunction as on breast milk composition.
The first food every human consumes.
The substance that shaped our species.
Largely ignored.
So she did something bold.
She launched a blog with a deliberately provocative name: Mammals Suck Milk.
It exploded. Over a million readers in its first year. Parents. Doctors. Scientists. People asking questions research had skipped.
The discoveries kept coming.
Milk changes by time of day.
Foremilk differs from hindmilk.
Human milk contains over 200 oligosaccharides babies can’t digest—because they exist to feed beneficial gut bacteria.
Every mother’s milk is biologically unique.
In 2017, Katie brought this work to a TED stage. In 2020, it reached a global audience through Netflix’s Babies. Today, at Arizona State University’s Comparative Lactation Lab, she continues reshaping how medicine understands infant development, neonatal care, formula design, and public health.
The implications are staggering.
Milk has been evolving for more than 200 million years—longer than dinosaurs walked the Earth. What we once dismissed as simple nourishment is one of the most sophisticated communication systems biology has ever produced.
Katie Hinde didn’t just study milk.
She revealed that nourishment is intelligence.
A living, responsive system shaping who we become before we ever speak.
All because one scientist refused to accept that half the story was “measurement error.”
Sometimes the biggest revolutions begin by listening to what everyone else ignores.
Enver İbrahim 75 yaşında Malezya başbakanı oldu...
Hapiste ve muhalefette geçen 20 yıllık mücadelenin ardından Enver İbrahim, bugün yemin ederek göreve başlayacak ve meclisteki farklı partilerden oluşan bir ulusal birlik hükümetine liderlik edecek. https://t.co/k6U9gRIhsT
Pence was asked his reaction to Trump’s J6 tweet that he “didn’t have the courage” to do what had to be done: “It angered me. It doesn’t take courage to break the law. The president’s words were reckless. It was clear he decided to be part of the problem.”