“Tarih kaynakların paylaşım savaşıdır.”Sayın Ümit Uysal’ın bu konuşmasını izleyin lütfen, değer transferini somut verilerle anlatmış, masal anlatmamış. Atatürk’e ve Cumhuriyetine bu açıdan bakınca her şey anlaşılıyor…
Efendimiz ﷺ şöyle buyurdu:
“Kim günah yoluyla bir mal kazanır da onunla akrabalık bağını gözetir, sadaka verir veya Allah yolunda harcarsa; bunların hepsi bir araya getirilir ve kendisiyle birlikte cehenneme atılır.”
Oraya gitme demedim mi sana, seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?
Bir gün kızsan bana, alsan başını, yüz bin yıllık yere gitsen, dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?
Hz. Pir Mevlâna (k.s)
Ebu Zeyd radıyallâhu anh dedi:
“Dört konuda yanıldım.
Zannettim ki önce ben Allah’ı seviyorum.
Oysa öncesinde O beni sevmiş:
“O onları sever, onlar da O’nu severler.”
(Mâide Sûresi 5/54.ayet meali)
Zannettim ki ben O’ndan razıyım.
Sonra fark ettim, evvelinde O benden razı olmuş:
“Allah onlardan razı oldu, onlar da O’ndan razı oldular.”
(Beyyine Sûresi 98/8.ayet meali)
Zannettim ki ben O’nu zikrediyorum.
Bir de baktım, O beni zikrediyor:
“Allah’ın zikri en büyüktür!”
(Ankebut 29/45.)
Ve zannettim ki ben tövbe ediyorum.
Meğer O bana tövbeyi lütfetmiş.
“Sonra onları tövbeye muvaffak kıldı da tövbe ettiler.”
(Tevbe 9/118.)
(Tefsîru’l-Kurtubî)
“Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.
İşte onlar gerçekten yoldan çıkmışlardır.”
(Haşr Sûresi 59/19.ayet meali)
(UNUTMA ise kulda başlıyor.)
Ebû Hureyre (r.a) buyurdu ki;
"Kıyamet günü kul, Allah Teâla'nın huzuruna getirilir. Cenab-ı Hak ona, "Benim için Veli bir kulumu sevdin mi? Seni onun hatırına bağışlayayım..." diye sorar...
İşte bu nedenle salih zatları seviniz onların desteklerini alınız. Zira kıyamet günü devlet onlarındır...
İmam Şa'râni (rh.a)
(Şa'râni, Tenbîhü'l-Muğterrîn)
Kavgayı Bitirme Usulü
Rahmet Peygamberimiz [sallallahu aleyhi ve sellem] bir gün ashabına:
“Size cennetlik kadınların kimler olduğunu haber vereyim mi?” buyurdu.
Ashap:
“Buyurun, haber verin yâ Resûlallah.” dediler.
Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi ve sellem], bu saadeti hak eden kadınları şöyle tanıttı:
“Onlar kocalarını çok severler, onlara çocuk verirler. Bir kızgınlık anında veya kendisine kötü davranıldığında ya da kocası ona kızdığında, elini kocasının elinin üzerine koyar ve ona:
‘İşte elim elinde; sen benden razı olmadıkça uyku uyumayacağım.’ der.”
Böyle bir kadın karşısında eriyip yumuşamayacak ve kusurun biraz da kendisinde olduğunu söylemeyecek erkek çok azdır. Kocasına karşı tevazu gösterip sabırla bu formülü uygulayan kadının dünyası da ahireti de cennet olur. Böyle özür dileyen bir kadının özrünü kabul etmeyen ve ona hâlâ sert davranan erkeğin de hesabını Allah Teâlâ görür.
Sultan Şeyh Seyyid Muhammed Saki el-Hüseynî k.s.
Aile Saadeti, s. 41
Elimizde gerçek mehter notaları II.Mahmud ile birlikte yakılarak ortadan kaldırıldığı için şu anki mehter diye dinlediklerimizin Enver Paşa’nın emriyle bestelenmiş olduğunu biliyoruz.
Fakat bu kayıt 1688 Belgrad kuşatmasında düşman askerlerinden biri tarafından savaş dönüşü torunlarına aktarması ile elimize ulaşıyor (notalar)
Öncelikle notaların ciddi anlamda “Mindfuck” olduğunu söyleyebilirim.
Ciddi anlamda psikoloji bozan notalara sahip. Savaş alanında yüzlerce kişilik mehteran takımının davul zurnalar ile bunu çaldığında düşmana ne denli bir psikolojik baskı kurduğunu hayal edebilirsiniz.
Siyer'den Bunu Biliyor Muydun? -12. zincir-
1— Hz. Cafer, Habeşistan’da onun oğlu ile Neccaşi'nin oğlu aynı günde doğmuştur. Hz. Cafer'in eşi Esma, Neccaşi'nin oğlunu emzirmiştir. Böylece ilerde kral olan bu çocuk ile Hz. Cafer'in oğlu ve dahi Medine ahalsiyle olan kuvvetli ilişkileri mükemmel bir ivme kazanacaktır.
2— Resûlullah s.a.v, Medine’ye geldiği zaman bir ara bir nüfus sayımına gittiğini Buhâri kanalıyla öğreniyoruz; 1.500 kişiden meydana gelen islâm nüfusunun yanında Yahudi, Hristiyan, müşrik ve cümle şehir halkının 10.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Bu önemli bir detaydır. İlk yıl için bunu söylüyoruz. Sonra şehirde nüfus patlaması yaşanıyor.
3— Medine'de Mescid-i Nebevi ilk camidir. Nüfusun yükselişi, islâmın ilerlemesi, her hanenin bilinçlenmesinden sonra her mahallede cami yapma emri geliyor. Daha Resûlullah s.a.v hayatta iken 9 caminin inşaasına şahit oluyoruz. Maalesef siyer kitapları bu ender malumata pek yer vermezler. Camiler, İslam'da bir mektep görevi icra ettiği için bu strateji izlenmiştir.
4— Medine Yahudileri Arapça konuşur, ibranice yazardı. Yazı ve mektup eğitimi için İbranice öğrenmeyen Ensar çocukları cahil sayılırdı. Onları bilerek buna mecbur bırakmışlar. "Beytu'l-Midras" adlı eğitim fakülteleri özel bir yere sahipti. Resûlullah a.s, Medine’ye geldiği gibi buna karşın Suffa fakültesini kurmuştur. Zamanla eğitim kurumlarını dokuza çıkararak erkek-kız herkesi eğitime çekmiştir.
5— Medine'de ilk islâm yasası Hz. Enes'in evinde yapılmıştır. Bu sebeple ilk islâm meclisi onun hanesidir. Üstelik bu kerelerce tekrar etmiştir. 3 kez kaydı kaynaklarda net verilir. Bu anayasa 52 madeden oluşup Kofüçyüs ve Aristo'nun "Atina Anayasası" risalelerini ikiye katlar. Üstelik Anisto'nun devlete yansıması olmamıştır. Bu sebeple Medine anayasası, yeryüzünde ilk ve en muntazam yazılı anayasa özelliğine sahiptir.
6— Hicretin 6. Yılına kadar Arap uluslararası ticaretin bendini elinde tutan Kureyşlilerdi. Neccaşi'nin islâmı ve Mekke fethiyle bu islâm'ın eline geçmiştir. Bu sebeple 9. Yılda fevc fevc islâm'a koşmuşlar. Güçlü olanın sesi daha gürdür stratejisini bir kez daha gördük. İşte bu da bir Nebî a.s vizyonerliğinden gelir.
7— Ka'b ibn Eşraf'ı öldüren Muhammed ibn Selem ile Ka'b süt kardeştirler. Muhammed ibn Mesleme'nin bunu yapması, ehli küfrü hizaya çekmiştir. Bu da hedeflenen bir amaçtı. Zaten ondan sonra hicv/hakaret dalgası durmuştur. Çünkü kardeş, kafir kardeşe bunu yapıyorsa, bunun bir affı olmayacağı mesajını taşıyordu.
8— Mus'ab ibn Umeyr, Abdar kabilesinden olup, atadan gelen sancaktarlığı yapması büyük bir anlam taşırdı; islâm'a geçen hiç kimseden hakları alınmayacaktır. Bilakis daha zirvelere taşınacaktır. Böylece Abdar ailesi İslam'a bakışları kısmen müspet kazanmıştır. Halka gereken mesaj da verilmiştir. Önemli olan, Mus'ab'ın alalade tercih edilmediğidir. Babadan oğula geçme [oligarşi] adeti bilinen bir durumdur. Ehil olmayana vermek zül ve zulümdür.
9— Bedir'de 950 müşriğe karşı 3 bin meleğin inmesi ne demekti? Allah c.c, Hz. Peygamber a.s'ma istersek hepsini kılıçtan geçiririz ve sema ehli gibi bir neferin arkasında olduğu mesajını veriyordu. Bunu hikmet ehli alimler de der. Bunu hep merak ederdim.
10— Resûlullah s.a.v Bahreyn/Umman, Irak, Suriye, Filistin, Yemen gibi yerlere sıklıkla ticaret niyetiyle yolculuk yaptığı bilinir. Arzı ve uzaktan gelen insanlarla diyalog kurması, onların lehçesi ile karşılık vermesi bundan kaynaklanır. Davetçi, yerinde kalarak halka dokunamaz mesajı çıkarılmalıdır.
Bu medyada en çok bizim Peygamberimiz anlatılmalı, paylaşılmalıdır. Yayalım ki her yer Nebi a.s koksun. İbrahim Kaya kardeşinize dua edin. Ben de duacıyım biiznillah.
ABDESTSİZ DOLAŞMAMAK
İsviçreli bilim adamı Robert Kenzi Müslümanlığını ilan etti
İslamı seçmesindeki sebep:
Termal bir kamera ile abdest alan Müslümanları çevreleyen Nurani hare'yi gördükten sonra, Muslümanların yeryüzünde yaşayıp hareket eden en temiz en hijyenik(taharetli)
Kişiler olduğunu tespit etti*
63 yaşındaki bilim adamı termal(ısı ve ışın belirleyen)
Kamerasıyla
Abdestli Müslümanların vücudundan yayılan,onu çevreleyen ısıyı ve ışını tespit için çekim yapıyordu.
Bu hareler yedi kattan oluşmaktaydı
İlk önce kırmızı hare
Kırmızı hare sürekli insanı çevrelerse insanda güven hissini ve huzuru temin ediyordu
Buna delil olarak
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin:
"Kul abdest aldığında günahları iki gözünün arasından çıkar,ikikulağının arasından çıkar,iki elinin arasından çıkar,iki ayağının arasından çıkar abdestten sonra oturduğunda
Bağışlanmış olarak oturur
Bağışlanmış demek yani güvendedir anlamına gelir
Robert kenzi bu araştırmasını avrupada 50 bin kişi üzerinde uygulamıştır
50 bin kişide bu ışın ve sıcaklığı ölçmüş(ayrıca bu ışınlar hastalığı teşhiste kullanılan bir metodtur)
Bu hareyi göremediği bölgelerde hastalık olduğunu belirlemekteydi
50 bin kişide bazı bölgelerde görülmeyen harelerin belkide normal olduğuna kanaat getirmişken kendisine nijeryadan önemli bir işadamı hastalığı yüzünden müracaat edince kanısı değişti
Bu kişinin vücudunda ışın hareleri eşit orandaydı
Kendisiyle sohbet etmek icin tercüman ararken cok iyi ingilizce konuştuğunu farketti
Adam kendisinde abdest aldıktan sonra harelerin tam görülüp gorülmediğini sorduğunda evet cevabını aldı
Ve şöyle dedi :Ben abdest almadan hareket etmem çünkü abdest Müminin kalkanı gibidir"dedi
Bunun üzerine bilim adamı bu termal kamerada kendisini tespit etmek istedi
Abdestin düzenini bilmeksizin oylesine gördüklerini uyguladı ışın hareleri tam eşit değildi
Müslüman birisinden kendisine İslami usüle göre abdest almayı öğretmesini istedi
Ve harelerin tamamını düzenli olarak tespit etti
Bunu bir çok kiside 37 kez tekrarladı
Hareleri eksiksiz hepsinde tespit etti
Üstelik bu kişiler Müslüman değillerdi
Robert kenzi bu araştırmasindan sonra Müslüman oldu 67 yaşında Kur'anı Kerim'i ezberledi
Ve bu cihazına "İmanı ölçen cihaz"adını verdi
Hastalarına bundan sonra sakinlestirici olarak İslami usülde abdesti reçete verdi
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Benim Ümmetim kiyamet gününde el ve ayaklarının(abdest uzuvları)
Nurundan tanınır kim bunun kendisinde bulunmasını isterse ona devam etsin"
Abdestin etkisi vücudu nurani hareler şeklinde çevreler
Sizleri Müslüman olarak yarattığı için Rabbinize ne kadar şükretseniz az'dır
Bir başka mucizede 14 asır sonra keşfedilmiş SubhanAllah
Resulullaha Salavat(Allahumme Salli ve Sellim ve Barik âla nebiyyina Muhammed)
Muhteşem bir bilgi:
İnsan vücudu bir depo gibidir neşe acı ve hüzün hepsi birarada bulunmaktadır
Göz bir kusursuz bir kamera gibidir her gördüğünü kaydeder faydalı veya zararlı herşeyi kaydeder .
yaşadığı olumsuzluklar uykusunda kabus gibi şeyler gosterir insana
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere uykudan önce bolca İstiğfarda bulunmamızı emretmiştir
Bunun ilmi araştırması sonucunda :
İstiğfar sırasında dil üst dişlerin ardına değdiğinde
Hipofiz bezine değer
Hipofiz bezi başın üst bölümünde yer alır
Görevi hücreleri kötü düşüncelerden,vesveseden,kahredici duygulardan,evhamdan(endişe) arındırır
Olumlu duygulara sevkeder,vücudu oksidanlardan temizler tüm bedene oksijene doyurur
SubhanAllah
İblis Allah (Azze ve Celle'ye)
"Senin izzeti ve Celaline yemin ederimki kullarını saptıracağım"
Allahu Teâla'da:
İzzetim ve Celâlime yemin olsunki
Onlar istiğfar ettikçe bende onları bağışlayacağım"buyurur
Çokça İstiğfarda bulununuz
(Allahım bu tebliğimi bana, anne ve babama,bunu okuyan ve paylaşan,insanlara fayda sağlayacak ilme yönlendiren
kardeşlerime sadaka_i cariye (ardı kesilmeyen ,devam ettikçe fayda sağlayacak amel) eyle
Amin
Resûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:
"Mü’min ve imanın misali şuna benzer; Mümin ve imanı halkalı demir kazığa örüklenmiş/bağlanmış bir küheylan/at gibidir.
At, gezer-dolaşır, otlar sonra bağlı olduğu yere döner.
Mü’min de iyilik yapar-günah işler, şaşar-yanılır ama sonunda imanına döner.
O halde yemeğinizi iyilere yediriniz, iyiliklerinizi ve güzelliklerinizi mü’minlere yöneltiniz!”
(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 18/86)
Hasan-ı Basrî rahimehullah dedi:
"Allah bir kula, kendi zikrini ilham etmekten daha büyük bir şey vermemiştir. Eğer ona azap etmek isteseydi, zikrini ona ilham etmez (onu zikrinden mahrum bırakırdı)."
(İbnü’l-Cevzî, Sifatu’s-Safve, 2/221)
BİR SALAVATIN KARŞILIĞI
(Delailül Hayrat kitabının mukaddimesinde şöyle nakleder)
Resulüllah s.a.v. Efendimiz şöyle buyurdular:
“Bana salâvat okuyan her kulun salâvatı, ağzından çıkar çıkmaz yola koyulur. Ne deniz bırakır ne de kara; ne şark kalır nede garb... Her yana ağılır ve şöyle der:
‘Ben, falan oğlu falan kimsenin salâvatıyım. Benimle seçkin yaratılmışların hayırlısı Muhammet s.a.v. üzerine salâvat okudu.’
Her şey ,canlı cansız, karada ve denizde ne varsa; Onun üzerine salâvat getirir. O kulun okuduğu salâvattan bir kuş yaratılır; o kuşun bin kanadı vardır, bu kanatlarının her birinde yetmiş bin tüy vardır.. Her tüyünde yetmiş bin yüzü vardır. Her yüzün yetmiş bin ağzı vardır. Her ağzın da yetmiş bin dili vardır. Bu dillerin her biri yetmiş bin lügatte konuşur... Allah-ü Teâlâ’yı öylece tesbih eder. Bütün bu okunan tesbihlerin sevabını Allah-ü Teâlâ o salâvatı okuyan kulun sevap hanesine yazar.”
İktidarın Etki Ajan Yasası ile Emekli Generalleri TV'lerde susturmak istemesinin sebebi belli oldu!
E. Korgeneral İsmail Hakkı Pekin, Türkiye'nin asıl sorununu canlı yayında açıkladı:
"Türkiye'de bir derin devlet vardır
ama bu Amerikan derin devletinin uzantılarıdır.
Millî bir derin devlet yoktur.
Derin millet vardır.
Türkiye'nin millî bir derin devleti olsaydı, 1970-1980 arasındaki olayları,
12 Eylül'ü ve diğer müdahaleleri ve
15 Temmuz'u yaşamazdık"
Habertürk'teki "Türkiye'nin Nabzı" programında Didem Arslan Yılmaz'ın sorularını cevaplandıran Pekin'in değerlendirmelerinden bazıları şöyle:
"Türkiye'de silâhlı kuvvetler veya askerî öğrenciler içinden seçilen gençlere Seferberlik Tetkik Kurulu ve sonra da Özel Harp Dairesi'nde görev verilirdi.
Bunların kim olduğunu sadece
MİT bilirdi. MİT ise zaten CIA ile Ankara'da aynı binada altlı üstlü çalışırdı. Maaşlarını ABD verirdi.
Bu kadrolar içinden devşirilen insanları sonra ABD ve İngiliz istihbaratı Türkiye aleyhine kullandı.
Muammer Aksoy, Uğur Mumcu,
Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu gibi kamuoyunu uyarmaya çalışan değerlerin ortadan kaldırılmasında bu yapının rolü vardır.
Türkiye 12 Eylül'e bu kadrolar tarafından sürüklenmiştir.
Fetullah Gülen, Mehmet gibi isimler 1959'da bu yapı içinde görevlendirildi.
Görevleri, Yeşil Kuşak projesi çerçevesinde komünizmle mücadele faaliyetleriydi.
12 Eylül'den sonra yakalanan
Fetullah Gülen'in serbest bırakılması için Genelkurmay Başkanı aradı ve serbest bırakıldı.
Bu tür insanların bir kısmı CIA tarafından devşirildi ve şimdi FETÖ dediğimiz istihbarat örgütü kuruldu."
***
Biz devletin ele geçirilmiş olduğunu
son 20 yıldır defalarca gündeme getirdik ama gerçekleri komplo teorisi diye gösteren gazeteciler de bu
yapının elemanıydı...
Devletin omurgası ele geçirilmişse, siyasi yapı bu işin dışında tutulabilir miydi? Siyaset de ele geçirilmiş olduğu için Türkiye 1952'den beri savrulmaktadır.
Biz bu konuyu yakın tarihte şöyle yansıtmıştık:
FETÖ'nün darbe girişimi ile ilgili değerlendirmelerin hiçbiri meselenin esasına girmiyor.
Bir defa 1960 darbesinden itibaren Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde ağını kurmuş bir örgütten, Cumhurbaşkanlarının, Başbakanların, Genelkurmay Başkanlarının ve MİT Müsteşarlarının haberdar olmaması mümkün değildir❗️
Soru şudur: Devlet bunu neden yaptı❓
Bülent Ecevit, ilk başbakanlığı sırasında, "kontrgerilla"nın varlığından tesadüfen haberi olduğunu söylemişti.
Özel Harp Dairesi Başkanı Sabri Yirmibeşoğlu ise kendisine teminat vermiş, devletin siyasi partiler içinde de örgütlenme yaptığını, hatta çeşitli partilerden birçok milletvekilinin bu yapının üyesi olduğunu söylemişti.
Fetullah Gülen ve Müslüm Gündüz ise daha askerlik çağında iken 1960-61'de keşfedildiler.
İskenderun'da birlikte askerlik yaparken, eğitime alındılar.
Fetullah Gülen, askerlikten sonra da kendisi gibi bir "görevli" olan ve tahsili yeterli olmadığı halde Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı'na getirilen
Yaşar Tunagür'ün açtığı yolda ilerledi.
Türk Cumhuriyetleri'nde okullar açmak için ilgili ülkelerin devlet başkanlarına tavsiye mektuplarını Turgut Özal ve Süleyman Demirel yazdı.
Abdullah Gül de Dışişleri teşkilâtına cemaate yardımcı olmaları için talimat verdi.
Devleti yönetenler, bu işleri, kendi akıllarıyla yapmadı.
Devleti yönetenler, NATO'nun Gladio yapısı ile birlikte Türkiye'nin bütün istihbaratını avucunun içine almış olan ABD'nin taleplerini yerine getirdi!
Devlet, Abdullah Öcalan'ı nasıl kontrolden kaçırıp Türkiye'nin başına belâ ettiyse Fetullah Gülen'in de aynı şekilde bir bumerang gibi dönüp devleti vurmasına yol açtı!
***
Türkiye'nin, kuruluş ilkelerine sarılmaktan başka çaresi yoktur ama şimdiki yapılanma da FETÖ artıkları ve federasyonculardan oluşturuldu.
Bu da bir Amerikan-İngiliz ortak yapımıdır. Görevleri, Türk egemenliğini yıkmak ve Orta Doğu Birleşik Devletleri'ne zemin hazırlamaktır!
Çözüm milletin beynindedir,
başka yerde değil.