bu örnekteki gibi karılar; Arabaya bindiği an aslında benim için bitmişti ama arkadaşlarla güleriz diye devam ettim diyor. Hayır, o yüzden devam etmedin. İnsene arabadan? İnse evde kahvaltılık anca 3 zeytin vardır ve yeni date planlamak zamanı yok
8. yüzyıl. İngiltere'de Kral Offa altın bir para bastırıyor. Ama paranın üzerinde ne kendi sureti var ne bir haç — onun yerine Arapça, kûfî hatla "Lâ ilâhe illallah" yazıyor. Çünkü o çağda dünyanın geçer akçesi Müslümanların dinarıydı; ağırlığı, ayarı, güveni olan paraydı. Offa da kendi parasını ona benzetip o itibardan pay almak istedi. Yazıyı anlamadan harf harf kopyaladı; hatta kendi adını "OFFA REX" diye yanlışlıkla baş aşağı bastı.
Bu tek bir paranın hikâyesi değil. Yüzyıllar sonra Rönesans'ta Avrupalı ressamlar; tablolardaki halelerin, kaftan kenarlarının üzerine Arapça'yı andıran ama hiçbir anlamı olmayan yazılar işlediler — sözde kûfî (pseudo-kûfî). Yani kûfî hat ile resimlerini süslediler. Çünkü Endülüs'ten gördükleri o estetik, o hat, o incelik "havalı" olandı. Zevki, ölçüyü, kültürü belirleyen Müslümanlardı. Özenilen bizdik.
Şimdiyse o medeniyetin torunları, başkalarının hesaplarında çerez niyetine harcanıyor.
Kur'an diyor ki: başınıza gelen, kendi ellerinizle yaptıklarınızdandır. Ama aynı kitap şunu da söylüyor: bir topluluk kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onların halini değiştirmez.
Yani her şey bizim elimizde.
https://t.co/TNJnihqgCC
İslamsız Türklük projesinin yeni bir atağı...
Efsaneler, mitolojiler, şaman gösterileri ile yol alamayınca yazıya, kitaba ve İncil'e sığınmışlar.
İlk yazılı "Türk" kaynakları, "Türk" devleti Göktürkler, "Türk"ün tarihteki görünümü İslam sonrasındadır.
Türk ile İslam'ı ayrıştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar...
Oysa bu yapıştırma, sonradan ekleme, sentez, terkib değil ontolojik bir vakıadır; Türk İslam'dır.
İslam olmasın da isterse Hristiyanlık olsun, zihniyeti durmadan çalışıyor.
YALANCILARI TERK EDİN!
Osmanlıca;
Farsça (Aryan), Arapça (Semitik) ve Türkçe (Turan) gibi zıt kökenli dillerin mükemmel bir uyumla bir araya geldiği eşsiz bir "ASİL DİL"dir.
Fars'ların başlattığı uyum sürecini Osmanlı zekası daha öteye taşıyıp mükemmelleştirdi.
Redhouse 1884
Bunların 3 ü salt ağrı kesici değildir antienflamatuar-analjeziktir.Sadece Ağrı kesici olan parasetamol içeren parol dür.Her ağrı da diğerlerini içerseniz erken yaşta böreklerinize sorun çıkartır,midenizi kanatırsınız.Çok takipçili hesapların az da olsa sorumlu davranması gerekir
🚨 Telefon numaranızın kaç şirkette olduğunu biliyor musunuz? Bunu bilmeyenler için e-devletten nasıl bulunacağını ve istemediğiniz aramalar ve mesajlardan nasıl kurtulacağınızı adım adım anlattım:
E-devlete girin.
Arama kısmına “ticari” yazın.
Ticari Elektronik İleti Yönetim Sistemi seçeneğine tıklayın.
Numaranız sistemde kayıtlı değilse numaranızı tanımlayın.
Onayları Yönet butonuna tıklayın.
Burda kaç firmada numaranızın kayıtlı olduğunu ve verdiğiniz bütün izinleri görebilirsiniz.
Listedeki firmanın üstüne tıklayıp onay verdiğiniz sesli arama ya da mesajları ret seçeneği ile durdurabilirsiniz.
34 sesli aramaya, 43 kısa mesaj gönderilmesine izin vermişim.
Üniversite bu kadar önemli mi peki? Bir toplumun bütün çocuklarının üniversite hedefiyle büyütülmesi, bunun için hayattan tamamen yalıtılmış test mahzenlerine zincirlenmesi akıl işi mi? Bir ülkenin dengeli gelişmesi ve kalkınması için bu tek kanallı sistem mantıklı mı?
.
https://t.co/uZyzgjkGhx
Bu elinde ingiliz bayrağı kafasında ingiliz şapkası olan çocuklar Türk ..
Selamladıkları ise Edinburgh çükü Edward.
Evet evet yalnış duymadınız bu çocukların hepsi Türk .
Asıl adı Tarabya Anadolu Lisesi olan ama ısrarla adına Tarabya British School diyen , İran asıllı Mustafa Sandal'ın ve " apbi ben doğma büyüme samatyalıyım" diyen Cem Yılmaz'ın çocuklarının okuduğu lise .
Ama benim çocuğum İmam hatib'de okuduğu için vatan haini öyle mi ?
Oyuncu hanımı, rahmetli olmadan 3 gün önce maymun ısırmış. Otopsi sonuçları, ölüm sebebini ortaya çıkaracaktır.
Maalesef,
İnsanın enfeksiyon veya paraziter hastalıklarının %70'i hayvansal orijinlidir.
Sokaktaki başıboşların idrar, salya ve dışkıları, insan sağlığı için ciddi riskler taşır. Temas etmeyiniz.
Sayın @ilhankesici Kesici Üstadımıza yakıştıramadığım bir tahkiye.
U anlatı, tek parti döneminin başarısızlığını örtmek veya gerekçelendirmek için geliştirilmiş içi kof bir anlatı.
Şimdi de bu kof anlatıya karşı gerçekleri benden dinleyiniz.
1) Osmanlı Devleti memorandum ilan ettiğinde 240 milyar dolar iç ve dış borcu vardı.
Duyunu Umumiye idaresi kurulup borç ödeme görevi bu idareye devredilince, borçlar yeniden yapılandırıldı ve tam 100 milyar dolar ana para borç silindi.
%12’ye kadar olan faiz oranlarını da %4!e indirmiştir.
2) Duyunu Umumiye İdaresi Osmanlı’ya Hazine idaresi kurmayı, bütçelerle harcamayı, modern yöntemlerle vergi ihdas etmeyi ve tahsilini ve iç borçlanmayı öğretmiştir.
Etkili, verimli ve modern bürokratik yapılanmayı Osmanlılar duyunu umumiyeden öğrendi dense yeridir.
Duyunu umumiye Osmanlı Devletinin itibarını o kadar yükseltti ki, moratoryum borçlarını ödeyen Osmanlı Devletinin %3,5-%4 civarında faizle ilave borçlanmasını sağlamıştır.
3) Duyunu Umumiye İdaresi 1903 yılında borçları bir kez daha yapılandırdı ve 30 milyar dolar daha ana para borcu sildirdi.
4) Lozan barış anlaşmasında 165 milyar dolar olarak tespit edilen dış borçların 65 milyar doları işgal edilmiş ülkelere devredildi ve Cumhuriyet idaresi 100 milyar dolar dış borcu kabullenip imzalıyor.
5) Bu borçların ana parasından hiç geri yapılmadan 1929 yılında bütün dünyada bir ekonomik krizi yaşanıyor.
6) Borçlarımızın neredeyse tamamı Fransız Frankıdır ve Fransız Frankı %80 oranında devalüe oluyor.
Osmanlı’dan kalma tahviller nominal bedellerinin %10’u civarında bedellerle el değiştirmeye başlıyor.
7) Borçlarını ödeyemeyen Ankara, borçların yeniden yapılandırılması amacıyla alacaklılarla görüşmeler başlıyor.
Duyunu umumiyede yetişmiş bürokratlar alacaklılara kök söktürüyor ve borç ana parasını 8,6 milyar dolara düşürüyorlar.
Yani borçların %91’ini yani yaklaşık olarak 91 milyar dolar ana para borç siliniyor.
8) Tek parti dönemi yöneticileri yeni dış borç almamak konusunda takıntılı bir seviyede kararlıdırlar.
Borç almamayı ve borç bakiyesini de ödemeyi kafalarına koymuşlar.
Yine de bu 8,6 milyar doların taksitlerini ödeyemiyorlar.
Ve.
Fransızları, Türkiye’den sebze ve meyve almaya ikna ediyorlar.
9) Özet: 1854 yılında alınmaya başlanan dış borçların en az 220 milyar doları siliniyor.
Devam edelim:
10) Tek parti idaresi, dış borç almadığı için ülkeyi adeta bir kıtlık ortamına yönetiyor.
11) Cumhuriyetin ilk yıllarında kredi alınıp verimli alanlara yatırılmadığı için gelişmiş ülkelerle gelişmişlik farkı açığı artmıştır.
12) Verilere bakıldığında Osmanlı Devletinin dış borç almakla doğru yaptığı net bir şekilde anlaşılıyor..
13) 1770-1850 döneminde hükümet bütçeleri 2-4 milyar dolar seviyesindeyken; 1856’dan sonra hükümet bütçeleri 25-30 milyar dolara yükselmiştir.
Üstelik ülke sürekli toprak kaybı yani vergi tabanı kaybettiği halde.
14) Bu dönemde Devletin, devlet olma kapasitesi artmıştır. Bugünkü tarihi bina stokunun neredeyse tamamı 1850 ve sonrası döneme aittir.
15) Devletin devlet olma kapasitesi o kadar iyileşmiştir ki 1914-1917 döneminde tam üç yıl İngiltere, Fransa ve Rusya’ya karşı dişe diş bir savaş yürütebilmiştir.
Altı ayda bitmesi öngörülen savaşın 4. Yılının başına kadar Türk Ordusu tedarik ve iaşee konusunda bir sıkıntı yaşamamıştır.
16) Bu arada birinci dünya savaşında Almanya’nın 120 milyar dolar ve benim 62 milyar dolar olarak hesapladığım Alman Yardımları da Versay Anlaşmasıyla iptal edilmiştir.
Gecenin bu saatinde ve çalakalem bir cevap bu kadar olur; bilgiye dayalı tartışmak isteyen veya yazdıklarımı tashih etmek isteyen buyursun.
NOT: Yazıda geçen bir milyar dolar, bir milyon Osmanlı Lirası demektir.
Bir milyon Osmanlı Lirası 6.614 gram altın ediyor. Bir gramı 140 dolar varsayıldığında bir milyon Osmanlı Lirası 925 milyon dolara tekabül ediyor. Anlaşılırlığı artırmak için 925 milyon doları bir milyar dolar kabul ettim.