Enver Aysever:
Cemal Enginyurt gibi isimlere söylenecek çok büyük bir söz yoktur aslında.
Ben kendisiyle hayatımda bir kere hapisteyken karşılaştım.
Geldi avukat görüşündeyken önümden geçerken böyle neden güldüğünü anlamadığım bir şekilde "Seninle görüşlerimiz ayrı ama hooohoo geçmiş olsun falan filan" dedi. "Sen bana çok sallarsın falan" dedi.
Yani benim Cemal Enginyurt'u muhatap olarak kabul edebileceğim Cemal Enginyurt'la karşılaştığım bir yaşam sürmüş olmam zaten trajik.
Tamamen başka yerlerden meselelere bakıyoruz.
O daha çıkıp ne yapıyor?
İşte kurt gibi uluyor.
Bunu ben anlamıyorum mesela, yapabilir ama o işte kurt gibi uluyarak herhalde Türklük vurgusu yapıyor.
Sonra parti değiştiriyor, o partiden buna geliyor, Demokrat Parti'ye geliyor, oradan Cumhuriyet Halk Partisi'ne geliyor ve orada bir hak iddia ediyor.
İşte Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde de Kılıçdaroğlucu oluyor, sonra Özgür Özelci oluyor, Ekrem beyin yanında oluyor.
Mesela benim bunu kavrayabilmem mümkün değil.
Ekranlarda olmak, daha çok şöhret olmak falan bunu anlamıyorum.
En kolay siyaset "Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsiniz" diyen Demirel siyasetidir.
Hesabına baktım CHP belediyelerinde rüşvet olabilir, dikkatli bakmak lazım bile diyememişsin. Hayırdır bilmediğimiz 'devrimci rüşvet' teorisi falan mı var?
Veli kardeşim ben seni çok severim bilirsin. Senin şahsına laf etmekten haya ederim. Gözümde bu kadar değerlisin bizim 40 yılımız senin kolundan değerli değildir.
Ancak senin de beni anlaman lazım. Yıllarca dindarları sermayenin emrine girdiler diye eleştirip şimdi aynı şeyin bu tarafta olduğunu görünce sessiz kalırsam kendime ihanet etmiş olurum.
Benim aşağıda Cumhuriyet gazetesi haberinde yer aldığı şekliyle hiç kimseye hiç bir resmi bir demeç veya açıklamam olmamıştır, yoktur.
Benim resmi görüşüm, yine burada X hesabımdaki bir önceki paylaşımımdadır.
Gazete haberi Fatih Altaylı’ya verdiğim özel bir demeç gibi anlaşıldığı için, bu konuya da kısa bir açıklık getirmek isterim.
Fatih Bey beni dün veya evvelki gün telefonla aradı. Genel olarak siyaset ve CHP de olan bitenlerle ilgili olarak karşılıklı konuştuk.
Konuşma oldukça uzun ve genel bir konuşmadır. Konuşmanın içinde özel ailevi bahisler de geçmiştir.
Elbette konuşmanın tümü özel bir konuşmadır. Tanımı gereği “off the record” dur. Yani “yazılmamak üzere” yapılmış bir konuşmadır.
Fatih Bey’le olan hukukumuza nisbetle bu hususu ayrıca ve vurgulayarak söylemeyi de “zül addederim.”
Özetle, bu kadar uzun bir konuşmanın içinden, bağlamından koparılmış olarak yer verilen bölümler benim bir demecim veya açıklamam değildir.
CHP içinde olup bitene dair bir değerlendirme yapmam söz konusu olduğunda da bunu muhataplarına karşı ve doğrudan yaparım…
Kulis, spekülasyon ve benzeri halleri kendime yakıştırmam ve yapmam.
Resmi demeç ve açıklamam bir alttaki görüşüm ve açıklamamdır.
Dokunulmazlıkların kaldırılmasıyla Selahattin Demirtaş'ın mezalime uğramasının sorumlusu direkt RTE (Recep Tayyip Erdoğan)'dır.
Derhal serbest bırakılmalıdır.
Hata onun salıverilmesi hukuken amir hükümdür.
Gördüğüm doğruları ve yanlışları söylememi, yolsuzluğa ve rüşvete karşı kimden gelirse gelsin hassasiyet göstermemi sarayla aynı safa düşme olarak görenler fena yanılıyor.
İktidarı eleştiriyor, muhalefeti uyarıyoruz.
Tam tersi gitgide saraya benzemeyi, yani yolsuzluğa rüşvete bulaşmayı, trol orduları oluşturmayı tehlikeli bir gidiş olarak görüyorum
Rüşvetçiler, hırsızlar, zengin müteahhitler, havlucular denilenler ve yurtdışından yayın yapan 'fetöcü' denilen hesaplarla aynı safa düşmek nasıl sorun olmuyor anlayabilmiş değilim.
Herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağımıza yemin etmiştik .
Kimler yemine sadık kalıyor görelim.
AİHM; ülkemizde bazı ağırlaştırılmış müebbet cezaları bakımından şartlı tahliye imkânı bulunmamasını İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı kabul etmiştir.
Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’nin kararları doğrultusunda bir mevzuat oluşturulması için bu ayın sonuna kadar devletimize süre tanımıştır.
Bu çerçevede; verilen bu süre dolmadan AİHM kararlarında belirtilen ilkelerle uyumlu olarak, belirli suçlara ilişkin kategorik şartlı tahliye kısıtlamalarına dair hükümlerin ayrım gözetmeksizin kaldırılması ve bu yolla mahkumlara tanınacak ‘Umut hakkı’ konusunda hukuki gereklerin yerine getirilebilmesi amacıyla bir kanun çıkarılmasını teklif ediyorum.