Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen Alihan Kuriş Suç Örgütü soruşturması kapsamında, 13 Ağustos 2026 tarihli operasyonun ardından firari durumda bulunan Hilmi Tuna Kuriş'in yasa dışı yollarla yurt dışına kaçış hazırlığı içerisinde olduğu tespit edilmiş; şüpheli 21 Ağustos 2026 tarihinde Muğla’nın Marmaris ilçesine bağlı Bozburun Mahallesi’nde yakalanmıştır.
Şüphelinin Muğla’ya götürülmesinde kullanılan 34 SL 313 plakalı aracın, San Sistem Lojistik Bilişim İletişim ve Güvenlik Sistemleri Limited Şirketi adına tescilli olduğu ve 2030 yılına kadar eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’e tahsisli bulunduğu belirlenmiştir. Aracı kullanan kişinin ise şirketin tek sahibi ve müdürü olan Mehmet Özmen olduğu tespit edilmiştir.
2. İdris Naim Şahin’in kamuoyuna yansıyan açıklaması
İdris Naim Şahin, konuya ilişkin olarak Notbir’e yaptığı açıklamada; söz konusu aracı İstanbul seyahatlerinde kullanmak amacıyla San Sistem Lojistik Bilişim İletişim ve Güvenlik Sistemleri Limited Şirketinden 5 yıllığına kiraladığını, aracın kendisi tarafından kullanılmadığı dönemlerde sözleşme gereğince otoparkta tutulması gerektiğini ifade etmiştir.
Bu açıklamayla aracın firari şüphelilerin kaçışında kullanılmasının, İdris Naim Şahin’in bilgisi ve iradesi dışında gerçekleşen sözleşmeye aykırı bir kullanım olduğu yönünde bir çerçeve oluşturulmuştur. Ancak soruşturma kapsamında ortaya çıkan kayıt ve bağlantılar, söz konusu açıklamanın çok sayıda kritik hususu yanıtsız bıraktığını göstermektedir.
3. Araç kiralama ilişkisine dair soru işaretleri
a) Araç şirket adına kayıtlıdır
34 SL 313 plakalı araç, doğrudan San Sistem Lojistik Bilişim İletişim ve Güvenlik Sistemleri Limited Şirketi adına tescillidir. Dolayısıyla aracın kaçış organizasyonunda kullanılması, şirketten habersiz üçüncü bir kişinin münferit eylemi olarak değil, şirket sahibinin bizzat sürücü koltuğunda bulunduğu bir kullanım olarak değerlendirilmektedir.
b) Şirketin faaliyet alanında araç kiralama bulunmamaktadır
Ticaret sicili kayıtlarına göre şirketin faaliyet alanının ağırlıklı olarak yazılım, donanım, bilişim, iletişim ve güvenlik sistemleri olduğu; şirketin olağan faaliyet konuları arasında profesyonel araç kiralama hizmetinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, şirket tarafından İdris Naim Şahin’e yapıldığı belirtilen uzun süreli araç kiralama işleminin şirketin olağan ticari faaliyetiyle ne ölçüde bağdaştığı araştırılmaktadır.
c) Sözleşme bedeli ticari hayatın olağan akışıyla uyumlu görünmemektedir
17 Aralık 2025 tarihli araç kiralama sözleşmesinde 1.000 TL tutarında bir bedel yer aldığı belirtilmektedir. Aracın niteliği, kiralama süresi ve piyasa koşulları dikkate alındığında bu bedelin aylık, yıllık veya toplam bedel olmadığı, sözleşmenin gerçek bir ticari kiralama ilişkisinden ziyade uzun süreli tahsis işlemini belgelendirmek amacıyla düzenlendiği değerlendirilmektedir.
d) Aracı şirket sahibi bizzat kullanmıştır
Şirketin günümüzdeki tek sahibi ve müdürü olan Mehmet Özmen’in, firari şüphelilerin yakalandığı sırada aracın şoförü olduğu belirlenmiştir. Bu durum, aracın şirket sahibinin bilgisi dışında otoparktan alınarak amacı dışında kullanıldığı ihtimalini önemli ölçüde zayıflatmaktadır.
e) Eski bir İçişleri Bakanının, FETÖ/PDY üyeliği dahil çok sayıda adli olay kaydı bulunan kişinin şirketinden araç kiralaması ayrıca soru işareti oluşturmaktadır
İdris Naim Şahin’in geçmişte İçişleri Bakanlığı görevinde bulunmuş olması dikkate alındığında, aracı 5 yıllığına kiraladığı şirketin tek sahibi ve müdürü Mehmet Özmen’in adli geçmişi de ayrıca önem taşımaktadır.
Mehmet Özmen hakkında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüte üye olma, resmî belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, yağma ve güveni kötüye kullanma dahil çok sayıda suçtan adli olay kaydının bulunduğu belirlenmiştir.
@TOPRAK_2_ O zaman ; 1996 yılı işbankası Genel kurulunda
Türk Dil Kurumu ISKUR hisse senedi gelirlerinin ,usule uygun olmayan şekilde
“1933 senesinin 250.000 tl si ile “ sınırlandırıldığını biliyorsunuzdur o zaman.
Sn @abakingurlek biliyor musunuz sizde ?
Yazınızı keyifle okudum. Ancak şu sorumun cevabını yazarsanız sevinirim. Bizim devlet olabilmemiz ülkenin ya krallık yada imparatorluk ile yönetilmesi lazım. Aksi hâlde devleti kim kalıcı olarak yönetecek. O halde biz bu konjonktürde neyiz?
Bu belge kısıtlamayı usulüne uygun yaptık diyor eskişehir li hemşerim benim, sen asıl kurucu hisse sahiplerinin feragatı alınmadoğını gösterir bir belge bulsan bu daha sağlam kanıt olur
Merak etmeyin o iş REİS te çok iyi bir yerden yakaladı chp istediği ülkenin ANAYASA MAHKEMESİNE gitsin ATATÜRK mirası diye yırtınsın nafile, ha bonusuda büyük ihtimal ile bankanın sahibi çalışanlar değil DEVLET olacak.Bu belge ÇÖP belgedir.
@_Devletci_ Kesinlik kadını susturmak için yaptılar cumhurbaşkanımıza hareket etmedi tam tersi bedduasını alırsal iflah olmayız dedi devlet bey Tamar hanıma destek olmamız lazım Fetö takti böyle yapıyorlar bu gizli fötöcü deyip linç ediyorlar lütfen bu sefer bu hataya düşmeyelim
Yayınlarınızda Atatürk’ün vasiyetine ve İş Bankası hisselerine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor, bu vasiyetin korunmasının önemine dikkat çekiyorsunuz. Kamuoyunun doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi adına sizlere önemli bir araştırma çağrısında bulunmak istiyorum.
Acaba bir gazete ve televizyon kuruluşu olarak, 1991 yılından bugüne kadar Atatürk’ün vasiyetine konu gelirlerin Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na gerçekten Atatürk’ün vasiyetine uygun şekilde tam olarak mı, yoksa yıllardır kısıtlı ve eksik olarak mı ödendiğini araştırıp, ulaştığınız sonuçları kamuoyuyla paylaşmayı düşünür müsünüz?
Çünkü tartışılması gereken temel mesele, yalnızca İş Bankası hisselerinin geleceği değil; Atatürk’ün vasiyetinin fiilen yerine getirilip getirilmediğidir.
İddialara göre, 1991 yılından bu yana Atatürk’ün vasiyetine konu gelirler Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na vasiyet hükümlerine uygun şekilde tam olarak ödenmemekte; kısıtlı ve eksik ödeme uygulanmaktadır. Bu iddia doğruysa, üzerinde durulması gereken asıl husus, Atatürk’ün iradesinin uygulanıp uygulanmadığıdır.
Kamuoyunun merak ettiği soru şudur:
Atatürk’ün vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olanların (vasiyeti tenfiz görevi bulunanlar ile vasiyet hükümlerinin uygulanmasını sağlamakla sorumlu olanların), Atatürk’ün açık vasiyet iradesine uygun hareket edip etmedikleri hiç araştırıldı mı?
Eğer gerçekten Atatürk’ün vasiyet gelirleri uzun yıllardır eksik veya kısıtlı ödeniyorsa, bu durum yalnızca mali bir tartışma değil; aynı zamanda vasiyet hukukunun, miras hukukunun ve hukukun üstünlüğü ilkesinin de tartışılması gereken bir konudur.
Bu nedenle, konunun bütün yönleriyle araştırılması; ilgili belgelerin, mahkeme dosyalarının ve resmî kayıtların incelenerek kamuoyunun aydınlatılması, gazeteciliğin en temel görevlerinden biridir.
Gazetecilik göreviniz kapsamında, elinizde bulunan veya tarafınıza sunulacak bu belgeyi; Anayasa’nın 134. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun vasiyetin yerine getirilmesine ilişkin 550-556. maddeleri ve Atatürk’ün vasiyeti çerçevesinde bağımsız bir hukukçuya inceletmeyi ve bu hukuki değerlendirmeyi kamuoyuyla paylaşmayı düşünür müsünüz?
Söz konusu belgede, Türkiye İş Bankası’nın Atatürk’e ait kurucu intifa senetlerine kâr payı yönünden sınırlama uygulandığı ve buna bağlı olarak Türk Dil Kurumu ile Türk Tarih Kurumu’na vasiyete konu gelirlerin sınırlı şekilde ödendiğinin beyan edildiği görülmektedir.
Bu belgenin hukuki sonuçlarının; Atatürk’ün vasiyeti, Anayasa’nın 134. maddesi ve Türk Medeni Kanunu’nun vasiyetin yerine getirilmesine ilişkin hükümleri bakımından ne ifade ettiğinin, bağımsız hukukçular tarafından değerlendirilmesi kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kamuoyunun da cevap beklediği soru şudur:
Bu belge, Atatürk’ün vasiyetinin uygulanması bakımından hangi hukuki sonuçları doğurmaktadır? Bu nedenle, belgenin uzman hukukçular tarafından değerlendirilerek sonuçlarının kamuoyuna açıklanması, gazeteciliğin araştırma ve denetim işlevinin önemli bir gereğidir.
Sayın Fikri Sağlar,
Yazınızda İş Bankası hisselerinin Atatürk’ün vasiyeti bakımından tarihî ve hukukî bir emanet niteliği taşıdığını, bu nedenle vasiyetin korunmasının önemini vurguluyorsunuz. Bu tespit, ilke olarak katılınabilecek bir değerlendirmedir.
Ancak aynı hassasiyetin, Atatürk’ün vasiyetinin uygulanması konusunda da gösterilmesi gerekir.
Atatürk’ün vasiyetine sahip çıkmaktan söz edilirken, uzun yıllardır vasiyet gelirlerinin Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na Atatürk’ün iradesine uygun şekilde tam olarak ödenmediğine ilişkin iddialar ve bu konuda açılmış davalar görmezden gelinmemelidir. Bu tartışmaların merkezinde yer alan husus, Atatürk’ün vasiyetinin uygulanmasına ilişkin hukukî uyuşmazlıklardır.
Bu çerçevede, Atatürk’ün vasiyetinin yerine getirilmesini gözetmekle yükümlü olduğu ileri sürülen CHP’nin, vasiyetin eksiksiz uygulanması konusunda yeterli girişimde bulunmadığı ve açılan davalarda vasiyetin tam olarak uygulanmasını savunmak yerine zamanaşımı gibi usul itirazlarına dayandığı yönündeki eleştiriler de kamuoyunda ciddi şekilde tartışılmaktadır. Bu iddiaların hukuk önünde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Yazınızda dile getirdiğiniz ilkelerde samimiyseniz, size ulaştıracağım bilgi ve belgeleri herhangi bir ayıklama veya değişiklik yapmadan kamuoyuyla paylaşabilir ve bunlara ilişkin değerlendirmenizi de açıklayabilir misiniz? Farklı görüşlerin ve somut belgelerin birlikte tartışılması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine katkı sağlayacaktır.
Öte yandan, olası bir kayyum tartışması da hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Böyle bir tedbir, keyfî bir uygulama olarak değil; eğer gerçekten 35 yılı aşkın süredir Atatürk’ün vasiyet gelirlerinin vasiyet hükümlerine, Anayasa’nın 134 ve 35. maddelerine ve Anayasa Mahkemesi’nin 1963 tarihli kararında ortaya konulan ilkelere aykırı şekilde eksik veya kısıtlı ödendiği yargısal olarak tespit edilirse, bu hukuka aykırılıkların ve doğduğu ileri sürülen kamu zararının giderilmesi amacıyla hukuk düzeninin öngördüğü mekanizmalar kapsamında değerlendirilebilir.
Kanaatimce asıl üzerinde durulması gereken husus; Atatürk’ün vasiyetinin eksiksiz uygulanmasının sağlanmasıdır. Eğer yıllar önce açılan davalarda usul itirazları yerine vasiyet hükümlerinin tam olarak yerine getirilmesi yönünde bir yaklaşım benimsenmiş olsaydı, bugün bu tartışmaların önemli bir kısmı muhtemelen hiç yaşanmayacaktı.
Sonuç olarak mesele, kurumlar veya kişiler üzerinden yürütülen bir siyasi tartışma değil; Atatürk’ün iradesine, hukukun üstünlüğüne ve vasiyet hükümlerinin eksiksiz uygulanmasına ilişkin bir hukuk devleti meselesidir.
İş Bankasındaki CHP kontenjanı sonlandırılmalı
"Hindistanlı Müslümanların yardımlarıyla kurulmuş olan bankanın faizli işlemlerden çektirilmesi ve bir katılım bankasına dönüştürülmesi en uygun olandır."
Şahzade Demir | Gaziantep Milletvekilimiz
@memetsimsek@HMBakanligi Sayın Şimşek yurtdışından para dileneceğinize İşbankası’ndan 34 yıldır tahsil edilmeyen ISKUR kurucu hisselerin temettüsünü tahsil etsenize orada 2 milyar dolarınız yatıyor. Yönetim kurulunun 91 yılında aldığı kısıtlama kararı Yok Hükmündedir. Oraya baksan anlarsın
Atatürk’ün vasiyeti, Anayasa’nın 134. maddesi ve Anayasa Mahkemesi’nin 11.10.1963 tarihli kararıyla özel koruma altındadır. Buna rağmen, kamuoyunda uzun yıllardır Atatürk’ün İş Bankası’ndaki kurucu intifa senetleri ile diğer vasiyet kapsamındaki paylarından doğan gelirlerin, vasiyet alacaklısı kurumlar olan Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na eksik veya kısıtlı ödendiği yönünde ciddi iddialar bulunmaktadır.
Bu iddiaların tüm yönleriyle araştırılması; vasiyet gelirlerinin hangi esaslara göre hesaplandığının, tam ve eksiksiz ödenip ödenmediğinin şeffaf biçimde ortaya konulması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.
Atatürk’ün iradesi, vasiyeti ve milletimize bıraktığı emanetler hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde korunmalı; vasiyet hükümleri eksiksiz olarak yerine getirilmelidir.
@mehmetadin 35 yıldır munzam sandığını Türk tarih ve Türk Dil kurumlarını ve diğer iskur senedi sahibi hissedarları dolandırıyor metin ersin Adnan triosu . Götlerini sıkışınca da Atatürkü öne sürüp Atatürkün vasiyetini çiğniyorlar hiçbir yolsuzluk sonsuza kadar sürmez. Kayıp 20 milyar usd