Biz sizi eylem alanımıza el konulduğunda bizim için yediğiniz dayakla tanıdık biz sizi fabrikamıza gündelikçi işçi sokmamak için mücadele ettiğimizde birlikte ters kelepçeyle gözaltına alındığımızda tanıdık suat başkan'ın bel fıtığından iki büklüm halde sandalye ile bizim önümüzde barikatları aşarken tanıdık biz sendikadan önce sizi tanıdık samimiyetinizi dürüstlüğünüzü insanlığınızı tanıdık bizim için aç ve uykusuz kaldığınız günlere şahit olduk aldınız karar ne olursun olsun her daim yanınızdayız çünkü siz bize sınıf bilincini öğrettiniz mücadele etmeyi savaşmayı ogrettiniz...
BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEYECEK! Eskişehir’deki Eti fabrikasında İbrahim Ören, muhalif işçilerin işten çıkarılmasında patronla yaptığı işbirliği haberleri üzerine dün yaptığı basın açıklamasında bizden de bahsetmiş. Basın açıklamasında Eti’deki işçilerin anlaşmalı şekilde çıktığını söylüyorlar ama güneş balçıkla sıvanmıyor, Eskişehir’deki bir yerel basının haberinin altında işçiler gerekli cevabı vermiş, nasıl çıkarıldıklarını anlatmış. (Merak eden şuradan bakabilir: https://t.co/X24B5mM1cX)
Biz de şunu ekleyelim: İbrahim Ören diyor ki, bugünün ekonomik koşullarında her fabrikada bu tür işten çıkarmalar oluyor. Bu sözleri biz patronlardan duymaya alışığız ama kendine sendikacı diyenlerin bu şekilde patron ağzıyla konuşmasını kabul etmiyoruz.
Eker için de “birkaç tane arkadaşımız” diyor direnen işçilere. 362 gündür işçiler direniyor, dile kolay neredeyse bir yıl, ama daha kaç kişi var onu bile bilmiyor belli ki.
Kemal Köse de kulağına fısıldıyor “Polonez” diye. Evet Polonez! 146 işçinin onurlu mücadelesinin adı. Biz orada yağmur çamur yağsa da kış kıyamet kopsa da direndik, mücadele ettik, ters kelepçeyle gözaltına alındık, gaz yedik, aç kaldık, yürümediğimiz yol kalmadı. Ama herkes biliyor ki, Kemal Köse’nin direniş alanımıza her gelişi direnişi bitirmemizi sağlamak içindi. Biz sendikamız bayrağını bir an olsun düşürmedik, sendikamız da bize onlara rağmen sahip çıktı. Direnişi o kadar ay devam ettirebilmemizi sağlayan şeylerden biri sendikamızın bize direniş boyunca her ay sağladığı maddi destekti. Biz o desteği alacağımızdan habersiz direnişe başladık, olmasa da direnirdik. Ama direniş boyunca Kemal Köse defalarca, direnişimizin bittiği gün de son kez fabrikanın önünde “ananızın ak sütü gibi helal” dedi ama o paraların bizden kesilmesi için en önde uğraştı.
Bu sendikanın 45 bin üyesine, örgütlenmeyi bekleyen gıda işçilerine, tüm işçi sınıfına borcumuz olduğunu düşünerek bu açıklamayı bir görev biliyoruz.
15 Haziran’da direnişimiz boyunca eylem için gittiğimiz İstanbul’a bu sefer gezmek için, öğrenmek için, hep birlikte hoşça vakit geçirmek için geldik.
Gezimize İstinye’de, bugün yerinde bir market olan Kavel fabrikasından başladık. 1963’te Koç’a ait Kavel fabrikasındaki fiili grevleri ile, grev hakkını grev yaparak söke söke alan Kavel işçilerinin mücadelesini konuştuk.
İstinye’den Eminönü’ne Boğaz hattı vapurunda çaylarımızı yudumlar simitlerimizi, kendi yaptığımız keklerimizi yerken sadece Boğaz’ın güzelliklerini değil, patronların bizden çaldıkları ile sahip oldukları yalıları, sarayları ve onların tarihini konuştuk.
Dolmabahçe’den geçerken ABD’nin 6. Filosunu denize döken Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını andık.
Eminönü’nde Galata Köprüsünün başında 15-16 Haziran işçi ayaklanmasını konuştuk. Ayrı gayrı demeden birleşen işçilerin nasıl meclisten geçen yasaları yırtıp attığını, 15 Haziran’da planlı bir eylem olarak başlayan mücadelenin 16 Haziran’da nasıl devrimi olmayan bir ayaklanmaya dönüştüğünü anladık.
Direnişimiz için geldiğimiz Valiliğin önünde hem kendi mücadelemizi andık hem de Hürriyet devriminden Denizlerin yaptığı yürüyüşlere mücadeleleri konuştuk.
Ayasofya, Sultanahmet, Süleymaniye camiilerini ziyaret ettik. Şeyh Bedreddin’in mezarında durduk, biz işçilerin mücadelesinin çok eskilere gittiğini, yoksulların, kölelerin her dönemde zulme karşı baş kaldırdığını öğrendik.
Beyazıt Meydanı’nda şehit öğrenci Turan Emeksiz’i andık, İstanbul Üniversitesi’nin bahçesinde Deniz Gezmişlerin oturduğu banklarda oturduk.
Valilik eyleminde Eminönü’nde balık ekmek yemeye niyetlenmiştik bugüne nasip oldu. Mesailer dolayısıyla katılamayan arkadaşlarımızla da tekrar edeceğiz inşallah. Mücadelemizle tarih yazdık ,şimdi mücadele tarihimizi öğrenerek devam ediyoruz. Biz bitti demeden hiçbir şey bitmeyecek.
8 ay işçiydim bize verilen vadileri hepsi yalan bize dedikleriyle yaptıkları yalan sendikalar işçilerin hakları korunması içindir sizin lüks son model arabalar binmeniz için değil utanmadan medyaya yalan söylip işçiler kazandı diye biliyorsunuz
Sendikalar sizin babanızınmaliğ
İŞÇİDEN SENDİKAYA ZARAR GELMEZ
#BizBittiDemedenBuDirenişBitmez
Polonez işçileri olarak basına konuşan arkadaşlarımızın tek bir cümlesinde tek bir kelimesinde asılsız bir iddia yoktur. Yaptığımız açıklamanın tek bir cümlesinde gerçeğe aykırı bir şey yoktur. Haklı eleştiriler ve sitemler vardır.
Biz sadece ve sadece gerçeği söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz. Sendikaya zarar vermek gibi bir niyetimiz yok. Böyle bir suçlamayı yapan kim olursa da aynen iade ederiz. Biz üzerimizde sendika önlüğü ile yerlerde sürüklendik, ters kelepçeyle gözaltına alındık, gaz yedik, darp edildik, ailelerimizde dışarı yansıtmadığımız maddi manevi büyük zorluklar yaşadık, en zor koşullarda sendikamıza sahip çıktık ve ne @tekgida-İş’in ne Türk-İş’in (@turkiskonf) bayrağını asla yere düşürmedik.
Mücadelemizde kazanımlar elde ettik ama haklarımızı tam olarak alamadık, en önemlisi de sendikalı olamadık. Sendikamıza aidat vermiyor olabiliriz ama Tekgıda-İş için emek verdiysek, aç kaldıysak, başımız yarıldıysa, kaburgalarımız kırıldıysa iki çift söz söyleme hakkımız da vardır. Biz gerçek neyse onu söylemeyen şerefsizdir demeyi sendikamızla verdiğimiz mücadelede öğrendik. Sözlerimizden ders çıkarılırsa gelecekte aynı yanlışlar yapılmazsa o takdirde sendikamız daha güçlü olacaktır. İşçiler de daha mutlu olacaktır.
İmzalanan protokolü işçilere göstermediniz, dayanışma adı altında vermiş olduğunuz paraları geri aldınız. 5 günlük işçi 5 aylık tazminat aldı derken o paranın içinden 60 bin TL’yi sendika olarak kestiğinizi söylemiyorsunuz. Bu konuda mağduriyetin giderilmesi için sendikamıza başvurduk ama reddedildik. İçerde direnişten sonra çalışmaya devam eden üye arkadaşlarımıza sahip çıkmadınız. Kimse arayıp sormadı mobbinge uğrayıp işten çıkmak zorunda kaldılar. İş bulma konusunda verilen sözler de tutulmadı, bu konuda sendika da yardımcı olmadı.
Bunlar yapılan yanlışların sadece bazılarıdır. Aksi söylendiği ve iddia edildiği için açıklama yapıyoruz. Biz mücadelemizden pişman değiliz. Mücadelemize inanıyoruz. Mücadelemizden gurur duyuyoruz. Ayrıca kimse de açıklamalarımızı sendikaları ve sendikal mücadeleyi kötülemek için kullanmasın.
Mücadelemizde bize güç olan Tekgıda-İş başka işçilere de güç olsun, yanlışlar tekrarlanmasın istiyoruz. Bizim direnişimiz sona erdikten sonra, yaşadıklarımız ve eleştirilerimiz ne olursa olsun, Tekgıda-İş’in Tütün fabrikalarındaki grevine, Eker’deki direnişine, orada ekmek kavgası veren işçi kardeşlerimize destek verdik. Destek vermeye de devam edeceğiz. Yanlış yapan sendikacılar sendikaya zarar verir. İşçiden sendikaya zarar gelmez.
Polonez İşçileri
7 Mayıs 2025
İŞÇİDEN SENDİKAYA ZARAR GELMEZ
#BizBittiDemedenBuDirenişBitmez
Polonez işçileri olarak basına konuşan arkadaşlarımızın tek bir cümlesinde tek bir kelimesinde asılsız bir iddia yoktur. Yaptığımız açıklamanın tek bir cümlesinde gerçeğe aykırı bir şey yoktur. Haklı eleştiriler ve sitemler vardır.
Biz sadece ve sadece gerçeği söyledik. Söylemeye de devam edeceğiz. Sendikaya zarar vermek gibi bir niyetimiz yok. Böyle bir suçlamayı yapan kim olursa da aynen iade ederiz. Biz üzerimizde sendika önlüğü ile yerlerde sürüklendik, ters kelepçeyle gözaltına alındık, gaz yedik, darp edildik, ailelerimizde dışarı yansıtmadığımız maddi manevi büyük zorluklar yaşadık, en zor koşullarda sendikamıza sahip çıktık ve ne @tekgida-İş’in ne Türk-İş’in (@turkiskonf) bayrağını asla yere düşürmedik.
Mücadelemizde kazanımlar elde ettik ama haklarımızı tam olarak alamadık, en önemlisi de sendikalı olamadık. Sendikamıza aidat vermiyor olabiliriz ama Tekgıda-İş için emek verdiysek, aç kaldıysak, başımız yarıldıysa, kaburgalarımız kırıldıysa iki çift söz söyleme hakkımız da vardır. Biz gerçek neyse onu söylemeyen şerefsizdir demeyi sendikamızla verdiğimiz mücadelede öğrendik. Sözlerimizden ders çıkarılırsa gelecekte aynı yanlışlar yapılmazsa o takdirde sendikamız daha güçlü olacaktır. İşçiler de daha mutlu olacaktır.
İmzalanan protokolü işçilere göstermediniz, dayanışma adı altında vermiş olduğunuz paraları geri aldınız. 5 günlük işçi 5 aylık tazminat aldı derken o paranın içinden 60 bin TL’yi sendika olarak kestiğinizi söylemiyorsunuz. Bu konuda mağduriyetin giderilmesi için sendikamıza başvurduk ama reddedildik. İçerde direnişten sonra çalışmaya devam eden üye arkadaşlarımıza sahip çıkmadınız. Kimse arayıp sormadı mobbinge uğrayıp işten çıkmak zorunda kaldılar. İş bulma konusunda verilen sözler de tutulmadı, bu konuda sendika da yardımcı olmadı.
Bunlar yapılan yanlışların sadece bazılarıdır. Aksi söylendiği ve iddia edildiği için açıklama yapıyoruz. Biz mücadelemizden pişman değiliz. Mücadelemize inanıyoruz. Mücadelemizden gurur duyuyoruz. Ayrıca kimse de açıklamalarımızı sendikaları ve sendikal mücadeleyi kötülemek için kullanmasın.
Mücadelemizde bize güç olan Tekgıda-İş başka işçilere de güç olsun, yanlışlar tekrarlanmasın istiyoruz. Bizim direnişimiz sona erdikten sonra, yaşadıklarımız ve eleştirilerimiz ne olursa olsun, Tekgıda-İş’in Tütün fabrikalarındaki grevine, Eker’deki direnişine, orada ekmek kavgası veren işçi kardeşlerimize destek verdik. Destek vermeye de devam edeceğiz. Yanlış yapan sendikacılar sendikaya zarar verir. İşçiden sendikaya zarar gelmez.
Polonez İşçileri
7 Mayıs 2025
BİZ BİTTİ DEMEDEN BİTMEYECEK!
@nowhaber ile 1 Mayıs vesilesiyle yaptığı haberin ardından iletişime geçtik. Direnişimiz boyunca sesimizi duyurmak için defalarca Çatalca’nın yolunu tutmuşlardı. Sağ olsunlar bu kez de kırmayıp geldiler. Çatalca merkezde, her şeyin başladığı kültür merkezinin önünde yine mikrofon uzattılar. Dün akşam ana haber bülteninde yer verdiler.
Tüm sınıf dostlarından 5 Mayıs’ta Now Ana Haber’de yayınlanan haberi izlemelerini ve Now Haber’le paylaştığımız aşağıdaki açıklamamızı okumalarını rica ediyoruz. 👇
📢 Bizler Polonez işçileri olarak 6 ay boyunca haklarımız için büyük bir direniş ve mücadele sergiledik. Bu mücadelede sizler Now haber (@nowhaber) olarak hep yanımızda oldunuz ve sesimizi duyurmamızı sağladınız. Bu vesilesiyle sizlere bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz.
1 Mayıs vesilesiyle yapmış olduğunuz haberlerde de yine bizi unutmadığınız ve gündeme getirdiğiniz için de teşekkür ederiz. Ancak halkın doğru bilgilenmesi için bazı açıklamalar yapmamız gerekiyor.
Bizler Polonez işçileri olarak mücadelemizin sadece kendi haklarımız için olmadığının, tüm işçi sınıfı için mücadele ettiğimizin bilincine varmış insanlarız. Biz mücadelemize devam ediyoruz ve biz bitti demeden mücadele bitmez diyoruz. Bu düşünceyle de Polonez işçileri olarak sınıf dostlarımızla birlikte 1 Mayıs kutlamalarına katıldık. Polonez işçileri Kadıköy ve Lüleburgaz’daki kutlamalarına katıldı. Ama ne yazık ki Kartal’daki kutlamada tek bir Polonez işçisi dahi yoktu. Çünkü ne Türk-İş (@turkiskonf) ne Tekgıda-İş (@tekgida) bizleri Kartal’a çağırmadı. Oysa biz yaşadığımız tüm sorunlara rağmen sendikamıza sahip çıkmayı hiç bırakmamıştık. Ve Türk-İş’li işçilerle Kartal’da olmaktan mutlu da olurduk. Neden çağırmadıklarını sendikaya sormak daha doğru olacaktır.
İşçiler olarak biz bu süreçte kazanımlar elde ettik ama haklarımızın tamamını alamadık. Sendikanın maddelerini bizden gizleyerek imzaladığı protokolde yazanları alabildik. Ayrıca sendika direniş boyunca işçilere ananızın ak sütü gibi helal diyerek ödediği dayanışma paralarını da bizlerden geri aldı. Polonez fabrikasında örgütlenmenin devam ettiği de doğru değil. İçerde kalan sendikalı arkadaşlarımıza mobbing ve baskı yapıldı. Sendikaya bu konuyu iletmemize rağmen hiçbir şekilde bu konuyla ilgilenmediler. Birçok üye arkadaşımız bu sebeple işi bırakmak zorunda kaldı.
Biz tüm bunları yaşamamıza rağmen direnişimizle gurur duymaya devam ediyoruz. Asla pişman değiliz. Çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakacağız dedik. Bunun için mücadele ettik. Tüm işçileri de halen sendikalarda örgütlenmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Biz yanlış yapan sendikacılarla, işçilerin evi olan sendikaları ayırıyoruz. Yanlış yapanları tabii ki eleştireceğiz. Yaşananlardan gelecek için dersler çıkaracağız. Bizim çıkarttığımız ders şudur sendikalara sahip çıkmalıyız ve denetlemeliyiz. Mücadeleye devam etmeliyiz. Tekrar sesimizi duyurduğunuz ve için Now TV’ye teşekkür ediyoruz.
#BizBittiDemedenBuDirenişBitmez
Kahpe kalır şahan gider
Neden korkuyorlar? Cesaretinden, karakterinden, gözü kara oluşundan, devrimciliğinden ve en önemlisi de senin liderliğindeki işçi sınıfından!
Bu ülkeye hürriyet işçilerle gelecek, biz inandık.
Seni seviyoruz Levent Dölek hocam! ❤️
#LeventDölekSerbestBırakılsın
@LeventDolek
Yazarımız Levent Dölek’e özgürlük‼️
İstibdada baş kaldıran tüm tutsaklara özgürlük‼️
Yazarımız ve Devrimci Marksizm Kolektifi üyesi Levent Dölek, istibdad yargısı tarafından verilen siyasi bir kararla tutuklanmış bulunuyor. Devrimci Marksizm Yayın Kurulu olarak bu kararı kabul etmiyor, protesto ediyor, onun ve bütün hürriyet sevdalılarının serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
Memleketin dört bir yanı, istibdad rejiminin haksızlıklarına karşı halk gösterileri ile çalkalanıyor. İstibdad rejimi gösterilere, düzenin çizdiği sınırlar dışına taşma emaresi gördüğünde sert şekilde müdahale etmekten geri durmuyor. Bu müdahalelerde gözaltılar neredeyse bir kural olarak tutuklamaya çevrilirken, en temel hukuk teamülleri bile ayaklar altına alınıyor. Bu gösteriler içinde üniversite gençliği, eylemlere CHP tarafından çizilmeye çalışılan sınırları aşma ve mücadeleyi memleket sathına ve geniş emekçi kesimlere taşıma potansiyeli gösterdiği için özel olarak cezalandırılıyor. Eğitim-Sen İstanbul Üniversitesi işyeri temsilcisi Levent Dölek yoldaşımız, gençlerin bu haklı ve meşru mücadelesi ile kamu emekçilerinin, akademisyenlerin rabıtasının kurulması ihtimalinin ortaya çıkması üzerine, İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere tüm akademisyenlere bir mesaj vermek üzere istibdad tarafından rehin alınmıştır.
Bizler, Levent yoldaşımızın tutsaklığında sadece bu tekil olayın değil, aynı zamanda yoldaşımızın istibdadın en büyük korkusu olan işçi mücadelelerinde ön safta oluşunun, mücadeleci sendikaların, ileri atılan işçilerin yanında duruşunun ve onların zaferi, burjuvazi ve istibdadın yenilgisi için verdiği mücadelenin de belirleyici olduğunu biliyoruz. Levent yoldaşımız ayrıca her daim tüm ezilen kesimlerin mücadelelerine destek vermiş, Kürtlerin, Alevilerin, kadınların, Filistinlilerin, tüm mazlumların uğradıkları haksızlıklar karşısında yanlarında durmuştur. Levent Dölek, yaşamı boyunca tüm bu kesimlerin menfaati uğruna çalışacak bir işçi sınıfı partisini inşa etmek için sabırla, inatla, özveriyle mücadele etmiştir.
Tüm bu mücadelelerinin önemli bir parçası, yoldaşımızın dergimiz sayfalarında yer verdiğimiz yazılarıdır. Aşağıda aralarından bazılarının bağlantılarını paylaştığımız bu yazılar, Levent’in sahip olduğu ilmî birikimi, sömürülenlerin ve ezilenlerin çıkarları için kullanmasının örneklerindendir. Yoldaşımız akademisyenlerin kahir ekseriyetinin kariyer basamaklarını tırmanmak için istibdadın etrafında kümelendiği ya da muhalefet ediyorsa da burjuvazinin çizdiği hattın dışına çıkmamak için elinden gelen her şeyi yaptığı bir ortamda tüm birikimini emekçi halkımızın çıkarlarına vakfetmiştir:
Sınıf siyaseti perspektifinden Mart 2024 yerel seçimleri (Devrimci Marksizm, sayı 57)
https://t.co/IBWuMgjd0Q
2023 Seçimlerinin sınıfsal analizi (Devrimci Marksizm, sayı 53-54) https://t.co/T0iPB9si1B
Deprem komünizmi (Devrimci Marksizm, sayı 51-52) https://t.co/D5Yf3Pj1fB
Geçiş Programı’nın yapısı ve yöntemi (Devrimci Marksizm, sayı 44) https://t.co/H9P4UlTJJL
15-16 Haziran’ın ışığında sınıf mücadeleci sendikacılık (Devrimci Marksizm, sayı 43, https://t.co/GALPruDVbo
Metal işçilerinin ekmek ve hürriyet mücadelesi: Engeller, vaatler, perspektifler (Devrimci Marksizm, sayı 41-42) https://t.co/FbAcgjT7Ba
Geleceğin enternasyonalinin örgütsel ve programatik temelleri (Devrimci Marksizm, sayı 37) https://t.co/GqnpsYK8Vp
Devrimci Marksizm Yayın Kurulu olarak talebimiz, yoldaşımızın ve onunla birlikte en başta öğrenciler olmak üzere hürriyet sevdası ile yanıp tutuşan tüm tutsakların derhal serbest bırakılmasıdır‼️
Kahrolsun istibdad, yaşasın hürriyet!
Memlekete özgürlük işçilerle gelecek!
#LeventDölekSerbestBırakılsın
👉🏼 https://t.co/QlzAyxVEIp
Levent Dölek, birkaç ay önce @PolonezDirenisi anayasal hakları için yaptığı yürüyüşün her adımında yanlarında olmuştu. Bugün anayasal hakkını kullandığı için tutuklu. Levent’e sahip çıkmak sendikalı olma ve grev yapma hakkına sahip çıkmaktır.#LeventDölekSerbestBırakılsın
Levent Dölek’in tutuklanması üniversitelerde sendikal faaliyetin suç kapsamına alındığı anlamı taşımaktadır. Sendikal faaliyet suç değildir. İşyeri temsilcimiz Levent Dölek dahil olmak üzere bu süreçte hukuksuz şekilde tutuklanan herkes serbest bırakılmalıdır!