-diye haykırmak istiyor tabi. Ayrıca paranın kaynağı tabi ki araştırılsın. Kuvvetle muhtemel müvekkillerinden bir ya da bir kaçı bu avukatlarla beraber bu fon olayına dahil oldu sadece diğerleri arka planda ismini gizleyerek bunu başardı belkide o paraları şu an yemeye başladı.
Gönenç Bey son paragrafla ilk paragrafta yazdığını aklayacağını sanmış ama egosunun tatmin edilmesini istemesinden daha doğal bir şey yok direkt vergiyle ilgisi olmayan bir konuda bile bunun belirtilmesinin başka anlamı yok. İnsan bazen Türkiyede en çok vergi veren avukat benim
15 yıldır herhangi bir yılda Türkiye'de benden fazla vergi ödeyen avukat yok. Tüm vergi verenler arasında da her sene ilk 10'a veya ilk 20'ye giriyorum. Hal böyleyken, ben bile tek bir yatırım enstrümanına 47 milyon ABD doları yatırım yapmayı aklıma bile getirmem.
2 milyar 320 milyon TL, 47 milyon ABD Doları eder. @cumhuriyetgzt1 haberi doğruysa, sadece vurguna değil, o vurguna temel taşı olan sermayenin hukukiliğine de bakmak gerekir. Bu avukatlar bugüne kadar ne kadar vergi ödemiş? Bu para sisteme ne şekilde girebiliyor? Başıboş ve hesabı verilmemiş böylesi tutarlar nasıl dolaşımda olabiliyor?
Senelerce kendi ödediğim vergiye dikkat çekerken hava attığımı zannedenler, dikkat çekmenin bedel ödettiği bir ülkede yaşadığımızı bilmiyor olabilirler. O bedeli ödüyorsam, bu soruların sorulmasına temel olabilmek içindi.
Para akışının takip edilemediği ve anlamlandırılamadığı hiçbir rejimde küçük yatırımcı asla korunamaz. Temiz temas temin edilemez. Adalet sağlanamaz. Hava atmak vergiyle değil yatla mücevherle olur. Her hava atana "bunun kaynağı benim cebim mi senin emeğin ve başarın mı?" sorusunu sorma adeti gelişmedikçe toplum geneli hakkaniyetsiz sonuçlar içinde kanayıp durur.
Bu yazıyı okuyup da ilk iki cümleme takılacak olanların duyma kabiliyetleri olduğunu düşünmüyorum. Duymak kabiliyetini yitirmemiş tüm gerçek ve iyi niyetli insanlar şu aktarmaya çalıştıklarımı iletmekte bana yardımcı olurlarsa, belki daha temiz ve adil bir gelecek için, dişinden tırnağından bir şeyler arttıran insanların emeklerine kolayca el uzatılamadığı günler için, arpa boyu yol alabiliriz.
Her gün adliye, mahkeme, soruşturma, gözaltı, tutuklama haberleri okuyoruz. Gündemde sadece yargı var. Davalar, hakimler, savcılar, avukatlar, başka hiçbir dönemde olmadığı kadar fazlasıyla gündemde tutuluyor. Toplumun gündemini adliye koridorları belirliyor.
Oysa sağlıklı toplumda yargı sessizce çalışır. Bu kadar görünür olması, bir şeylerin bozulduğunu gösterir.
Foucault, eski iktidarların cezayı meydanda sergilediğini, modern hukukun ise gücünü ilan etmeden hissettirdiğini anlatır. Bugün meydanlara geri dönmüş gibiyiz. Sadece meydan artık ekranlar ya da sosyal medya. Teşhir ve ibret cezalandırmalarının modern versiyonunu izliyoruz.
Samsunspor'un geçtiğimiz sene Panathinaikos ile oynadığı maçta, Mustafa Kemal Atatürk'ün bir çift gözünün pankartına UEFA, siyaset diyerekten izin vermemişti.
Kızılyıldız–Partizan maçında ise Srebrenitsa Soykırımı başta olmak üzere binlerce Boşnak sivilin katledilmesinden sorumlu tutulan ve soykırım, insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarından ömür boyu hapis cezası alan Ratko Mladić için koreografi yapıldı.
Yetmezmiş gibi bunu Kızılyıldız'ın resmi hesabı da paylaştı.
Atatürk’ün gözlerinden rahatsız olan UEFA, hüküm giymiş bir savaş suçlusunun yüceltilmesine neden sessiz kalıyor?
Bu görüntüler ne tribün kültürüdür ne de ifade özgürlüğü… Bu, binlerce insanın acısını yok saymak ve soykırımı meşrulaştırmaktır.
UEFA uyguladığı bu utanç verici çifte standarda son vermeli ve sorumlular hakkında derhâl en ağır yaptırımları uygulamalıdır!
''Yargıtay Başkanının oğlunun avukat olması etik değil ...''
Sınıf arkadaşımın babası efsane bir Yargıtay Başkanıydı ama bizim ''Amcamızdı'' Gün geldi mektebi hukuk bitti. Arkadaşım avukat olmak istiyordu.(O) amca arkadaşıma başlıktaki sözü söyledi.++
Şimdi avukatlarının sıklıkla kullanacağı, AİHM’in cumhurbaşkanına özel hakaret suçu mu olur diyerek ihlal tespit ettiği Şorli/Türkiye kararında adı geçen Vedat Şorli, hapis cezası aldığı sözleri ettiğinde Davutoğlu Başbakandı.
Uygulanan garip hukuka ve hesaplamalarıma göre bi 2 ayda bundan yatsa ve videodaki tüm şakalara bu sistem uygulansa kasten adam öldürmüş kadar yatıp çıkacak adam işkence gibi tam salınıyorsun dur ya bu şakaya soruşturma açmamışız deyip kafanı o kovadaki suya tekrar sokuyorlar
Deniz Göktaş dosyası Türkiye'de muhaliflere uygulanan düşman hukukunun net bir örneği.
Bir hakim çıkıyor, tamam bu çocuk 2 aydır yatıyor, deliller toplanmıştır, yatacağının da çoğunu yattı artık kaçmaz zaten deyip tahliye kararı veriyor. Bu birçok dosyada yapılan bir uygulamadır. Hakim enteresan bir şey yapmıyor.
Ama Deniz Göktaş'ın dosyası hukuki değil, o muhalif olduğu için hapiste. O nedenle girmesi gibi çıkması da hukuki değil, siyasi kararla olacak. Bu yüzden hemen bir yedekleme yapıyorlar. Deniz Göktaş gibi sol gelenekten gelen bir adamı, Daltonlar diye bir mafyayı övmekten tekrar tutukluyorlar. Deniz Göktaş'ın gösteride ne söylediğinin önemi yok. Daltonlar ile ilgili lafı bulamasalardı, başka bir kulp takarlardı. Ne dediğinin önemi yok, muhalif olup olmamanın önemi var. Hatta tek kriter o.
Büyük Taarruz öncesinde tarafların konumları. Büyük Taarruz, 104 yıl önce bugün 04.30’da tanzim atışları ile başlayıp 06.00’da Tınaztepe’ye hücum edip ele geçirmesi ile başlamıştır.
Muharebenin kahramanları Mustafa Kemal Atatürk, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü ile onların ardında yürüyen kahraman Türk milletiydi. Allah hepsinden razı olsun, onların gayretlerine layık olmak dileğiyle…
Üç yıllık bir savcı, Türk Ordusuna 40 yıl hizmet etmiş bir komutana 11yıl önceki bir konuşmasından dolayı soruşturma başlatıyor ve komutan cezaevine konuluyor. Bu ülkede hukuk kalmadığı gibi uğruna ölmeye hazır olduğumuz hiç bir değerin mehabetine hürmet de kalmadı. 11 yıl önceki sözlerinden dolayı hapse atılan Amiral Türker Ertürk, o pek övündüğümüz TCG Anadolu gemisinin projesinde imzası olan kişidir, bilen var mı?
Kabul edilen 7595 sayılı Kanun'da (Çerçeve Kanun), daha önce ifade etmeyi unuttuğum bir sorun daha var.
Bunu da, en azından tarihsel olarak, kaydetmek isterim:
Anayasa'nın 169'uncu maddesine göre "orman suçları" af yasağına tabidir.
PKK/KCK adına ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenmiş suçlar yönünden de af getirildiği için Kanun, bu yönden de Anayasa'ya aykırıdır.
Kendileri için kazanç sağlatan, zafere giden her yol mübah kendilerini o kadar yüksek görecek kadar bile bi zekaya sahip değiller bunlar anladıkları tek şey birilerini ezerek ve haklarını gasp ederek tepede durduklarını sandıkları bi yanılsama ahlaksız yavşaklar
geçen derste bir kaymakam adayı sendikal faaliyetlere katılan kişilerin memurluktan atılması gerektiğini ifade etti düşündüm düşündüm ulan bu adamlar harbiden hak arama özgürlüğünü teröristlik, kendilerini de yaşatan ve gözeten bir tanrı olarak görüyor olabilirler he
50 milyon dolar veya 10 dönüm bahçeli villaya opsiyonla A şıkkı, ödemede gecikme yaşanması halinde çok fazla milletvekilini meclise sokabilme şartıyla B şıkkı