Aralarında 15 Temmuz ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin de bulunduğu 7 otoyol özelleştiriliyor. Halkın vergileriyle inşa edilen ve hayatı sürdürmenin zaruri ihtiyaçlarından olan ulaşımın bu denli ticarileştirilmesi, laik kapitalist yönetim anlayışının yeni bir zulmüdür.
Akaryakıtın cep yakıp enflasyonun zirvelerde gezdiği, ücret ve gelirlerin ise açlık-yoksulluk sınırı arasında gidip geldiği böylesi kriz ortamında vatandaşı maksimalist kâr hırsını benimseyen şirketlerin kucağına atmak kabul edilemez.
Görünen o ki faiz, finans ve rant ekonomisinin oluşturduğu kara delik büyüdükçe kamu mülkiyeti sadece kâğıt üzerinde kalacak; zengine aktarılmak üzere fakirden daha fazla alınacaktır. En önemlisi, İslam’ın iktisadi sistemi tatbik edilmedikçe borç ve sömürü sarmalı asla sona ermeyecektir.
“Her kim de Benim zikrimden (Kur’an’dan) yüz çevirirse, mutlaka ona dar bir geçim vardır. Bir de onu kıyamet gününde kör olarak haşrederiz.” (Tâ-Hâ, 124)
Makale
Temiz ve Takva Sahibi Kişi, Allah Subhanehu ve Teala’ya İtaat Eden ve O’nun Rızasını Kazanmaya Çalışan Kişidir
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
Musab Umeyr - Pakistan
https://t.co/xKolMcuasY
Kapitalizmin yaktığı devasa ifsat ateşi gün be gün bizi ve yakın çevremizi yakmaya devam ediyor.
Şeri hükümlerle kayıtlı Müslümanalar olarak bu yangın karşısında; kıyamet gününde Allah’a mazeret sunabilmek adına, yöneticiler, cemaatler ve de fertler olarak elbet sorumluluklarımız vardır.
Selmân-ı Fârisî (r.a) bir gün bir merkebe eziyet eden gençlerin yanından geçer. Onları bundan vazgeçirmeye çalışır; fakat gençler vazgeçmez, eziyet etmeye devam ederler. Bunun üzerine Selmân: “Ey gökyüzü! Ey dağlar, uyardığıma şahit olun!”der.
Bu söz, müminin karşılaştığı münker karşısında kendisini ne denli sorumlu hissetmesi gerektiğini gösteren çarpıcı bir örnektir.
Her birimiz gücümüz, imkânımız ve sorumluluğumuz ölçüsünde hakkı savunmak, münkeri engellemeye çalışmak zorundayız.
Toplumun derdiyle dertlenerek Allah’a kavuşmak ve dertlenişimizi bir hüccet-mazeret olarak sunabilmek ise Rabbimizden en büyük niyazımızdır.
Şimdiki yöneticiler etraflarında binlerce saray alimi tutacaklarına bir tane Behlül Dane tutsalar hem akıbetleri için daha hayırlı hem de devlet için daha ekonomik olurdu.
"Türkiye'nin Suriye'deki varlığından rahatsız olan işgalci varlık, gerek sözlü açıklamaları gerekse fiilî saldırılarıyla 'güçlü Türkiye'yi tehdit etmektedir.
Sahi, nerede o 'güçlü Türkiye'?
Türkiye, sahip olduğu gücü, her fırsatta kınadığı ve 'terör varlığı' olarak nitelendirdiği 'İsrail'e karşı değil de İslamî cemaatler üzerinde göstermektedir."
🖊️Yazının tamamına yorumdaki linkten ulaşabilirsiniz...
11. Uluslararası Arapça Kitap Fuarı'nda Köklü Değişim arapça yayınlarını okuyucularıyla buluşturuyor.
İslam dünyasının farklı beldelerinden yazarlar ile söyleşi ve imza günleri de olacak.
Bu haftaki CUMARTESİ SOHBETLERİ programımızı gerçekleştirdik.
Sayın Sena ARAT’ın sunumuyla “İsrâ Suresi 82. Ayet” üzerine gerçekleştirdiğimiz sohbete katılan tüm kardeşlerimizden Allah (c.c.) razı olsun. 🤲
Haber - Yorum
Suud Hanedanı Yöneticilerinin Liderliğinde Deniz Savunma İttifakının Oluşturulmasının Arkasında Ne Var?
Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi İçin Yazan
İbrahim Muhammed - Yemen
https://t.co/3wO16aaZci
Susmak Haramdır!
Hani diyorlar ya sorun Netanyahu'dur.
O giderse sorun çözülür.
Halbuki sorunun sadece Netanyahu olmadığı bu güne kadar yaşanan yüz binlerce örnekle kanıtlanmıştır.
Sorun insanlıktan çıkmış farklı bir türe dönüşmüş Yahudi toplumunun neredeyse tamamıdır.
Alın size bir örnek daha.
BBC muhabiri: ''Sanki 1 Yahudi hayatının, yüz binlerce Filistinlinin hayatından daha değerli olduğunu söylüyormuşsunuz gibi geliyor.''
Batı Şeria'daki Yahudi: ''Hayır. Milyon. 1 Yahudi hayatı, 10 milyon eder, tamam mı.''
BBC muhabiri: ''Bu sadece ırkçı geliyor.''
Yahudi: ''Evet. Biliyorum. Ama bu gerçek. Çünkü Tanrı bizi seçti. Bu yüzden bizi kıskanıyorsunuz.''
Yalın gerçek işte bu.
Bu nedenle sorun ancak ''Israil'' yok edildiğinde çözülecektir.
''Israil''in yok edilmesi dışındaki bütün çözümler ''Israil''in varlığına hizmet eder.
Süleymancılar kendi değimleriyle Süleymanlılar Ankara'da Millet Bahçesi'nde toplanıyor.
Gazze ya da ümmeti ilgilendiren birçok hususta bu kardeşlerimizi meydanlarda hiç göremedik.
Bir basın açıklaması, bir yürüyüş, bir eleştiri ...
Bunu söylediğimizde, Gazze için Kur'an okuduk, hatim indirdik diyorlar.
Allah razı olsun. Peki İslam sadece Kur'an okuyup, susun mu diyor? "Zulmü engelleyemiyorsanız en azından duyurun" sözünü hiç mi duymadınız.
Peki bugün neden Kur'an okuyup, dua etmiyorsunuz?
Neden meydanlara iniyorsunuz?
İşte bu bir samimiyet testi...
Öyle değil mi?
Bu sözlerim yönetime, emirlere, insanları yönlendiren kafa takımına...
@dailyislamist İşte islamın ne kadar güzel bir din olduğunun kanıtı, bir çok kişi bu meseleyi türklüğe çekmiş ama bence bu mesele tamamen islamın ne kadar birleştirici ve güzel bir din olduğunun delillerindendir
İnşallah bir gün parçalanmış olan islam ülkelerinin de birleştiğini görürüz.
Abbas yönetiminin Yahudi varlığının desteğiyle Hizb-ut Tahrir üyelerini neden gözaltına alıp tutukladığına bakın.
Bu gözaltılar yapılmadan önce Kudüs Üniversitesi’nde şarkılar ve danslar eşliğinde art arda mezuniyet törenleri düzenleniyor. Eğitim bakanı, vali, güvenlik birimlerinin komutanları ve belediye başkanının katılımıyla El-Halil’de de benzer sahneler sergileniyor.
Bu eğlencelerin yoğunlaşması, bunların sadece tek bir bakanın veya valinin bireysel eylemi olmadığını, Filistin halkını yozlaştırmak amacıyla çalışan bir mekanizmanın varlığını gösteriyor. Bu mekanizma iki koldan hareket ediyor: Birinci kol münkerleri organize edip yaymakta, diğer kol ise bu çirkinliklere karşı çıkan her sesi susturmaya çalışmaktadır. İşte susmadıkları ve bu ahlaksızlıklara karşı çıktıkları için Hizb-ut Tahrir üyeleri baskı altına alındılar. Abbas yönetimi utanmadan bir de bu gözaltların maddi ve adli sebeplerle yapıldığını söylüyor. Amerikalıların bütün rejimlere öğrettiği şeyi Abbas yönetimi de öğrenmiş anlaşılan.
Bir taraftan Gazze'de hala kan akıtılıyor, diğer taraftan Filistin'in diğer şehirlerinde kan, enkaz, cenaze ve acıların ortasında, Abbas otoritesi eğlenceler ile ahlaksızlığı yayarak halkı yozlaştırmak istiyor.
Şimdi soruyorum, Bunu yapan Mahmud Abbas yönetimi Filistin'i temsil eden biri olarak Ankara'da nasıl ağırlanıyor? Gazze'nin bu yönetimin eline verilmesini kazanım olarak görenler, bunu nasıl kabul edebiliyor?
Bu, Gazze'nin hafızlarının, mücahitlerinin ahlakını ve hayasını yok saymak, şehitlerin o tertemiz kanını heder etmek değil midir?
Allah'ın izniyle Filistin halkı bu ahlaksızlıkların mübarek topraklarda yer edinmesine müsaade etmeyecektir elbet, ancak Müslümanlar olarak bizlerin de buna sessiz kalmaması gerekir.
Ne akıl ne de fıkıh bunu kabul eder.
100 bin Müslüman'ın kanı Filistin dünyanın gündemine girsin diye akmadı.
Netanyahu seçimleri kaybetsin diye Aksa Tufanı başlamadı.
Abraham Anlaşmaları'na karşılık Mekke Anlaşması'na gelince; üç ülkenin Gazze için yaptığı somut bir şey söyleyebilir misiniz?
Mekke Anlaşmasının herhangi bir maddesinde Gazze ya da Filistin'e dair bir şey var da biz mi göremedik?
Yok söyleyemezsiniz...
Siz Herzog ziyareti ve New York'daki Türk Evi'nde Netanyahu ile yapılan görüşmeyi anlatın. Aksa Tufanı'nın normalleşme anlaşmalarını nasıl baltaladığını, aylarca süren kirli ticareti ve Barış Kurulu'ndaki görevleri anlatın.
Biz Ordular Aksa'ya, Mehmetçik Gazze'ye deyip somut gerçek bir çözümden bahsettiğimizde bunun reel politiğe uygun olmadığı söylendi. Ama şimdi hiçbir ülkeyi tehdit etmeyen Mekke Anlaşması'na bambaşka büyük büyük politik anlamlar yükleniyor.
Bu yaklaşımlarınızla Filistin'deki işgale meşruiyet sağlayan siyasete alan açıyorsunuz. Bu vebali yüklenmekten sakının.
Siyasi Analiz
Irak ve İran Yanlısı Grupların Akıbeti
▪️Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi’nin Amerika Birleşik Devletleri’ne gerçekleştirdiği ziyaretten hemen sonra İran yanlısı gruplara gerçekleşen saldırıların arka planında ne var?
▪️Amerika’nın Irak üzerindeki hakimiyeti eskisine nazaran daha da arttı mı?
Analizi okumak için yorumdaki linke tıklayın!🔻