Depresyon, olduğunuz kişi ile olmak istediğiniz kişi arasındaki mesafeden; kaygı ise olduğunuz kişi ile olmanız gerektiğine inandığınız kişi arasındaki mesafeden beslenir.
Bu tablo üstünden de atıfla bir video çekeceğim…
Benim tarihlemelere en yakın çizelge bu olduğu için…
Burada yapılan hata mesela 2019 için tepe demek.. ama olana baktığımız da..
2019 - 2020 varlığa geçenler kazandı tüm dünyada…
2023 ise dip değil piyasaların dinlenmeye başladığı yıl oldu..
Yani eğer tabloyu yanlış okursan.. mesela 2019 da tepedeyiz diye ev satan 2023’de sattığı ev de kirada zor oturur hale geldi..
Şimdi 2026 ise 2023’de başlayan dinlenme döneminin sonu oldu…
2032’ye kadar sürecek yeni bir varlık rallisi gelecek dünyada.. ve bir sonraki dip oluşumu ise 2034 ve 2035’e kadar sürecek…
Bu da HK’nın 3. DS tarihlerine gelir…
Sonuç : 2026 bitmeden Türk varlıkların da pozisyonlanmayı tamamlamış olun sözümün .. bu tablodaki karşılığı da bu…
Dinlenmek için girdiğin koyuna şımarmayacaksın. Orası senin tapun değil, sana sunulmuş bir emanettir. Suyun duruldu diye haddini aşmayacaksın, rüzgar dindi diye kaptan kesilmeyeceksin. Bu hayat iki kaptanı, iki dümeni kaldırmaz. Bir evin bir direği, bir sürünün bir çobanı olur. Bu düzenin yükünü, kararını, hesabını omuzlayacak olan erkektir. Erkek dediğin sesi çok çıkan değil, yükü sessizce taşıyan, fırtınada dümeni bırakmayan, yoklukta bile yol gösteren, koruyan, kollayan, bedel ödeyendir. İster alın ister alınma, bu böyledir. Liderlik etiketle olmaz, karakterle olur. Herkes konuşur, erkek icraat eder. Kelimenin tam karşılığı da budur: Sorumluluk, duruş ve sarsılmaz bir iradedir. Nokta. Net. Erkek istiyorsan, zorluğuna katlanacaksınız.
Hayatın bir başyapıttır.
İster bilinçli şekilde inşa et ister kendini akışa bırak.
ortaya çıkan eser seni temsil eder.
Kendini, değerlerini ve mesajını dünyaya mümkün olan en etkili biçimde aktarmak bir sanattır.
Çünkü insanlar yalnızca ne söylediğine bakmaz.
Nasıl yaşadığına, ne ürettiğine, neye tahammül ettiğine ve ardında ne bıraktığına da bakar.
İşin ve kariyerin; öğrendiğin bilgilerin, verdiğin emeğin, göze aldığın risklerin ve kimse görmezken çalıştığın saatlerin görünür hâle gelmesidir.
Tesadüf değildir.
İnsanlar sonucu görür.
Sen ise o sonucun arkasındaki yılları bilirsin.
Bedenin de senin eserindir.
Onu yalnızca estetik görünmek için değil; iradeni, dayanıklılığını ve kendine duyduğun saygıyı dünyaya göstermek için inşa edersin.
Fiziğin, ağzından tek kelime çıkmadan standartlarının ne olduğunu anlatır.
İlişkilerin ise hayatın en karmaşık sanatıdır.
Başka bir insanın dünyasına girer, onun yaralarını, korkularını, arzularını ve bilinmeyen taraflarını keşfedersin.
Bazen uyumla dans eder, bazen birbirinizin ayağına basar, bazen de aynı müzikte farklı yönlere gitmek zorunda kalırsınız.
İlişkiler yalnızca kimi sevdiğini değil, sevgiyi nasıl taşıdığını da gösterir.
Yaşadığın ev.
Kurduğun iş.
Taşıdığın beden.
Seçtiğin insanlar.
Söylediğin sözler.
Verdiğin kararlar.
Bunların hiçbiri birbirinden bağımsız değildir.
Hepsi aynı sanatçının elinden çıkan farklı eserlerdir.
O sanatçı sensin.
Bu yüzden hayatını rastgele çizilmiş bir taslak gibi yaşama.
Neyi temsil etmek istediğini belirle.
Gereksiz olanı sil.
Eksik olanı tamamla.
Bozulan yeri yeniden inşa et.
Çünkü yaşam yalnızca başına gelen olayların toplamı değildir.
Yaşam, eline verilen malzemeyle ne ürettiğindir.
Daha fazla sanat üret.
Ama önce kendini, gururla imza atabileceğin bir esere dönüştür.
.
"Balkanlarda çok Türk var kanzi"
Şaka bir yana -maalesef- Türk falan kalmadı oralarda. Sadece Bulgaristan'da varlar çoğunlukla. Mübadele sonrası Yunanistan'da bile kalmadılar, 550 yıl elinde tut hiç asimile etme.
Osmanlı'nın hoşgörüsü harika bir olay ama asimile etmek de gerekirmiş bence.
Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halalarının kızları, dayının kızları, teyzelerinin kızları ve kendisini Nebi'ye hibe edip de Nebi'nin de evlenmeyi uygun gördüğü Mü'min kadını -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık.
Ahzab/50
Şimdi ayette şu kelimeler geçiyor;
Ammi-ke - Senin amcan (Tekil)
Ammatik-e - Senin halaların (Çoğul)
Hali-ke - Senin dayın (Tekil)
Halati-ke - Senin teyzelerin (Çoğul)
Nebinin bilinen en az 11-12 amcası, en az 2 dayısı var. Madem konu biyolojik kuzenler, hala ve teyze "çoğul" gelirken, amca ve dayı neden "tekil" geliyor?
Haşa, Allah sayı saymayı mı unuttu yoksa hatamı yaptı.
Güya ayet bunların kızları ile evlenmek sana helal diyor.
Amcanın kızları ile evlenmekten bahsediyorsa hangi amcası sorusu gelir akla değil mi?
Niye Tekil geliyor?
ÇÜNKÜ KONU KUZENLERLE EVLİLİK DEĞİL👌🏻
Ahzab 50 bir evlilik kataloğu değildir.
Eğer konu biyolojik bir "nikah" listesi olsaydı; seninle hicret eden amca kızı "helal", etmeyen "haram" olurdu. Allah bir insanın helalliğini "yolculuk biletine" mi bağlar?
Ayetin, Nebinin kuzenleriyle evlenmesi ile uzaktan yakından alakası yok.
Konu tamamen bir Sistem Entegrasyonu ayetidir.
Detay vereyim;
Buradaki amca, dayı, hala, teyze kavramları, o günkü toplumun sosyal katmanlarını, otorite birimlerini ve şefkat damarlarını temsil eden SIFATLARDIR.
Allah şunu söylüyor:
"Ey Nebi! Senin getirdiğin o devrimci sisteme (Salat) dahil olan, konfor alanını terk edip seninle beraber hicret eden (arınan) o toplumsal sınıfların her birini bu sisteme dahil et (helal kıl). Onlarla birleş, onlarla güçlen, onlarla bütünleş (Nikah/Birleşme). Seninle gelenler sisteme dahildir (helaldir), gelmeyenler değil! Çünkü onlar seni davanın en zor anında yalnız bırakanlardır."
Kur’an biyolojik bir akraba defteri değil, toplumsal bir inşa kılavuzudur. Siz evrensel bir SİSTEM ayetini, Nebinin evlilik kataloğuna çevirdiniz.
Not: Bu sûrede, 4, 5, 28, 30, 32, 37, 50, 53, 59 gibi ayetler hep hatalı çünkü cinsiyet üzerinden çeviri var.
Kur'an anlatımlarını cinsiyet üzerinden değil Nitelikler üzerinden yapar. Eğer ki şuan yaptıkları gibi cinsiyet üzerinden çeviriler olursa bu kitap erkeğe hitap eden, onlara evlilikler, huriler, tomurcuk memeler vaad eden bir kitap haline gelir. Bu bütük hatadır.
Kur'an'ı Kur'an'la anlamak dileğiyle...
Tarım endüstrisi; tarım ilaçlarını (pestisitleri) belirli limitler altında kalındığında zararsız olan ve bol suyla yıkadığında akıp giden basit kimyasal kalıntılar olarak pazarlar.
Bize, böcekleri öldüren bu maddelerin insanlara zarar vermeyecek kadar düşük dozlarda olduğu ++
Soy ağacınıza ulaşmak için bir metod sunayım:
-E devlet soy ağacı en eski atayı bulun
-Osmanlı arşivinden 2. Mahmud dönemi nüfus sayımı ile sağlamasını yapın
-Tahrir defterleri ve şeriye sicilleri ile boşlukları doldurdun
Gerektiğinde arşivden saife veya kitap satın alın.
Sıradan Erkeksin - Peki Neyi Değiştirirsen Değişeceksin
* Okumadan Asla Ölme Serisi
60 bin maaşın var (diyelim).
30 gün.
Yani senin bir gününün değeri 2 bin lira.
Ve aslında 2 bin lirayı 'kazanmadın'. Bir gününü sattın.
Tüm zorluklarıyla.
İşte güçlüyle, sıradan erkeği ayıran fark tam şurada;
Geçen hafta bir hesap ödedin.
6 bin lira.
Senin üç günlük çaban.
Üç günlük ömrünü verdin, karşılığında kadından bir "çok tatlısın" övgüsü aldın.
Buna cömertlik diyorsun.
Adı bu değil.
Bunun adı dümdüz APTALLIK.
Ve sıradan olmanın sebebi.
Bunun nedeni de şu;
Sana kimse erkek olmayı öğretmedi.
"Jest yap" dedi.
Normalde değer inşa etmek zaman alır, kart uzatmak üç saniye.
Sen üç saniyeyi seçtin. Karakterindeki deliği parayla kapatmaya çalıştın.
Peki bu yaptığın kimin durumuna benziyor biliyor musun?
DÖVMELİ KIZ dediklerine.
Onlar için diyorsun?
"Anlık bir heves için kalıcı bir karar almış. Demekki ciddi bir ilişki için güvenilir DEĞİL."
Aynısını sen yaptın.
Hatta senin durumun daha da kötü: onun dövmesi görünüyor (ortada), seninki görünmüyor.
Hatta onunki lazerle siliniyor, senin üç günün silinmiyor.
Nasıl düzelteceksin?
Bundan sonra fiyat etiketine bakınca 'TL' görme.
GÜN gör.
6 bin lira yok, 'benim üç günlük emeğim' var.
Yani para birimi artık senin emeğin üzerinden olsun.
Ve kendine sık sık şu çok önemli soruyu sor: bu günün karşılığında bana kalıcı ne kaldı?
Bir varlık, bir beceri, bir alışkanlık?
Yoksa sadece o günü kurtaracak onay mı aldın?
Onay ASLA satın ALINAMAZ.
Ya bedavadır, ya YOKTUR.
Zengin adam da harcar.
Farkı şu : o isteyerek, verir ve unutur.
Sen kızmasın / seni bırakmasın diye verirsin.
Biri güç kazanır, öteki pozisyon kiralar.
Kirayı ödeyemediğin gün kapıdasın.
Kadın ne kadar harcadığına bakmaz.
Kendini kaça sattığına bakar.
Sen kendini günlük 2 bine satıyorsun.
Fiyatı sen koydun.
🔴 Port bagaj ve araç üstü çadıra ceza kalktı.
▪️Port bagaj, araç üstü çadır ve kayak taşıma aparatları gibi sökülebilir ekipmanlar artık teknik tadilat sayılmayacak.
▪️Bu ekipmanlar nedeniyle Karayolları Trafik Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında ceza uygulanmayacak.
▪️Polis ve jandarma ekipleri, bu ekipmanlar için idari para cezası kesemeyecek ve projelendirme talep edemeyecek.
▪️Düzenleme, ekipmanların aracın yapısal bütünlüğünü veya güvenliğini kalıcı olarak değiştirmediği gerekçesiyle hayata geçirildi.
▪️Teknik tadilat niteliğindeki kalıcı değişikliklere ilişkin mevcut ceza ve tescil yükümlülükleri ise devam ediyor.
Mesela, 'seni beğeniyorum' de bırak. Devamını getirme.
Sorarsa da taşşağa al ve konuyu değiştir.
Çünkü -sana saçmalığını göstereyim- seni beğeniyorum dedikten sonra söylediğin şeylerle kendi yansıttığın beğenme kapsamını daraltmış olursun, duygular -kadın gözünde- cümlelere teknik olarak sığmaz.
'Seni beğeniyorum, çünkü güzelsin'. Tabiki hemen cevap hemen gelecek : 'sadece güzel miyim yani' veya 'başka'. Dipsiz kuyu. Kadının hayal gücünü tetikleyecek kadar kısa söylersin.
Bir de şey derler, tüm bunları yapıyorum çünkü sende beni dişil enerjime sokacak erkeklik yok. Nedense biz, bizi adam edebilmek için bir kadına ihtiyaç duymuyoruz ama, hanımefendiler kadın olabilmek için “eril erkeğe” ihtiyaç duyuyor.
Hırsı olmayan bir erkek sıradanlığa razı olur.
Risk alamaz ve tutkuyla mücadele edemezsen sıradanlık hapishanen haline gelir.
Mücadeleden korkan bir adam sıradan kalır.
Mücadeleyi benimseyin, sınırlarınızı zorlayın ve özgürleşin.
Hormonlar, senin nasıl görüneceğini ve algılanacağını mikro değişikliklerle belirler,
Neyin peşinden koştuğunu sana beğenme algısı olarak verecek limbik sistemi de aynı hormonlar oluşturur.