Dört adadan oluşan Japonya gelmiş, Çin'in üçte birini işgal etmiş. Savaşın sonuna kadar da işgale devam etmiş. Japonları Şanghay'da denize dökememişsin. Amerikalılarla Sovyetler götünüzü kurtarmış, sonra da büyük Türk Milletine laf söylemeye cesaret ediyorlar. Bi siktirin gidin
Bunlara göre Türkiye'de Türk olan bir yer yok. Herkese devşirme diyorlar.
Kürtler ama Kürt desek baroları etiketleyip dava açmalarını istiyorlar.
Çok enteresan bir kitle ile bir arada yaşamak zorunda bırakılıyoruz.
@bsg_oc@DailyTurkst Büyük Selçuklu, Artuklu ve Akkoyunluların toprağı olan Diyarbakır, asırlardır köklü bir Türk yurdudur; bugünkü Kürt nüfus yapısı, şehrin tarih boyunca kazandığı sarsılmaz Türk kimliğini asla değiştiremez. Ayrıca üzerinde Türk bayrağı dalgalanıyor, çünkü bir Türk yurdu.
Contrary to popular belief, the vast majority of Turks are well aware of their roots or at least possess the historical means to trace their lineage accurately.
A common misconception is that all Turks completely assimilated with native Anatolians and that there is a single, uniform Anatolian archetype. In reality, while some groups integrated with local populations over time, others maintained highly isolated lifestyles. Groups like the Yörüks and Alevis preserved their genetic and cultural heritage through centuries of endogamy and nomadic life. Consequently, higher Central Asian Turkic genetic components are frequently observed in western Türkiye, where Yörük tribes were largely settled.
Although Anatolia was ruled by multi-ethnic empires like the Seljuks and Ottomans, this does not mean that family lineages were lost in an untraceable blend. Outsiders often assume that a multi-ethnic historical background erased individual origins, but meticulous censuses, which separately recorded both Muslim and non-Muslim populations, along with church and civil archives, provide reliable historical data. Anyone wishing to trace their family line can usually do so back to the 19th century through these official records and preserved oral histories.
The main obstacle to deeper archival research is not a lack of interest or identity doubt, but a linguistic barrier. Ottoman Turkish is fundamentally Turkish in its grammatical structure, but it incorporates extensive Arabic and Persian vocabulary and is written in the Arabic script. While it is mostly understandable when spoken aloud using familiar terms, reading standard manuscript records requires specialized training. This reliance on a historical script is also why automated AI tools frequently fail to translate archival documents accurately.
Similarly, the claim that Turks are reluctant to take commercial DNA tests due to identity doubts is incorrect; the barrier is strictly financial and logistical. Due to customs regulations, importing a testing kit and shipping it back from Türkiye costs around $250, an amount equal to nearly a third of the national minimum wage. For most people, this is an unnecessary expense. Ultimately, identity and heritage in Türkiye are rooted in historical records and family memory, rather than a desire to prove one's background through commercial testing kits.
Furthermore, having foreign ancestry within a family is not viewed as an insult or a source of shame in Türkiye; on the contrary, people often share such background with pride. Having diverse roots is never seen as something to hide or as something that diminishes one’s identity. It is mostly people outside of Türkiye who are obsessed with defining or questioning Turkish identity. Anyone visiting or observing Türkiye closely will quickly realize that people living here simply do not share that same obsession.
Türk-Çin tartışmalarıyla ilgili kendimiz hakkında birkaç şey söyleyeyim.
Öncelikle inatçı şekilde cevaplar verenler en doğrusunu yapıyor, bu Çin’in yıldırma politikasına karşı doğru hamlelerden biriydi.
Öfkeyle hareket edip küfürler yağdıran arkadaşlar gördüm ve temelde bizi rezil edenler bunlardı. Uçuk kaçık Turancı fantezilerle tam bir idiot sürüsü gibi göründüler. Ama aynı gruptan Çin tarafında 3-4 katı vardı, dolayısıyla bu biraz dengeledi ve onları gizledi.
İkinci mesele: tartışmayı sadece kendi cephenizde, savunma modunda yapmak doğru değil. Ufak araştırmalar yaparak tartışmayı onların cephesine taşımanız gerekiyor. Saldırıya saldırıyla karşılık verilir.
Mizahi zekâ olarak çok iyi olmamıza rağmen Çin meselesinde biraz zayıf kaldık bence, ya da futbol tayfa yeterince ilgi göstermedi. Hamamböceği kışkırtmasındaki başarılı tutumu burada pek göremedim.
Bir de şu genetik meselesinde bazı arkadaşlar afalladı, onu fark ettim. Olayın özü şu:
1. Yeterli veri yok, kimse kesin konuşamaz. Karşı taraf sesini yükselterek bir kesinlik illüzyonu yaratıyor, ama durum şu: Bronz Çağı Anadolu’suna dair güçlü çalışmalar var (Lazaridis 2022, Skourtanioti 2020), ancak Oğuzların Anadolu’ya geldiği Selçuklu ve erken Osmanlı dönemlerinden yayımlanmış yeterli antik genom henüz yok, bildiğim kadarıyla. Yani göçün ölçeğini doğrudan ölçemiyoruz, modern genomlardan modelliyoruz. Bu modellerde de bir sorun var: Oğuzların kendi örneği olmadığı için çalışmalar çoğu zaman modern Orta Asya Türk gruplarını (Kazak, Kırgız, Uygur) vekil olarak kullanıyor, oysa ortaçağ Oğuzları bunlardan farklı olabilir. Oranlar da çalışmaya göre değişiyor: Orta Asya kaynaklı bileşen çoğu çalışmada kabaca %10-15 civarında, bazılarında daha düşük ya da yüksek.
2. Anadolu Türklerinin genetik geçmişinde ciddi oranda yerli, antik Anadolu halkları var. Bunu kabul ediyoruz, saklayacak bir şeyimiz yok. Ama bu bir tehdit değil, tarihin olağan bir sonucu: dil ve kültür, göçle küçük bir genetik katkıyla da yayılabilir, Mısır’da Arapça, Fransa’da Latince gibi.
3. Melezlik utanılacak bir şey değil, dünyadaki bütün halklar böyle oluştu. Han Çinlisi de, Avrupalı da, Arap da yüzlerce halkın karışımı. Biz Türk’üz çünkü kendimize Türk diyoruz, Türkçe konuşuyoruz, bu kültürü ve ortak tarihi paylaşıyoruz. Türklük bir soy sertifikası değil, bir aidiyet meselesi. Genetik olarak da antik Göktürklerden ya da ortaçağ Oğuzlarından birebir farklı, modern bir Türk koluyuz. Onların kopyası olmak zorunda değiliz, olmadığımız da bir eksiklik değil.
4. Türkiye Cumhuriyeti Türklüğü baştan beri genetikle tanımlamadı. 1924 Anayasası’nın 88. maddesi, Türkiye halkına din ve ırk ayrımı gözetmeksizin vatandaşlık bakımından “Türk” der. Kimliğimiz dil, kültür, ortak tarih ve vatan üzerine kurulu. Bu yüzden genetik sonuçlar ne çıkarsa çıksın, Türklüğümüz bir laboratuvar raporuna bağlı değil.
5. Turancılık gibi ütopik ideolojilerden kafamızı kaldırıp Atatürk’ün gerçekçi anlayışına sarılmamız hayati. Turancılık, komşularımız ve Orta Asya’daki Türk devletleri için de bir tehdit gibi okunabilecek bir hayal. Enver Paşa’nın Turancı maceraları ülkeye ağır bedeller ödetti, kendisi de Orta Asya’da hayatını kaybetti. Atatürk ise dış politikayı millî sınırlar içinde kalmak, aşırı taleplerden kaçınmak ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesi üzerine kurdu. Türk dünyasıyla dil, kültür ve insani bağlarımızı korumak başka, toprak ve ideoloji hayalleri kurmak başka. Bizi ayakta tutan birincisi, ikincisi bize düşman yaratıyor.
Bu yüzden arkadaşlara tavsiyem: bu tartışmayı bir kışkırtma olarak almayın. Veri yetersiz, sonuçlar belirsiz, kimlik zaten genetikle tanımlanmıyor. Sakin bir cümleyle bunu söyleyip yolunuza bakın, öfkeyle cevap vermenize gerek yok.
Mülkiyenin YL derslerinden birinde, Dünya Düzeni Tartışmaları dersimizde, yaptığımız tartışmalardan ve incelediğim makalelerden birini okuyormuşum gibi hissettim. Çok güzel bir konuya, çok güzel bir pencereden değinmiş. Tebrik ediyorum.
Çin’in küresel bir iktisadi güç olmanın ötesine geçerek Amerikan hegemonyası sonrası dünyaya yeni ve daha adil bir medeniyet önermesi sunmasını, uluslararası kuralları belirleyen ve yeni bir düzen kuran güç hâline gelmesini beklemenin yersiz bir hezeyan olduğunu hep anlatmaya çalışıyorum.
Ancak basit bir sosyal medya tartışmasında su yüzüne çıkan, birçoğumuzun zaten bildiği, fakat belki de artık hepimiz için daha görünür hâle gelen Han merkezli devlet milliyetçiliği, etnik üstünlükçülük ve faşizan anlayış, Çin’i kendi coğrafyasına kilitleyecek ve küresel vizyonunu kendi hinterlandındaki topraksal egemenlik sahasına hapsetmiş, dar görüşlü, etnofaşist bir devlete dönüştürecektir.
Çok yazık.
O hâlde, Goethe’nin ve Kant’ın yetiştiği topraklardan nasıl Hitler çıktı diye sorarken, binlerce yıllık Taoist ve Konfüçyüsçü düşünce geleneğinden nasıl böylesine etnofaşist bir anlayış doğabildiğini neden sorgulamayalım?
Demek ki binlerce yıllık bir medeniyet birikimi, tek başına medeniyet kurucu bir siyasal aklın teminatı değildir. Tarih, insanlığın en büyük düşünsel miraslarından en karanlık siyasal geleneklerin de doğabildiğini defalarca göstermiştir.
Umarım bu karanlık yoldan bir an evvel dönerler.
Çin’in küresel bir iktisadi güç olmanın ötesine geçerek Amerikan hegemonyası sonrası dünyaya yeni ve daha adil bir medeniyet önermesi sunmasını, uluslararası kuralları belirleyen ve yeni bir düzen kuran güç hâline gelmesini beklemenin yersiz bir hezeyan olduğunu hep anlatmaya çalışıyorum.
Ancak basit bir sosyal medya tartışmasında su yüzüne çıkan, birçoğumuzun zaten bildiği, fakat belki de artık hepimiz için daha görünür hâle gelen Han merkezli devlet milliyetçiliği, etnik üstünlükçülük ve faşizan anlayış, Çin’i kendi coğrafyasına kilitleyecek ve küresel vizyonunu kendi hinterlandındaki topraksal egemenlik sahasına hapsetmiş, dar görüşlü, etnofaşist bir devlete dönüştürecektir.
Çok yazık.
O hâlde, Goethe’nin ve Kant’ın yetiştiği topraklardan nasıl Hitler çıktı diye sorarken, binlerce yıllık Taoist ve Konfüçyüsçü düşünce geleneğinden nasıl böylesine etnofaşist bir anlayış doğabildiğini neden sorgulamayalım?
Demek ki binlerce yıllık bir medeniyet birikimi, tek başına medeniyet kurucu bir siyasal aklın teminatı değildir. Tarih, insanlığın en büyük düşünsel miraslarından en karanlık siyasal geleneklerin de doğabildiğini defalarca göstermiştir.
Umarım bu karanlık yoldan bir an evvel dönerler.
@DiliArban@thraceenjoyer39@vizeyakala Engelleyecek kadar kudurmuş. İronik. Çoğu Avrupa şehrini gezmiş biri olarak yazıyorum bu sözlerimi. Ülkemiz AB'nin vize şartları dayatmasında pazarlık unsuru yapılmayacak kadar değerlidir. AB yalakalığıyla dolu ömründe başarılar..
@DiliArban@thraceenjoyer39@vizeyakala Ne kadar cahilsin. Lütfen herhangi kamu kurumunda bir Göreve gelme. Senin gibiler üç beş AB ülkesini gezmek için doğuya özerklik verir.
Barolara bağlı birçok avukat 9 ay boyunca başlattıkları linçle algıları tersine çevirdi; bizi ırkçı ve faşist ilan ettiler, davayı siyasi bir dava haline getirmeyi başardılar ve iki sanığın beraatini sağladılar. Özetle: Baro sayesinde iki katil dışarıda. Soruşturma başlatılsın!
Evet, biz Türkler açısından son derece eğitici ve bilgilendirici bir deneyim oldu. Özellikle Çin Komünist Partisinin yetiştirdiği gençlerin Türkler, Türk tarihi ve Türk dünyası hakkında nasıl bir tarihsel ve siyasal anlatıyla eğitildiklerini görmek çok faydalı oldu.
Bu konuda kapsamlı bir değerlendirme yazısı hazırlamayı düşünüyorum.
Ancak şimdilik şu kadarını söylemekle yetineyim: @akcay_nurettinn'ın çalışmalarının ne kadar kıymetli olduğunu kendi hesabıma bir kez daha teyit etmiş oldum.
Anlaşılan o ki Çin Komünist Partisinin uygun gördüğü tarihsel ve siyasal sınırlar içinde kalırsak Çin bizimle iş birliği yapmaya hazır.
Ancak Atlantik'ten Pasifik'e uzanan geniş bir insanlık tarihi içerisinde atalarımızdan, Türklerin tarihsel ve kültürel mirasından söz etmeye kalkarsak durum değişiyor.
Turan, Doğu Türkistan ve Türk dünyası kavramlarında ısrar edersek, Çin'in terörist bir ideoloji olarak nitelendirdiği Pan-Türkizm suçlamasıyla karşılaşacak ve başımıza gelmedik kalmayacakmış.
Dolayısıyla kendimizi Anadolu'ya hapsedip uslu uslu oturursak hiçbir sorun kalmayacakmış. Ancak Türk Keneşi, Türk Devletleri Teşkilatı, Türk toplulukları ve hele hele Türkistan kavramları üzerinden ortak tarihimize, kültürümüze ve kimliğimize sahip çıkarsak Çin'in düşmanlığını kendi ellerimizle seçmiş olacakmışız.
Bize sunulan iş birliği anlayışının sınırları da böylece ortaya çıkıyor: Türklerin ortak tarihsel hafızası, kültürel aidiyeti ve bağımsız devletleri arasındaki ilişkiler, Çin'in uygun gördüğü sınırlar içinde kalmalıymış.
Dolayısı ile bu "meme itişmesindinden" çıkıp, genç Çinlilerin Türkler hakkındaki algısını öğrenmemiz vesile olan X savaşı için vesile olanlara teşekkür etmemiz gerekiyor sanırım.
DNA üstünden dünyayı tarihsizleştirme operasyonu başlamıştır.
DNA üstünden dil, tarih, yönetim-ordu-yasal sistem tespit edilemez.
İnsan DNA’sı 300.000 yaşındadır. Çinli veya Yunan geni diye bir şey yoktur. Bot veya operasyon hesaplarını şikayet edip engelleyin.
Biz hiçbir terör eylemini savunmadık, meşru da görmedik. Türkiye'de insanların çoğu Doğu Türkistan İslam Partisi'nin adını bile duymamıştır. Türkiye hükümetinin de iddia ettiğiniz gibi teröristlere veya ayrılıkçılara en ufak bir desteği yok.
Sen Kürtleri örnek veriyorsun ama Türkiye'de milliyetçisi de solcusu da PKK ile Kürt halkının ayrı tutulması gerektiğini savunur. Biz PKK'nın işlediği suçları bütün Kürtlere yüklemiyoruz.
Üstelik Türkiye'de Kürtler bizimle aynı vatandaşlık haklarına sahip. Diyarbakırlı bir Kürt ister Antalya'ya ister Mersin'e yerleşir, ev alır, arsa alır, iş kurar, siyasete girer. Türkiye'nin her ilinde yaşayabilir. Bunları yapabilmek için kimseden etnik kimliği nedeniyle izin almak zorunda değil. Çünkü o da benim kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bizim vatandaşlık anlayışımız bu.
Uygurlar da kâğıt üzerinde Çin vatandaşı. Peki aynı hakları gerçekten kullanabiliyorlar mı? Yıllarca dillerine, kültürlerine ve inançlarına müdahale ettiniz. Ekonomik olarak da baskı altında tuttunuz, geçim kaynaklarını kısıtladınız, insanları yoksulluğa ve açlığa mahkûm ettiniz. İnsanları asimile etmeye çalıştınız, özgürlüklerini kısıtladınız. Bu koşulları görmezden gelip her şeyi terör meselesine indirgeyemezsin.
Kunming'de öldürülen insanların rejiminiz için gerçekten bir önemi olduğunu da düşünmüyorum. O insanların ölümü bile sizin için siyasi bir araç. Uygur davasını kriminalize etmek, terörle mücadele bahanesiyle milyonlarca insanın hayatına müdahale etmek işinize geliyor.
Bir de topraklarımızı üçe bölmekten bahsediyorsun. Biz Türkiye'yi bölmekten söz etmiyoruz. Türkiye zaten Uygurların da vatanıdır. Burada yaşamalarından ve mülk edinmelerinden rahatsız değiliz. Onları yabancı görmüyoruz.
Bize sürekli Kürtler üzerinden algı yapıyorlar falat Çin 56 farklı etnik gruptan oluşuyor. Çoğunlu Han Çinlilerinden oluşuyor(%90) fakat geriye kalan %10 bile Avrupa ülkelerinin nüfusundan daha fazla. En önemli gruplar:
-Tibet bölgesinde(budistler), Çin imparatorluğu sona erince bağımsızlığını ilan etti. Ancak Komünist Çin rejimi kurulunca Çin burayı yeniden ele geçirdi. Has Çinlileri oraya yerleştirerek budistler azınlık olarak kaldı.
İç Moğolistan denilen yerde daha çok moğollar yaşıyordu. Ancak nüfus politikası ile oraya has çinliler yerleştirildi. Bugün Dış Moğolistan(günümüz Moğolistan) Sovyetlerin desteği ile bağımsız olabildiler. Ancak iç moğolistan Çin'e daha yakın olduğu için bunu yapamadı. Azınlık olarak kaldılar.
-Sincan Bölgesinde Uygurlar çoğunluktu. Ta ki Çin oraya kendi insanlarını yerleştirene kadar. Uygurlar da kısa süreli bağımsız oldular fakat Çin Komünist rejimi orayı tekrar ele geçirdi.
-Hong kong İngiliz sömürgesi idi. 1997 yılında şartlı Çine verildi. Jobg Kong kapitalist rejimini koruyacaktı 50 yıl boyunca. Çin buraya karışmayacaktı ancak tamamen Çinle entegre ediliyor.
-Tayvan çoğu ülke tarafından tanınmıyor. Bağımsız bir ülke olmasına rağmen. Çin tehdit ediyor. Tayvanı tanırsan benimle ticareti unut diye.
Bu kadar sorunları olan bir ülkenin insanlarının Türkiye'nin parçalanmasıı istemeleri gerçekten komedi:)
@bestggboy@TayfunZone@KavalaFaik SSCB dağıldı. Türk Devletleri Teşkilatı ve Mekke İttifakı kurumsallaşıyor. İsrail Filistin halkını sindirememişken Türklere ne yapabilir ki? Yunanistanı da 1922de denize döktük. Galiba, sizin gibi sömürgeleştirilmediğimiz için tüm bu nefretin. Keşke bizim gibi yakın tarihin olsa
@kcalb1999@TayfunZone@KavalaFaik 8000 km uzakta bir anda belirmedik. Tarihsel süreci okumadan genetik hakkında konuşuyorsun Hadi seni haklı varsayalım Ben Türkçe konuşuyorum kendimi Türk olarak görüyorum İslamiyet öncesi Türk geleneklerini hala yaşatıyorum Bu seni neden rahatsız ediyor? Türkten neden korkuyorsun
Bize sürekli ''DNA'' atıfında bulunup hakaret eden çinlilerin gerçekte kendilerinin genetik cahili olması çok komik.
Mesela Göktürklerin(Tujue) %62.4 oranında Xiongnu olduklarını kalanının ise soğd ve bulankoby sakaları(Hint-Avrupalı) olduğunu bilmiyorlar.Göktürklerin kökeni hint-avrupalı olmadığını bildiğimiz için genetik bilimi dolayısıyla Göktürklerin Xiongnu kökenli olduğunu çok önce kanıtladı.Ayrıca Göktürkler Xiongnularla önemli ölçüde IBD paylaşır.
Bugün doğu türkistanda yaşayan ve kendilerini ashina ve ashide klanından bilenler yine Xiongnularda bulunan Y-DNA haplogrupları için pozitif test edilmişlerdir.
Harvard ve Cambridge çalışmaları dilsel ve genetik olarak Xiongunun Türki halkların dilsel ataları olduğunu daha önce söylemiştir.(Avrupa Hunları,Xiongnu,Göktürkler(Tujue) ve diğer günümüz Türki halkları) ortak IBD paylaşır ve genetik olarak birbirine bağlıdır.
Türklerin Doğu asya kaynağı Transbaykal avcı toplayıcılarına(özellikle argun nehri) civarına dayanan bir kesimden gelir.Bu doğu asya kaynağı aynı zamanda hunlar ve göktürkler(Tujue) içinde aynıdır. Moğollar ve Tunguzlar ise Amur Nehri Çiftçilerine dayanır bu genetik belirteç ise en çok donghu,xianbei,rouran,moğollar,tunguzlar gibi halklarda görülür.Çinliler ise Sarı nehir çiftçilerine dayanır.
Ancak çinlilerin çoğu ya ülkelerinde dönen yalan yanlış iddialardan ya da zekasal olarak dezavantajlı olmalarından ötürü bunu anlayamıyorlar.
Lütfen bize bir konuda laf atmadan önce konuyu öncelikle kendiniz öğrenin çünkü hiçbir şey bilmiyorsunuz.Argüman sunmak yerine aynı slop memeleri tekrar tekrar atıp toksiklik yapıyorsunuz.
Aşağıdaki görseller sırasıyla Göktürk(Tujue) genetiği,Harvard çalışması ve Cambridge çalışmasını içerir.Lütfen okuyun ve maymun gibi davranmayı bırakın.
A major disappointment for someone who claims to be a "former member of parliament"...
1- The Turks took Cyprus from the Venetians. Back then, you were nothing but serfs and slaves!
2- The Turks ensured freedom of belief by reopening the Orthodox churches.
3- You should look at examples from Latin America and Africa to see how entire societies have had their language and faith transformed in as little as 100 years.
4- Had we acted like the Venetians or the Latin Crusaders, there would be no Cyprus issue or Aegean dispute today!
5- You owe an apology for your slanders, and you should also be expressing your thanks.