İYİ Gençlik tercih döneminde de Türk gençlerinin yanında.
Parti üyeliği gerekmeksizin, https://t.co/0BqzfwnHUH üzerinden bize ulaşın, tercih listenizi doğru bilgi ve nitelikli rehberlikle beraber şekillendirelim.
Doğru yaptığı sorular üzerinden öğrencileri sıralayan sistemin sınavında, aylarca süren hazırlama süreci sonunda, 2 sorunun iptal edilecek şekilde hatalı olması akla mantığa sığar bir durum değildir.
Soruları gizleyemeyecek kadar aciz olduğunu geçtiğimiz yıllarda çaldırılan sorulardan bildiğimiz ÖSYM, soru hazırlamak konusunda da sınıfta kalmıştır.
Öğrenci kardeşlerimizi mağdur etmeyi binbir yoldan başaran beceriksiz iktidar, YKS’yi de yine bütün gençleri mağdur edecek şekilde dizayn etmiştir.
Eğitim sistemizi yapboza, cevap anahtarını yazboza çeviren iktidara gereken cevabı Türk gençleri sandıkta verecektir.
I expressed concern regarding the right to a fair trial and judicial independence in the proceedings against Ekrem İmamoğlu, elected mayor of Istanbul, and other defendants. The authorities of Türkiye should ensure that all proceedings comply with the #ECHR. Read my statement ⬇️
https://t.co/c7IVqXvkXT
ARZ MI RİCA MI TALEP Mİ?
Bahsi geçen arz etme meselesi Resmi Yazışmalarda Uygulanan Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerinde geçer. Yönetmelik’in m. 3/o bendi resmi yazışma kavramını tamımlar. Buna göre:
“Resmî yazışma: İdarelerin kendi içlerinde, birbirleriyle veya gerçek ya da tüzel kişiler ile iletişim sağlamak amacıyla … yürüttükleri süreci,”
ifade eder.
Bentteki “idare” terimi de Yönetmelik’in aynı maddesinin k bendi uyarınca “Kamu kurum ve kuruluşlarını” tanımlar.
Açıkça görüleceği gibi bu yönetmelik yalnızca ama yalnızca kamu kurum ve kuruluşlarını bağlar. Avukatları bağlamadığı gibi özel hukuk tüzel kişilerini ve gerçek kişileri de bağlamaz.
Yani kamu kurum ve kuruşlarına yöneltilecek hiçbir yazılı yahut sözlü talepte “arz” yahut “hiyerarşik anlamda rica” terimlerinin kullanılması zorunluluğu yoktur.
Alıntıda bahsedilen diğer hususlarda da hatalar var.
K harfinin kamu kurum ve kuruluşlarını D harfinin de diğer tüm kişi ve kurumları işaret ettiğini varsayarsak doğru ilişki şu şekildedir:
1- K, K’ya yazıyorsa:
Ast üst ilişkisine göre arz ve/veya rica eder. (Yönetmelik m. 16/12)
2- K, D’ye yazıyorsa:
Uygulamada rica eder ama bu zorunlu -hatta doğru da- değildir. Nitekim Yönetmelikte gerçek kişilerle yapılan yazışmalarla ilgili olarak bu husus belirtilmiştir.
Madde 12/16-e bendi şöyledir:
“e) Muhatabı gerçek kişi olan yazışmalar “Saygılarımla.”, “İyi dileklerimle.” veya “Bilgilerinize sunulur.” ibareleriyle bitirilebilir.”
Şu husus artık yerleşmelidir: VATANDAŞLA İDARE ARASINDA ASTLIK ÜSTLÜK İLİŞKİSİ YOKTUR.
Dolayısıyla gerçek kişiye “rica ederim” demek, onu hiyerarşi içerisinde tanımlamak olacağından, bana kalırsa demokratik hukuk devleti ilkesine aykırıdır.
3- D, K’ye yazıyorsa:
Uygulamada neredeyse istisnasız bir şekilde arz edilir. Ancak bu da doğru değildir. Yukarıda anlattığım gerekçelerle, hiyerarşik ilişki kuran arz ve rica terimlerini kullanmadan, yazının içeriğine göre “talep ederim”, “bilginize sunarım” vb. bir ibare kullanılabilir.
4- D, D’ye yazıyorsa:
Burada doğal olarak hiyerarşik terimler kullanılmayacaktır. Uygulamada bu hususta da hatalar yapılmaktadır. Örneğin bir özel hukuk tüzel kişisinde (bu bir şirket olsun) çalışan bir gerçek kişi, çalıştığı şirkete bir yazı yazdığında bunu yine neredeyse istisnasız “arz ederim” diyerek bitirir. Yukarıda yazılanlardan anlaşılacağı gibi bu hiyerarşik terimlerin kullanılmasına gerek yoktur.
Avukat Açısından:
Avukat hem yargının kurucu unsurlarından olması (Avukatlık Kanunu m. 1) münasebetiyle hem kamu kurum ve kuruluşu olmaması münasebetiyle ve hem de Avukatın Bağımızlığı İlkesi uyarınca arz ve rica terimlerini kullanmaz. Avukat tüm bunları ve meslek deontolojisini de gözeterek yalnızca “talep eder”.
Bir Zen öğrencisi tapınağa katılırsa aydınlanmaya ulaşmasının ne kadar süreceğini sormuş.
"On yıl," demiş Zen ustası.
"Peki, ya çok sıkı çalışırsam ve çabamı iki katına çıkarırsan?"
"Yirmi yıl."
Öğrencinin kafası karışmış ve biraz da hırslanarak tekrar sormuş: "Peki ya gece gündüz çalışırsam, uykumdan feragat edersem ve uyanık olduğum her anı sadece eğitimime adarsam?"
Zen ustası sakince cevap vermiş: "Otuz yıl."
Öğrenci artık öfkesine engel olamayarak isyan etmiş: "Anlamıyorum! Ne zaman daha fazla çabalayacağımı söylesem, siz sürenin daha da uzayacağını söylüyorsunuz. Neden?"
Usta, öğrenciye bakmış ve şöyle demiş: "Eğer bir gözünü sürekli varacağın hedefe dikersen, yolu bulmak için geriye tek bir gözün kalır."
“Tandoğan kararını vermiştir!
Ankara sözünü söylemiştir!
Türkiye hükmünü ilan etmiştir!
Haksızlığa, hukuksuzluğa, adaletsizliğe, gaflete ve ihanete karşı bayrak açıyorum, düşün peşime!”
Bilin ki bu meydan, mukaddes bir başlangıcın ilanıdır.
Bizim meclisimiz, devlet kuran meclistir. Müdafaa-i Hukuk bir hatıra değildir cumhuriyeti var eden yüce bir ruhun adıdır Müdafaa-i Hukuk.
Bugün Tandoğan'da yaptığımız da budur. Müdafaa-i Hukuktur, Müdafaa-i Millettir, Müdafaa-i Cumhuriyettir.
Bizim anayasamız budur hiç kimse değiştiremeyecektir.
Biz, onu bırakın değiştireni, değiştirmeyi teklif edeni dahi tarihten sileriz!
Söz olsun, namus sözü olsun sileriz!
Türk milletinin, Türk gençliğinin bütün fertlerini adalet ve hürriyet mücadelemize ortak olmak için Tandoğan'a davet ediyoruz.
Türk milletini hak ettiği İYİ geleceğe beraber taşıyalım.