2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Anne Carson’ın Nobel Komitesi’yle yaptığı telefon görüşmesi:
“Reykjavik’teki evimde çay içip London Review of Books okuyordum. Yerleri süpürmeye kalktığımda telefonlar çalmaya başladı. Hepsini kapattım. Eşim zorla geri arattı. Eşim “Aç şu telefonu artık. Belki de Nobel’dir” dedi.”
Şu anda nasıl hissediyorsunuz?
— Sadece kraker yiyip çay içiyorum. Pek dramatik bir durum yok.
Nobel’i bekliyor muydunuz?
— Tanrı aşkına, tabii ki beklemiyordum. Bence hepiniz çıldırmışsınız.
Nobel sizin için ne anlama geliyor?
— Hiç düşünmedim. Sadece parayı nasıl bağışlayacağımızı düşünüyoruz. Evi olmayan bir arkadaşımız var. Bir de Sınır Tanımayan Doktorlar’a bağış yapıyoruz.
Nasıl kutlayacaksınız?
— Telefonlara cevap vermek zorunda kalmamak için ormanda yürüyüşe çıkacağız. Sonra sessizliği dinleyeceğiz.
Yazarlığınızı nasıl tanımlarsınız?
— İstemsizce. Hep başka bir şey yapmaya çalışırken oluyor.
Kitaplarınızı okumaya nereden başlamalı?
— Herhangi bir yerden. Ben hep ortadan başlayın derim.
Yeni bir kitaba nasıl başlarsınız?
— Ortadan. Tek kuralım bu.
İlham kaynağınız?
— Homeros.
Antik hikâyelerin bugün hâlâ geçerli olmasının nedeni ne?
— Geçerli değiller. Onların bizim için geçerli olmasıyla ilgilenmiyorum. Bizim onlara layık olmamızla ilgileniyorum.
Sıkılmaktan kaçınmak neden önemli?
— Kim sıkılmayı sever ki? Uyumak mı, Homeros okumak mı? Günün geri kalanında ne yapacağıma böyle karar veriyorum. Hayat sıkıcı.
Genç yazarlara tavsiyeniz?
— Ortadan başlayın.
Hanımefendi AK Parti’deki görevinden istifa etmiş.
Ne büyük fedakarlık, ne alicenaplık!Teselli babından bir ülkeye büyükelçi olarak atanması kimseyi şaşırtmaz muhtemelen!
Gözaltına alınmasını, tutuklanmasını beklemek abes olur değil mi?
İktidar ayrıcalığı olacak tabi ki!
Post Öykü’nün hakkımda hazırladığı dosya için:
Yayın yönetmeni: Aykut Ertuğrul’a
Dosya editörü: Bartu Çay’a ve
Yazılarıyla katkıda bulunan değerli yazar dostlarım:
Mehmet Narlı
Akif Hasan Kaya
Naime Erkovan
Hâle Sert
Sema Bayar
Merve Uygun
Mustafa Aplay
Nevra Gözde’ye
Her cümleleri için binlerce teşekkür….
🎙️Röportaj: Prof. Dr. Muhammet Enes Kala İle “Kelimelerden İnsan’a, Hafızadan Geleceğe”
“Kelime, geçmişten bugüne yürüyen ve kıymetli şeyler taşıyan sessiz bir hafıza kervanına benzer.”
https://t.co/dNIsyyEIo4
Kenan Sofuoğlu'nun çocuğu, motosiklet yarışlarındaki başarılarının ardından şimdi de TRT 1'deki Osmanlı dizisinde oyuncu olarak kariyer basamaklarını birer birer tırmanacakmış. Zeka/IQ testlerinin ve başarı anlatısının, başarının toplumsal ve maddi koşullardan çok bireysel yetenek ve çalışkanlıkla belirlendiği yalanını nasıl yeniden ürettiğini gösteren güzel bir örnek.
Yoksulluğunuzla, başarısızlığınızla, iş bulamıyor oluşunuzla kendinizi suçlamanızı, zenginliğin ve başarının kaynağını yalnızca zekada, yetenekte ve kişisel çabada aramanızı istiyorlar. Böylece düzenin ürettiği eşitsizlikler toplumsal bir sorun olmaktan çıkıp kişisel başarısızlıklara dönüşüyor. Büyük yalan tam da burada.
Bu yalanın gündelik hayattaki karşılığı ise giderek çoğalan öğütçüler. Ekonomi ve politika yüzünden insanların hayatları mahvoldukça, herkese nasıl "yırtacağını", nasıl başarılı olacağını, o büyük hayale nasıl ulaşacağını anlatanların sayısı artıyor. Mesele yalnızca kişisel gelişim sahtekarlığı da değil. Düzen, insanları hem aynı koşullar altında yarıştırıyor hem de yarışın sonucunu bütünüyle kendi zekalarının, yeteneklerinin ve çabalarının sonucu olduğuna inandırıyor. Böylece insan, kendisini ezen koşulları sorgulamak yerine kendisini ya da çocuğunu düzeltmeye çalışıyor, bu tarz örneklere, haberlere bakarak.
Paçacı Fazıl, Diyarbakır. Şimdi.
İki akşamdır Diyarbakır'da yiyorum. Görüşüm hala aynı: Güneydoğu'daki en iyi gastronomi şehri hala Diyarbakır.
Paça çok iyiydi. Kusursuz.
Kuzu yemeği ise o kadar iyi değildi.
Erkan Koca (@ahmeterkankoca) yazdı: Toplumsal kimliklerimiz ve narsisizmimiz
https://t.co/3ZypkAsrzx
"Toplumsal kimlikleri muhakkak grup narsisizmi üzerinden konuşmak gerekir.
Grup narsisizminin, kendi kimliğini, geleneğini, inancını ya da değerlerini bilmeyle, daha ileri taşımayla, onu koruyup geliştirmeyle zannedildiği gibi bir ilgisi yoktur.
Daha ziyade, yaşanan dışlanma ve değersizleştirmeye karşı buna neden olanlara hamasi bir üstünlük kurma ve alt ederek cezalandırma çabasıdır.
Bir şekilde daha evvel sahip olunduğu düşünülen büyüklüklerin düşmanlardan geri alınma mücadelesidir. Bu asla bitmeyecek bir savaştır.
Toplumsal kimlik sorunu özünde bir grup narsisizmi sorunudur ve kamusal alanın kimliklerle belirlendiği ülkelerde bunun bir hastalık olduğu nadiren anlaşılır."
Filistinlilerin eşeğini çalıp masum bir hayvana dahi işkence edecek kadar vicdanını kaybetmiş İsrailli işgalciler…
Bir hayvana bunu yapan vicdansızların, insana neler yapabileceğini Gazze’de bütün dünya gördü.
@necipt Teşekkür ederim hocam. Kelimelerin bilincini diri tutan cümlelerinizin, insanın kendi sözlüğünü tamamlama yolculuğuna eşlik etmesi çok güzel çok sağolun.
@necipt Hocam merhaba, İstanbul Bilimler Akademisi’nde geçen dönem sizden ders almıştım. Belki hatırlarsınız; arama-kurtarma eğitimlerim nedeniyle birkaç dersinize katılamamıştım.
‘’Her insan sadece kendi sözlüğünü tamamlamak için yaşar. Bu yüzden hayat, kendine ait sözlüğü oluşturma serüvenidir.’’
Bu cümle benim için önemli bir hatırlama. İçinde bulunduğum durum nedeniyle bugün bu sözü yeniden hatırladım. Bana bıraktığı düşünceyi bir kez daha hatırlattığınız için teşekkür ederim. Sağolun…
@alifikrik1 Bence @amedskofficial için gerekli olan şey öncelikle tekrardan yönetime girmendir abe. Ve takımda futbol alanında otorite olmandır. Daha sonra @vahap_coskun hoca ile birlikte bu takımı hak ettiği yere getireceksiniz inancındayım. Taktik ofansif, defansif daha sonraki işler.
Bu tablodan çıkış için aradığım çözüm, elbette vazgeçemeyeceğimiz ancak artık semantik bir doygunluğa ulaşarak dönüştürücü enerjisini yitirmiş hoşgörü yahut empati çağrılarının çok ötesindedir. En güvenilir çıkış yolu, herkesin önce kendi mahallesinin konforunu sabote etmesiyle başlar.
https://t.co/0W9wN517Ox
Bu tablodan çıkış için aradığım çözüm, elbette vazgeçemeyeceğimiz ancak artık semantik bir doygunluğa ulaşarak dönüştürücü enerjisini yitirmiş hoşgörü yahut empati çağrılarının çok ötesindedir. En güvenilir çıkış yolu, herkesin önce kendi mahallesinin konforunu sabote etmesiyle başlar.
https://t.co/0W9wN517Ox