Bugün Sözcü gazetesinde yayımlanan haberi altta veriyorum. Daha önce de paylaşmıştım.
Kamunun ağır ihmalini merkeze alarak bu öneriyi yapıyorum.
Hazineye herhangi bir yük getirmeden, mağduriyetlerin mümkün olduğunca giderilebilmesi için en uygun yöntemin bu olduğunu düşünüyorum.
Tarihte bunun örnekleri vardır.
Bunun için de; bu oluşumların eski ve yeni, ancak bu süreç içinde etkin rol almış, ortak ve yöneticilerinin yurt içi ve yurtdışı mal varlıklarının kararlı biçimde takip edilmesi şarttır. Kamunun ve MASAK’ın bu konuda yetki ve imkanları çok fazla.
Yasal sınırlar içinde konunun gündemde tutulması da çok önemli.
Yüzbinlerin sesine duyarsız kalınamayacaktır.
@RTErdogan@abakingurlek@memetsimsek@eczozgurozel@tuncerbakirhan@dbdevletbahceli@MDervisogluTR@umitozdag@alibabacan@mahmutarikansp@erkbas
Devlet mağdur fonu kursun https://t.co/2akToNTaJR #gazetesozcu @gazetesozcu aracılığıyla
Toplumu öyle bir hale getirdiler ki kimse kendi evinde rahat ölmeyi bile hak edemiyor. Henüz ölüm nedeni belli olmayan birinin evinin mahrem alanında kameralar dolaştırılıyor. Eşyalar teşhir ediliyor. “Özel hayatın gizliliğini ihlal” gibi hukuku çağrıştıran ilke ve kavramlardan da söz etmeye gerek yok, çünkü hukun esamesinin okunmadığının çoğumuz farkında.
Yakınını kaybetmiş bir kadına yaşadığı travma göz önünde bulundurulmadan habercilik adı altında hicapsız mikrofon uzatılabiliyor.
Çok daha iyi anlıyoruz ki hukukun yaptırım gücünün kalmadığı, hukuka olan inancın zayıfladığı toplumlarda toplumsal ve mesleki etik değerlerin de bir kıymeti kalmıyor.
#SerhatKılıç
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan:
"Geçtiğimiz günlerde revire gittim, doktor şikayetlerimi sordu.
Doktorumuz beyefendi biri, şikayetlerimi sabırla dinledikten sonra stresli bir dönemde olup olmadığımı sordu.
Şok oldum. Hemen hemen yaşıtım bir doktor olduğu için şakalaşmak amacıyla mı soruyor diye tereddüt ettim ve hemen cevap vermedim.
'İlahi doktor, altı üstü haksız yere aylardır hapisteyim, kim bilir daha ne kadar hapiste olacağım bilmiyorum. Bunlar her insanın yaşadığı günlük stresler, majör bir şey yok!' dedim. Stresle mücadelede iyiyiz.
Türkiye’de pek çok cezaevinde halen yüzlerce hak ihlali yaşanmaya devam ediyor. Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil.
Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor.
Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum.
Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum."
(Cumhuriyet)
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
baştan sona yaptığı eylemi sahiplendi. reklamsız, sansürsüz paylaştı. türkiye’ye döneceğini söyledi. cumhurbaşkanı hakkındaki şakasını tekrar yayınladı. kıvırmadı, eğilmedi, bükülmedi. seni doğuran ana desin ki ben aslan doğurdum. imran deniz göktaş yalnız değildir.
Birkaç hafta önce "Mahkeme kararlarını sevmesek de uymak zorundayız" diyen Kılıçdaroğlu Deniz Göktaş'ın duruşmasına neden gidiyor?
Olası bir tutuklama kararında Deniz Göktaş'a "sevmesen de bu karara uymak zorundasın" demek için mi.
Aynı programda önce şunu söyledi:
"Eğer bir gün benim mahkemeye gittiğimi bir gün bir yargıçla konuştuğumu bir gün herhangi bir şekilde bir ilişkide bulunduğumu kanıtlarsanız ben yarın sabah genel başkanlığı bırakıyorum."
Yaklaşık 1 saat sonra da şunu söyledi:
"Kayyımı kabul etmediğimi 2 belediye başkanı ve eski bir milletvekiline daha alt mahkeme görüşülürken söyledim. Beni kayyım olarak yazarlarsa asla kabul etmem dedim."
Ve ilginçtir ki bu itiraf gündem olmadı. Butlan davasının tam da göbeğinde olduğu çıkarımını yaptım bu ifadelerden.
Yayında ortaya çıkan 3 tane temel konu vardı:
1. Butlan davasında Kılıçdaroğlu'na sorularak hareket edildiği.
2. İmamoğlu davasını iktidardan daha fazla sahiplendiği (umarım gelecekte bir gün gizli tanıkların kim olduğu açıklanır da görürüz)
3. Erdoğan'ın görev süresini uzatacak bir anayasa değişikliğine, "güçlendirilmiş parlamenter sistem geliyor" bahanesiyle evet diyecekleri.
Yaklaşık 20 senedir Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın karşısına ancak biatından yüzde yüz emin oldukları şahısları "önceden onaylanmış sorular" dışında bir yola sapmamaları kaidesiyle çıkartan ve bu şahısların prompterın akışına denk bir ağırlamacılık dışında bir şey yapmasına izin vermeyen bir sistemi kutsadıkları için o ekranlarda o paraları kazanabilen,
uçakta İletişim Başkanlığı'nın çapaklarından arındırıp kafasına göre formatladığı "soru cevap" metinlerini aynen basmak dışında bir fonksiyonu olmayan şahısların "gazeteci" diye taşınmasıyla bir sorunu hiç olmayanlardan "gazetecilik" dersi alacakmışız :)))))))
Biz yine de Özel-İmamoğlu için uygun gördükleri hayallerindeki canlı söyleşiyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kendisiyle yapabilmelerini temenni ediyoruz.
Özgür Özel, İzmir Gündoğdu meydanında mitinge başladı.
Ses tam anlaşılmıyor.
Çünkü ses sistemi zayıf.
Çünkü bütün olanaklar çıkarıldıkları genel merkez binasında kaldı.
Bu kadarı bile yeni bir siyasi parti kurmanın ne kadar zorlu bir iş olduğunun göstergesi.
Bilgi Üniversitesi’nin birkaç gün içinde kapatılıp yeniden açılması, Cumhurbaşkanlığı sisteminin fiilen nasıl işlediğine dair öğretici bir örnek. Gerçi gerçekten ne oldu, hiçbir şey bilmiyoruz. Çünkü bu sistem yurttaşına bir açıklama yapmıyor. Yapmaya tenezzül etmiyor. Gazetecilik de, aparatlar dışında, saray içine nüfuz edemiyor.
Kararlar nasıl alınıyor. Ancak tahmin edebiliriz.
Muhtemelen bir odak, Santralistanbul’u Bilgi’den almak ya da Can Holding’le ilgili önceden kalmış başka bir mesele nedeniyle üniversiteyi hedef alıyor. Ortalık zaten Butlan’dan dolayı toz duman içindeyken fırsattan istifade hızlıca bir kapatma kararı “çıkartılıyor.”
Ardından başka aktörler devreye giriyor. Protestolar devam ederken belki çocukları Bilgi’de okuyan iktidar çevreleri, aynı zamanda bu kararın rejimin keyfilik görüntüsünü daha da göz önüne sereceğini düşünen iletişim danışmanları. Başka aracılar bulunuyor. Muhtemelen ilk kararda YÖK’ün dahli hatta haberi yoktu. YÖK devreye sokuluyor falan. Yukarı ile ikna süreçleri işliyor ve birkaç gün sonra karar geri “aldırılıyor”.
Olabilecek her yetkinin yukarıdan aşağı tek elden tensip ve takdirle dağıtıldığı bu sistemde kararlar dar bir çevrenin nüfuz mücadeleleri, kişisel ilişkileri, anlık güç dengeleri ve diğer aktörlerin yakın çevreden etkili şahsiyetler vasıtasıyla “yukarıya” erişebilme kapasiteleri üzerinden yürüyor.
➖Şu görüntülere hiçbir medeni ülkede rastlayamazsınız.
➖Polisin gösterdiği istikamet doğrultusunda ilerleyen, hiçbir direnç göstermeden itaat eden, taşkınlık yapmayan bir vatandaşımıza,
➖Polis çok yakın bir mesafeden biber gazı sıkıyor.
➖Kim bilir ne kadar canı yandı ve belki de gözlerinde kalıcı hasarlar oluştu.
➖Bu kural tanımaz ve acımasızca davranışın hesabı mutlaka sorulmalı.
@RTErdogan@Akparti@TC_icisleri@mustafaciftcitr@EmniyetGM
#1Mayıs #EmekveDayanışmaGünü #işçibayramı
Yeni bir ebeveyn tarzı çıktı:
Biz ona hayır demiyoruz, her şeyi keşfetmesine izin veriyoruz.
Sevgili anne babalar, bu gerçek değil. Böyle bir sistem yok.
Çocuk arkadaşının oyuncağını
alıyor, sizden ses yok.
Yeni girdiği evi dağıtıyor, tepki yok.
İstediği olmadı diye ortalığı yıkıyor, yine sessizlik.
Hayvana vuruyor, gülerek "yapma oğlum" diyorsunuz.
Ama böyle bir hayat yok. Çocukluk sınırsız değilse, yetişkinlik de değil.
Sebepler üstüne düşünmek gerek.
Yoksa kasaba kurnazı siyasetçiler ve her konuda ahkâm kesen gazeteciler gibi sürekli sonuçlar üstüne atıp tutar; her olayda duyguları istismar edip kendimize pay çıkarmayı ahlak ediniriz.
Böylece sureti haktan görünür, yaşananları yeniden üretiriz.
Hakim: İlk yüz yüze ara değerlendirme ama son değil. OY BİRLİĞİYLE KARAR VERDİK… 18 isim tahliye.
-sırrı küçük
-Fatih yağcı
-ali üner
-evren şiroğlu
-Altan Ertürk
-Ebubekir akın
- Hüseyin yurttaş
-kadir Öztürk
-Mustafa Bostancı
-Sabri Caner kırca
-baran gönül
-mahir gün
-kadriye kasapoğlu
- davut bildik
-Esra huri bulduk
-şehide Zehra keleş yüksel
-başak tatlı
-Nazan başelli
Korkunç. Solunum cihazına bağlı tüm Kübalı hastalar hastanelerde ölüyor. Bir hastanede herkes ölmüş. Amerika gelen tankerleri ve diğer enerji kaynaklarını ülkeye sokmayarak bu insanları katletti.
Utanmadan "sosyalizmin yenilgisi" demeye devam edecekler bir de. ABD, Küba'ya oranla 90 kat büyük topraklara, 30 kat büyük nüfusa, 250 kat büyük askeri harcamaya sahip. Böyle kabadayı bir devlet tepenize çöktüğünde, dünyadaki hiçbir devlet, hiçbir silah, hiçbir güç, buna gıkını çıkarmadığında, yıkılan aslında sosyalist ideoloji değil, dünyanın onurudur.
Bakın bir anne ve kızı öldü. İsmail'in yıllardır haberini yaptığı istismar faili Ayhan Şengüler 1 dakika bile gözaltinda kalmadı.
İsmail ise bayram günü ailesiyle bir aradayken sadece gazetecilik yaptığı için gözaltına alındı!