Tümad sahada faaliyette valilik, bakanlık nerede?
Yargı kararlarını hiçe sayan Tümad'ı kim durduracak soruyoruz?
Mahkemelerin, hukuğun üstünde olabilir mi bir şirket? Bir şirketin menfaati tüm Çanakkale halkının menfaatinden üstün müdür soruyoruz?
Yürütmeyi durdurma kararını uygula! #TümadKirazlıyıTerkEt
Kirazlı Altın Madenî sahasında faaliyetlerin durdurulması için açılan davada önemli ve beklediğimiz bir karar çıktı!
Çanakkale 2.İdare Mahkemesi Bakanlık ve Valiliğin itirazlarına rağmen halkın ve doğanın ve pek tabii yasaların yanında durarak kamuoyu yararını gözeten, şirketler lehine olmayan bir karara imza attı.
Ve Kirazlı'da Nurol Holding'e ait maden sahasında 'YÜRÜTMEYİ DURDURMA' kararını haklı ve hukuki dayanaklarımızı göz önünde bulundurarak verdi!
Çed alanında bulunmaya yetkileri olmadığı halde sahada hukuka aykırı olarak faaliyetlerini sürdüren Tümad'ın faaliyetlerine son vermesi ve iş makineleri de dahil olmak üzere alandan çıkmasına yönelik kararın takipçisi olacağız. Halen sahada bulunuyor ise hakkında tutanak tutturup gerekli cezaları almasını sağlayacağımızdan kamuoyunun şüphesi olmasın!
Günlerce nöbet tuttuğumuz, Kazdağları direnişinin simge mücadele sahasında bir kez daha kazandık bu kazanıma tüm Çanakkale halkı olarak sahip çıkalım.
7 Eylül Pazartesi günü Kirazlı'da buluşalım. Yürütmeyi durdurma kararımız ile birlikte.
Buluşma saati Kazdağları Ekoloji Platformu hesaplarından gün içerisinde paylaşılacaktır.
Her zaman dediğimiz gibi #KazdağlarınınÜstüAltındanDeğerlidir
Cengiz'in Kazdağlarındaki katliam sahası Halilağa Bakır Madeni'nde bir işçi bugün gece vardiyası bitiminde saat 04.00 sularında iş makinesi altında kalarak can verdi.
İşcinin evli ve 3 çocuk babası Yaşar İlter olduğu Samsun'dan çalışmak için Çanakkale'ye geldiği edinilen bilgilerden.
Halilağa Bakır Madeni'nin yaklaşık iki yıldır faaliyet gösterdiği alanda başından beri iş güvenliği konusunda yeterli önlemlerin almadığını defalarca söyledik!
Ağir yaralanmalı kazaların sıklıkla yaşandığı madende. çalışma vardiyası ikiye çekilip çalışma saatleri uzatılmıştı. Akşam üzeri 18.00'da başlayan gece vardiyası sabah 04.00e kadar devam ediyor.
Çalışma koşullarının ağırlığı, yeterli iş güvenliği sağlanamaması sonucu bir maden işçisi daha yaşamını kaybetti.
Doğanın, madenin kıyısında yaşayan köylülerin yaşam alanlarının, geçim kaynaklarının hiçe sayıldığı, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik çıkmazda Samsun'dan Bayramiçe evlatlarının rızkını kazanmak için gelen bir babanın feci şekilde can vermesine neden olan bu sistem bir kişinin rantı uğruna hepimizin kaybettiği bir sistemdir.
Cengiz Holding'in Kazdağlarında katliam sahasının iş güvenliği açısından yeterli olmadığı ile ilgili Bayramiç Savcılığına verdiğimiz suç duyurularımız dikkate alınmamış inceleme başlatılmamıştır!
Madende bugün itibariyle çalışmalar durduruldu ve soruşturma başlatıldı. Kamuoyunun işçimizin ölümü ile ilgili detaylı olarak bilgilendirilmesini istiyoruz.
İşçimizin ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
İliç davasında daha önce tahliye edilen mühendis A.Rıza Kalender ile Kanadalı şirket yöneticisi Iain Ronald Guille yeniden tutuklandı.
Geç gelen adalet Cengiz'e devredilen madenin bir an önce açılması için bir hamlede olabilir düşüncesini akla getiriyor!
#İliçiunutmaunutturma
Kazdağlarınım eteğinde üç köyün ortasında bir katliam sahası inşa eden Cengiz'e yok olacak o üç köyden birisi olan Hacıbekirler köyünden Gülferit ablanın haklı isyanı!
Bu sesi duymayan siyasi iktidar, Cengiz'in sesini her daim duyuyor, maden yasaları çıkarıyor, vergi indirimi yapıyor, teşvik veriyor!
Köylünün geçim kaynağı, evi, bostanı, merası, dikili tarlası gitmiş umurlarında değil!
Gülferit ablanın bu duvarları istemiyorum dediği duvarlar, cevher zenginleştirme tesisi, atık depolama tesisi olacak. Gece gündüz üç vardiya çalışılacak buralarda. Patlatmalar başladığında şimdi olan tozun onlarca katı bütün köylere, ağaçlara, ekili dikili herşeyin üzerine düşecek!
Hayvanlar otlayamayacak, ağaçlar kuruyacak, bostanlar bitecek! Ne için bir şirketin rantı için, bir şirketin zenginliğine zenginlik katılsın diye madenin kıyısındakiler yoksullaşacak, göç etmek zorunda kalacak!
Yasa şirketlerin, topraklar bizim demeye devam edeceğiz, #Madenyasasıhükümsüzdür biz mücadeleyi büyüttükçe..
📍 Bingöl
7554 sayılı Maden Yasası hükümsüzdür!
Toprağımızı, suyumuzu, ovamızı, ormanımızı, yaylalarımızı ve evimizi şirketlere teslim etmeyeceğiz.
Yaşam alanlarımızı, emeğimizi ve geleceğimizi birlikte savunacağız. Vazgeçmeyeceğiz!
#MadenYasasıHükümsüzdür
📍 Karlıova, Bingöl
7554 sayılı Maden Yasası hükümsüzdür!
Toprağımızı, suyumuzu, ovamızı, ormanımızı, yaylalarımızı ve evimizi şirketlere teslim etmeyeceğiz.
Yaşam alanlarımızı, emeğimizi ve geleceğimizi birlikte savunacağız. Vazgeçmeyeceğiz!
#MadenYasasıHükümsüzdür
MADEN YASASI HÜKÜMSÜZDÜR!
24 Temmuz 2025 tarihinde yürürlüğe konulan şirketlerin kanunu topraklarımızı, ormanlarımız, köylerimizi, zeytinlerimizi şirketlerin talanına açmıştır. Bu yasaya sonuna kadar direneceğiz.
Şirketlerin talanına boyun eğmeyeceğiz! #MadenYasasıHükümsüzdür
Köylerimiz, yaylalarımız, ormanlarımız, zeytinliklerimiz ve derelerimiz bizimdir. Şirketlerin talan yasasına karşı 24 Temmuz günü heryerde alanlardayız, nöbetteyiz, eylemdeyiz, yan yana geliyoruz.
Birbirimize, ülkemize, mücadeleden vazgeçmeyeceğimizin sözünü veriyoruz!
7554 sayılı maden ve talan kanununun yasalaşmasının birinci yılında memleketin dört bir yanında ayaktayız!
Bu yasayı tanımıyoruz, kabul etmiyoruz, köylerimiz, topraklarımız bizimdir, kamu biziz!
Direnmeye, mücadeleye devam edeceğiz. Asla vazgeçmeyeceğiz!
13 Haziran günü Balaban Tesisilerine ve Tümad'ın maden kapısına giden yol üzerinde vekilimiz Özgür Ceylan ile Tümad'ın faaliyetlerini yerinde görmek, vekilin Çed izinleri hakkında açıklamasına eşlik etmek üzere Çanakkale'lilerle birlikte Kirazlıdaydık.
Açıklamadan bir hafta sonra Çanakkale Valiliği, herhangi bir şekilde ormana girilmemiş, vekilin açıklaması sonrası dağılınmış olunmasına rağmen açıklamaya katılanlardan bir kısmına ormana giriş yasağı üzerinden cezai işlem uygulamıştır.
Çanakkale Valisi, Çanakkale halkını, şehrin geleceğini tehdit eden, izinleri hakkında kamuoyuna yeterli bir açıklama yapmayan Tümad'ın siyanürlü altın madenciliği yapacağı alanla ilgili herhangi bir denetim, işlem yapmayı görevi olarak görmüyor! Ama toprağını savunan, tüm Çanakkale'nin geleceğini tehdit edecek madencilik faaliyetinin mevzuatlara uygun olup olmadığını gündeme taşımak için yanında milletvekili bulunmasına rağmen açıklama yapmak isteyen vatandaşına ormana girilmediği halde, maden ve Balaban yolu üzerinde bulunmaktan cezai işlem yazabiliyor!
Vali beye soruyoruz kamunun yanında olmanız gereken, kamunun taleplerine karşılık vermeniz gereken noktada neden bir şirketin talimatı ile hareket ediyorsunuz?
Çanakkale halkının menfaati, şirketlerin menfaatinden üstündür. Tümad Çanakkale'den daha büyük değildir. Siz bu ilin en yüksek mevkisinde bulunan kamu görevlisi olarak Çanakkale halkının yanında yer almanız gerekirken toplumsal duyarlılık gösteren, havasına, suyuna, toprağına sahip çıkan Çanakkale'lileri cezalandırmayı tercih ettiniz!
Ruhsat sahası olmadığı halde Balaban Çeşmesi'ne gİden yolu trafiğe kapatan, madene giden yolu kamyon kamyon toprak ile geçilemez hale getiren Tümad'a soracak mısınız bu neyin telaşı, korkusu diye? Bir maden ruhsatı ile tüm bölgeyi istediğiniz keyfilikle kullanma hakkına nasıl sahip oluyorsunuz diye?
Tümad, Cengiz bu toprakları birer ekokırım sahasına dönüştürmek, Çanakkale'nin su, hava hakkını, gelecek kuşakların yaşam hakkını elinden almak, kendi sermayelerini büyütmek için var!
Bizler de Kazdağları'nı, Çanakkale'yi ekoyıkım sahasına çevirmek isteyen şirketlere, sesimizi kısmak isteyen valiye inat, gerçekleri haykırmak için varız!
23 Haziran 2026 günü Ankara'da iki yüzden fazla insan gözaltına alındı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 7 Temmuz'da başlayacak NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen ve yasal hiçbir dayanağı bulunmayan bir “önleyici operasyon” yürütüldüğü iddia edilmektedir.
Gözaltına alınanlar arasında insan hakları savunucuları, avukatlar, gençler, Tema Vakfı çalışanları, üniversite öğrencileri ve sınava hazırlanan öğrenciler, akademisyenler sendika yöneticileri, LGBTİ+ aktivistleri ve çok çeşitli çevrelerden insanlar bulunmaktadır.
İnsan Hakları Derneği yöneticileri ve avukatları süreci en başından itibaren takip etmişlerdir.
Edindiğimiz bilgilere göre gözaltına alınan kişilerin tamamının evlerine kapıları kırılarak girilmiş, gözaltına alınanlar ve bazı aile sakinleri uzun süre boyunca evlerinde ters kelepçeli şekilde bekletilmiştir.
Defalarca dile getirdiğimiz gibi, ters kelepçe bir işkence ve kötü muamele yöntemidir. Buna rağmen gözaltına alınan kişilerin tamamı savcılığa da ters kelepçeli şekilde sevk edilmiştir. Tutuklananlar benzer bir soruşturma kapsamında 4 ayı aşkın süredir ev hapsinde tutulan Ankara Şube Yönetim Kurulu üyemiz ve Ankara Şube Gençlik Komisyonu üyelerimiz de bulunmaktadır.
Gözaltına alınan ve tutuklanan kişilere “hangi örgüte üyesin, kod adın var mı, …..örgütü hakkında bilgi verin” şeklinde somut bir iddiaya dayandırılamayan sorular yöneltilmiş ve bu gerekçelerle tutuklanmışlardır.
"NATO Zirvesi öncesi önleyici operasyon" adı altında yürütülen bu soruşturmada, başından sonuna kadar hem ulusal mevzuata, hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı yol ve yöntemler kullanılmıştır. Hukuki dayanaktan yoksun, soyut gerekçelerle gözaltı ve tutuklama işlemleri gerçekleştirmiştir. Gözaltına alınan kişiler işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmış, müdafi olarak görev yapan bazı avukatlara da şiddet uygulanmıştır.
İnsan hakları savunucuları olarak bu sürecin takipçisi olmaya, yaşanan ağır hak ihlallerinin kamuoyuna duyurulması, sorumluların hesap vermesi ve tutuklanan kişilerin bir an önce özgürlüklerine kavuşması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
Kirazlı'da bulunan Bayramiç Altın ve Gümüş Madenî sahasına, Çanakkale vekilimiz Özgür Ceylan ile birlikte Bayramiç ve Çanakkale'den doğa ve yaşam savunucuları olarak gittik.
Tümad'ın ruhsat sahası dışındaki Balaban Tesis'lerine giden ormanlık yolun keyfi bir şekilde trafiğe kapatıldığını gördük.
Orman yolu üzerinde durmamıza izin verilmeyip buranın maden sahası içinde kaldığı Tümad'ın görevlileri tarafından defalarca iletildi.
Jandarma çağrıldı, gbt yapıldı, orman yasakları dolayısıyla alanı terk etmemiz istendi.
Maden girişine yöneldiğimizde sabah açık olan orman yolunun kamyonlarla toprak taşınarak kapatıldığını fark ettik.
Soruyoruz; Kamunun bilgilenme hakkına karşı bu telaş bu korku neden?
Tümad'ın Çed süreci ile ilgili bir sorunu yoksa, madenin kapısına Çanakkale milletvekilinin gitmesine niye engel olmaya çalışıyor?
Ruhsat sahası içinde olmamasına rağmen, diledikleri gibi orman yolları nasıl trafiğe, insan geçişine kapatılabiliyor?
Bütün Çanakkale halkının içme suyu olarak kullandığı Balaban Çeşmesi'ne ulaşma hakkı nasıl gasp edilebiliyor?
Günlerce nöbet tutup patlatılmasına izin vermediğimiz Balaban Tepesi çok yakında yerle bir edilecek belli ki, halkın bunu görmesine engel olunmak mı isteniyor?
Soruyoruz Tümad bu neyin korkusu?
#KazdağlarınınÜstüAltındanDeğerlidir
Cengiz'in Kazdağlarındaki katliam sahası Halilağa Bakır Madeni için Hacıbekirler köylüsü kadınlarımızın açmış olduğu davanın yapılan bilirkişi keşfinde yaşanılanlar, maden ve enerji şirketlerine kamu yararı gözetilmeden açılan milyonlarca dönüm arazi, yasaları delmek adına uygulanan imtiyazlar, yasaların şirketler lehine yeniden yeniden düzenlenmesi sürecinde gelinen son noktadır!
Keşif 20 dakika gibi olağandışı bir sürede tamamlanmış, dava konusu 5995.74 hektar büyüklüğündeki ruhsat sahası olmasına rağmen sadece tek bir noktadan drone kaldırılmak suretiyle tamamlanmıştır.
Keşfin yalnızca sınırlı alana odaklanması, tek bir noktadan yapılan drone çekimiyle sınırlandırılması, keşfin amacını ortadan kaldırmıştır, raporun teknik güvenirliliğini zedelemiştir.
Bu koşullarda hazırlanan bilirkişi raporu, önceki bilirkişi ve mahkeme tespitleriyle çelişmiştir, hazırlanan krokiler eksik ve yanıtıcıdır, ruhsatın bütünü değerlendirilmemiştir, fiili faaliyet alanları dikkate alınmamıştır ve en önemlisi de davaya sunulan teknik ve hukuki itirazların hiçbirine cevap verilmemiştir!
Bugün davacı kadınlarımız ve davaya müdahil olan Bayramiç'in köylerinde ikamet edenler olarak bilirkişi raporuna ve bu raporu hazırlayan keşif heyetine itiraz hakkımızı kullanıyoruz.
#kazdağlarındandefolcengiz
#defolcengiz
#kazdağlarınınüstüaltındandeğerlidir
Esra'mızın tutuklanmasından beri canla başla çalışan avukatlarımıza, mücadele bayrağını devralan köylülerimize, Türkiye'nin ve dünyanın her yerinde Esra'mızı yurdu belleyip mücadeleyi büyüten herkese minnettarız!
Mücadelemizin kazandı!
Esra'yı alıyoruz, Akbelen'i vermeyeceğiz!