Kendin ol bu gün elinden gitmesinden korktuğun şey için kendini fazla sıkma. Kendin ol bu gün elinden kayıp gitmesi yarın gitmesinden daha hayırlı olabilir!
❗️İran ve Amerika destekli vahşi Şii milisler Irak'ta yakalamış oldukları bir grup müslümanın arasında birinin kulağını kesiyor ve bunu kayda alıyorlar.
Bu yamyam Rafizilerin eline kudret geçtiği vakit Sünnilere reva gördüklerinin sadece bir örneği.
2016 yılında Irak'ta Haşdi Şa'bi milisleri tarafından tutuklanan ve akıbetleri bilinmeyen onlarca Müslüman.
Bugün hala toplu mezarlar bulunuyor Irak'ta ve daha gün yüzüne çıkmayı bekleyen bir sürü toplu mezar mevcut. İşte Şiilerin ellerine fırsat geçtiğinde size yapacakları bu.
Soldakinin 300 koyunu var. Yeme para veriyor, ahırının elektriğine suyuna para veriyor. Traktörü bile yok. Koyunlarını eski bir torososu var onda taşıyor. Babadan kalma kerpiç bir evi var. Hayatında hiç tatile gitmemiş. Hayvanlarını satıp devlete vergi veriyor. Elinde kalan 3-5 kuruşla evini geçindirmeye ve yeniden hayvanlarına bakmaya çalışıyor.
Sağdakinin yüzden fazla köpeği var. Tamamını sokakta açık alanda bakıyor. Köpeklere mama alacağım diye vergisiz ve denetimsiz para topluyor. Her yıl düzenli olarak tatilini yapıyor. 4x4 pickupı ve şehrin göbeğinde lüks bir rezidansta oturuyor. Hayatı boyunca da vergi nedir bilmemiş vergi filan ödememiş.
Nasıl? İyi mi?
🔴 “5.sınıf öğrencisi çocuğu, büste saygı duruşunda durmak istemediği için darp ettiler.”
Avukat Yunus Ari:
Çorlu’da, büstün önünde inancı gereği saygı duruşunda bulunmak istemeyen öğrenci, kolundan tutularak zorla aşağı indirilmişti.
Bu olayın ardından, bu kez aynı öğrencinin kardeşi de aynı gerekçeyle akranı tarafından darbedildi.
Çocuğa “vatan haini” denilerek hakaret edilmiş, sinkaflı sözlerle aşağılanmış ve “Bugün seni az dövdüm, yarın tekrar döveceğim.” denilerek tehdit edilmiştir.
Kelâmî ve fıkhî bir yönü bulunan tekfir ahkâmı, ancak liyakat sahibi kişiler tarafından icra edilmelidir. Özellikle İslâm alâmetlerine sahip olup açık şirk ve küfürden uzak duran kimseler hakkında tekfir hükümlerini, liyakatsiz kişilerin hamasî duygularla ve cahilane bir şekilde; sosyal medya gibi platformlarda ya da dernek, vakıf benzeri ortamlarda yapılan toplantılarda dile getirmesi neticesinde; saygı ve sevgiden, ahlâk ve edepten yoksun, kibir, riya ve şekilcilik hastalığına müptela, toplumu şizofrenik bir bakış açısıyla tahlil eden; hadsiz, cahil ve ukala, sıfat itibarıyla da tarih sayfalarında zikredilen Haricilere benzeyen bir nesil ortaya çıkmıştır. Bugün başşta biz müslümanlar olmak üzere hayatın birçok alanında bunun bedelini ödüyoruz. Oysa bize Buhari, Müslim, Ahmed ve İbn Mâce gibi rivayet yollarıyla ulaşan hadislerde Allah Resûlü (s.a.v), Hariciler (tekfircilik hastalığına müptela olanlar) hakkında şöyle buyurmuştur:
“Kur’an’ı okurlar ama imanları boğazlarından aşağı geçmez.”
“Onlar, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkarlar.”
“Onlara nerede rastlarsanız öldürün; zira onları öldürenler için kıyamet gününde Allah katında büyük bir ecir vardır.”
“Eğer ben onların dönemine yetişirsem, onları Âd kavminin helâk edilişi gibi yok ederim.”
“Onlar yaratılmışların en şerlilerindendir.”
“Hariciler, gök altında öldürülenlerin en kötüsüdür; öldürülenlerin en iyisi ise onlar tarafından öldürülenlerdir.”
“Onlar cehennem köpekleridir.”
Peki bu denli ağır ve tehdit içeren ifadeler neden Mücessime, Müşebbihe, Kaderiyye, Mürcie, Râfızî gibi fırkalar hakkında değil de özellikle Hariciler için kullanılmıştır? Çünkü bu hastalık sadece inanç esaslarını bozmakla kalmaz; aynı zamanda İslâm hukukunda “Makâsıdü’ş-Şerîa” (Şeriatın Amaçları) veya “Zarûrât-ı Hamse” (Korunması Zorunlu Beş Esas) olarak adlandırılan ve bir İslâm devleti ya da sosyal hukuk devleti anlayışının korumakla yükümlü olduğu; can, din, akıl, mal ve nesil/namus emniyeti gibi bütün temel değerleri de kökünden sarsmakta, hatta yok etmektedir.
----------
The rulings of takfīr, which have both theological and jurisprudential dimensions, should only be exercised by those who are qualified. Especially when it comes to individuals who bear the signs of Islam and who remain distant from clear polytheism and disbelief, the fact that unqualified people express judgments of takfīr in an emotional, ignorant manner—on platforms such as social media or in gatherings held in associations and foundations—has resulted in the emergence of a generation devoid of respect and love, lacking in morality and proper conduct, afflicted with arrogance, ostentation, and formalism, and analyzing society through a distorted, almost schizophrenic perspective; a generation that is insolent, ignorant, and arrogant, and that, in terms of its characteristics, resembles the Khārijites mentioned in the pages of history. Today, we—Muslims in particular—are paying the price for this in many areas of life.
However, in hadiths transmitted to us through narrations such as those of Bukhārī, Muslim, Aḥmad, and Ibn Mājah, the Messenger of Allah (peace and blessings be upon him) said the following about the Khārijites (those afflicted with the disease of excommunicating others):
“They will recite the Qur’an, but their faith will not go beyond their throats.”
“They will pass through the religion as an arrow passes through its target.”
“Wherever you find them, kill them; for whoever kills them will have a great reward with Allah on the Day of Resurrection.”
“If I were to live to see their time, I would destroy them as the people of ‘Ād were destroyed.”
“They are among the worst of creation.”
“The Khārijites are the worst of those who are killed under the sky, and the best of those who are killed are those whom they kill.”
“They are the dogs of Hell.”
So why have such severe and threatening expressions been used specifically for the Khārijites, rather than for sects such as the Mujassimah, Mushabbihah, Qadariyyah, Murji’ah, or Rāfiḍah? Because this affliction not only corrupts the principles of faith, but also fundamentally undermines—and even destroys—the essential values that Islamic law seeks to preserve, known as the Maqāṣid al-Sharī‘ah (the Objectives of the Law) or the al-Ḍarūriyyāt al-Khams (the Five Essential Necessities): the protection of life, religion, intellect, property, and lineage/honor. These are the core values that any Islamic state—or indeed any social state governed by the rule of law—is obliged to safeguard.
🔴 Van’da Yürek Yakan Olay: 5 Yaşındaki Hamza Başıboş Köpek Saldırısında Hayatını Kaybetti
🔻Van’ın Saray ilçesinde geçtiğimiz günlerde yaşanan trajik olayda, evlerinin önünde oyun oynayan 5 yaşındaki Hamza Özsoy, başıboş köpeklerin saldırısı sonucu hayatını kaybetti. Saldırıda yaralanan 9 yaşındaki kuzeninin ise tedavisi devam ediyor.
🔻Olayın ardından açıklama yapan acılı aile, çocuklarına saldıran köpeklerin hâlâ mahallede dolaştığını belirterek yetkililere tepki gösterdi. Aile, “Çocuğumuzu parçalayan, o kanı üzerinde olan köpek kapımızın önünde dolaşıyordu.” sözleriyle yaşadıkları acıyı ve dehşeti dile getirdi.
🔻Yaşanan facianın kamuoyunda yeterince yer bulmadığını ifade eden aile, sorumluların hesap vermesini ve benzer olayların tekrar yaşanmaması adına gerekli önlemlerin bir an önce alınmasını istedi.
🔴|TRT Haber’in Van’ın Saray ilçesinde başıboş sokak köpeklerinin saldırısında katledilen 5 yaşındaki çocuk ile yaralanan 9 yaşındaki kuzenine ilişkin haberi internet sitesinden KALDIRDIĞI ve X paylaşımını SİLDİĞİ ORTAYA ÇIKTI!
8 yıl önce bugün, Şam kırsalındaki Duma şehrinin sokakları.
Kimyasal varil bombalarıyla sivil halka yönelik gerçekleşen katliamda
çoğu çocuk ve kadın onlarca insan hayatını kaybetmişti.
#DumaMassacre
🔴 Suriye'de Esed rejiminin, Duma'da kimyasal silahla 78 sivili öldürdüğü katliamın üzerinden 8 yıl geçti.
Katliamın ardından binlerce sivil zehirli gazlardan etkilenerek evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Rusya ve İran, saldırıdan 5 gün sonra rejim güçlerinin Duma ve Doğu Guta'nın tümünde kontrolü ele geçirdiğini duyurdu.
🏛️ Irak’ta 1000 Yıllık Sünnî Hâkimiyetinin Tasfiyesi
ABD'nin Irak'a girerek Baas rejimini devirmesinden sonra 11 Mayıs 2003 ile 28 Haziran 2004 tarihleri arasında Irak Devlet Başkanlığı statüsünde olan Geçici Koalisyon Yönetimi'nin başkanı Levis Paul Bremer, işgalin gerçek ajandasını anlattı:
🔹 "1000 yıllık Sünni egemenliğine son verdik."
🔹 "Şiiler, Sistani'nin kararıyla işgal yönetimiyle iş birliği yaptı."
🔹 "Eski orduyu, Şii ve Kürt liderlerin talebiyle dağıttık."
🚨 Irak'taki Hapishaneler İşkence ve İnfaz Merkezlerine Dönüşüyor
Felluce kanalından Eymen Abdülvehhab'ın hazırladığı rapora göre Irak'taki hapishaneler ıslah merkezlerinden işkence ve infaz merkezlerine dönüşmekte.
Mahkum yakınları, çocuklarının maruz kaldığı korkunç fiziksel işkenceleri doğruluyor. Bu uygulamalar arasında ateşle yakma, kaynar su dökme ve çeşitli insanlık dışı yöntemler yer alıyor. Bu durum, kurbanları gerçek olmayan suçları itiraf etmeye zorluyor.
Parlamento raporları, el-Hût Cezaevi yönetiminin, af yasası kapsamındaki birçok mahkumun sistematik olarak tasfiye edilmesinin (öldürülmesinin) arkasında olduğunu işaret ediyor. Ayrıca insan hakları raporlarına göre, cezaevindeki birçok mahkum hakkında verilen idam kararları, ailelerine son bir görüşme hakkı bile tanınmadan ve haber verilmeden infaz ediliyor.
İşkencecilerin hesap vermesi ve Genel Af Yasası'nın uygulanması için acil soruşturma açılması yönünde çağrılar artıyor.
Gün görmemiş arşivimden…
Irak’ı işgal eden ABD yetkilisi Bremer:
Saddam’ı devirerek Irak’taki bin yıllık Sünni iktidarı bitirdik.
Bu açıklama o zaman Şiilerle neden işbirliği yaptıklarını gösteriyor. Saddam zalim biriydi ama amaç Şiileri Sünni çoğunluğa karşı desteklemekti.
❗️Tahran'daki Sünni Camiilerin Durumu!
İran rejmine muhalefeti sebebiyle ülkesine dönemeyen İranlı Sünni aktivist Mâcid Abbâsi'nin bu konu hakkındaki şahitliği;
Manisa´da Ramazan hoca´ya öğrencileri ile kumpas kurup İftira atarak ceza evine gönder Aynur İstanbul İsimli şirret.
Bu kadının da tutuklanıp kanunen ceza alması gerekmiyor mu.
A - Evet
B - Hayır
C - Kesinlikle